KARAHANLI kitap kapağı

7. bölüm / 8

KARAHANLI

7.bölüm: Celladın Kurtarıcısı

Vaveyla Yazarı: Zehra Samarrah

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 8Şu an: 7.bölüm: Celladın Kurtarıcısı

"Bu şehirden, bu pislikten uzaklaştırıyorum," dedi Kartal, nefesi gece rüzgârına karışırken. "Çünkü bu oyun senin bildiğin mahkeme salonlarına benzemez, avukat. Ve ben, o adamın sana bir kez daha yaklaşmasına izin vermeyeceğim."

Neva, Kartal'ın elinden kurtulmaya çalışarak bir adım geri çekildi.

"Ben senden yardım istemedim."

"Biliyorum."

"O zaman neden hâlâ buradasın?"

Kartal'ın bakışları bir anlığına yüzünde gezindi. Sonra, otelin girişindeki hareketliliğe dönüp yeniden ona baktı.

"Çünkü sen istemesen de bu işin içindesin artık."

Neva'nın kaşları çatıldı.

"Beni bu işin içine sokan da sensin zaten. Şimdi kurtarıcı rolüne girmenin pek anlamı yok."

Kartal'ın yüzündeki ifade değişmedi. Sanki bu cümleyi bekliyormuş gibi sakince karşılık verdi.

"Seni o büroya ben soktum, evet. Ama sana bir iyilik yaptığımı düşünmüyorum."

"Ne güzel. Bir de iyilik yapsaydınız kim bilir ne kadar borçlu çıkacaktım."

"Sen orada olmayı hak ediyordun, Neva."

Kadın bir an sustu.

Kartal devam etti.

"Ben sadece önündeki kapıyı açtım."

Neva, adamın bu kadar rahat konuşmasına sinirleniyordu. Sanki birkaç gün önce hayatını altüst eden kişi o değilmiş gibi, şimdi karşısında oturmuş bir iş görüşmesi yapıyordu.

"Ben senin borcunu ödemek istemiyorum, Kartal Bey."

"Borç değil."

"Ne?"

Kartal'ın koyu mavi gözleri hafifçe kısıldı.

"Ortaklık."

Neva, sanki yanlış duymuş gibi baktı.

"Ben senin ortağın değilim."

"Henüz değilsin."

"Olmayacağım da."

Kartal, bu kez hafifçe başını eğdi.

"Bunu söylemek için biraz erken."

Neva ellerini iki yana açtı.

"Allah aşkına, siz ne anlatıyorsunuz? Ben daha birkaç saat önce bir adamın silah çektiği ortamdan çıktım. Siz bana ortaklık teklif ediyorsunuz."

"Çünkü o adamın silah çektiği ortamdan çıkmamızın bir sebebi var."

"Dağhan."

"Evet."

Kartal'ın sesi sertleşti.

"Ve Dağhan, senin sandığın kadar basit bir mesele değil."

Neva, otelin girişine doğru baktı. İçeride hâlâ güvenlik görevlileri hareket ediyor, birkaç davetli meraklı bakışlarla teras kapısına yöneliyordu.

"Ben onunla mahkemede karşılaşırım. Gerekirse şirketlerini incelerim, belgelerini toplarım, hukuken ne gerekiyorsa yaparım. Ama senin yanında dolaşarak değil."

Kartal'ın yüzünde belli belirsiz bir gülümseme oluştu.

"Yalnızca mahkeme salonunda karşılaşacağını düşünüyorsan, bugün yaşananları biraz daha dikkatli değerlendirmen gerekiyor."

Neva hemen döndü.

"Bugün yaşananları gayet dikkatli değerlendiriyorum. Bir adamın otelin ortasında silah çekmesi, sizin de ortalığı birbirine katmanız ve benim—"

"Silahlı adama ayakkabı fırlatman."

Neva'nın cümlesi yarıda kaldı.

Kartal'ın gözlerinde ilk kez o geceye ait gerçek bir eğlence belirmişti.

"Ne?"

"Silahlı adama ayakkabı fırlatman."

"Ben—"

"Oldukça cesur bir hareketti."

Neva'nın yüzü kızardı.

"Ne yapacaktım? Adamın elinde silah vardı!"

Kartal, kollarını göğsünde birleştirdi.

"Bilmiyorum. Belki biraz daha klasik bir savunma yöntemi deneyebilirdin."

"Mesela?"

"Kaçmak."

Neva ona öyle bir baktı ki Kartal'ın gülümsemesi biraz daha belirginleşti.

"Çok komiksiniz."

"Teşekkür ederim."

"Hayır, ciddi söylüyorum. Gerçekten çok komiksiniz."

Kartal başını hafifçe yana eğdi.

"Yalnızca bazen."

Neva, istemeden de olsa dudaklarının kenarını kıpırdattı. Sonra hemen toparlandı.

"Bakın, o an elimde başka bir şey yoktu."

Kartal'ın bakışları kadının ayağına indi.

"Evet, onu fark ettim."

Neva, elbisesinin eteğini hafifçe düzeltti.

"Ne demişler; en iyi savunma, bazen elinin altında olandır."

Kartal kaşını kaldırdı.

"Bunu kim demiş?"

Neva bir saniye düşündü.

"Ben."

Kartal'ın yüzündeki gülümseme bu kez saklanamayacak kadar belirginleşti.

Neva da başını hafifçe eğip ekledi:

"Hem hukukta buna delil karartma değil, delille müdahale denir."

Kartal istemsizce güldü.

Kısa, alçak bir gülüştü bu. Ama Neva, onun yüzünde ilk kez böyle bir ifade görüyordu. Adamın bütün o sertliği, soğukluğu ve kendinden emin tavrı bir anlığına kırılmıştı.

Neva, bunu fark ettiğini belli etmemek için bakışlarını kaçırdı.

"Gülmeyin."

"Gülmüyorum."

"Gayet güzel gülüyorsunuz."

Kartal başını iki yana salladı.

"Peki. Bir daha silahlı adama ayakkabı fırlatmadan önce beni ararsın."

Neva hemen döndü.

"Numaranızı mı isteyeceğim?"

"Olabilir."

"Rüyanızda görürsünüz."

Kartal'ın yüzündeki gülümseme yeniden belirdi.

Tam o sırada teras kapısı açıldı.

Sancar, elindeki telefonla dışarı çıktı. Yüzündeki ifade bu kez şakacı değildi.

"Abi."

Kartal'ın yüzü anında ciddileşti.

"Ne oldu?"

"Cemal abi seninle görüşmek istiyor."

Kartal'ın bakışları bir anlığına Sancar'ın üzerinde sabitlendi.

"Nerede?"

"Eski depoda. Bekliyor."

Kartal kısa bir süre sustu. Sonra Neva'ya döndü.

"Neva Hanım'ı evine bırak."

Neva hemen araya girdi.

"Gerek yok."

Kartal ona bakmadan devam etti.

"Yanına iki adam ver."

Neva'nın gözleri büyüdü.

"İki adam mı?"

Sancar, Neva'ya dönüp başını hafifçe eğdi.

"İsterseniz üç yapalım, daha güvenli olur."

Neva ona ters ters baktı.

"Siz hiç konuşmayın."

Sancar dudaklarını birbirine bastırdı.

Kartal, Neva'ya döndü.

"Bu gece yalnız gitmeyeceksin."

"Ben kendim giderim."

"Hayır."

"Bakın, Kartal Bey, benim hayatım hakkında karar vermeyi bırakır mısınız?"

Kartal'ın sesi sakindi.

"Normalde bırakırım."

Bir an durdu.

"Ama bu gece değil."

Neva, adamın bu kadar kesin konuşmasına daha da sinirlendi.

"Ben sizin çalışanınız değilim."

"Biliyorum."

"Bana emir veremezsiniz."

Kartal, bu kez doğrudan gözlerinin içine baktı.

"Emir vermiyorum. Tedbir alıyorum."

"Ben korkuyla yaşayacak değilim."

"Ben senden korkmanı istemiyorum."

Kartal'ın sesi biraz daha alçaldı.

"Ben senden temkinli olmanı istiyorum."

Neva sustu.

Kartal devam etti.

"Bugün o adam otelin içine silahla girdi. Yarın kapının önüne gelir. Ertesi gün evinin adresini öğrenir. Biz ne kadar hazırlıklı olursak, onun hareket alanı o kadar daralır."

Neva'nın yüzündeki öfke bir anlığına yerini düşünceli bir ifadeye bıraktı.

"Ben senin savaşının piyonu değilim."

Kartal'ın cevabı gecikmedi.

"Değilsin."

Bir adım geri çekildi.

"Zaten seni piyon yapmayacağım."

Neva, adamın yüzüne baktı.

"Çünkü?"

Kartal'ın bakışları sertleşti.

"Çünkü benim planımda piyonlar ölür."

Neva'nın yüzündeki ifade değişti.

Kartal devam etti.

"Sen ise benim planımda ayakta kalmak zorundasın."

Bir süre ikisi de konuşmadı.

Sonunda Neva, istemeyerek de olsa derin bir nefes aldı.

"Peki."

Kartal'ın kaşları hafifçe kalktı.

"Peki mi?"

"Bir süre."

"Bir süre yeter."

Neva hemen ekledi:

"Ama beni sürekli kontrol etmeye kalkarsanız, korumalarınızı kendim kovarım."

Kartal'ın yüzünde hafif bir gülümseme belirdi.

"Anlaştık."

Sancar, Neva'ya doğru bir adım attı.

"Buyurun Neva Hanım."

Neva, Kartal'a son kez baktı.

"Bu arada, ayakkabı meselesini bir daha açarsanız, bir sonraki sefer gerçekten ayağımdan çıkarıp size fırlatırım."

Kartal'ın gülümsemesi bu kez daha belirginleşti.

"Not aldım."

Neva, Sancar'ın peşinden yürümeye başladı.

Sancar, teras kapısına geldiklerinde hafifçe eğilip fısıldadı:

"Merak etmeyin. Abi'nin kontrol takıntısı vardır ama benimki daha kötü."

Neva istemeden güldü.

"Belli oluyor."

Sancar da gülümsedi.

"İyi. En azından eve kadar kavga etmeden gidebiliriz."

Neva başını iki yana sallayarak onunla birlikte uzaklaştı.

Kartal, terasın kenarında bir süre öylece kaldı.

Sonra gözlerini kapatıp derin bir nefes aldı.

Neva'nın ayakkabısı, Dağhan'ın silahı, Cemal Bayraktar'ın çağrısı...

Gecenin birkaç saat içinde bu kadar karmaşık bir hâle gelmesi, onun bile hesapladığı bir şey değildi.

Ama artık geri dönüş yoktu.

Kartal, ceketinin düğmesini ilikledi.

"Sancar."

Uzaklaşmakta olan adam durup arkasını döndü.

"Abi?"

"Neva Hanım'ın evine kadar eşlik et. Sonra doğrudan bana dön."

Sancar başını salladı.

"Tamam."

Kartal bir an durdu.

"Ve kimseye haber vermeden önce, Cemal abinin yanına gideceğimi söyleme."

Sancar'ın yüzü ciddileşti.

"Anladım."

Kartal, otelin kapısına doğru yürürken son kez arkasına baktı.

Neva çoktan kalabalığın arasında kaybolmuştu.

Eski depo, şehrin gürültüsünden uzak, yıllardır kullanılmayan bir sanayi bölgesinin kıyısında duruyordu.

Kartal arabadan indiğinde, kapının önünde bekleyen iki adam hemen kenara çekildi.

İçeri girdiğinde, büyük salonun ortasında duran masanın başında Cemal Bayraktar'ı gördü.

Cemal, yılların ağırlığını taşıyan bir adamdı. Saçlarına düşen aklar, yüzündeki derin çizgiler ve sakin bakışları, onun bu dünyada ne kadar uzun süredir var olduğunu anlatıyordu.

Ama Kartal'ı gördüğünde yüzündeki sertlik biraz yumuşadı.

"Gel bakalım Kartal."

Kartal, ona doğru ilerledi.

"Cemal abi."

Cemal, elini uzattı. Kartal elini sıktı.

"İyi misin?"

Kartal kısa bir an durdu.

"İyiyim."

Cemal, onun yüzüne baktı.

"Yalan söylemeyi ne zaman bırakırsın diye bekliyorum."

Kartal'ın dudaklarının kenarı hafifçe kıpırdadı.

"Sen de her zamanki gibi başladın."

"Başka türlü başlayınca beni dinlemiyorsun."

Kartal, masanın karşısındaki sandalyeye oturdu.

"Ne oldu?"

Cemal, önündeki dosyayı kapatıp ona doğru itti.

"Dağhan."

Kartal'ın yüzündeki ifade değişti.

"Ne biliyorsun?"

Cemal, sandalyesine yaslandı.

"Senin onu devirmek istediğini biliyorum."

Kartal dosyaya baktı.

"İstiyorum."

"Yetmez."

Kartal başını kaldırdı.

Cemal'ın sesi sakindi.

"İstemek başka, yapabilmek başka."

Kartal dosyayı açtı.

İçinden şirket evrakları, mülk kayıtları, ortaklık belgeleri ve bazı isimlerin yazılı olduğu listeler çıktı.

Kartal'ın gözleri sayfalar üzerinde ilerledikçe yüzündeki ifade sertleşti.

"Bunlar nereden çıktı?"

Cemal:

"Dağhan'ın yıllardır kurduğu ağın bir kısmı."

Kartal, bir sayfayı eline aldı.

"Bu kadarını nereden buldun?"

Cemal hafifçe gülümsedi.

"Ben bu şehirde dün yaşamaya başlamadım, Kartal."

Kartal sessizce okumaya devam etti.

Cemal:

"Dağhan'ın görünen yüzünü herkes biliyor. Ben görünmeyen tarafını biliyorum."

Kartal başını kaldırdı.

"Ne kadarını?"

Cemal'ın bakışları sertleşti.

"Onu bitirecek kadar."

Kartal dosyayı kapatmadı.

"Karşılığında ne istiyorsun?"

Cemal, bir süre onu izledi.

"Önce şunu bil. Dağhan'ın meselesi yalnızca seninle değil."

Kartal'ın kaşları çatıldı.

"Ne demek istiyorsun?"

Cemal, masanın üzerindeki başka bir dosyayı açtı.

"Bu adamın Karahan Holding'e karşı kurduğu plan, senin düşündüğünden çok daha büyük."

Kartal'ın bakışları dosyaya indi.

Cemal devam etti.

"Babanla yaptığı ortaklık, bu işin yalnızca başlangıcı."

Kartal'ın yüzü sertleşti.

"Bunu biliyorum."

"Hayır. Bildiğini sanıyorsun."

Cemal, dosyadan bir belge çıkarıp masaya bıraktı.

"Dağhan'ın asıl hedefi, holdingin yönetimini içeriden ele geçirmek."

Kartal'ın gözleri belgenin üzerinde sabitlendi.

"Kim var arkasında?"

Cemal, bir an sustu.

"İşte mesele de bu."

Kartal başını kaldırdı.

Cemal'ın sesi daha da alçaldı.

"Dağhan'ın holdingin içinde bir ortağı var."

Kartal'ın yüzündeki ifade değişti.

"Kim?"

Cemal, dosyayı ona doğru itti.

"Bunu öğrenmeden hiçbir şey yapamazsın."

Kartal, dosyayı açtı.

Sayfaları çevirdikçe yüzündeki sertlik arttı.

"Bu..."

Cemal:

"Evet."

Kartal bir süre konuşmadı.

Sonra dosyayı kapatıp Cemal'a baktı.

"Bunu neden şimdi söylüyorsun?"

Cemal'ın yüzündeki ifade ciddileşti.

"Çünkü artık senin tek başına hareket etmen, yalnızca seni değil, bütün holdingi tehlikeye atar."

Kartal, sandalyesine yaslandı.

"Ben tek başıma hareket etmiyorum."

Cemal hafifçe başını salladı.

"Hayır. Ama yanlış insanlarla savaşıyorsun."

Kartal'ın bakışları sertleşti.

"Ne istiyorsun, Cemal abi?"

Cemal, bir süre sessiz kaldı.

Sonra önündeki dosyayı kapattı.

"Ben sana Dağhan'ın başını getirecek yolu göstereceğim."

Kartal'ın gözleri kısıldı.

"Karşılığında?"

Cemal'ın yüzünde ağır, kararlı bir ifade belirdi.

"Karşılığında, bu savaşı kazandığında Karahan Holding'in başına geçeceksin."

Kartal bir an dondu.

Cemal devam etti.

"Ve ilk işin, babanı o koltuktan indirmek olacak."

Kartal'ın yüzündeki ifade sertleşti.

"Bunu benden neden istiyorsun?"

Cemal, ona uzun uzun baktı.

"Çünkü senin o koltuğa oturman, Dağhan'ın planını bozacak tek şey."

Kartal sessiz kaldı.

Cemal:

"Ve çünkü sen, babanın yaptığı hataların bedelini ödemek zorunda değilsin."

Kartal'ın gözleri bir anlığına uzaklara daldı.

Sonra tekrar Cemal'a baktı.

"Peki Dağhan?"

Cemal'ın sesi soğudu.

"Dağhan'ı devirmek istiyorsan, önce onun kurduğu ağı çözmen gerekecek."

Kartal dosyaya baktı.

"Bu belgeler yeterli mi?"

Cemal başını iki yana salladı.

"Hayır."

Kartal'ın kaşları çatıldı.

"Ne eksik?"

Cemal, masanın üzerindeki son dosyayı açtı.

"Bunların hukuken kullanılabilmesi için bir avukata ihtiyacın var."

Kartal'ın bakışları dosyadan Cemal'a kaydı.

Cemal devam etti.

"Öyle sıradan bir avukata değil. Dağhan'ın geçmişte yaptığı işlemleri bilen, şirketlerinin nasıl çalıştığını anlayan, gerektiğinde karşısına çıkabilecek birine."

Kartal'ın yüzünde belli belirsiz bir ifade oluştu.

Cemal onu izliyordu.

"Neva."

Kartal'ın bakışları sertleşti.

"Onu bu işe karıştırmayacağım."

Cemal hafifçe gülümsedi.

"Karıştırmak başka, ortak etmek başka."

Kartal sustu.

Cemal:

"Senin ona ihtiyacın var, Kartal."

Kartal'ın sesi alçaldı.

"Biliyorum."

Cemal başını salladı.

"Öyleyse onu ikna et."

Kartal, dosyaya yeniden baktı.

Neva'nın yüzü gözlerinin önüne geldi.

"Ben senin ortağın değilim."

"Henüz değilsin."

Kartal'ın dudaklarının kenarı hafifçe kıpırdadı.

Cemal bunu fark etti.

"Ne oldu?"

Kartal başını kaldırdı.

"Hiç."

Cemal, yıllardır tanıdığı adamın yüzündeki o kısa ifadeyi kaçırmadı.

"Bana bak Kartal."

Kartal gözlerini ona çevirdi.

"Bu işte duygularınla değil, aklınla hareket edeceksin."

Kartal'ın yüzü yeniden ciddileşti.

"Ben ne yaptığımı biliyorum."

Cemal başını salladı.

"Biliyorum."

Bir an sustu.

"Ama bazen insan, en çok güvendiği şeyi bile yanlış yerde kullanır."

Kartal dosyayı kapattı.

"Neva bana güvenmiyor."

Cemal'ın yüzünde hafif bir gülümseme belirdi.

"Güvenmek zorunda değil."

Kartal kaşlarını çattı.

"Ne demek istiyorsun?"

Cemal:

"Bazen insanlar birbirine güvenmeden de aynı tarafta durabilir."

Kartal, bir süre sessiz kaldı.

Sonra ayağa kalktı.

"Bu işi bitireceğim."

Cemal da ayağa kalktı.

"Bitireceksin."

Kartal, dosyayı eline aldı.

Ama kapıya yönelmeden önce durdu.

"Cemal abi."

"Efendim?"

Kartal'ın sesi bu kez daha yumuşaktı.

"Sağ ol."

Cemal, onun omzuna elini koydu.

"Daha teşekkür etme."

Kartal başını eğdi.

Cemal devam etti.

"Önce şu Dağhan'ın işini bitir."

Kartal, dosyayı sıkıca tuttu.

"Bitireceğim."

Cemal'ın yüzünde ağır bir gülümseme belirdi.

"İşte şimdi oldu."

Kartal kapıya doğru yürürken, Cemal arkasından seslendi.

"Bir de Kartal..."

Kartal durdu.

Cemal:

"Neva'yı hafife alma."

Kartal başını hafifçe çevirdi.

"Almıyorum."

Cemal:

"İyi."

Kartal, kapıdan çıkmadan önce son kez ona baktı.

"Çünkü o kadın, sandığından çok daha güçlü."

Kartal'ın yüzünde kısa bir gülümseme belirdi.

"Bunu biliyorum."

Ve kapı kapandı.

Dışarıda gece hâlâ soğuktu.

Ama Kartal'ın zihninde artık yalnızca Dağhan yoktu.

Neva vardı.

Cemal'ın teklifi vardı.

Ve Karahan Holding'in başına uzanan, yıllardır kimsenin görmediği o karanlık el vardı.

Kartal, arabasına binerken telefonunu çıkardı.

Sancar'dan gelen mesajı gördü.

"Neva Hanım evine ulaştı. Koruma dışarıda."

Kartal kısa bir süre ekrana baktı.

Sonra telefonu kapattı.

"Şimdi sıra sende, Neva Hanım," diye mırıldandı.

"Bakalım beni ne kadar daha geri çevireceksin."