64. bölüm / 76
KarmalarBölüm 8
Bölümler 76Şu an: Bölüm 8
- 1 36 Yaş - 1.Bölüm1.626 kelime
- 2 36 Yaş - 2.Bölüm1.614 kelime
- 3 36 Yaş - 3.Bölüm1.400 kelime
- 4 24 Yaş İş Kadını - 1.Bölüm1.234 kelime
- 5 24 Yaş İş Kadını - 2.Bölüm1.506 kelime
- 6 24 Yaş İş Kadını - 3.Bölüm1.354 kelime
- 7 24 Yaş İş Kadını - 4.Bölüm2.146 kelime
- 8 24 Yaş İş Kadını - 5.Bölüm1.690 kelime
- 9 Dirilme - 1.Bölüm2.041 kelime
- 10 Dirilme - 2.Bölüm1.917 kelime
- 11 Dirilme - 3.Bölüm2.397 kelime
- 12 Dirilme - 4.Bölüm2.653 kelime
- 13 ➕ Yaralı - Pansuman1.510 kelime
- 14 ➕ Teklif Sonrası1.688 kelime
- 15 ➕ Düğün Bacaktan Vurulma1.353 kelime
- 16 ➕ Kızlar Dağıtma2.367 kelime
- 17 ➕ Dörtlü Yemek2.085 kelime
- 18 ➕ Teyzenin Evinde Kalma2.626 kelime
- 19 ➕ Teyzenin Evinde Kalma 22.036 kelime
- 20 ➕ Otogar Gazozcu1.842 kelime
- 21 ➕ Arabanın Arkasından Bakış1.752 kelime
- 22 🔥 Düğüne Gidebilme2.251 kelime
- 23 🔥 Eski Eşya Odası - Ev2.557 kelime
- 24 🔥 Bungalov1.905 kelime
- 25 🔥 İlk - Çakır Keyif2.711 kelime
- 26 🔥 İlk - Çakır Keyif 21.742 kelime
- 27 ➕ İtalya Yolcusu Kalmasın 11.824 kelime
- 28 ➕ İtalya Yolcusu Kalmasın 21.994 kelime
- 29 ➕ İtalya Yolcusu Kalmasın 32.020 kelime
- 30 ➕ Kaptan-Pavyon2.072 kelime
- 31 ➕ 18 sonrası1.487 kelime
- 32 ➕ 18 Sonrası Pt21.695 kelime
- 33 🔪 1.Bölüm1.656 kelime
- 34 🔪 2.Bölüm1.487 kelime
- 35 🔪 3.Bölüm2.273 kelime
- 36 🔪 4.Bölüm1.931 kelime
- 37 ➕ 18 Sonrası Kıskançlık2.021 kelime
- 38 ➕ 7.Bölüm Gönül Alma2.027 kelime
- 39 ➕ 11 Ekstra - Part 11.804 kelime
- 40 ➕ 11 Ekstra - Part 22.105 kelime
- 41 ➕ 11 Ekstra - Part 32.681 kelime
- 42 11.613 kelime
- 43 22.509 kelime
- 44 32.543 kelime
- 45 Mazi2.368 kelime
- 46 Mazi 22.028 kelime
- 47 Nedim1.777 kelime
- 48 Kars2.816 kelime
- 49 Karsssss3.002 kelime
- 50 Karsssssss Devam2.604 kelime
- 51 EKSTRA | Kurabiye1.501 kelime
- 52 Kurabiye 21.035 kelime
- 53 Nesrin1.928 kelime
- 54 Nesrin 21.812 kelime
- 55 Evli2.038 kelime
- 56 88888882.080 kelime
- 57 88888888888888888888882.512 kelime
- 58 Asker 1.Bölüm1.503 kelime
- 59 Asker 2.Bölüm1.436 kelime
- 60 Asker 3.Bölüm1.871 kelime
- 61 Asker 4.Bölüm1.873 kelime
- 62 Asker 5.Bölüm2.043 kelime
- 63 Asker | Flashforward 2.Bölümden 1 ay önce1.580 kelime
- 64 Bölüm 81.454 kelime · Okuduğun bölüm
- 65 Kış Günü2.357 kelime
- 66 Düğme2.076 kelime
- 67 Tezgah2.561 kelime
- 68 Tezgah 22.107 kelime
- 69 Yeni Sezon 12.055 kelime
- 70 Yeni Sezon 21.720 kelime
- 71 Soft Bölüm2.553 kelime
- 72 32.777 kelime
- 73 42.030 kelime
- 74 SOFTTTTTT2.278 kelime
- 75 EK Soft1.919 kelime
- 76 Halı Saha1.253 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Zaro Ağa’nın katılmayacağı, ancak Karslı ailesini temsilen Kudret’in gitmesi gereken o gösterişli aşiret düğünü için hazırlıklar saatler sürmüştü.
Kudret, üzerine oturan, bej rengi, zarif ama bir o kadar da iddialı bir gömlek giymiş, saçlarını özenle topuz yapmuştı.
Kendi isteğiyle bu düğünde ona eşlik edecek, onu koruyup kollayacak kişi elbette sağ kolu Vezir’den başkası değildi.
Ancak Kudret için bu sadece sıradan bir koruma görevi değildi. İçten içe birbirlerine delicesine yandıklarını, henüz kelimelere dökemeseler de o bakışlardaki ateşi ikisi de çok iyi biliyordu.
Düğüne gitmeden önce, sadece ikisi baş başa kalabilsin diye küçük bir oyun oynamış, "Vezir, düğüne gideceğimiz yerin yakınlarında yemek yiyebileceğimiz güzel bir yer var mıdır?" diyerek adamı şık bir restorana yönlendirmişti.
Restoranın gözlerden uzak, loş bir köşesinde Kudret o zarif masaya Vezirin çektiği sandalyeye oturarak yerleşmişti.
Vezir de, jilet gibi takım elbisesinin içinde, masanın karşı tarafına doğru adımladı. Gözlerini karşısındaki o kusursuz güzellikten alamıyordu. Kudret’in yüzüne bakmaya kıyamıyor, utancından sık sık gözlerini yere ya da denize çeviriyordu ama yeşil gözlerindeki o sırılsıklam aşık ifade her halinden belliydi.
Tam Kudret gülümseyerek adama doğru hafifçe dönmüş, Vezir de oturacağı sandalyeye elini atmıştı ki yan masadan kopup gelen ve o büyüyü tek saniyede paramparça eden tanıdık bir ses duyuldu.
"Vay anasını.."
Yahya’nın gür sesi restoranın sessizliğinde yankılandı. Yanında Recep vardı. İkisi de aynı düğüne gitmeden önce karınlarını doyurmak için tesadüfen aynı mekana damlamışlardı.
Yahya, şık masada oturan Kudret’i ve başında bir heykel gibi dikilen Vezir’i görünce sırıtarak onlara doğru yürümeye başladı.
Vezir, Yahya’yı gördüğü an kaskatı kesildi. Koca adamın yüzü saniyeler içinde renkten renge girdi. Hemen boğazını temizleyip, duruşunu daha da dikleştirdi.
"Hayırdır Vezir?" dedi Yahya, sırıtarak masaya yaklaşırken.
"Siz de mi düğünden önce yemeğe geldiniz?"
Vezir yutkundu. Elleri hafifçe titrerken, gözlerini Kudret’ten kaçırarak hemen savunmaya geçti.
"Yok." dedi Vezir, sesi mahcup ve fazlasıyla resmi çıkıyordu.
"Ben Kudret Hanım’ı getirdim sadece. Öyle ayakta bekliyordum ben de."
Yahya, Vezir’in bu lafı üzerine koca bir kahkaha patlattı. Hiç çekinmeden Kudret’in tam karşısındaki sandalyeyi çekip rahatça kuruldu.
"Tabi oğlum, herhalde öyle olacak!" dedi Yahya gülerek, Vezir’e yukarıdan aşağıya bakarken. "Yok bir de karşılıklı oturup mum ışığında yemek yiyecektin! Sen sağ kolsun, ağamızın kızına eşlik edip ayakta bekleyeceksin tabi. Tesadüfe bak abla, biz de tam yemeğe gelmiştik, iyi oldu karşılaştığımız."
O sırada yan masada oturan Recep, yemeğini yerken Vezir’e seslendi: "Vezir abi gel, sen de böyle otur, ayakta dikilme ağaç gibi."
Vezir hemen gitmedi. Kudret’in masasının yanındaki o korumacı konumunu hemen terk etmek istemiyordu. Yahya ise yemekleri sipariş ederken Vezir’i baştan aşağı süzdü.
"Nereden nereye be Vezir..." dedi Yahya, başını iki yana sallayarak.
"Şu haline bak. Jilet gibisin. Tuvaletlerin önünde beklediğin günlerden, ağanın en has adamı olduğun günlere. Vay be."
Vezir sadece hafifçe, gergin bir şekilde gülümsedi.
"Öyle.." diye mırıldandı.
Yahya sırıtarak sandalyesinde Kudret’e doğru döndü. O muzip, her şeyi bildiğini sanan ifadesiyle parmağını Vezir’e doğru salladı.
"Abla, sen bakma bu Vezir’in böyle efendi efendi durduğuna." dedi Yahya.
"Şimdi otogardaki kaç kadının radarında kim bilir sen biliyor musun? Kızlar resmen bunun geçeceği saati ezberlemişler, gözlerini bundan alamıyorlar. Yakında evlenir de bu abla, ben sana söyleyeyim."
Kudret’in o an masanın üzerinde duran elleri yumruk halini aldı. Yüzündeki o sakin tebessüm saniyeler içinde dondu. Kalbine, daha önce hiç tatmadığı kadar yakıcı, zehir gibi bir kıskançlık saplanmıştı.
İçindeki o kuduruk, hırçın Karslı kızı saniyeler içinde uyanmış, avaz avaz bağırmak istiyordu.
Evlenmek mi? Ne radarı? Hangi kadınlar!
Kudret, dişlerini sıkarak içindeki fırtınayı bastırdı. Zaro Ağa’nın kızıydı o, milletin önünde kendini ele veremezdi.
Yahya anlamayarak devam etti: "Bu bugün he dese, talipleri böyle sıraya girip dizilirler ben sana söyleyeyim."
Vezir’in yanakları duyduğu bu sözlerle alev alev yandı. Utangaçlıktan ve Kudret’in önünde düşürüldüğü bu durumdan dolayı ne yapacağını bilemez bir halde başını önüne eğdi.
"O ne demek Yahya, saçmalama gözünü seveyim. Ne alakası var, işimizde gücümdeyim ben." diye mırıldandı.
Ardından boğazını temizledi.
"Ben Recep’in yanına geçeyim."
Vezir, Kudret’in o buz gibi, alev saçan gözlerine bakmaya bile cesaret edemeden saygıyla başını eğip hemen yan taraftaki masaya, Recep’in karşısına geçti.
Yüzü onlara yan dönüktü ama ensesindeki o gerginlik her halinden belli oluyordu.
Vezir uzaklaşıp yan masaya geçince, Kudret Yahya ile baş başa kalmıştı. Kudret çatalıyla gelen tabağındaki yemeği yavaşça eşelerken, içindeki o deli yangını söndürmek için derin bir nefes aldı. Göz ucuyla yan masada oturan Vezir’e baktı.
Demek otogardaki bütün kadınlar onun peşindeydi! Demek radarlara takılıyordu! Kudret’in içi içini yiyordu.
Sonra, sanki çok sıradan bir şeymiş gibi, hiç umursamıyormuş gibi Yahya’ya doğru hafifçe eğildi. Ağzını yoklamanın tam sırasıydı.
"Ne o öyle demin anlattığın saçma sapan şeyler Yahya?" dedi Kudret çaktırmadan, sesi alçak ama iğneleyiciydi.
"Kimmiş o otogardaki kadınlar? Kimin radarındaymış bu? Uyduruyorsun sen de abuk subuk."
"Yok abla yeminle." dedi Yahya heyecanla, sesini alçaltarak.
"Bizim yandaki yazıhanenin muhasebecisi Sevgi var mesela, kız her gün Vezir geçerken göz göze gelelim diye cama yapışıyor. Aşağıdaki büfeci ablanın yeğeni var, kız Vezir çay almaya gelince eli ayağına dolanıyor. Adam yakışıklı tabi, hem de Ağa’nın sağ kolu. Kim istemez?"
Kudret’in midesine resmen koca bir yumruk inmişti. Sevgi mi? Büfecinin yeğeni mi? Kudret’in gözleri o kadar kısıldı ki, Yahya bir an duraksadı.
"Niye merak ettin sen bu kadar abla?" dedi Yahya, Kudret’in bu sorgulayıcı halinden şüphelenerek.
Kudret, yakalandığını anladığı an hemen toparlandı. Boğazını temizledi, omuzlarını umursamazca silkip arkasına yaslandı. Yüzüne o ciddi, nemrut ağa kızı ifadesini yerleştirdi.
"Ne merak edeceğim ya, bizene canım!" dedi Kudret, kaşlarını çatarak.
"Ama şimdi Vezir evlenirse işler değişir Yahya. O bizim yanımızda, en güvendiğimiz adam olarak çalışıyor sonuçta. Evli barklı adam öyle gecenin köründe babamın her işine koşturamaz, eskisi gibi sağa sola gidemez, aklı evde kalır, işler aksar. Dikkatimi çekti sadece, o yüzden sordum. Yoksa kiminle evlenirse evlensin, kimin radarına girerse girsin, bana ne."
Yemek bitip de düğün yerine eve gidilmeye karar verildikten sonra, dönüş yolu için arabaya bindiklerinde, arabanın içindeki hava kelimenin tam anlamıyla buz gibiydi.
Vezir her zamanki gibi saygıyla şoför koltuğuna geçmiş, Kudret ise yanındaki yolcu koltuğuna oturmuştu.
Araba hareket ettiği andan itibaren Kudret kollarını göğsünde sımsıkı kavuşturdu, başını cama çevirdi. Yüzünden düşen bin parçaydı.
Yemek boyunca kafasının içinde sadece o "Sevgi" ve "büfeci kız" dönüp durmuştu. Vezir, kadının bu gergin, bu öfkeli halini fark etmiş ama nedenini bir türlü anlayamamıştı.
Acaba yemekte Yahya canı sıkılmıştı? Adamın içi içini yiyordu ama utangaçlığından sormaya da cesaret edemiyordu.
Arabayı bomboş İstanbul yollarında biraz hızlandırdı. Motorun o güçlü sesi yankılanırken, Kudret’in sabrı nihayet taştı.
"Yavaş kullan şu arabayı!" diye tısladı Kudret aniden.
Sesi o kadar iğneleyici, o kadar alaycıydı ki Vezir irkilerek frene dokundu.
"Affedersiniz Kudret Hanım.." dedi Vezir mahcup bir sesle, kulaklarına kadar kızararak. "Bir an daldım herhalde, fark etmedim."
Kudret sinirle güldü, yüzünü adama doğru çevirmeden cama bakarak imalı imalı konuşmaya devam etti.
"Tabi.. Hızlı kullanırsın. Belli ki hızlıca yetişmen gereken radarlar var sanırım! Bekletme bari o kadar kadını, sıraya girmişler yazık olmasın, gaza bas gaza."
Vezir duyduğu bu söz karşısında kaşlarını çattı. Göz ucuyla Kudret’e baktı. Ne demekti şimdi bu? Hangi radarlar, hangi kadınlar? Adamın beyni, masada Yahya’nın söyledikleriyle bu lafı birleştiremeyecek kadar saftı o an.
"Anlamadım Kudret Hanım?" dedi Vezir, tamamen samimi bir şaşkınlıkla, çekinerek.
"Ne kadını, kime yetişeceğim ben?"
"Bana saf numarası yapma Vezir!" dedi Kudret, aniden ona doğru dönerek. Gözleri alev alevdi.
"Otogarda sıraya girip dizilen taliplerine yetişeceksin işte! Muhasebeci Sevgi miydi, büfecinin yiğeni miydi ne karın ağrısıysa artık! Git, onlar bekler şimdi seni, sağ kolsun tabi ya, havan yerindedir!"
Vezir’in gözleri duyduğu bu sözlerle fal taşı gibi açıldı. Arabanın içinde koca bir sessizlik oldu. Vezir, Kudret’in bu sözlerindeki o yoğun, o yakıcı kıskançlığı idrak etmeye çalıştı. Kudret onu kıskanıyor muydu? Gerçekten o masadaki muhabbeti ciddiye alıp o kadınlara mı öfkelenmişti?
Vezir’in kalbi göğüs kafesinde adeta gümbür gümbür atmaya başladı. Yanakları alev alev yandı. İçinde devasa, utangaç ama bir o kadar da coşkulu bir mutluluk filizlendi. Ama o kadar saygılı, o kadar haddini bilen bir adamdı ki, kadının bu kıskançlığına karşılık verip "Sen beni mi kıskanıyorsun." diyemedi.
Gözlerini yoldan ayırmamaya çalışarak boğazını temizledi.
"Kudret Hanım.." dedi Vezir, sesi hafifçe titreyerek, yumuşacık ve son derece mahcup bir tonla.
"Benim hayatımda işimden ve ağamın bana verdiği görevlerden başka hiçbir şey yok. Yahya boş konuşuyor, abartıyor. Benim öyle kadınlarla, evlilikle falan işim olmaz, olamaz."
"Belli belli." diye mırıldandı Kudret, hıncını tam olarak alamayarak önüne döndü.
"O yüzden he desen sıraya giriyorlar. Sen onlara pas vermesen niye cama yapışsınlar."
"Yemin ederim benim kimseye baktığım yok." dedi Vezir çaresizce, adeta bir çocuk gibi kendini savunarak. Sesi o kadar içten, o kadar kırılgandı ki..
"Benim gözüm, bu arabanın içinden, sizin güvenliğinizden başka hiçbir yeri görmüyor."
Vezir’in ağzından dökülen bu ince, bu utangaç itiraf arabanın içinde asılı kaldı. Kudret’in kalbi o an tekledi.
Benim gözüm bu arabanın içinden başka hiçbir yeri görmüyor.
Bu söz, adamın ona duyduğu o devasa sevdanın, sınırları aşamayan o büyük aşkın en net, en masum işaretiydi. Kudret’in içindeki o deli öfke saniyeler içinde eridi, yerini sıcacık, baş döndürücü bir huzura bıraktı. Yüzünü cama çevirip, adam görmesin diye dudaklarını ısırarak koca, sırılsıklam aşık bir gülümseme sakladı.
Bölüm etkileşimi
