52. bölüm / 50
KARAHANLI50. Mucize
Bölümler 50Şu an: 50. Mucize
- 1 1.bölüm: Kırmızı ve Küf Kokusu2.540 kelime
- 2 2.bölüm: Yeşil Kırılma1.925 kelime
- 3 3.bölüm: Küller ve Gölgeler1.575 kelime
- 4 4. Kanun ve Kural1.578 kelime
- 5 5. Kartal Gözü2.044 kelime
- 6 6.bölüm: sessiz fırtına1.552 kelime
- 7 7.bölüm: Celladın Kurtarıcısı2.020 kelime
- 8 8. Bölüm: Ortaklık1.932 kelime
- 9 9.bölüm: nevin2.118 kelime
- 10 10.bölüm: Kapan2.553 kelime
- 11 11.bölüm: kapılar arkasında1.854 kelime
- 12 12. Bölüm: Selim Karat3.001 kelime
- 13 13.bölüm : Hatıra1.392 kelime
- 14 14.Bölüm : Neva & Kartal1.292 kelime
- 15 15. Bölüm : Meryem1.350 kelime
- 16 16. bölüm: Asil Kartal Karahan1.621 kelime
- 17 17.Bölüm: Neva Leyla Karat2.050 kelime
- 18 18. Sisin sakladığı kökler4.089 kelime
- 19 19. Çiçek Tac1.229 kelime
- 20 20. Bir yalan1.482 kelime
- 21 21. Kıskançlık Dozu1.377 kelime
- 22 22. Sessizliğin bedeli1.066 kelime
- 23 23. İçimizdeki hain1.840 kelime
- 24 24. İstop1.848 kelime
- 25 25. Bir kurşunluk mesafe1.793 kelime
- 26 26. Gölge Savaşı4.187 kelime
- 27 27. Gelin Hanım1.950 kelime
- 28 28. Leyla'm2.198 kelime
- 29 29. Dağhan.2.009 kelime
- 30 30. ben geldim2.275 kelime
- 31 31. Ferman3.692 kelime
- 32 32. Gözdağı2.431 kelime
- 33 33. Büyük bir sır2.373 kelime
- 34 34. Kartalın sığınağı, Leyla'nın ışığı2.329 kelime
- 35 35. Nevzat'ın nefreti2.134 kelime
- 36 36. Ferman'ın sancısı2.042 kelime
- 37 37. Geçmişin külleri1.074 kelime
- 38 38. Biat ve Feda3.707 kelime
- 39 39. Karahan'a biat2.085 kelime
- 40 40. Küllerden doğmak1.403 kelime
- 41 41. Saf Bağ3.530 kelime
- 42 42. stratejik mangal1.208 kelime
- 43 43. Güneş'in Kısmeti1.771 kelime
- 44 44. kraliçe'nin hududu1.765 kelime
- 45 45. Güzel Sığınak1.634 kelime
- 46 46. kırmızı elma2.891 kelime
- 47 47. Uzak Mutluluk2.579 kelime
- 48 48. İhanetin yüzü1.138 kelime
- 49 49. Kırık Güven3.527 kelime
- 50 50. Mucize1.123 kelime · Okuduğun bölüm
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Ertesi gün, hastane odasının o steril ve geniş yatağında, sanki günlerdir çekilen tüm acılar bir gecede buharlaşıp gitmiş gibi sarmaş dolaş uyanmışlardı.
Kartal, Neva’dan çok daha erken uyanmış; karısının üzerini titizlikle örtmüş, hastane odasını havalandırmış ve dışarıdan taze, sıcak bir kahvaltı sipariş etmişti.
Neva gözlerini araladığında, kocasını karşısında, kolları arasında bulmanın huzuruyla gülümsemişti.
Kartal tepsiyi kucağına almış, sabırla ve şefkatle karısına bir şeyler yedirmeye çalışıyordu.
Tam o sırada Neva, ani bir hareketle yüzünü buruşturdu.
Az önce masumca yediği lokma boğazında düğümlenmiş gibi tepsiyi itti.
Yüzü saniyeler içinde kireç gibi beyazlayan genç kadın, ağzını kapatarak hızla yataktan fırladığı gibi odanın içindeki özel banyoya koştu.
İçeriden gelen öğürme sesleriyle Kartal’ın elindeki tepsi masaya devrilecek gibi sarsıldı. Yüreği ağzına gelen genç adam, aceleyle banyonun kapısına ulaştı.
Kapı aralıktı. Neva lavaboya kapanmış, sabahki o huzurlu hâlinden eser kalmamış bir şekilde midesindekileri çıkarmaya çalışıyordu.
Kartal hemen içeri girip karısının arkasından diz çöktü.
Bir eliyle Neva’nın terden sırılsıklam olmuş siyah saçlarını geriye toplarken diğer eliyle de titreyen sırtını şefkatle sıvazladı.
“Tamam, güzelim… Ben buradayım, geçti,” diye fısıldadı Kartal. Sesi endişeden tir tir titriyordu. Fakat Neva’nın paniklemesini istemediği için o derin korkusunu ustalıkla bastırmaya, sesini sakin ve kontrollü tutmaya çalışıyordu.
Neva birkaç dakika sonra musluktan su alıp ağzını çalkaladı. Aynadaki solgun yansımasına bakarak derin bir nefes aldı.
Zayıf düşmüş adımlarla banyodan çıkarken Kartal onu belinden tutup dikkatle yatağına geri yatırdı.
“İyi misin, gökyüzüm?” diye sordu Kartal, yüzüne kondurmaya çalıştığı sakin bir tebessümle. “Doktoru çağırayım mı?”
Neva başını iki yana sallayıp yastığa gömüldü.
“Gerek yok… İyiyim, sadece midem bir garip…”
Öğle saatleri yaklaşırken Kartal, Neva’nın yanında oturmuş, eski neşeli günleri anımsatan tatlı ve hafif bir sohbetle karısını oyalıyor, midesinin bulantısını unutturmaya çalışıyordu.
Kapsamlı kan testlerinin sonuçlarının çıkmasına az kalmıştı ama Kartal, o an için sadece Neva’nın yüzünü güldürmeye odaklanmıştı.
“Yarım yamalak da olsa biraz bir şeyler atıştırman lazım, Neva Hanım,” dedi Kartal takılarak. “Sabahı resmen hiç ettin.”
Neva, kocasının bu sevimli ısrarına karşı dudaklarını büzdü.
“Canım hiçbir şey istemiyor, Kartal… Yemek kokusu bile midemi bulandırıyor.”
Aradan yarım saat kadar geçti. Kartal, elinde su bardağıyla cam kenarında dışarıyı izlerken yatakta sessizce yatan Neva birden doğruldu.
Burnuna hayalî bir koku gelmiş gibi burnunu havaya kaldırdı, gözleri parladı.
“Kartal…” dedi Neva, sesi bir anda canlanarak.
Kartal merakla arkasını döndü.
“Efendim, güzelim?”
“Ben…” Neva yutkundu. Gözleri irileşmişti. “Benim canım etli bir şey istiyor.”
Kartal şaşırarak kaşlarını kaldırdı.
“Etli bir şey mi? Ne tür bir et?”
“Bilmiyorum… Herhangi bir etli şey! Mesela… Bol baharatlı, böyle dumanı üstünde tüten kebap gibi, ne bileyim, etli pide ya da İskender gibi bir şey!”
Neva’nın gözlerinde öyle bir istek vardı ki sanki günlerdir aç gezmiş bir insan gibi heyecanlanmıştı.
Kartal, karısının bu ani iştah patlamasına istemsizce gülümsemeden edemedi.
Sabah midesi bulanarak lavaboya koşan, bir kaşık çorbayı bile zorla içen kadın gitmiş; yerine canı âdeta dünyaları çeken bambaşka biri gelmişti.
“Tamam, sevgilim, sakin ol,” dedi Kartal gülerek telefonuna uzanırken. “Hemen temin ettiriyorum.”
Kısa süre içinde Kartal’ın talimatıyla hastane odasına şehrin en iyi restoranından gelen, dumanı üstünde, bol etli özel bir sipariş ulaştı. Kartal paketi açıp mis gibi kokan yemeği Neva’nın önüne koyduğunda, karısının gözlerindeki o mutluluğu görünce şaşkınlığı bir kat daha arttı.
Neva, çatalı eline aldığı gibi yemeğe âdeta saldırdı. Sabah kusan, “Midem bulanıyor,” diye sızlanan o kadından eser kalmamıştı. Sanki günlerdir yemek yememiş gibi inanılmaz bir iştahla, hıncahınç yemeğe başladı.
Kartal, kollarını göğsünde bağlamış, bir kaşını kaldırarak karısının bu hızına ve iştahına hayretle bakıyordu.
“Yavaş ol,Neva boğulacaksın,” dedi Kartal, yüzündeki o tatlı gülümsemeyle başını sallayarak. “Sabah lavabodan çıkamayan sen değil miydin? Bu ne hız?”
Neva, ağzı dolu bir şekilde başını kaldırıp kocasına baktı, omuz silkip gülerek yemeğine geri döndü.
Kartal, Neva’nın bu sevimli hâline içten içe gülerken içindeki merak duygusu ve yaklaşan kan testlerinin heyecanı zihnini kurcalamaya devam ediyordu.
Akşamüstü saatlerine doğru hastane odasının kapısı hafifçe tıklatıldı ve dün sabah kan testlerini alan başhekim, elindeki mavi dosyayla içeri girdi.
Yüzünde, kriz anlarındaki o resmî ve ciddi ifadeden eser yoktu; aksine, kulaklarına kadar varan geniş, neşeli bir tebessüm vardı.
Doktor odaya girer girmez ikisine de dönüp, “Tebrik ederim, harika haberlerim var!” dediğinde Kartal ve Neva şaşkınlıkla birbirlerine baktılar.
İkisinin de yüzünde ortak bir ifade vardı: Acaba hangi kötü haberin tatlı dille söylenmiş hâlini dinleyeceğiz?
"Neva, hanımın bedeni günlerce neredeyse aç kalmış. Stres ve üzüntü bedeni çökertmiş ama bir sornumuz yok. Kartal bey sizde bundan sonra ekstra bir özen göstermelisiniz. Neva hanım'a üzülmek ve stres yasak."
Doktor, genç çiftin bu garip ve temkinli bakışlarını fark edince gülüşünü derinleştirdi. Dosyayı masaya bırakıp doğrudan konuya girdi:
“Neva Hanım ve Kartal bey, anne-baba oluyorsunuz. Yaklaşık iki buçuk aylık bir süreçten bahsediyoruz.”
Oda bir anda buz kesti.
Neva, duyduğu cümle karşısında öylece kalakaldı; gözleri irileşmiş, eli havada asılı kalmıştı.
Kartal ise âdeta taştan oyulmuş bir heykele döndü.
Saniyeler süren o mutlak sessizliğin ardından elleri titreyerek masanın üzerindeki dosyaya uzandı. Rapor kâğıdını hızla eline alıp gözleriyle satırları taramaya başladı.
Zihni reddediyordu.
Geçmişteki o acı gerçeği, doktorların yıllar önce verdiği o keskin hükümleri hatırladı.
“İmkânsız…” diye mırıldandı Kartal. Sesi fısıltıdan biraz farksızdı. Gözleri rapordaki ibarelere takılı kalmıştı; nefesi kesilir gibi oldu.
“Bu… Bu tıbben imkânsız. Geçmişteki raporlar, operasyonlar… Doktor, Benim çocuğumun olması imkânsızdı.”
Doktor, Kartal’ın şok geçiren ve inkâr eden bu hâlini görünce anlayışla başını salladı ve hafifçe öksürerek açıklamaya başladı.
“İmkânsız değil, Kartal Bey… Aslında tam olarak hastaneden çıkmak üzereyken o gün size söylemek istediğim şey de buydu fakat araya o acele ettiğiniz kriz girdi, fırsat bulamadım. İnsan vücudu ve tıp her zaman klasik matematik kurallarına uymaz. Geçmişteki steril tahlilleriniz ve o dönem yaşadığınız travmatik süreç, hücresel düzeyde baskılanmaya sebep olmuş olabilir.”
Doktor biraz daha yaklaşarak profesyonel ama heyecanlı bir tonda devam etti:
“Son yaptığımız detaylı hormon ve kan testlerinde radikal bir değişim, âdeta tıbbi bir mucizeye denk gelen bir toparlanma bulduk. Hatta sık sık maruz kaldığınız yüksek stresin ardından eşinizle geçirdiğiniz o derin huzurlu anlar, bağ kurma ve pozitif duygu patlamaları bile vücudun hormonal dengesini ve rejenerasyon sürecini tetiklemiş, bu mucizeye zemin hazırlamış olabilir. Mucizelere imkânsız diyemeyiz. Tebrikler, Kartal Bey! Gerçekten Baba oluyorsunuz!”
Doktorun o son cümlesi odanın içinde yankılandığı an Kartal’ın elindeki dosya yere düştü.
Genç adamın gözlerindeki o şaşkınlık, saniyeler içinde devasa bir mutluluğa, tutkuya ve tarifsiz bir sağanağa dönüştü.
Neva’nın şaşkınlıktan aralanan dudaklarından tek bir kelime bile dökülmesine izin vermeden Kartal öne doğru atıldı.
Sanki dünyadaki yer çekimi ortadan kalkmış gibi Neva’yı yatakta sımsıkı kolları arasına aldı.
Yüzünün her yerini —gözlerini, yanaklarını, alnını, titreyen dudaklarını— ardı arkası kesilmeyen, deli dolu ve hıçkırıklara karışan öpücüklerle boğmaya başladı.
“Baba oluyorum…” diye fısıldıyordu Kartal, nefes nefese. Neva’nın yüzünü ellerinin arasına alıp onu tekrar tekrar öpüyordu.
“Bizim bebeğimiz oluyor… Gökyüzüm, duyuyor musun? Mucizemiz bizimle…”
Neva, kocasının bu çılgın ve hazzın zirvesindeki sevgi selinin altında gözyaşlarına boğuldu.
Korku, hayal kırıklığı ve geçmişin tüm karanlığı bu tek cümleyle silinip gitmişti.
Kollarını Kartal’ın boynuna doladı ve ikisi, hastane odasının o beyaz duvarları arasında, gelen en büyük mucizenin mutluluğuyla sımsıkı sarıldılar.
Bölüm etkileşimi
