KARAHANLI kitap kapağı

18. bölüm / 50

KARAHANLI

17.Bölüm: Neva Leyla Karat

Yazar: Zehra Güngör

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 50Şu an: 17.Bölüm: Neva Leyla Karat
  1. 1 1.bölüm: Kırmızı ve Küf Kokusu2.540 kelime
  2. 2 2.bölüm: Yeşil Kırılma1.925 kelime
  3. 3 3.bölüm: Küller ve Gölgeler1.575 kelime
  4. 4 4. Kanun ve Kural1.578 kelime
  5. 5 5. Kartal Gözü2.044 kelime
  6. 6 6.bölüm: sessiz fırtına1.552 kelime
  7. 7 7.bölüm: Celladın Kurtarıcısı2.020 kelime
  8. 8 8. Bölüm: Ortaklık1.932 kelime
  9. 9 9.bölüm: nevin2.118 kelime
  10. 10 10.bölüm: Kapan2.553 kelime
  11. 11 11.bölüm: kapılar arkasında1.854 kelime
  12. 12 12. Bölüm: Selim Karat3.001 kelime
  13. 13 13.bölüm : Hatıra1.392 kelime
  14. 14 14.Bölüm : Neva & Kartal1.292 kelime
  15. 15 15. Bölüm : Meryem1.350 kelime
  16. 16 16. bölüm: Asil Kartal Karahan1.621 kelime
  17. 17 17.Bölüm: Neva Leyla Karat2.050 kelime · Okuduğun bölüm
  18. 18 18. Sisin sakladığı kökler4.089 kelime
  19. 19 19. Çiçek Tac1.229 kelime
  20. 20 20. Bir yalan1.482 kelime
  21. 21 21. Kıskançlık Dozu1.377 kelime
  22. 22 22. Sessizliğin bedeli1.066 kelime
  23. 23 23. İçimizdeki hain1.840 kelime
  24. 24 24. İstop1.848 kelime
  25. 25 25. Bir kurşunluk mesafe1.793 kelime
  26. 26 26. Gölge Savaşı4.187 kelime
  27. 27 27. Gelin Hanım1.950 kelime
  28. 28 28. Leyla'm2.198 kelime
  29. 29 29. Dağhan.2.009 kelime
  30. 30 30. ben geldim2.275 kelime
  31. 31 31. Ferman3.692 kelime
  32. 32 32. Gözdağı2.431 kelime
  33. 33 33. Büyük bir sır2.373 kelime
  34. 34 34. Kartalın sığınağı, Leyla'nın ışığı2.329 kelime
  35. 35 35. Nevzat'ın nefreti2.134 kelime
  36. 36 36. Ferman'ın sancısı2.042 kelime
  37. 37 37. Geçmişin külleri1.074 kelime
  38. 38 38. Biat ve Feda3.707 kelime
  39. 39 39. Karahan'a biat2.085 kelime
  40. 40 40. Küllerden doğmak1.403 kelime
  41. 41 41. Saf Bağ3.530 kelime
  42. 42 42. stratejik mangal1.208 kelime
  43. 43 43. Güneş'in Kısmeti1.771 kelime
  44. 44 44. kraliçe'nin hududu1.765 kelime
  45. 45 45. Güzel Sığınak1.634 kelime
  46. 46 46. kırmızı elma2.891 kelime
  47. 47 47. Uzak Mutluluk2.579 kelime
  48. 48 48. İhanetin yüzü1.138 kelime
  49. 49 49. Kırık Güven3.527 kelime
  50. 50 50. Mucize1.123 kelime

Ertesi sabah, evin pencerelerinden sızan soluk güneş, içerideki havayı ısıtmaya yetmese de yeni bir devrin ilk ışıkları gibiydi.

Dün geceki fırtına dinmiş, yerini tehlikeli ve hesaplı bir sessizliğe bırakmıştı.Neva, aynanın karşısında son hazırlıklarını yaparken üzerine geçirdiği siyah, keskin hatlı takım elbisesiyle adeta bir zırh kuşanmış gibiydi.

Saçlarını sıkı bir topuz yapmış, yüzündeki o narin ifadeyi profesyonel ve tavizsiz bir maskeyle örtmüştü.Odaya giren Kartal, kapı pervazına yaslanıp onu birkaç saniye sessizce izledi.

Koyu lacivert, jilet gibi takımıyla o da en az Neva kadar savaşa hazır görünüyordu.

“Hazır mısın?” diye sordu Kartal, sesinde o tanıdık, tok tınıyla.Neva, aynadan Kartal’ın gözlerinin içine bakarak hafifçe başını salladı.

“Ben her zaman hazırım, Kartal. Asıl soru, Karahan Holding senin yeni avukatına ve karına hazır mı?”Kartal’ın dudaklarının kenarı hafifçe yukarı kıvrıldı.

“Hazırdır.”

Birlikte malikânenin geniş merdivenlerinden indiklerinde onları kapıda Sancar bekliyordu.

Sancar’ın gözleri bir an Neva’ya, ardından Kartal’a kaydı.

Ceketinin iç cebinde, dün gece bulduğu o lanet olası zarf duruyordu.

Kartal’ın çocukluk aşkı Leyla’nın bir sırrını barındıran o dosyayı Kartal’a verip vermemek konusunda bütün gece kendiyle savaşmıştı.

Ancak şimdi, Kartal’ın gözlerindeki o uzun zamandır görmediği dinginliği fark edince susmayı seçti.

En azından şimdilik.

“Günaydın, abi,” dedi Sancar, kapıyı açarak.

Sesi her zamanki gibi itaatkâr ama gergindi.

“Araç hazır.”

Arka koltuğa yan yana oturduklarında aralarındaki mesafe dünkü gibi uçurumlar kadar uzak değildi.

Neva’nın bacağı hafifçe Kartal’ınkine değiyor, bu küçük temas bile aralarındaki o sessiz ittifakı güçlendiriyordu.

Şehrin gri binaları camdan akıp giderken Sancar, dikiz aynasından ara sıra onlara bakıyor, direksiyonu sıkan elleri beyazlıyordu.

Karahan Holding’in devasa cam kulesinin önüne geldiklerinde şirket çalışanları ve kapıdaki güvenlik görevlileri adeta nefeslerini tuttu.

Kartal arabadan inip ceketinin düğmesini ilikledi ve ardından elini uzatarak Neva’nın inmesine yardım etti.

Bu basit hareket, holdingin kapısındaki herkes için net bir mesajdı: Bu kadın benim korumam altında ve benimle eşit.

Kartal, elini Neva’nın beline hafifçe yerleştirip onu yönlendirirken fısıldadı:
“Karahan Holding’e tekrar hoş geldin, Neva avukat ”

Lobiden geçip asansöre bindiklerinde fısıldaşmalar arkalarından bir dalga gibi yayılıyordu.

En üst kata, yönetim kurulunun ve Kartal’ın devasa ofisinin bulunduğu koridora çıktılar.

Kartal, kendi odasının yanındaki geniş, cam duvarlı odayı işaret etti.

“Senin cephen burası,” dedi Kartal.

“Nevzat Karahan’ın bütün kirli hesapları, paravan şirketleri ve yasal boşlukları… Hepsi o masanın üzerindeki dosyalarda. Şirketin yeni baş hukuk müşaviri sensin.”

Neva odaya adımını attığında masanın üzerindeki yığınla belgeyi gördü.

Gözlerindeki o savaşçı ruh yeniden alevlenmişti. Çantasını kenara bırakıp hemen ilk dosyayı eline aldı.

Saatler ilerledikçe cam duvarın ardındaki Kartal, sık sık başını belgelerden kaldırıp Neva’yı izliyordu.

Genç kadının pür dikkat satır aralarını okuyuşu, bir açığı yakaladığında kalemini kâğıda hırsla vuruşu, Kartal’ın içindeki o karanlık odaya ince bir ışık sızdırıyordu.

Öğleye doğru Neva, elinde kırmızı bir dosyayla Kartal’ın odasına girdi. Kapıyı arkasından kapatıp dosyayı Kartal’ın masasının tam ortasına sert bir şekilde bıraktı.

“Baban dışarıdan göründüğü kadar zeki biri değil,” dedi Neva, gözleri zaferle parlayarak.

“Bütün o nakit akışını Kıbrıs’taki paravan bir şirket üzerinden aklıyor. Ama imzaların yarısı sahte, yarısı da senin üzerine yıkılmak üzere hazırlanmış.”

Kartal dosyayı açıp rakamlara ve imzalara bakarken kaşları çatıldı.

Çenesindeki kaslar seğiriyordu.

“Beni kendi pisliğine kurban edip holdingi tamamen ele geçirecekti…”

“Evet,” dedi Neva, ellerini masaya dayayıp ona doğru eğilerek.

“Ama artık karşısında sadece sessiz kalan o küçük çocuk yok, Kartal ve yalnız değilsin. Bu belgelerle yönetim kurulunda onu köşeye sıkıştırabiliriz. Hisselerini devretmek zorunda kalacak.”

Kartal başını yavaşça kaldırıp Neva’nın yüzüne baktı. Aralarındaki mesafe sadece birkaç santimetreydi.

Genç kadının zekâsı ve korkusuzluğu, Kartal’ı kendi etrafına ördüğü o buzdan duvardan tamamen sıyırıyordu.

“O zaman, avukat,” diye mırıldandı Kartal, sesi tehlikeli bir çekicilikle derinleşirken, “babamın ipini çekme vakti geldi.Hazırlıklara başla.”

Neva tam geri çekilecekken Kartal aniden uzanıp onun elini tuttu.

Neva’nın nabzı hızlanırken Kartal, başparmağıyla genç kadının elinin tersini okşadı.

“Bugün yanımda olduğun için sağ ol,” dedi, sadece ikisinin duyabileceği bir ses tonuyla.

O sırada ofisin camından onları izleyen Sancar, elini istemsizce ceketinin cebindeki zarfa götürdü.

İkisinin arasındaki bu bağ güçlendikçe Kartal, o zarfın içindeki Leyla’nın izine tepki verir miydi?

Sancar’ın ceketinin cebindeki zarfın ağırlığı, sanki omuzlarına binen tonlarca yük gibi hissediliyordu.

İçerideki iki insanın birbirine tutunarak kurduğu bu tehlikeli denge, dışarıdan gelecek tek bir kıvılcımla kül olmaya hazırdı.

Sancar parmaklarını zarfın ucunda gezdirdi; Kartal’ın ve Leyla’nın geçmişine dair o belgeleri çıkarmakla çıkarmamak arasında gidip geliyordu.Ama derin bir nefes alarak elini cebinden çekti.

Zamanı henüz değildi; fırtınanın en şiddetli anını beklemek zorundaydı. Kartal buna hazır mıydı, bilmiyordu.O sırada Kartal’ın geniş ofisinde zaman, keskin kararların ve hamlelerin ağırlığıyla akıyordu.

Neva, elindeki kırmızı dosyadan başını kaldırıp Kartal’ın gözlerinin içine baktı.

“Yönetim kurulu toplantısını erkene almalıyız,” dedi Neva, sesindeki o profesyonel keskinlikle.

“Nevzat bu açığı fark edip belgeleri yok etmeden önce hisse devri ve imtiyaz yetkilerinin alınması için o oylamayı yapmak zorundayız.Karşında sadece bir avukat değil, bu şirketin ve senin iradeni temsil eden biri var artık.”

Kartal, masasının arkasındaki deri koltuğundan yavaşça kalktı.

Genç kadının kararlılığındaki o ışık, adamın içindeki yılların öfkesini besleyen ateşi adeta hırslı bir güce dönüştürüyordu.

“Toplantı öğleden sonra yapılacak,” dedi Kartal, sesindeki o buz gibi otoriteyle.

“Sancar’a söyle, yönetim kurulundaki tüm isimleri şimdiden abluka altına alsın. Kimin kocasının bacağını kimin kırdığını, kimin hangi kasada ne sakladığını tek tek hatırlatsınlar. O masada tek bir fire bile istemiyorum.”

Neva hafifçe gülümserken başını salladı.

“Senin adını duyunca zaten çoğunun eli ayağına dolaşacaktır. Ben hazırlıkları tamamlıyorum.”

Öğleden sonra, Karahan Holding’in 40. katındaki devasa yönetim kurulu salonu, gerilimden neredeyse çatlayacak gibiydi.

Uzun maun masanın etrafında oturan yönetim kurulu üyeleri, kapının ardındaki fırtınanın hissedilen basıncıyla sessizliğe gömülmüştü.

Nevzat Karahan, masanın başındaki koltuğunda oturmuş, yüzündeki o kibirli ve tehditkâr gülümsemeyle oğlunun içeri girmesini bekliyordu.

Kapı açıldığında Kartal içeri adım attı. Arkasında, sırtı dik, üzerinde keskin hatlı siyah takımı ve elindeki kırmızı dosyayla Neva vardı.

Neva’nın adımları salondaki mermer zeminde yankılanırken herkesin bakışı o genç kadına çevrildi. Nevzat’ın yüzündeki o alaycı gülümseme, Neva’yı gördüğü anda buz kesti; gözlerindeki damarları kabartan öfke yeniden canlandı.

Kartal doğrudan babasının karşısındaki yerine yürüdü ancak oturmadı. Ellerini masaya dayayıp öne doğru eğildi.

“Bugün burada toplanmamızın tek bir sebebi var,” dedi Kartal, sesinin tonu odadaki herkesin kanını donduracak kadar sakindi.

“Karahan Holding’in geleceği artık kişisel hırslardan ve kirli paravan hesaplardan arındırılacak.

”Nevzat yerinden hışımla fırladı, ellerini masaya vurarak kükredi: “Sen hangi yetkiyle bu masada böyle konuşuyorsun! Bu şirketi ben kurdum, bu koltuğa ben oturdum! O yanındaki parazit avukatla birlikte attığınız her adım suçtur. Sizi bu binadan sürerek çıkarırım!”

Neva bir adım öne çıktı. Yüzünde zerre korku izi yoktu; aksine, cebinden çıkardığı resmî belgeleri masanın ortasına, Nevzat’ın tam önüne bıraktı.

“Suçun ne olduğunu belgelerle konuşalım, Nevzat Bey,” dedi Neva.

Sesi, odadaki herkesin duyabileceği kadar net ve keskin bir şekilde yankılandı.

“Kıbrıs merkezli paravan şirketler üzerinden yapılan nakit transferleri, sahte yönetim kurulu imzaları ve şirketi zarara uğratan yetki aşımı dosyaları…Bunların hepsi Sermaye Piyasası Kurulu’na ve savcılığa gitmek üzere hazır. Ama ondan önce, Karahan Holding tüzüğünün 12. maddesi gereğince imtiyazlı yetkilerinizin derhâl elinizden alınması için bu kurulun oylama yapması gerekiyor.”

Salonda derin bir sessizlik oldu.

Üyeler birbirlerine bakmaya cesaret bile edemiyor, gözlerini masadan ayıramıyordu.

Nevzat önündeki dosyaya baktı. Kâğıtlardaki imzaları gördüğünde rengi soldu. Hırsla başını kaldırıp oğluna baktı.

“Beni kendi şirketimde sırtımdan mı vuruyorsun?” diye tısladı Nevzat.Kartal, gözlerini bir an bile kırpmadan babasına baktı.

“Sen bu şirketi sırtımızdan bıçaklamaya kalktığında ben çoktan ölmeyi öğrenmiştim, baba. Şimdi o sandalyeden kalkma sırası sende.”

Kartal, masadaki üyelere dönerek başıyla onay verdi.

“Oylamayı başlatıyoruz.”

Sancar, salonun kapısının önünde ellerini önünde birleştirmiş hâlde içeriyi izliyordu.

Gözleri Kartal ve Neva’nın üzerindeydi. Bu oylama sadece holdingin yönetimini değil, Karahan soyadının tüm kaderini değiştirebilirdi.

Yönetim kurulu salonundaki o dev zaferin ardından mahkemede de tüm hukuki engeller birer birer aşılmış ve Kartal, babasına karşı verdiği bu savaştan kesin bir galibiyetle ayrılmıştı.

Nevzat Karahan’ın hukuki ve kurumsal tüm bağları koparılmış, Karahan Holding tamamen Kartal’ın kontrolüne geçmişti.

Bu dava, sadece bir holdingin yönetim mücadelesi değil, yılların intikamının ilk ve en büyük hamlesiydi.Duruşma salonundan çıkıp holdingin ana giriş kapısına doğru yürürlerken omuzlarındaki o devasa yük hafiflemiş gibi görünüyordu.

Neva, Kartal’ın yanında dimdik duruyor, ikisi de bu zaferin haklı gururunu taşıyordu.Ancak binanın çıkış kapısına ulaştıklarında Sancar’ı gördüler.

Sancar’ın yüzünde ne o zaferin coşkusu ne de sıradan bir günün sakinliği vardı.Gözleri gergin, çenesindeki kaslar katılaşmıştı. Kartal’ın önüne geçtiğinde elindeki kalın ve mühürlü zarfı uzattı.

Ceketinin içinden çıkan o zarf, havadaki tüm coşkuyu bir bıçak gibi kesti.

“Ne bu, Sancar?” diye sordu Kartal, sesindeki sert tınıyla. Gözlerini zarftan ayırmadan adama baktı. Sancar yutkundu, başını hafifçe öne eğdi.

“Dün vermeliydim, abi… Ama zamanı değildi. Arabada açarsın. Gerçeği öğrendiğinde ne yapacağını sana bırakıyorum.”

Kartal zarfı açtı.

“Bir belge için yazmışlar. Sonra ilgilenirim,” dedi.

Sancar aniden başını kaldırdı.

Neva, Sancar’ın elindeki zarfa baktığında içinde tuhaf, açıklanamaz bir ürperti hissetti.

Kalbi göğüs kafesini zorlarken aralarındaki bu gergin sessizliği bozmaya cesaret edemedi.

Kartal, zarfı sert bir hareketle Sancar’a geri verdi.

“Gidelim,” dedi tek kelimeyle.

Sancar zarfa baktığında bunun işle ilgili bir zarf olduğunu gördü.

İmkânsız, dedi içinden.Araca gittiklerinde şoför koltuğuna Sancar geçti; arka koltukta Kartal ve Neva yan yana yerlerini aldı.

Neva, dikiz aynasından doğrudan Sancar’a baktı.

Motorun sesiyle birlikte araba hareket etti, şehir arkalarında akıp gitmeye başladı.Neva’nın kalbi göğüs kafesini parçalayacak gibi atmaya başladı.

Dikiz aynasından Sancar’ın yüzüne baktığında genç adamın gözlerindeki o ani aydınlanmayı ve suçluluk duygusunu net bir şekilde yakaladı.

Sancar anlamıştı ama sebebini bilmiyordu.

Birkaç saat önce…

Neva, Sancar ceketini çıkardığı anlık bir boşluktan faydalanıp zarfı ustalıkla cebinden yürütmüştü.

Merakla açtığı zarfın içinden çıkanlar ise hayatının akışını değiştirecek bir sırrı gözler önüne sermişti: İçinde çocukluk yıllarına ait bir kolye parçası ve barın arkasında gazoz içtikleri o eski günlere ait polaroid bir fotoğraf duruyordu.

O an, yıllardır aradığı gerçekle yüzleşmişti. Kartal, aslında çocukluk arkadaşı Asil’di.Annesi Meryem’in çınlayan sesi kulaklarında yankılandı. Meryem ona “Leyloşum,” derdi. Sonra Asil’i hatırladı. Meryem’in dediği gibi “Leyloşum,” deyişini…

Asil ve Neva’nın küçüklüğü…Kapaklarını dişleriyle açmaya çalıştıkları gazozlar fışkırmış, ikisinin de üstü başı yapış yapış şekerli bir tatla kaplanmıştı.

Asil, gazozunu içerken burnundan köpükler çıkardığı için Leyla kendini tutamayarak kahkahayı basmıştı.

“Ben bu gazoz için hayatımı tehlikeye attım!” dedi Asil, o ciddi küçük adam suratıyla.Leyla, gülmekten karnını tutarak elindeki gazoz şişesini havaya kaldırdı.

“Tamam be, Asil! En büyük hırsız sensin! Büyüyünce mafya falan olursun kesin ama önce şu burnundaki gazoz köpüğünü sil!”

Asil, kolunun tersiyle burnunu silerken kıkırdayarak cevap vermişti: “Mafya olursam ilk senin dondurmanı bedava alacağım, Leyloşum. Söz.”

Şimdi, yıllar sonra o tozlu arsa ve çocuk kahkahaları, ölümcül sırların gölgesinde kalmıştı.

Ama ne zaman Asil’in sert yüzüne baksa Neva, içten içe o günkü gazoz köpüğünü ve “Leyloşum,” diyen o çocuğu hatırlıyordu.

Neva hemen harekete geçip o zarfı herkesten gizlemişti. Kartal’ın geçmişini, onun gerçek kimliğini öğrenmesini istemiyordu.

Çünkü biliyordu ki Kartal normal biri değildi; onun dünyası tehlike, intikam ve karanlıkla örülüydü.Asil bile olsa bu gerçekle yüzleşmek, aralarındaki her şeyi altüst edebilirdi.

Onunla asla normal bir geleceği olamazdı.Sancar’ın dikiz aynasından ona diktiği suç ortaklığı ve şaşkınlık dolu bakışlar, aradaki sessizliği dayanılmaz kılıyordu.

Sancar artık gerçeği biliyordu; Neva’nın zarfı aldığını fark etmişti.Araba malikânenin önünde durduğunda Kartal, kapıyı açmak için uzandı. Ancak Neva’nın elleri buz kesmişti.

Sancar, dikiz aynasından başını hafifçe sallayarak Neva’ya baktı. Bu bakışın tek bir anlamı vardı: Sırrını biliyorum ama ne zaman açıklayacaksın? Kartal arkasına dönüp Neva’nın solgun yüzünü fark etti.

Kaşlarını çatarak sordu:
“İyi misin, Neva?”

Sesi bu kez her zamankinden daha endişeli çıkıyordu.Neva yutkundu, maskesini takıp zoraki bir gülümsemeyle başını salladı.

“Sadece… yorgunum, Kartal.”

Arabanın içindeki boğucu sessizlik, Kartal’ın cebinden çıkan telefonun sesiyle ortadan ikiye bölündü.

Kartal ekrana bakıp telefonu açmak için hareketlenirken dikiz aynasından gözlerini bir an olsun ayırmayan Sancar, o sabırsız ve tehlikeli soruyu doğrudan Neva’ya yöneltti:
“Neden zarfı aldınız? Sebebi Kartal’a âşık olmanız mı?”

Neva, Sancar’ın aniden patlayan bu sorusuyla neye uğradığını şaşırdı.

Panikle öne doğru atıldı.“Ne alakası var ya?” diye fısıldadı.

Sesi hem öfkeli hem de yakalanmış olmanın verdiği o buz gibi korkuyla titriyordu.

Kartal, telefonla konuşmak üzere cam kenarına biraz daha dönüp dikkatini hatta verince Neva vakit kaybetmeden ön koltuğa doğru eğildi.

Sesi fısıltı hâlindeydi ama kelimeleri bıçak gibi keskin ve kararlıydı.

“Sancar… İkimiz sır tutacağız. Benim sırrımı tutar mısın?”

Sancar derin bir nefes aldı.
Neva’ya inanmak, ona güvenmek istiyordu ama ortada büyük bir tehlike vardı.

Zarfı neden çaldığını bir türlü mantığa oturtamıyordu.Gözlerini yoldan ayırmadan sertçe cevap verdi: “Neden yapayım? Ya Kartal’a zarar verirsen?” Neva, boğazına oturan o yumruyu yutkunarak geçirmeye çalıştı.

Kartal’ın telefondaki konuşmasının uğultusu arkalarında devam ederken daha fazla saklanamayacağını anladı.

Gözlerini Sancar’ın dikiz aynasındaki şaşkın bakışlarına dikti ve o cümleyi fısıldadı: “Aradığınız Leyla benim, Sancar…” Sancar’ın eli direksiyonun üzerinde buz gibi kaldı.

Aynadaki yansıması aniden kaskatı kesilirken genç adamın beyninden vurulmuşa döndüğü o saniyelik duraksama, arabanın içindeki havanın tamamen çekilmesine neden oldu.

Zarfın içindeki o kolye parçasının, çocukluk anılarının ve o solmuş fotoğrafın gerçeği, şimdi arabanın arka koltuğunda tüm ağırlığıyla duruyordu.

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

66okunma 8beğeni 0yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.

Kategoriler ve Temalar

Okumak istediğin dünyayı bul.

Kategoriler ve temalar yükleniyor…