56. bölüm / 76
Karmalar8888888
Bölümler 76Şu an: 8888888
- 1 36 Yaş - 1.Bölüm1.626 kelime
- 2 36 Yaş - 2.Bölüm1.614 kelime
- 3 36 Yaş - 3.Bölüm1.400 kelime
- 4 24 Yaş İş Kadını - 1.Bölüm1.234 kelime
- 5 24 Yaş İş Kadını - 2.Bölüm1.506 kelime
- 6 24 Yaş İş Kadını - 3.Bölüm1.354 kelime
- 7 24 Yaş İş Kadını - 4.Bölüm2.146 kelime
- 8 24 Yaş İş Kadını - 5.Bölüm1.690 kelime
- 9 Dirilme - 1.Bölüm2.041 kelime
- 10 Dirilme - 2.Bölüm1.917 kelime
- 11 Dirilme - 3.Bölüm2.397 kelime
- 12 Dirilme - 4.Bölüm2.653 kelime
- 13 ➕ Yaralı - Pansuman1.510 kelime
- 14 ➕ Teklif Sonrası1.688 kelime
- 15 ➕ Düğün Bacaktan Vurulma1.353 kelime
- 16 ➕ Kızlar Dağıtma2.367 kelime
- 17 ➕ Dörtlü Yemek2.085 kelime
- 18 ➕ Teyzenin Evinde Kalma2.626 kelime
- 19 ➕ Teyzenin Evinde Kalma 22.036 kelime
- 20 ➕ Otogar Gazozcu1.842 kelime
- 21 ➕ Arabanın Arkasından Bakış1.752 kelime
- 22 🔥 Düğüne Gidebilme2.251 kelime
- 23 🔥 Eski Eşya Odası - Ev2.557 kelime
- 24 🔥 Bungalov1.905 kelime
- 25 🔥 İlk - Çakır Keyif2.711 kelime
- 26 🔥 İlk - Çakır Keyif 21.742 kelime
- 27 ➕ İtalya Yolcusu Kalmasın 11.824 kelime
- 28 ➕ İtalya Yolcusu Kalmasın 21.994 kelime
- 29 ➕ İtalya Yolcusu Kalmasın 32.020 kelime
- 30 ➕ Kaptan-Pavyon2.072 kelime
- 31 ➕ 18 sonrası1.487 kelime
- 32 ➕ 18 Sonrası Pt21.695 kelime
- 33 🔪 1.Bölüm1.656 kelime
- 34 🔪 2.Bölüm1.487 kelime
- 35 🔪 3.Bölüm2.273 kelime
- 36 🔪 4.Bölüm1.931 kelime
- 37 ➕ 18 Sonrası Kıskançlık2.021 kelime
- 38 ➕ 7.Bölüm Gönül Alma2.027 kelime
- 39 ➕ 11 Ekstra - Part 11.804 kelime
- 40 ➕ 11 Ekstra - Part 22.105 kelime
- 41 ➕ 11 Ekstra - Part 32.681 kelime
- 42 11.613 kelime
- 43 22.509 kelime
- 44 32.543 kelime
- 45 Mazi2.368 kelime
- 46 Mazi 22.028 kelime
- 47 Nedim1.777 kelime
- 48 Kars2.816 kelime
- 49 Karsssss3.002 kelime
- 50 Karsssssss Devam2.604 kelime
- 51 EKSTRA | Kurabiye1.501 kelime
- 52 Kurabiye 21.035 kelime
- 53 Nesrin1.928 kelime
- 54 Nesrin 21.812 kelime
- 55 Evli2.038 kelime
- 56 88888882.080 kelime · Okuduğun bölüm
- 57 88888888888888888888882.512 kelime
- 58 Asker 1.Bölüm1.503 kelime
- 59 Asker 2.Bölüm1.436 kelime
- 60 Asker 3.Bölüm1.871 kelime
- 61 Asker 4.Bölüm1.873 kelime
- 62 Asker 5.Bölüm2.043 kelime
- 63 Asker | Flashforward 2.Bölümden 1 ay önce1.580 kelime
- 64 Bölüm 81.454 kelime
- 65 Kış Günü2.357 kelime
- 66 Düğme2.076 kelime
- 67 Tezgah2.561 kelime
- 68 Tezgah 22.107 kelime
- 69 Yeni Sezon 12.055 kelime
- 70 Yeni Sezon 21.720 kelime
- 71 Soft Bölüm2.553 kelime
- 72 32.777 kelime
- 73 42.030 kelime
- 74 SOFTTTTTT2.278 kelime
- 75 EK Soft1.919 kelime
- 76 Halı Saha1.253 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
'Ne güzel manzara Vezir. Denizi çok sevdiğimi biliyorsun.'
Vezir kibarca başını eğip tebessüm etti. Hızla kadını mekanın en güzel masalarından birine yönlendirdi elini uzatıp.
'Buyurun.'
Kudretin sandalyesini çekip oturmasını sağladıktan sonra koşar adımlarla hemen karşısına geçti.
'Çok ihtiyacım vardı buna..' dedi Kudret Vezirin gözlerinin ta derinine bakarken.
'Evdesiniz tabii bütün gün. Haklısınız siz de.'
'Biraz bunaldım galiba Vezir..' dedi Kudret önündeki peçeteyle oynamaya başlarken. Derin bir nefes aldı bakışlarını ufka çevirdi. Güneş batmaya başlamıştı bile.
'En son ne zaman günbatımını izlediğimi bile hatırlamıyorum biliyor musun.. Veya böyle bir yerde yemek yediğimi. Yaşlandık zaten bizden geçti orası ayr-'
'Olur mu öyle şey Kudret.. Kudret Hanım. Ne yaşlanması. Hiç yani. O kadar güzelsiniz ki..' gözlerini usulca kadının saçlarında gezdirdi sonra öksürüp sandalyesinde dikleştirdi vücudunu.
'Yani güzelsiniz derken şey demek istedim. Güzelsiniz tabii de yani daha gençsiniz anlamında.. Off.. Ben menüyü isteyeyim en iyisi değil mi. Pardon.'
Menüler gelene kadar Vezir utançtan başını bile kaldıramadı ama kaldırsa göreceği tek şey Kudretin mutluluğu olacaktı.
Güzel bulunmak hele de sevdiği tarafından..
Dünyanın en güzel hislerinden biriydi halbuki ve Kudret de şu an dibine kadar bu duygunun tadını çıkarıyordu.
Yemek boyunca aralarındaki o tatlı, çekingen ama alt metni alev alev yanan sohbet devam etti. Vezir her lokmasında kadının yüzüne hayranlıkla bakıyor, yakalanınca hemen gözlerini tabağına indiriyordu. Kudret ise onun bu tatlı hallerini izlemekten yemeğini bile zor yemişti.
İkisi de o masada sadece bir kadın ve bir erkek olduklarını hissetmişlerdi. Ağa kızı evin görevleri omzunda olan biri yoktu, sağ kol yoktu. Sadece birbirine sevdalı iki insan vardı.
Ama bu rüya çok uzun sürmedi.
Yemek bitip de o lüks, şatafatlı düğün salonuna geçtiklerinde büyü anında bozuldu. Düğün salonunun kapısından içeri adım attıkları saniye, Vezir o yumuşak, aşık adam kimliğini kapıda bırakmak zorunda kalmış ve Zaro Ağanın sağ kolu zırhını üzerine geçirmişti.
Kudrete diğer tanıdıkların ve akrabaların oturduğu ön masalara kadar saygıyla eşlik edip bıraktıktan sonra, hızla geri çekilmişti.
Kudret masada otururken gözleri sürekli Veziri arıyordu. Vezir salonun köşesinde, ellerini önünde bağlamış, yüzünde o meşhur, buz gibi ifadesiyle etrafı kesiyordu.
Tam o sırada, düğün sahibinin diğer kızı olan, üzerinde oldukça iddialı, derin yırtmaçlı kırmızı bir elbise taşıyan genç bir kadın Vezire doğru yaklaştı. Kudret’in gözleri anında kısıldı. Kalbine daha önce hiç bu kadar net tatmadığı, zehir gibi yakan bir kıskançlık oturdu.
Kadın, Vezir’in yanına gidip bir şeyler söylemeye, kıkırdamaya başladı. Yüzünde o bariz, baştan çıkarıcı flörtöz ifade vardı. Adamın koca cüssesinin yanında bilerek cilveli cilveli sallanıyor, ağzının içine düşecekmiş gibi bakıyordu. Kudret dişlerini sıktı.
"Hadi.." diye mırıldandı kendi kendine "Kovsana kızı, başından savsana Vezir."
Ama Vezir, karşısındaki düğün sahibi olduğu için kızı tersleyemedi. Kadın bir ara şuh bir kahkaha atıp elini uzattı ve parmaklarını arsızca Vezir’in takım elbisesinin koluna, pazu kısmına bastırdı. Vezir geri çekilmedi; aksine, kadının söylediği bir şeye nezaketen karşılık verirken dudaklarının kenarında ufak, kibar bir tebessüm belirdi.
O tebessüm, Kudret’in beyninde resmen şimşekler çaktırdı.
Bütün gün karşısında utancından gözlerini bile kaldıramayan, ona dokunmaya korkan adam, şimdi salonun ortasında elalemin kızıyla gülüşüyor, koluna dokunmasına izin veriyordu!
Kudret’in damarlarındaki kan saniyeler içinde fokurdamaya başladı. Gözleri alev alev yanıyordu. Bu ikiyüzlülük, bu anlamsız sınırlar canına tak etmişti.
Hırsla yerinden doğruldu, yanından geçen garsonun tepsisinden ilk şampanya kadehini hiç düşünmeden çekip aldı. O sinirle soğuk sıvıyı tek dikişte boğazından aşağı gönderdi. Yetmedi. Gözlerini o kırmızı elbiseli kadından ve Vezir’den ayırmadan ikinci kadehi aldı. Onu da yudumlamadan bitirdi.
Vezir salonun diğer ucunda, o sıkıcı kadının anlattıklarını nezaketen dinlerken aslında bütün dikkatiyle Kudret’i takip ediyordu. Kudret’in ilk kadehi aldığını gördüğünde kaşları hafifçe çatıldı ama sesini çıkarmadı. Ancak kadının gözlerini kendisine diktiğini, o öfke dolu bakışlarla üçüncü kadehe uzandığını gördüğünde Vezir’in çenesi kaskatı kesildi.
Dördüncü kadehi garsonun tepsisinden çekip aldığı an, Vezir için bütün sigortalar attı.
Kırmızı elbiseli kadına buz gibi bir "İzninizle." deyip arkasını döndü. Adımlarını o kadar hızlı, o kadar öfkeli atıyordu ki, kalabalık onun o heybetli yürüyüşü karşısında istemsizce ikiye ayrıldı.
Kudret tam dördüncü kadehi dudaklarına götüreceği sırada, koca ve nasırlı bir el onun incecik bileğini havada sımsıkı yakaladı.
"Bu kadar yeterli Kudret Hanım." dedi Vezir. Sesi o kadar kalın ve uyarıcıydı ki etraftaki birkaç kişi dönüp onlara baktı.
Kudret kadehi sertçe masaya bırakırken başını adama çevirdi. Gözleri hafifçe kayıyor, yanakları aldığı alkolün ve yoğun kıskançlığın etkisiyle al al yanıyordu.
Dudaklarında o kırgın ama son derece hırçın tebessüm vardı.
"Sana ne Vezir." dedi Kudret kelimeleri hafifçe yuvarlayarak. Kolunu adamın elinden kurtarmaya çalıştı.
Vezir hızla yanlış anlaşılmamak için kadını bir kenara çekti.
Kudret ama çok hırçındı.
"Sen gitsene o kırmızılı kızın yanına! Kolunu falan tutsun, kıkırdaşın birlikte. Beni emanet gibi o köşeden izlemeye devam et, ne karışıyorsun bana!"
Vezir duyduğu bu sözlerle, kadının içtiği o kadehlerin asıl sebebinin kıskançlık olduğunu anında idrak etti. Dişlerini öyle bir sıktı ki şakaklarındaki damarlar belirginleşti. Kadına doğru bir adım daha yaklaştı.
"Zaro Ağam sizi bana emanet etti." dedi Vezir sadece onun duyabileceği, tehlikeli bir fısıltıyla. "Burada olmaz. İnsanların içinde bu halde olmanıza, hele şu adamların size böyle dönüp süzerek bakmasına müsaade edemem. Çıkıyoruz dışarı."
"Çıkmıyorum!" diye inat etti Kudret ama Vezir çoktan kadının koluna girmiş, onu kalabalığın arasından ustaca, kimseye değdirmeden çekip çıkarmaya başlamıştı.
Düğün salonunun kapısından çıktıkları an yüzlerine çarpan gece ayazı Kudreti hafifçe sendeleterek kendine getirdi. Vezir onu otoparka, siyah arabanın yanına kadar kibarca sürükledi.
"Geçin arabaya hadi." dedi Vezir kapıyı açarak. Sesi hala sertti.
Kudret doğrudan ön koltuğa, şoför mahallinin yanına oturdu. Vezir kapıyı kapatıp direksiyona geçtiğinde arabanın içi sessizliğe bürünmüştü. Kudret kollarını birbirine sarıp titredi. Alkolün o yakıcı sıcaklığı yavaş yavaş geçiyor, yerini Kasım ayazının titremesine bırakıyordu.
"Üşüdüm.." diye mırıldandı Kudret.
Vezir derin bir iç çekti. Gözlerindeki o sert ifade anında kırıldı. Arabayı çalıştırmadan önce hızla uzanıp arka koltukta duran, Kudretin gelirken giydiği o uzun, kalın kabanını aldı. Koca elleriyle kabanı kadının omuzlarına geçirdi.
Kudret’in kollarına kabanı giydirirken yüzü kadının yüzüne çok yakındı. Vezir kabanın önünü iliklerken aralarındaki yakınlıktan elleri titriyordu, kabanı kadının bedenine sımsıkı sardı.
"Böyle incecik gömlekle tabi üşürsünüz." dedi Vezir boğuk bir sesle. Nefesi Kudret’in yüzüne çarpıyordu.
"Dikkat etmiyorsunuz ki hiç kendinize."
"O kırmızı elbiseli kız çok mu dikkat ediyordu kendine." diye mırıldandı Kudret, dudaklarını büzerek.
Vezir cevap vermedi ama dudaklarının kenarı hafifçe yukarı kıvrıldı. Arabayı sahil yoluna doğru sürdü. Denizin o karanlık, dalgalı kısmına geldiklerinde arabayı durdurdu. Sahildeki açık tek tük büfelerden birine gidip iki tane büyük boy, sert ve şekersiz filtre kahve aldı.
Arabanın kapısını açıp Kudret’i dışarı çıkardı. İkisini de deniz kenarındaki o ıssız, ahşap banka doğru yönlendirdi. Banka oturduklarında Vezir elindeki sıcak kahve bardağını kadının ellerinin arasına usulca tutuşturdu.
"İçin bunu. İyice ayılırsınız." dedi Vezir. Kendisi de bankın diğer ucuna, Kudret’ten bilerek uzağa oturdu.
Kudret kahveden büyük bir yudum aldı. Acı sıvı boğazını yakarken zihni iyice berraklaşmaya başlamıştı. Sarhoşluğu büyük ölçüde geçmişti ama içindeki o deli, o kuduruk ve fena halde kıskanç Karslı kızı bu fırsatı asla kaçırmayacaktı.
Alkolü bahane ederek sınırları zorlamanın tam sırasıydı.
Bardağı bankın kenarına usulca bıraktı. Hiç ses çıkarmadan, yavaş yavaş kayarak bankın ucundaki adamın dibine kadar sokuldu. Kollarını Vezir’in o kalın, kaslı koluna sımsıkı sardı. Başını adamın geniş, güvenli omzuna yasladı.
Kabanın içinden süzülen o yasemin kokusu adamın genzini yakmaya başlamıştı.
Vezir yutkundu. Bütün bedeni saniyeler içinde kaskatı kesildi. Karanlık sahilde, sokak lambasının o cılız sarı ışığı altında sadece dalga sesleri ve adamın hızlanan, kontrolden çıkan nefes alışverişleri duyuluyordu.
"Kudret Hanım." dedi Vezir. Sesi titriyordu.
"Ne yapıyorsunuz.. Bir.. Bir gören olacak."
"Üşüdüm Vezir.." dedi Kudret. Sesi o kadar kısık, o kadar cilveli ve savunmasız çıkmıştı ki adamın tüyleri diken diken oldu. Başını adamın omzuna biraz daha sürttü, saçları Vezirin boynuna değiyordu.
"Kahvenizi için." dedi Vezir. Adam resmen can çekişiyordu. Sevdiği kadın kollarına sarılmıştı ama ona dokunmak bir yana, nefes almaya bile korkuyordu.
Kudret başını adamın omzundan yavaşça kaldırıp yüzünü ona çevirdi. Gözleri yarı açıktı, dudaklarında o tehlikeli, aklını başından alan tebessüm duruyordu.
"Ben aşık olunacak bir kadın mıyım Vezir?" dedi Kudret aniden.
Vezir duyduğu bu soru karşısında şaşkınlıkla kadına döndü. Boğazına koca bir yumru oturdu. Gözleri kadının o güzel yüzünde, o davetkar, ıslak dudaklarında gezindi. Kelimeler boğazında adeta düğümlenmişti.
"O.." dedi Vezir kekeleyerek. Alnında soğuk terler birikmeye başlamıştı.
"O nasıl soru Kudret Hanım. Siz.. Estağfurullah.. Siz çok güzelsiniz. İnsanın aklını başından alacak kadar.. Yani siz.. Yani tabi ki aşık olunacak birisiniz."
Kudret bu resmi, kekeleyen, kıvırmaya çalışan cevaptan hiç tatmin olmamış gibi biraz daha yaklaştı. Yüzü Vezirin yüzüne bir nefes kadar yakındı artık.
"O kırmızı elbiseli kızdan daha mı çok aşık olunacak biriyim peki?" dedi Kudret. Gözlerindeki o muzip, sarhoş ve kuduruk parıltı daha da belirginleşti. Eli usulca adamın gömleğinin yakasına doğru uzandı, parmakları adamın boynuna değdi.
"Yani.. Ben bazen sana bakıyorum. O kalabalığın içinde, konakta, o takım elbiselerin içindeyken. Mesela bugün sen bana düğünde hiç bakmıyorsun gibi duruyordun ama ben senin gözlerini hep üzerimde hissediyorum. Ben bakmadığım zamanlarda bana, her yerime bakıyorsun sen Vezir? Yoksa başkalarına da mı o kadar dikkatli bakıyorsun hı?"
Vezir’in çenesi kaskatı kesildi. Adem elması aşağı yukarı sertçe hareket etti. Kadının bu kıskançlıkla harmanlanmış, arsız soruları koca adamın aklını tamamen yerinden oynatıyordu. Kendini geri çekmek istedi ama bedeni ona ihanet ediyor, o yasemin kokusundan, o dudaklardan uzaklaşamıyordu.
"Kudret Hanım lütfen." dedi Vezir hırıltılı bir sesle. Nefesi kadının yüzüne çarpıyordu. Elleriyle kadının kollarını tutup onu usulca kendinden uzaklaştırmaya çalıştı.
"Sarhoşsunuz. Ne dediğinizi bilmiyorsunuz. Yalvarırım yapmayın, aklımı kaçırtacaksınız."
"Sorumun cevabını vermedin sağ kol." dedi Kudret inatla. Adamın ellerinden kıvrak bir hareketle kurtulup gömleğinin yakasına daha sıkı yapıştı iki eliyle kendine çekti adamı yakalarından.
"Söyle bana. Beni bütün gün izlerken o elbiselerin içindeyken nasıl hayal ediyorsun. Geceleri uyumadan önce odana girdiğinde benim hakkımda ne düşünüyorsun."
"İyi değilsiniz siz." diye inledi Vezir. Adamın alnındaki terler şakaklarından süzülüyordu. Gözleri tamamen kararmıştı. Yıllardır içinde sakladığı o devasa sevda, kadının bu cüretkar sözleriyle zincirlerini kırmak üzereydi.
"Eğer elinizi çekmezseniz, eğer susmazsanız.. Ben kendimi tutamayacağım Kudret Hanım. Yapamam, haddimi aşarım."
Kudret bu çaresiz uyarı karşısında zerre kadar korkmadı. Aksine içindeki o devasa yangın daha da büyüdü. Zafer kazanmış, istediğini almış bir kedi gibi gülümsedi.
"Aş o zaman.." dedi Kudret fısıltıyla.
Ve hiç beklemeden, kollarını adamın boynuna dolayıp dudaklarını Vezir’in dudaklarına sertçe bastırdı.
Vezir o an kelimenin tam anlamıyla vurulmuşa döndü. Dünyası durdu. Gözleri kocaman açıldı, elleri iki yanında havada asılı kaldı.
Zaro Ağa’nın kızı, yıllardır uzaktan uzağa taptığı, uğruna ölmeyi göze aldığı kadın şu an onu öpüyordu. İlk birkaç saniye adamın beyni bu gerçeği reddetti. Geri çekilmek, kızı itmek, o çok koruduğu saygı sınırına geri dönmek istedi. Elleri Kudret’in omuzlarına gitti, onu yavaşça itmek için kasıldı.
Ama yapamadı.
Kudret’in dudaklarının o eşsiz yumuşaklığı, kahve ve şampanyanın o mayhoş tadı adamın kanına öyle bir karıştı ki, Vezir yıllardır ördüğü o koca duvarı saniyeler içinde yıktı geçti.
Saygı, ağa korkusu, sağ kol kuralları.. Hepsi o bankın üzerinde tuzla buz oldu.
Vezir tamamen teslim oldu. Omuzlarındaki elleri yavaşça aşağı kaydı, Kudret’in ince belini koca elleriyle sımsıkı kavradı. Onu kendine, göğsüne öyle bir çekti ki Kudret’in ağzından küçük, boğuk bir inilti koptu. Vezir artık geri çekilmiyordu. Aksine, kadının o sarhoş, kıskanç ve davetkar öpücüğüne vahşice, yılların o açlığıyla karşılık vermeye başladı.
Dudakları birbirine karışırken Vezir kadının alt dudağını dişleri arasına alıp hafifçe, adeta taparcasına çekiştirdi. Adamın dili kadının ağzının içini arsızca, doyumsuzca keşfediyor, o tatlı sıcaklığı kendi içine çekiyordu. Kudret tırnaklarını Vezir’in saçlarına geçirmiş, onu kendine daha da sert bastırıyor, adeta koca adamı kendi içine hapsetmek istiyordu.
Sahilin o dondurucu rüzgarı umurlarında bile değildi. Kabanın içinde birbirlerine tamamen kenetlenmiş, sokak lambasının cılız ışığı altında dakikalarca, nefessiz kalana kadar öpüştüler.
Hayvan gibi, doyumsuz ve dünyayı unutturan bir öpüşmeydi bu. Vezir’in koca elleri kadının sırtında, kabanın kumaşı üzerinden arsızca geziniyor, Kudret’in her inlemesi adamın aklını biraz daha başından alıyordu. Artık o çekingen, korkak sağ kol gitmiş; sevdiği kadını dudaklarından öpen, ona sahip çıkan, onu arzulayan bir adam gelmişti.
Sonunda nefessiz kalıp zorlukla, ciğerleri tükenerek birbirlerinden ayrıldıklarında ikisinin de göğsü hızla inip kalkıyordu. Vezir’in alnı Kudret’in alnına yaslıydı. Adamın gözleri kapalı, çenesi hala gergindi. Nefes alışverişleri o kadar sesliydi ki dalgaların sesini bile bastırıyordu.
Kudret dudaklarında o ıslak, şişmiş tebessümle adamın boynuna bir öpücük daha bıraktı. Yüzünde o tarifsiz mutluluk, o huzurlu zafer ifadesi vardı.
Vezir gözlerini yavaşça açtı. Yeşil gözlerinde artık sadece arzu ve geri dönülemez bir teslimiyet vardı. Dudaklarının kenarı yavaşça yukarı kıvrıldı, o serseri gülümsemesi yüzüne yerleşti.
"Gidelim mi artık.." dedi Vezir. Sesi o kadar kalın, o kadar derindi ki Kudret’in içi titredi.
"Siz.. Siz benim bugün kalan üç gram aklımı da başımdan aldınız Kudret Hanım."
Kudret kıkırdayarak adamın elini tuttu ve ayağa kalktı. Birlikte ayağa kalktıklarında ikisinin de kalbi aynı ritimle, aynı sevdayla atıyordu. Arabaya doğru yürürken Kudret, kabanın içinde sıcacık, adamın o korumacı ve aşık kollarının altında yürüyordu.
Bu gece o sahilde bırakılan sadece yarım kalmış iki kahve bardağı değil, aynı zamanda aralarındaki o son, o aşılmaz duvardı. Arabanın kapısı kapanıp da karanlık yollara düştüklerinde, artık ikisi de birbirlerine ait olduklarını çok iyi biliyorlardı.
Bölüm etkileşimi
