35. bölüm / 76
Karmalar🔪 3.Bölüm
Bölümler 76Şu an: 🔪 3.Bölüm
- 1 36 Yaş - 1.Bölüm1.626 kelime
- 2 36 Yaş - 2.Bölüm1.614 kelime
- 3 36 Yaş - 3.Bölüm1.400 kelime
- 4 24 Yaş İş Kadını - 1.Bölüm1.234 kelime
- 5 24 Yaş İş Kadını - 2.Bölüm1.506 kelime
- 6 24 Yaş İş Kadını - 3.Bölüm1.354 kelime
- 7 24 Yaş İş Kadını - 4.Bölüm2.146 kelime
- 8 24 Yaş İş Kadını - 5.Bölüm1.690 kelime
- 9 Dirilme - 1.Bölüm2.041 kelime
- 10 Dirilme - 2.Bölüm1.917 kelime
- 11 Dirilme - 3.Bölüm2.397 kelime
- 12 Dirilme - 4.Bölüm2.653 kelime
- 13 ➕ Yaralı - Pansuman1.510 kelime
- 14 ➕ Teklif Sonrası1.688 kelime
- 15 ➕ Düğün Bacaktan Vurulma1.353 kelime
- 16 ➕ Kızlar Dağıtma2.367 kelime
- 17 ➕ Dörtlü Yemek2.085 kelime
- 18 ➕ Teyzenin Evinde Kalma2.626 kelime
- 19 ➕ Teyzenin Evinde Kalma 22.036 kelime
- 20 ➕ Otogar Gazozcu1.842 kelime
- 21 ➕ Arabanın Arkasından Bakış1.752 kelime
- 22 🔥 Düğüne Gidebilme2.251 kelime
- 23 🔥 Eski Eşya Odası - Ev2.557 kelime
- 24 🔥 Bungalov1.905 kelime
- 25 🔥 İlk - Çakır Keyif2.711 kelime
- 26 🔥 İlk - Çakır Keyif 21.742 kelime
- 27 ➕ İtalya Yolcusu Kalmasın 11.824 kelime
- 28 ➕ İtalya Yolcusu Kalmasın 21.994 kelime
- 29 ➕ İtalya Yolcusu Kalmasın 32.020 kelime
- 30 ➕ Kaptan-Pavyon2.072 kelime
- 31 ➕ 18 sonrası1.487 kelime
- 32 ➕ 18 Sonrası Pt21.695 kelime
- 33 🔪 1.Bölüm1.656 kelime
- 34 🔪 2.Bölüm1.487 kelime
- 35 🔪 3.Bölüm2.273 kelime · Okuduğun bölüm
- 36 🔪 4.Bölüm1.931 kelime
- 37 ➕ 18 Sonrası Kıskançlık2.021 kelime
- 38 ➕ 7.Bölüm Gönül Alma2.027 kelime
- 39 ➕ 11 Ekstra - Part 11.804 kelime
- 40 ➕ 11 Ekstra - Part 22.105 kelime
- 41 ➕ 11 Ekstra - Part 32.681 kelime
- 42 11.613 kelime
- 43 22.509 kelime
- 44 32.543 kelime
- 45 Mazi2.368 kelime
- 46 Mazi 22.028 kelime
- 47 Nedim1.777 kelime
- 48 Kars2.816 kelime
- 49 Karsssss3.002 kelime
- 50 Karsssssss Devam2.604 kelime
- 51 EKSTRA | Kurabiye1.501 kelime
- 52 Kurabiye 21.035 kelime
- 53 Nesrin1.928 kelime
- 54 Nesrin 21.812 kelime
- 55 Evli2.038 kelime
- 56 88888882.080 kelime
- 57 88888888888888888888882.512 kelime
- 58 Asker 1.Bölüm1.503 kelime
- 59 Asker 2.Bölüm1.436 kelime
- 60 Asker 3.Bölüm1.871 kelime
- 61 Asker 4.Bölüm1.873 kelime
- 62 Asker 5.Bölüm2.043 kelime
- 63 Asker | Flashforward 2.Bölümden 1 ay önce1.580 kelime
- 64 Bölüm 81.454 kelime
- 65 Kış Günü2.357 kelime
- 66 Düğme2.076 kelime
- 67 Tezgah2.561 kelime
- 68 Tezgah 22.107 kelime
- 69 Yeni Sezon 12.055 kelime
- 70 Yeni Sezon 21.720 kelime
- 71 Soft Bölüm2.553 kelime
- 72 32.777 kelime
- 73 42.030 kelime
- 74 SOFTTTTTT2.278 kelime
- 75 EK Soft1.919 kelime
- 76 Halı Saha1.253 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Üç koca ay. O karanlık, yarım kalan ve kalplerini un ufak eden yüzleşmenin üzerinden tam doksan gün geçmişti.
Karslı ailesi için bu üç ay, bütün sırların günyüzüne çıktığı, yalanlardan örülmüş o devasa duvarların yıkıldığı bir enkazdan farksızdı.
Zaro Ağanın kanserden öldüğü, annelerinin ölüm fermanını Zahidenin verdiği ortaya çıkmıştı. Vezirin ellerindeki o görünmez kan lekesi tamamen temizlenmiş, üzerindeki o asılsız katil damgası sonsuza dek silinip gitmişti.
Timurun bitmek bilmeyen yalvarmaları, otogardaki o başıboş kaosu toparlama ricaları ve en çok da ablasının o yaşayan ölü haline dayanamaması sonuç vermişti. Vezir gidememişti.
Yurt dışı biletini yakmış, otogardaki ofisine, ekibin sağ kolu ve şirketin görünmez beyni olarak geri dönmüştü.
Fakat bir şey sonsuza dek kopmuş gibiydi: Kudret ile olan bağı.
Kudret, o gün o taş evden ağlayarak çıktıktan sonra kalbine koca bir kilit vurmuş, etrafına aşılmaz çelikten duvarlar örmüştü. Veziri her gördüğünde gözlerindeki o eski, yakan aşkın yerini buz gibi bir kırgınlık ve yüksek bir gurur alıyordu.
Vezir onu bırakmış, gitmeyi seçmişti. Üstelik Kudreti kendinden uzaklaştırmak için ona yalan söylemişti. Şimdi masumiyetinin kanıtlanması, Kudretin paramparça olan gururunu onarmaya yetmiyordu. İkisi aynı otogarda, aynı havayı soluyan ama birbirine tamamen yabancı, hatta düşman iki insana dönüşmüştü.
Kudret bu süreçte acısını dindirmek için kendini tamamen işe vermişti. Doğu Kapıdaki o devasa ve çok riskli ihaleyi kendi zekası ve acımasız stratejileriyle tek başına kazanmıştı. Fakat bu büyük zafer, beraberinde yeni bir belayı da otogarın kapısından içeri sokmuştu.
İhaleyi kaybeden rakip firmanın sahibi Rıza isimli adam, yenilgiyi hazmedememiş ve Kudrete musallat olmaya başlamıştı. Sürekli isimsiz, tehditkar notlarla dolu çelenkler yolluyor, otogarın çıkışında Kudretin arabasının önünü kesmeye çalışıyor, kadının o dik başlı sınırlarını pervasızca zorluyordu.
Timur bu durumu öğrendiğinde küplere binmişti. Fakat ablasının o inatçı, kimseyi yanına yaklaştırmayan, burnundan kıl aldırmayan huyunu çok iyi biliyordu. Yanına koruma ordusu da dizse, Kudret o adamları atlatır yine bildiğini okurdu.
Kudretin yalnızdı ve bu yalnızlık Rıza gibi adamları cesaretlendiriyordu.
O gün, Timur soluğu doğrudan Vezirin odasında aldı. Kapıyı hızla kapatıp masanın karşısındaki koltuğa çöktü.
'Abi, durum böyle.' dedi Timur, ellerini dizlerine sertçe vurarak.
'Bu Rıza iti ablama takmış durumda. İhaleyi hazmedemedi, şimdi de kadını taciz ederek intikam almaya çalışıyor. Kudret inatçı, biliyorsun. Yanına koruma veriyorum, adamları yolda fırçalayıp arabadan atıyor, kendi başına gidiyor. Kimseyi istemiyor etrafında. Ama sana itiraz edemez. Sesini çıkarsa da sana sözünü geçiremez. İnatçıdır ama seni dinler. Ne olur abi, sen göz kulak ol şuna. Benim aklım onda kalıyor, bir delilik yapacak bu adam.'
Vezirin okyanus yeşili gözleri, duyduklarıyla anında fırtınalı bir denize dönüşmüş, siyaha çalmıştı. Kudrete birinin musallat olması, ona yaklaşmaya çalışması fikri bile kanını beynine sıçratmaya yetmişti. Çenesini kaskatı sıkarak ağır ağır ayağa kalktı. Ellerini masaya dayadı.
'Daha önce niye söylemiyorsun oğlum bunu bana. Sen merak etme bende.' dedi Vezir, sesi odayı donduracak kadar buz gibi ve tehlikeliydi.
'Ben onun gölgesi olurum, o Rıza itini de doğduğuna pişman ederim. Kimse Kudretin kılına bile dokunamaz.'
. . .
O günden sonra Vezir, Kudretin adeta aldığı nefes olmuştu. Kudret bu durumdan ölesiye nefret ediyordu. Otoritesi sarsılıyor, her adımında o soğuk, mesafeli ve bir zamanlar delicesine aşık olduğu adamı ensesinde hissetmek sinirlerini bozuyordu.
İki yabancı gibiydiler ama Vezir ondan bir metre bile uzaklaşmıyordu.
Akşamüzeri mesai bitiminde Kudret odasından çıkarken, kapıda her zamanki gibi elleri cebinde, yüzü mahkeme duvarı gibi duran Veziri buldu.
'Çekilirsen önümden Vezir, evime gidiyorum.' dedi Kudret, yüzüne bile bakmadan yürümeye devam ederek.
'Ben bırakıyorum Kudret Hanım.' dedi Vezir, adımlarını kadının adımlarına uydurarak.
'Benim korumaya ihtiyacım yok! Hele sana hiç yok! Bırak peşimi.'
'Biliyoruz ihtiyacın olmadığını.' dedi Vezir, sesi düz ve tavizsizdi.
'Sadece o şerefsiz karşına çıkarsa tek olma diye tedbir alıyorum. Arabaya geç lütfen.'
Kudret, Vezirin bu hissiz, sadece görev icabı yanında duran hallerine o kadar sinirleniyordu ki, adamı çileden çıkarmak, o sakin maskesini kırmak için elinden geleni yapmaya başladı.
. . .
Cuma akşamıydı. Kudret evde yalnız oturmaktan, Vezirin dışarıda arabada dikilmesinden bunalmıştı. Üzerine o siyah, vücudunu kusursuzca saran, derin sırt dekolteli mini elbisesini giydi. Saçlarını dalgalı bir şekilde omuzlarına bıraktı. Koyu kırmızı, iddialı rujunu sürdü.
Amacı Rızadan kaçmak falan değildi, amacı Veziri delirtmekti.
Kapıyı hızla açtığında, Vezir bahçe kapısında, arabasının önünde duruyordu.
Kudretin o halini gördüğünde Vezirin yutkunduğunu, adem elmasının aşağı yukarı hareket ettiğini ve gözlerinin saniyelik bir şekilde karardığını Kudret net bir şekilde görmüştü.
İçinden zaferle gülümsedi.
'Hayırdır Kudret, bu saatte?' dedi Vezir, sesindeki o aniden yükselen gerginliği gizlemeye çalışarak.
'Çıkıyorum.' dedi Kudret omuz silkerek, anahtarlarını parmağında çeviriyordu.
'Genç, bekar ve hayatı yaşamayı seven bir kadınım sonuçta. Bütün gece evde oturup duvarları izleyecek değilim ya. Bara gidiyorum. Belki biraz erkek arkadaşımla eğleneceğim.'
Vezirin çene kasları seğirdi. Kudretin hayatında kimse olmadığını, o adamı tamamen uydurduğunu çok iyi biliyordu ama bu hali, o kışkırtıcı elbisesiyle gece yarısı dışarı çıkması fikri adamın beynine kan sıçratmıştı.
'Bu halde mi?' diye sordu Vezir, kelimeleri adeta dişlerinin arasından ezerek çıkarıyordu.
'Evet, bu halde Vezir Bey. Sizi ilgilendiren bir durum yok. Size iyi nöbetler.'
Kudret tam kendi arabasına doğru yürüyordu ki, Vezir hızla arka koltuktan siyah ceketini alıp tek hamlede üzerine geçirdi. Arabanın kapısını sertçe kapatıp Kudrete doğru uzun adımlarla yürüdü.
'Tamam.' dedi Vezir, sesi itiraz kabul etmez bir tondaydı.
'Birlikte gidiyoruz.'
'Ne münasebet!' diye parladı Kudret, durarak.
'Benim peşimde tüm gün dikilemezsin! İstemiyorum seni yanımda.'
'Timur bana göz kulak ol dedi, ben de oluyorum. Ya benimle gelirsiniz ya da bu akşam bu kapıdan dışarı tek bir adım bile atamazsınız Kudret Hanım. Seçim sizin.'
Kudret sinirle topuklu ayakkabısını yere vurdu.
'Nefret ediyorum senden!' diye tısladı ve hışımla Vezirin arabasının yolcu koltuğuna bindi.
Vezir de derin bir nefes alıp şoför koltuğuna geçti.
. . .
Gittikleri mekan şehrin gözde yerlerinden, oldukça kalabalık, müziğin yüksek sesle çaldığı, loş ışıklı bir bardı. Kudret bar tezgahının yanındaki yüksek bir tabureye oturdu, Vezir ise hemen yanına, etrafı kolaçan edecek şekilde ayakta dikildi.
Kudret içkisini yudumlarken, etraftaki erkeklerin açgözlü bakışlarının kendi üzerinde olduğunu çok iyi biliyordu. Vezirin bu durumdan ne kadar gerildiğini, adamların bakışlarını fark ettikçe ellerini nasıl yumruk yaptığını ve çenesini nasıl kastığını görmek Kudretin içten içe çok hoşuna gidiyordu.
Onu kıskandırmak, canını yakmak istiyordu.
. . .
Gecenin ilerleyen saatlerinde, barın içindeki müzik iyice hızlanmış, loş ışıklar bedenlerin üzerinde ritmik bir şekilde dönmeye başlamıştı. Kudret, o sırt dekolteli mini elbisesiyle bar tezgahının köşesinde oturuyor, elindeki kadehi yavaşça çevirirken etrafına o ulaşılmaz, tehlikeli aurasını yayıyordu.
Hemen iki adım gerisinde, yeşil gözleriyle etrafı adeta radar gibi tarayan Vezir duruyordu. Çenesi kaskatı kesilmişti. Kudretin bu umursamaz, başına buyruk halleri onu delirtiyordu ama kadının güzelliği karşısında nefes almakta bile zorlanıyordu.
Tam o sırada, barın diğer ucundan kalkan izbandut gibi, siyah deri ceketli bir adam yalpalamadan, son derece özgüvenli ve küstah adımlarla Kudrete doğru yaklaşmaya başladı. Adamın gözleri tamamen Kudretin üzerindeydi ve niyetinin hiç de masum olmadığı her halinden belliydi.
Vezir, adamın yörüngesini fark ettiği an kasları yay gibi gerildi. Sağ elini yavaşça yumruk yaptı. Adam Kudretin yanındaki boş tabureye teklifsizce çöktü ve elindeki kadehi tezgaha vurdu.
'Bu kadar güzel bir kadının bu kalabalıkta tek başına içmesi büyük haksızlık.' dedi adam, leş gibi kokan nefesini Kudrete doğru üfleyerek. Yüzünde yılışık, iğrenç bir sırıtış vardı.
'Sana eşlik etmeme izin ver.'
Vezir bir saniye bile beklemeden öne atıldı. Koca gövdesiyle adamın tepesine dikildi. Gözleri karanlıkta bir ölüm fermanı gibi parlıyordu.
'İstemiyor.' diye hırıldadı Vezir, sesi müziğin gürültüsünü bile bıçak gibi kesecek kadar soğuktu.
'Şimdi o kadehi al ve kendi masana dön arkadaşım. Yoksa o bardağı sana.. Sen anladın.'
Adam, Vezirin bu tehdidi karşısında hafifçe irkilse de, alkolün ve kibrin verdiği cesaretle sırıtmaya devam etti. Ancak tam adam ağzını açıp bir şey söyleyecekti ki, Kudret elini havaya kaldırdı.
'Vezir Bey..' dedi Kudret, buz gibi bir sesle. Gözlerini kadehinden ayırmadan, adeta Veziri yok sayarak konuştu.
'Ben kendi başımın çaresine bakabilirim. Siz yerinize dönün. Sohbet ediyoruz.'
Vezir duyduğu cümleyle afalladı.
'Kudret, adam belli sarhoş, bırak halledeyim.' diye fısıldadı dişlerinin arasından ama Kudret ona bakmadı bile.
Adam, Kudretin Veziri terslemesinden yüz bularak daha da cesaretlendi.
'Duyduğun gibi dostum, hanımefendi kendi başının çaresine bakabiliyormuş.' diyerek pis pis güldü ve aniden elini uzatıp Kudretin çıplak sırtına, o derin dekoltenin açıkta bıraktığı tenine dokunmaya kalktı.
'Hem biz daha yakından tanışıyorduk.'
İşte o an, zaman durdu.
Adamın o kirli parmakları Kudretin tenine değdiği saniye, Kudretin içindeki o uyuyan canavar uyandı. Elindeki kadehi tezgaha öyle bir şiddetle bıraktı ki, camın çatlama sesi duyuldu.
Vezir tam adamın gırtlağına çökmek için hamle yapıyordu ki, Kudret ondan çok daha hızlı davrandı.
Saniyenin onda biri kadar bir sürede taburesinden ok gibi fırladı. Sağ eliyle adamın uzanan bileğini havada yakaladı ve adamın kolunu ters yöne öyle bir şiddetle büktü ki, adamın yüzündeki o yılışık sırıtış anında acı dolu bir çığlığa dönüştü.
'Bana dokunma cesaretini sana kim verdi pardon!' diye kükredi Kudret.
Adam acıyla iki büklüm olduğunda, Kudret o incecik topuklu ayakkabılarından güç alarak, dizini adamın kasıklarına acımasız, korkunç bir şiddetle geçirdi. Adam nefessiz kalıp öne doğru yığılırken, Kudret zerre kadar tereddüt etmeden, sağ yumruğunu adamın burnunun tam ortasına patlattı.
Kemiğin kırılma sesi müziğin sesine karıştı.
İri yarı adam, kanlar içinde büyük bir gürültüyle bar taburelerini devirerek yere yığıldı ve olduğu yerde hareketsiz kaldı.
Vezir olduğu yerde kaskatı kesilmişti.
Gözleri fal taşı gibi açılmış, nefesi ciğerlerinde donmuştu.
Yıllardır koruyup kolladığı, üzerine titrediği, narin bir çiçek gibi gördüğü kadının; profesyonel bir dövüşçü gibi saniyeler içinde koca bir adamı yere sermesini dehşet bir hayranlıkla izliyordu. Zaro Ağanın kızı olduğunu hep biliyordu ama bu..
Bu bambaşka bir seviyeydi. Kudret, göğsü hızla inip kalkarken, yerde kıvranan adama iğrenerek bakıyordu.
Fakat bu zafer anı çok kısa sürdü.
Adamın yere yığılmasıyla birlikte, barın karanlık köşelerinden, localardan ve etraftaki masalardan bir anda hareketlilik başladı. Yerdeki adamın yalnız olmadığı saniyeler içinde anlaşıldı. Önce üç, sonra beş, ardından tam on beş tane iri yarı, dövmeli ve öfkeden gözü dönmüş adam, ellerinde şişelerle ayağa kalkıp hızla onlara doğru yürümeye başladı.
Vezirin o şaşkınlık hali, tehlikeyi sezdiği an yerini o bilindik, ölümcül sağ kol reflekslerine bıraktı. Saniyeler içinde Kudretin önüne geçti. Geniş omuzlarıyla kadını tamamen arkasına aldı.
Fakat etrafları kapanıyordu. On beş kişiye karşı silahsız ve yanında Kudret varken savaşması intihardan farksızdı.
Vezir, sağ elini hızla arkaya uzatıp Kudretin o titremeye başlayan küçük elini koca avucunun içine aldı ve parmaklarını kadının parmaklarına sımsıkı kenetledi. Kudret, adamın o sıcak, güven veren dokunuşuyla birlikte yutkundu.
Az önceki o savaşçı kraliçe gitmiş, durumun ciddiyetini kavrayan bir kadına dönüşmüştü.
Vezir başını hafifçe omzunun üzerinden geriye, Kudrete doğru çevirdi. Okyanus yeşili gözlerinde korku değil, o deli dolu, serseri bir ateş yanıyordu.
'Kudret..' dedi Vezir, sesi hem hafif korkulu hem de hayranlığını gizleyemeyen bir tondaydı.
'Ne yapıyoruz biliyor musun?'
Kudret nefes nefese adamın gözlerine baktı.
'Ne yapıyoruz?'
Vezir gözlerini adamlara çevirdi, bedeni yay gibi gerildi.
'Kaçıyoruz!' diye kükredi Vezir, bütün barı inletecek bir sesle.
Sözcük ağzından çıkar çıkmaz, Vezir Kudretin elini öyle bir çekti ki, Kudret adeta havalanarak adamın peşinden sürüklenmeye başladı. Vezir, üzerlerine gelen ilk iki adamın arasına omuz atarak daldı. Adamlar çarpışmanın etkisiyle sağa sola savrulurken, Vezir Kudreti arkasından çekerek barın dar koridorunda adeta uçarcasına koşmaya başladı.
'Tutun lan şunları!' diye bağıran sesler arkalarından geliyordu.
Şişe kırılma sesleri, devrilen masaların gürültüsü ve küfürler birbirine karışıyordu.
Vezir ve Kudret, barın arka çıkış kapısını omuzlayarak açtılar ve kendilerini İstanbulun o serin, karanlık gece havasına fırlattılar. Dar, parke taşlı arka sokağa çıktıklarında arkalarındaki adamlar çoktan kapıdan taşmaya başlamıştı bile.
'Durma, koş!' diye bağırdı Vezir, Kudretin elini bir saniye bile bırakmadan.
Kudret, o incecik topuklu ayakkabıları ve dar elbisesiyle adamın hızına yetişmek için insanüstü bir çaba sarf ediyordu.
Nefes nefese kalmışlardı. Soğuk rüzgar yüzlerine çarpıyor, arkalarından gelen on, on beş adamın ayak sesleri Arnavut kaldırımlı sokakta yankılanıyordu.
Sokağın köşesini hızla dönerken, Kudretin ayağı o bozuk, eski parke taşlarından birinin arasına girdi.
Küçük bir 'Çat!' sesi duyuldu.
Kudretin sağ ayağındaki o incecik topuk kırıldı. Bileği burkulan Kudret, acıyla inleyerek yere doğru sendeledi.
Vezir, kadının elini tuttuğu için onun düşmesine izin vermedi ama Kudretin acıyla yüzünü buruşturup ayağını tuttuğunu görünce olduğu yerde fren yaptı.
'Vezir, topuğum kırıldı! Basamıyorum!' diye nefes nefese bağırdı Kudret. Arkalarına baktığında, sokağın başından dönen o kalabalık güruhu gördü.
'Bırak beni, sen kaç! Yetişecekler!'
Vezir, duyduğu bu cümle karşısında delirdi.
'Saçmalama!' diye kükredi.
Saniyelerle yarışıyorlardı. Adamlar aralarındaki mesafeyi hızla kapatıyordu. Vezir zerre kadar tereddüt etmeden, koca elleriyle Kudreti belinden ve dizlerinin altından kavradığı gibi tek bir şiddetli hamlede havaya kaldırdı ve kucağına aldı.
Kudret neye uğradığını şaşırmadan refleksle kollarını adamın boynuna sımsıkı doladı.
'Sıkı tutun prenses!' dedi Vezir ve kucağında Kudret varken, sanki elinde hiçbir ağırlık yokmuş gibi, o devasa adımlarıyla karanlık sokakta koşmaya başladı.
Vezirin göğsü hızla inip kalkıyor, nefesleri gece havasına karışıyordu. Kudret adamın kucağında, onun boynuna sarılmış bir haldeyken, kalp atışlarının gümbürtüsünü kendi göğsünde hissediyordu.
O an, arkalarından onları linç etmek için koşan on beş tane psikopat mafya kılıklı adamın olması zerre kadar umurunda değildi.
Vezirin o güçlü kollarının arasında olmak, onun kokusunu ciğerlerine çekmek ve o adamın sadece onu korumak için böyle delice koşması..
Kudretin içindeki o adrenalin ve aşk öyle bir noktaya ulaştı ki, korkunun yerini aniden deli bir neşe aldı.
Kudret, arkalarından bağırarak koşan adamlara omzunun üzerinden baktı. Adamlar kan ter içinde kalmış, aradaki mesafeyi bir türlü kapatamıyorlardı.
Kudret başını Vezirin boynuna gömdü. İstemsizce, gür ve neşe dolu bir kahkaha patlattı.
Kahkahası o dar, karanlık sokakta yankılanıyordu.
'Geliyorlar..' dedi Kudret, adamın boynuna sımsıkı sarılmışken kahkahalarının arasından nefes nefese.
'Koş şövalyem, koş!'
Vezir, kucağında taşıdığı kadının bu ölüm kalım savaşının ortasında attığı kahkahayı duyunca, kendi içinde yükselen o deli divane aşka engel olamadı. O da nefes nefese kalmışken, karanlığın içinde geniş, serseri bir tebessüm yerleştirdi yüzüne.
'Sen benim aklımı başımdan alıyorsun Kudret Karslı!' diye bağırdı Vezir, adımlarını daha da hızlandırarak.
'O adamın burnunu nasıl kırdın sen öyle!'
'Az bile yaptım!' diye kıkırdadı Kudret, yüzünü adamın boyun köküne sürterek.
'Kimse bana senin yanınd-.. Kimse bana öyle dokunamaz!'
Vezirin kalbi, duyduğu bu cümleyle göğüs kafesini parçalayacak gibi oldu. Bacaklarındaki yorgunluk tamamen silindi.
Kucağındaki o mini elbiseli, çıplak ayaklı kadını daha da sıkı kavradı. Arkalarındaki sesler giderek uzaklaşırken, onlar İstanbulun o karanlık, sessiz arka sokaklarında, sadece birbirlerine ait olmanın o vahşi ve kusursuz rüyası içinde kaybolup gittiler.
Bölüm etkileşimi
