KARAHANLI kitap kapağı

24. bölüm / 50

KARAHANLI

22. Sessizliğin bedeli

Yazar: Zehra Güngör

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 50Şu an: 22. Sessizliğin bedeli
  1. 1 1.bölüm: Kırmızı ve Küf Kokusu2.540 kelime
  2. 2 2.bölüm: Yeşil Kırılma1.925 kelime
  3. 3 3.bölüm: Küller ve Gölgeler1.575 kelime
  4. 4 4. Kanun ve Kural1.578 kelime
  5. 5 5. Kartal Gözü2.044 kelime
  6. 6 6.bölüm: sessiz fırtına1.552 kelime
  7. 7 7.bölüm: Celladın Kurtarıcısı2.020 kelime
  8. 8 8. Bölüm: Ortaklık1.932 kelime
  9. 9 9.bölüm: nevin2.118 kelime
  10. 10 10.bölüm: Kapan2.553 kelime
  11. 11 11.bölüm: kapılar arkasında1.854 kelime
  12. 12 12. Bölüm: Selim Karat3.001 kelime
  13. 13 13.bölüm : Hatıra1.392 kelime
  14. 14 14.Bölüm : Neva & Kartal1.292 kelime
  15. 15 15. Bölüm : Meryem1.350 kelime
  16. 16 16. bölüm: Asil Kartal Karahan1.621 kelime
  17. 17 17.Bölüm: Neva Leyla Karat2.050 kelime
  18. 18 18. Sisin sakladığı kökler4.089 kelime
  19. 19 19. Çiçek Tac1.229 kelime
  20. 20 20. Bir yalan1.482 kelime
  21. 21 21. Kıskançlık Dozu1.377 kelime
  22. 22 22. Sessizliğin bedeli1.066 kelime · Okuduğun bölüm
  23. 23 23. İçimizdeki hain1.840 kelime
  24. 24 24. İstop1.848 kelime
  25. 25 25. Bir kurşunluk mesafe1.793 kelime
  26. 26 26. Gölge Savaşı4.187 kelime
  27. 27 27. Gelin Hanım1.950 kelime
  28. 28 28. Leyla'm2.198 kelime
  29. 29 29. Dağhan.2.009 kelime
  30. 30 30. ben geldim2.275 kelime
  31. 31 31. Ferman3.692 kelime
  32. 32 32. Gözdağı2.431 kelime
  33. 33 33. Büyük bir sır2.373 kelime
  34. 34 34. Kartalın sığınağı, Leyla'nın ışığı2.329 kelime
  35. 35 35. Nevzat'ın nefreti2.134 kelime
  36. 36 36. Ferman'ın sancısı2.042 kelime
  37. 37 37. Geçmişin külleri1.074 kelime
  38. 38 38. Biat ve Feda3.707 kelime
  39. 39 39. Karahan'a biat2.085 kelime
  40. 40 40. Küllerden doğmak1.403 kelime
  41. 41 41. Saf Bağ3.530 kelime
  42. 42 42. stratejik mangal1.208 kelime
  43. 43 43. Güneş'in Kısmeti1.771 kelime
  44. 44 44. kraliçe'nin hududu1.765 kelime
  45. 45 45. Güzel Sığınak1.634 kelime
  46. 46 46. kırmızı elma2.891 kelime
  47. 47 47. Uzak Mutluluk2.579 kelime
  48. 48 48. İhanetin yüzü1.138 kelime
  49. 49 49. Kırık Güven3.527 kelime
  50. 50 50. Mucize1.123 kelime

Karahan Holding’in önü, İstanbul’un gri ve bunaltıcı sonbahar sabahının kasvetiyle kaplanmıştı. Ancak binanın girişinde asıl rüzgârı estiren, arka arkaya yanaşan iki lüks makam aracı oldu.

Kartal ve Neva, bir haftadır sürdürdükleri o buz devrinin yazılmamış kuralına uyarak holdinge ayrı arabalarla gelmişlerdi.

Kartal, aracından inip ceketini iliklerken gözleri ister istemez hemen öndeki siyah araçtan inen Neva’ya kaydı.

Neva; sıkıca toplanmış at kuyruğu saçı, üzerine kusursuz oturan iddialı bordo paltosu ve zarafetiyle o sabah holdingin önündeki tüm bakışları üzerinde topluyordu.

Yüzündeki siyah güneş gözlüklerinin ardından Kartal’ın kendisine baktığını fark etti. Bir an için göz göze geldiler.

Kartal, gözündeki güneş gözlüğünü yavaşça çıkarıp ona doğru bir adım atmak, aralarındaki bu ağır sessizliği bozmak istedi.

Ancak tek bir kelime bile edemedi. dilinin ucuna gelen her şey, o keskin bakışların buzuna çarpıp yok oldu.

Neva, Kartal’ı tamamen yok sayarak o büyüleyici ihtişamı ve soğuk duruşuyla holdingin döner kapısından içeri süzüldü.

Dışarıdaki bu soğuk resmiyet, en üst kattaki yönetici odasının kapıları kapandığında yerini masaların üzerine yığılan kalın dosyaların yarattığı fırtınaya bıraktı.

Tam bir haftadır Karahan Malikânesi’nde ve holding koridorlarında adeta bir buz devri yaşanıyordu. Neva, Kartal’a karşı öyle keskin bir duvar örmüştü ki aralarındaki tek iletişim akışı, soğuk iş formalitelerinden ibaretti.

Lazım olan evraklar ya masaya sessizce bırakılıyor ya da Sancar aracı yapılarak çözülüyordu. İşte o an, odanın kapısı hafifçe aralandı. Sancar, ellerinde iki karton bardak kahve ve bir yığın raporla içeri girdi. Yüzünde hem yorgun hem de kaçamak bir ifade vardı.

“İyi günler,” dedi Sancar, aceleci bir ses tonuyla.

“Yaman Bey, şu son vergi denetimi raporlarını imza için acil istiyor.”

Yaman, yüzünde her zamanki o pervasız ve enerjik gülümsemesiyle Sancar’ın hemen ardından içeri süzüldü.

Doğruca Neva’nın masasına yanaştı, sandalyesini biraz daha yaklaştırıp neredeyse diz dize sayılabilecek bir mesafede eğildi.

“Neva, bakar mısın? Şu son maddedeki açığı nasıl kapattın, inanılmaz. Sen bu zekâyla harcanıyorsun burada,” dedi Yaman, gözlerini neşeyle parlatarak.

Neva, hafifçe tebessüm ederek dosyayı düzeltti.

“Teşekkür ederim, Yaman. Sadece biraz dikkat ve geçmiş dosyalardan kalan hafıza diyelim.”

Devasa maun masada oturan Kartal’ın gözleri, kaleminin ucunda adeta kırılacak gibi duran parmakları ve koyu maviye kesilen bakışlarıyla bu sahneye kilitlenmişti.

Bir haftadır Yaman’ı Neva’dan uzaklaştırmak için adamın önüne dağlar kadar fazladan iş yükü yıkmış, gece yarısına kadar süren toplantılar koymuştu ama adam ne pes ediyor ne de Neva’nın yanından ayrılıyordu.

Dahası, Sancar ne zaman kahve servisi için o masaya yaklaşsa Yaman, adama öyle imalı, hayran dolu bakışlar atıp iltifatlar yağdırıyordu ki Sancar, kahve tepsisini düşürmemek için her seferinde koşar adım odadan kaçıyordu.

“Bugün de maşallah, ay gibi parlıyorsun. Kahvelerimiz gibi sen de içimizi ısıtıyorsun yani…”

Sancar’ın yüzü aniden kıpkırmızı kesildi.

Elindeki dosyaları nereye koyacağını bilemez hâlde sağa sola baktı, yutkundu ve tek kelime edemeden arkasını dönüp kapıya doğru adeta tüydü.

“Ben… Şey… Yaman Bey, ben hemen geliyorum!” diyerek saniyeler içinde odadan toz oldu.

Yaman, hiç istifini bozmadan gülümseyerek doğruldu.

“Kartal Bey, Neva ile mesaimiz bitmez ama neyse, rapora sonra devam ederiz,” diyerek göz kırptı ve odadan ayrıldı.

Neva, başını bile kaldırmadan dosyaları düzenlemeye devam etti.

“Söyleyeceğin başka bir iş emri var mı, Kartal Bey? Yoksa odama geçebilir miyim?”

Kartal yerinden fırladı.

Birkaç uzun adımda Neva’nın masasının önüne geldi ve ellerini masaya dayayarak öne doğru eğildi. Gözlerindeki o iflah olmaz inat, yerini derin bir pişmanlığa ama hâlâ zapt edilemeyen bir gurura bırakmıştı.

“Bir hafta oldu, Neva Hanım,” dedi Kartal, sesinde ilk kez bu kadar savunmasız bir tını barındırarak. “Bir haftadır tek kelime etmedin. Beni yok mu sayıyorsun?”

Neva yavaşça başını kaldırdı.

Gözlerinde, o gece kırılan ışığın bıraktığı buz gibi bir netlik vardı. Yüzünde alaycı ama acı dolu bir tebessüm belirdi.

“Yok saymak mı?” dedi Neva, fısıltı gibi ama bıçak keskinliğinde bir sesle.

“Siz o gece, ‘Parmaklarına takılan o sahte yüzüğün yükünü taşıyamayan biri,’ derken beni zaten yok saymıştınız, Kartal Bey. Ben sadece sizin o masada kurduğunuz kurallara uyuyorum.
Rolümüz neyi gerektiriyorsa onu yapıyorum.”

Kartal derin bir soluk alıp göğsünü şişirdi; o kelimelerin ne kadar yaktığını biliyordu.

“O an öfkeyle söyledim, farkındayım… Pişmanım dersem malum belki.. ama şu an mesele bu değil.”

“Ne o zaman mesele?” diye sözünü kesti Neva, ayağa kalkarak.

Aralarındaki mesafe kapandı; nefesleri birbirine karışacak kadar yakındılar ama bu kez aralarında aşılmaz bir dağ vardı.

“O masada başkasıyla gülüşmelerim mi battı size?”

Kartal dişlerini sıktı.

“O adamın sana o kadar yakın durması umurumda değil. Sadece o pervasız tavırlarından midem bulanıyor…”

“Ben sadece işimi yapıyorum, Kartal Bey!” diye bağırdı Neva, gözlerindeki yaşları tutmaya çalışarak.

“Hangi zehirleri akıttığınızı unutarak bana sadakat dersi veremezsiniz! Ne de olsa ben yüzük bile taşıyamıyorum, başkalarıyla gülüyorum ya…”

Oda adeta sessizliğe gömüldü. İkisi de soluk soluğa birbirine bakarken Kartal geri adım atmadı.

“Sahte Leyla’yı tamamen köşeye sıkıştıracak, kimin ellerini ovuşturduğunu herkese kanıtlayacak o son hamle için bu gece bir araya gelmemiz gerekiyor,” dedi Kartal, gözlerini Neva’nın gözlerinden bir saniye bile ayırmadan.

“Sancar her şeyi hazırladı. Ama bu oyunu bitirmek ve o kadını çöpe atmak için seninle o masaya yeniden, bu kez asıl gücümüzle oturmamız şart. Beni yalnız bırakmayacaksın, değil mi?”

Neva ne bir adım geriledi ne de yumuşadı. Kartal’ın gözlerinin içine bakarak o gururlu ve mesafeli duruşundan taviz vermeden net bir şekilde kestirip attı: “Düşünmem lazım.”

Kartal’ın kaşları şaşkınlıkla ve itirazla havaya kalktı.

“Düşünmek mi? Neva, zaman kaybetmekle kaybedecek lüksümüz yok. Kadın her an…”

“Bana zamanlama dersi verme, Kartal Bey. Leyla şimdi Sahte Leyla mı oldu?" diye sözünü kesti Neva, sesi odanın içinde buz gibi yankılanarak.

“Sen o masada kendi oyununu oynarken benim ne riskler aldığımı bir haftadır görmezden geldin. Şimdi işine geldiği an ‘Bir araya gelmemiz gerekiyor,’ diye buyur edemezsin.”

Neva arkasını dönüp kapıya doğru yürümeye başladığı sırada içindeki o zehirli cümleyi daha fazla tutamadı ve durdu.

Omzunun üzerinden Kartal’a doğru sert, iğneleyici bir bakış fırlattı.

“Hem söyleyin bakalım…” dedi Neva, dudaklarında alaycı ama tehlikeli bir tebessümle. “O tırnaklarıyla yapışıp durduğunuz, uğruna ortalığı ayağa kaldırdığınız o Leyla var ya.. Ya gerçekten bu iş için kullanılmışsa? Ya günün birinde o sahte dediğiniz kadın, sizin o çok değer verdiğiniz, aylardır aradığınız gerçek Leyla Hanım çıkarsa? O zaman ne yapacaksınız, Kartal Bey? Bütün bu kurduğunuz masalar, kestiğiniz cezalar başınıza yıkılmayacak mı?”

Oda bir anda kutup soğuğuna büründü.

Kelime, havada ağır bir balyoz gibi asılı kaldı.

Kartal’ın yüzündeki o sert, kararlı ifade bu ihtimalle birlikte bir an için sarsıldı. Zihninden o iflah olmaz şüphe dalgası geçti ama bunu belli etmemek için hemen çenesini sıkıp kasıldı.

Neva ise cevabını bile beklemeden kapıyı açtı ve arkasında fırtınalar koparan bir adam bırakarak hızla odadan çıktı.

Kartal, masanın kenarında öylece kalakalmıştı. Kadının bıraktığı o zehirli soru zihninin duvarlarında yankılanmaya devam ediyordu:
Ya o kadın gerçekten Leyla’ysa?

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

47okunma 5beğeni 1yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.

Kategoriler ve Temalar

Okumak istediğin dünyayı bul.

Kategoriler ve temalar yükleniyor…