KARAHANLI kitap kapağı

49. bölüm / 50

KARAHANLI

47. Uzak Mutluluk

Vaveyla Yazarı: Zehra Güngör

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 50Şu an: 47. Uzak Mutluluk
  1. 1 1.bölüm: Kırmızı ve Küf Kokusu2.540 kelime
  2. 2 2.bölüm: Yeşil Kırılma1.925 kelime
  3. 3 3.bölüm: Küller ve Gölgeler1.575 kelime
  4. 4 4. Kanun ve Kural1.578 kelime
  5. 5 5. Kartal Gözü2.044 kelime
  6. 6 6.bölüm: sessiz fırtına1.552 kelime
  7. 7 7.bölüm: Celladın Kurtarıcısı2.020 kelime
  8. 8 8. Bölüm: Ortaklık1.932 kelime
  9. 9 9.bölüm: nevin2.118 kelime
  10. 10 10.bölüm: Kapan2.553 kelime
  11. 11 11.bölüm: kapılar arkasında1.854 kelime
  12. 12 12. Bölüm: Selim Karat3.001 kelime
  13. 13 13.bölüm : Hatıra1.392 kelime
  14. 14 14.Bölüm : Neva & Kartal1.292 kelime
  15. 15 15. Bölüm : Meryem1.350 kelime
  16. 16 16. bölüm: Asil Kartal Karahan1.621 kelime
  17. 17 17.Bölüm: Neva Leyla Karat2.050 kelime
  18. 18 18. Sisin sakladığı kökler4.089 kelime
  19. 19 19. Çiçek Tac1.229 kelime
  20. 20 20. Bir yalan1.482 kelime
  21. 21 21. Kıskançlık Dozu1.377 kelime
  22. 22 22. Sessizliğin bedeli1.066 kelime
  23. 23 23. İçimizdeki hain1.840 kelime
  24. 24 24. İstop1.848 kelime
  25. 25 25. Bir kurşunluk mesafe1.793 kelime
  26. 26 26. Gölge Savaşı4.187 kelime
  27. 27 27. Gelin Hanım1.950 kelime
  28. 28 28. Leyla'm2.198 kelime
  29. 29 29. Dağhan.2.009 kelime
  30. 30 30. ben geldim2.275 kelime
  31. 31 31. Ferman3.692 kelime
  32. 32 32. Gözdağı2.431 kelime
  33. 33 33. Büyük bir sır2.373 kelime
  34. 34 34. Kartalın sığınağı, Leyla'nın ışığı2.329 kelime
  35. 35 35. Nevzat'ın nefreti2.134 kelime
  36. 36 36. Ferman'ın sancısı2.042 kelime
  37. 37 37. Geçmişin külleri1.074 kelime
  38. 38 38. Biat ve Feda3.707 kelime
  39. 39 39. Karahan'a biat2.085 kelime
  40. 40 40. Küllerden doğmak1.403 kelime
  41. 41 41. Saf Bağ3.530 kelime
  42. 42 42. stratejik mangal1.208 kelime
  43. 43 43. Güneş'in Kısmeti1.771 kelime
  44. 44 44. kraliçe'nin hududu1.765 kelime
  45. 45 45. Güzel Sığınak1.634 kelime
  46. 46 46. kırmızı elma2.891 kelime
  47. 47 47. Uzak Mutluluk2.579 kelime · Okuduğun bölüm
  48. 48 48. İhanetin yüzü1.138 kelime
  49. 49 49. Kırık Güven3.527 kelime
  50. 50 50. Mucize1.123 kelime

Karahan Konağı’nda gecenin karanlığı, yerini grinin ve kasvetin hâkim olduğu buz gibi bir sabaha bırakmıştı.

Neva, gece boyunca yaşadığı mide bulantısı krizinin ardından ancak sabaha karşı uyuyabilmişti. Kartal ise tek bir an bile gözünü kırpmadan karısının başucunda beklemişti.

Neva’nın yüzündeki solgunluk yüreğini sızlatıyor, ona duyduğu koruma içgüdüsünü her geçen saniye biraz daha körüklüyordu.

Saat öğlene yaklaşırken Kartal, holdingde yapılacak acil kriz toplantısı nedeniyle konağın korumalarını iki katına çıkarmış ve istemeye istemeye evden ayrılmak zorunda kalmıştı. Neva uyandığında ise içindeki huzursuzluk çoktan dayanılmaz bir hâl almıştı.

Kendini odasına kapatıp yatmak, Neva’nın doğasına aykırıydı. Birkaç saat içinde toparlanıp üzerini giyindi. Aklı hâlâ holdingde yarım kalan işlerde ve Selin’in o cüretkâr yüzündeydi.

Nevin Babaanne’nin bütün itirazlarına rağmen çantasını alıp kapıya yöneldi.

“Aklım işte kaldı Babaanne. Sadece bir iki saate dönerim,” diyerek kendini ikna etmeye çalıştı. Ardından arabasına binip Karahan Holding’in yolunu tuttu.

Holding binasına adım attığında havadaki gerginliği hemen hissetti. Yönetim katına çıkan asansörün kapıları açıldığında koridora tuhaf bir sessizlik hâkimdi. Neva, topuklu ayakkabılarının soğuk mermerde çıkardığı kararlı sesler eşliğinde kocasının makam odasına doğru ilerledi.

Dün yaşananların ardından Kartal’ın durumu kontrol altına aldığından emindi. Yine de içine düşen şüphe tohumu, zihninin bir köşesinde büyümeye devam ediyordu.

Kartal’ın devasa makam odasının kapısına yaklaştığında içeriden gelen sesleri duydu. Kapı hafifçe aralıktı.

Neva elini kapı koluna uzatıp kapıyı ittiği anda dünyası başına yıkıldı.

Zaman durmuş, odadaki bütün hava çekilmişti sanki.

Selin odadaydı.

Üstelik bu kez masanın diğer ucunda değil, doğrudan Kartal’ın neredeyse kucağındaydı.

Kadın, Kartal’ın üzerine eğilmiş, oldukça yakın bir mesafedeydi.

Yüzü Kartal’ın yüzüne yalnızca birkaç santim uzaklıktaydı. Kartal ise sandalyesinde oturuyor, Selin’in bileklerini hırsla kavrayarak onu üzerinden uzaklaştırmaya çalışıyordu. Yüzünde dehşetle öfkenin birbirine karıştığı bir ifade vardı.

“Sen ne yaptığını sanıyorsun?!” diye gürlediği an, Neva kapıda belirmişti.

Ancak dışarıdan bakan biri için manzara bambaşka görünüyordu.

Neva’nın gördüğü tek şey, kocasının dün binadan kovduğu kadınla kucak kucağa oluşuydu.

Boğazından boğuk bir nefes kaçtı. Kapının eşiğinde bir heykel gibi donup kaldı. Yeşil gözleri inanamayarak açılırken göğsüne görünmez bir hançer saplanmış gibiydi.

Kartal, kapının hareketini hissedip başını çevirdiğinde Neva’yla göz göze geldi.

Adamın yüzündeki bütün renk çekildi.

Yüreğine çöken dehşet, hayatı boyunca hissettiği hiçbir şeye benzemiyordu.

“Neva!”

Kartal, Selin’i üzerinden sertçe itti. Kadın dengesini kaybederek koltuğun kenarına savrulurken Kartal masanın arkasından fırlayıp karısına doğru ilerledi.

“Neva, yemin ederim düşündüğün gibi değil! Kadın bir anda üzerime atladı. Onu itmeye çalışıyordum!”

Selin doğrulup üzerini başını düzeltirken yüzündeki sinsi zafer tebessümünü saklamaya bile çalışmadı.

“Neva Hanım… Ben sadece… Kartal Bey’in fenalaştığını düşünüp yardım etmek istemiştim.”

Neva bir adım geriledi.

Yüzü soğuk bir mermere dönüşmüş, yanaklarındaki canlılık yerini öfkeden ve hayal kırıklığından beslenen bir solgunluğa bırakmıştı.

Gözlerinden tek bir damla yaş süzüldü. Buna rağmen sesi çelik kadar sert, kılıç kadar keskin çıktı.

“Dokunma bana.”

Kendisine doğru hamle yapan Kartal’a parmağını kaldırdı.

“Sakın tek bir adım bile atma, Kartal Karahan!”

“Neva…” dedi Kartal.

Sesi çaresizlikten ve panikten kısılmıştı. Ellerini havaya kaldırdı. Karısının gözlerindeki o kopuşu görmek, adamın içini paramparça ediyordu.

“Kamera kayıtlarına bak! Sekretere sor! Kadın evrak bahanesiyle içeri sızdı. Tam güvenlikleri çağıracaktım ki üzerime atladı! Ben seni aldatacak kadar alçak bir adam mıyım?!”

Neva acı bir tebessümle başını iki yana salladı.

“Bana hikâye anlatma! Dün bana ‘O kadın bir daha bu binaya giremez,’ diyen adam sen değil miydin? Bana bir daha yalan söylemeyeceğini söyledikten yalnızca bir gün sonra seni bu odada yine o kadınla mı yakalayacaktım? Şimdi gözümün içine baka baka ‘Kucağıma atladı,’ mı diyorsun?!”

“Girdi işte! Kalleşçe girdi!” diye bağırdı Kartal. Çıldırmışçasına elini masaya vurdu.

“Korumaların zafiyeti! Hepsinden hesap soracağım ama önce beni dinlemek zorundasın!”

“Ben hiçbir şey dinlemek zorunda değilim!”

Neva’nın sesi koridorlarda yankılandı.

“Sen benim güvenimi yerle bir ettin, Kartal! Artık seninle aynı çatı altında geçirecek tek bir saniyem bile kalmadı!”

Arkasını dönüp hızla asansöre doğru yürümeye başladı.

Topuklarının mermer zeminde çıkardığı sesler bu kez kararlı bir yürüyüşten çok, büyük bir yıkımın habercisiydi.

“Neva! Ben hiç birşey yapmadım! Dur!”

Kartal odadan fırlayıp peşinden koştu.

Asansörün kapıları kapanmak üzereyken elini araya sokarak sensörü kesti ve içeri girdi. Dar alanda baş başa kaldıklarında havadaki gerilim, patlamaya hazır bir bomba gibiydi.

Kartal, Neva’nın omuzlarını kavramaya çalıştı ancak kadın hırsla geri çekildi.

“Bana dokunursan yemin ederim bu binayı birbirine katarım, Kartal!”

“Lafımı bitirmeden hiçbir yere gidemezsin!” dedi Kartal. Gözleri öfkeden ve çaresizlikten kan çanağına dönmüştü.

“Ben sana ihanet etmedim! Duydun mu beni?! Ben sana gözüm gibi bakarken, senin üzerine titrerken beni böyle basit bir kumpasla silip atamazsın!”

“Basit kumpas mı?!”

Neva’nın gözlerinden alevler saçılıyordu.

“Ben seni o kadınla kucak kucağa gördüm, Kartal! Kucak kucağa! Ben salak mıyım?! Gözlerimin önünde yaşanan şeyi bana yalan diye yutturamazsın!”

“Ben seni seviyorum ulan!” diye bağırdı Kartal. Çaresizliğin son noktasına gelmişti.

“Senden başka tek bir kadına başımı çevirip bakmadım ben! O kadın buraya beni mahvetmek, seni benden koparmak için geldi. Sen de tam onun istediğini yapıyorsun!”

“O kadın senin zaafından yararlandı ya da sen ona o kapıyı açık bıraktın!” dedi

Neva.

Sesi titriyordu.

“Aramızdaki şey bitti, Kartal. O eve dönmüyorum. Karahan Konağı’na kapatılıp arkamdan çevrilen işleri izlemeyeceğim!”

Asansör zemin kata ulaştığında kapılar açıldı. Holding çalışanları ve güvenlik görevlileri, patronlarıyla Neva Hanım’ın bu şiddetli tartışmasını dehşet içinde izliyordu.

Neva asansörden fırlayıp çıkışa yöneldi. Kartal arkasından koşarak kolunu yakalamaya çalıştı.

“Neva, o eve gideceğiz! Benimle geleceksin. Bu konuyu evde konuşacağız!”

“Bırak beni dedim sana!”

Neva dönüp Kartal’ın göğsüne sertçe vurdu.

“Ben o eve bir daha adım atmam! Beni oraya ancak ölü bedenimle sokarsın!”

Makam aracına yönelmek yerine binanın önünde bekleyen taksilerden birine doğru koştu. Kartal’ın sesi arkasından yükseldi.

“Sancar! Kesin önünü! Araca binmesine izin vermeyin!”

Ancak Neva öylesine öfkeli ve kararlıydı ki taksinin kapısını açıp kendini içeri attığında korumalar ona fiziksel müdahalede bulunmaya cesaret edemedi.

Taksi hızla holdingin önünden uzaklaşırken Kartal caddenin ortasında tek başına kaldı.

Giden aracın arkasından bakarken ellerini yumruk yaptı. Göğsü körük gibi inip kalkıyor, gözlerinin önünde hayatının en büyük yıkımı yaşanıyordu.

İki aşığın arasındaki o sarsılmaz bağ, tek bir sahneyle yerle bir olmuştu.

Karahan Konağı’nı ise fırtınalı, kapkaranlık günler bekliyordu.

----

Neva’nın gidişinin üzerinden tam bir hafta geçmişti.

Geçen yedi gün boyunca Karahan Konağı, tarihinin en karanlık ve en ağır günlerini yaşadı. Evin üzerindeki huzurlu hava çekilmiş, yerini matem havasını andıran buz gibi bir sessizliğe bırakmıştı.

Koridorlarda ne bir fısıltı duyuluyor ne de tek bir çıt çıkıyordu. Nevin Babaanne odasından pek çıkmıyor, çalışanlar ise evin içinde neredeyse parmak uçlarında yürüyordu.

Kartal, adeta canlı bir bombaya dönüşmüştü.

Yedi gündür gözüne tek bir damla uyku girmemişti. Bakışlarındaki korumacı şefkatin yerini karanlık bir hiddet almış, yüzündeki çizgiler daha da sertleşmişti.

Tek istediği Neva’yla konuşmak, ona gerçeği haykırmak ve gerekirse ayaklarına kapanarak o sahnenin bir kumpas olduğunu anlatmaktı.

Ama olmuyordu.

Neva telefonlarını engellemiş, kapısına gönderdiği adamları içeri almamıştı. Kartal, karısının keskin gururunu ve öfkelendiğinde ne kadar ileri gidebileceğini bildiğinden, onu daha da uzaklaştırmamak için konağın avlusunda volta atmakla, zaman zaman da öfkesini duvarlardan çıkarmakla yetiniyordu.

Holdingde ise Selin ve arkasındaki güçler için cehennemin kapıları çoktan açılmıştı. Kartal, bu kumpasta parmağı olan herkesi tek tek mahvetmeye yemin etmişti. Ancak bütün öfkesi ve intikam arzusu, içindeki Neva yangınını söndürmeye yetmiyordu.

Öte yandan Neva, İstanbul’un gözlerden uzak bir semtinde tuttuğu küçücük, tek odalı evde kendi cehennemini yaşıyordu.

Konağın ihtişamından ve devasa odalarından sonra bu mütevazı ev, onun için hem bir sığınak hem de bir hapishane olmuştu. Günlerdir dışarı adım atmamış, perdeleri bile aralamamıştı. İçindeki hayal kırıklığı, ihanete uğramışlık hissi ve Kartal’a duyduğu öfke ruhunu kemirip duruyordu.

Koltuğun üzerine büzülmüş, elindeki koca dondurma kutusuyla kendine eziyet ediyordu.

İçindeki devasa boşluğu bastırabilmek için kaşık kaşık dondurma yiyor, gözlerinden süzülen yaşların yanaklarından çenesine doğru akmasına engel olamıyordu.

“Nasıl yaptın…” diye fısıldadı kendi kendine. Kaşığını hırsla kutuya daldırdı. “Nasıl alabildin o kadını kucağına?”

Ancak bedeni artık bu eziyete dayanacak gücü bulamıyordu.

Midesine oturan dondurma ve günlerdir dinmeyen stres, kısa süre sonra kendini hissettirdi. Aniden giren keskin bir sancıyla irkildi. Dondurma kutusunu bir kenara bırakıp koşar adımlarla banyoya yöneldi.

Klozetin önünde dizlerinin üzerine çöktü. Midesindekileri çıkarana kadar kusarken gözlerinden sicim gibi yaşlar döküldü. Yüzü kâğıt gibi bembeyaz kesilmiş, bacaklarındaki derman tükenmişti.

Musluğu açıp titreyen elleriyle yüzüne soğuk su çarptı. Ardından başını kaldırıp aynadaki yansımasına baktı.

Karşısındaki kadın, tanıdığı Neva’dan çok uzaktı.

Solgun yüzü, çökmüş gözleri ve bitkin ifadesiyle kendi gölgesine dönüşmüştü.

Büyük bir halsizlikle banyodan çıkıp kendini yeniden koltuğa bıraktı. Fakat zihni bir türlü susmuyordu. İçindeki fırtınayı bastırmak, acısını birkaç dakikalığına olsun unutmak istiyordu. Masanın üzerindeki diğer dondurma kutusuna uzandı.

Bir kaşık daha…

Bir kaşık daha…

Ardından yine aynı bulantı, yine aynı kusma döngüsü başladı.

Neva, ruhundaki acıyı bastırmaya çalışırken kendi bedenini de tüketiyordu. Kartal’ın yokluğunu da varlığını da midesinde büyüyen devasa bir yumru gibi taşıyordu.

Gece yarısını çoktan geçmişti.

Son kusma krizinin ardından Neva, banyonun kapısından çıkarak soğuk parkenin üzerinde bir süre dizlerinin üzerinde kaldı. Sonra güçlükle koltuğa ulaşıp sırtını ona dayadı.

Göğsü düzensizce inip kalkıyor, şakaklarından süzülen soğuk ter tenini ıslatıyordu. Masanın üzerindeki dondurma kutusuna baktı. Midesi, yalnızca görüntüsüyle bile yeniden kasıldı.

Artık vücudunun dayanacak gücü kalmamıştı.

Başını geriye yaslayıp gözlerini kapattı. Yanağından süzülen yaşlar boynuna doğru ilerledi.

“Senden nefret ediyorum, Kartal…” diye fısıldadı karanlığa.

Ama nefretinin ardında saklanan özlem, kalbini bir cımbız gibi çekip alıyordu.

Aynı dakikalarda Karahan Konağı’nın çalışma odasında Kartal, elindeki kristal bardağı duvara fırlattı.

Bardak mermer zemine çarparak paramparça oldu. Etrafa saçılan kırıklar, adamın zihnindeki parçalanmışlıktan farksızdı.

Yedi gündür içtiği sigaraların dumanı odayı kesif bir sis gibi kaplamıştı. Gömleğinin kolları dirseklerine kadar kıvrılmış, kravatı gevşemişti. Gözleri uykusuzluktan ve öfkeden kan çanağına dönmüştü.

Kapı hafifçe vuruldu ve ardından açıldı.

Sancar başı önde içeri girdi. Yıllardır yanında olduğu adamın bu hâlini görmek, onu bile tedirgin etmeye yetiyordu.

“Söyle,” dedi Kartal. Sesi bir aslanın hırıltısını andırıyordu. “Bulamadık dersen bu gece burayı başınıza yıkarım, Sancar.”

“Bulduk, Kartal Bey,” dedi Sancar alçak sesle. “Neva Hanım, Küçükçekmece taraflarında, eski bir mahallede tek odalı, mütevazı bir daire tutmuş. Yanında ne koruma var ne de bir hizmetli. Tek başına yaşıyor.”

Kartal, tek başına sözlerini duyduğu anda göğsüne ağır bir balyoz yemiş gibi sendeledi. Ayakta kalabilmek için masaya tutunmak zorunda kaldı.

Kraliçeler gibi yaşattığı, üzerine titrediği kadın şimdi tek odalı bir evde, kimsesiz gibi tek başına kalıyordu.
Ve bütün bunların sebebi, onu başka bir kadınla kucak kucağa gördüğü o lanet sahneydi.

“Kamera kayıtları?” diye sordu. Çene kasları gerilmişti.

“Selin Hanım’ın güvenlik sisteminin şifrelerini içerideki bir bilgi işlem çalışanına rüşvet vererek kırdırdığı kesinleşti. Kamera odasındaki on dakikalık kör nokta da bilinçli olarak oluşturulmuş. Sekreterin ve koridordaki personelin ifadelerini aldık. Selin’in o çalışanla yaptığı para transferlerinin kayıtlarını da topladık. Her şeyi dosyaladık, Kartal Bey. Olayın size kurulan bir tuzak olduğu artık belgelerle sabit.”

Kartal, masanın üzerindeki dosyayı hırsla kavradı. Yüzündeki karanlık ifade daha da keskinleşti.

“Aracı hazırla,” dedi soğuk ve emredici bir sesle. “Gidiyoruz.”

Taksi seslerinin bile kesildiği tenha sokakta siyah makam aracı, Neva’nın kaldığı eski binanın önünde durdu.

Kartal araçtan iner inmez başını yukarı kaldırdı. İkinci kattaki tek pencereli dairenin ışığı hâlâ yanıyordu.

Kalbi göğüs kafesini delercesine atıyordu.

Merdivenleri ikişer ikişer çıktı. Her basamakta içindeki öfke, korku ve çaresizlik birbirine karışıyordu. Daire kapısının önüne geldiğinde durdu. Derin bir nefes almaya çalıştı ama içindeki yangın bir türlü dinmedi.

Elini kaldırıp kapıya sertçe vurdu.

İçeride, koltukta uyuklamak üzere olan Neva irkilerek gözlerini açtı. Yüreği ağzına geldi.

Bu saatte kapısını çalacak tek bir kişi vardı.

O vuruşların ritmini, kapının ardındaki heybetli varlığı nerede olsa tanırdı.

Ayağa kalkmaya çalıştı ancak bacakları kendisini taşımakta zorlandı. Hafifçe sendeleyerek banyoya yöneldi. Aynada gördüğü yıpranmış yüzünden utandı; teni sapsarı kesilmiş, gözlerinin altı morarmıştı.

Bir süre kendine baktıktan sonra ağır adımlarla kapıya döndü.

“Git buradan, Kartal,” dedi kapının arkasından.

Sesi pürüzlü ve kısıktı ama içindeki duvar hâlâ dimdik ayaktaydı.

“Açmayacağım o kapıyı.”

“Neva, aç şu kapıyı!” diye seslendi Kartal. Sesi ahşap kapıda yankılandı. “Yedi gün oldu, Neva! Yedi gündür cehennemi yaşatıyorsun bana! Aç şu kapıyı da yüzüme bakarak söyle söyleyeceğini!”

“Sana söylenecek tek bir kelimem bile kalmadı benim!” diye bağırmaya çalıştı Neva.

Ancak midesindeki öğürme hissi yeniden boğazına yükselince elini ağzına bastırdı.

“Bitti dedikten sonra hâlâ neyi zorluyorsun?! O kadınla olan o iğrenç görüntü gözümün önünden gitmiyor!”

Kartal, öfkeyle yumruğunu kapıya vurdu.

“Kumpastı diyorum sana! Tuzaktı! Elimde belgeler var, kamera kayıtları var, o kadının satın aldığı adamın itirafı var! Aç şu kapıyı, bak yüzüme!”

“Bana belge getirme, Kartal!” dedi Neva. Gözlerinden yaşlar boşanıyordu. “Benim gözlerim gördü! Sen o kapıyı o kadına açık bırakmasaydın, o kadın senin odana kadar girip kucağına oturamazdı! Ben senin koruman mıyım? Her gün holdingde başka bir kadınla mı uğraşacağım?!”

“Ben seni aldatmadım!” diye kükredi Kartal. Sesi bütün koridorda yankılandı. “Senden başka bir kadına dokunursam Allah benim belamı versin! Duydun mu beni?! Ben sana tapıyorum, Neva! Seni o kadının kucağına düşecek kadar değersiz mi sandın gözümde?!”

“Git dedim sana!”

Neva, kapıya vurup hıçkırıklarının arasından haykırdı.

“Açmayacağım! Kendimi öldürürüm, yine de o kapıyı sana açmam!”

Kartal olduğu yerde kaldı.

Karısının öfkelendiğinde ne kadar kararlı olabileceğini çok iyi biliyordu. Fakat içeriden gelen o bitkin ses, öfkesinin altında ezilen bir acının izlerini taşıyordu.

Neva iyi değildi.

Bunu yalnızca sesinden bile anlayabiliyordu.

Kartal alnını soğuk ahşap kapıya dayadı. Birkaç saniye gözlerini kapalı tuttu. Ardından sesi, o alışılmış sertliğinden sıyrılarak derin bir yalvarışa dönüştü.

“Neva… Bir tanem… Mahvolduğunu biliyorum. Lütfen mantıklı davranır mısın? Ben de mahvoldum. Yemin ederim sensiz nefes alamıyorum. O ev ölü evi gibi. Ben canlı bir cesedim, Neva. Yapma bize bunu… Ne olur, bana tek bir şans ver. Sadece bir kez dinle beni…”

Kapının diğer tarafında Neva’nın dizlerinin bağı çözüldü.

Sırtını kapıya dayayarak yavaşça yere süzüldü. Dizlerini göğsüne çekip başını kollarının arasına gömdü.

Kartal’ın o fısıltısı kalbine ok gibi saplanmıştı.

Onun acısını hissediyordu. Sesindeki çaresizliği, kırılmışlığı, kendini anlatabilmek için verdiği mücadeleyi duyuyordu.

Ama zihnindeki o sahne bir türlü silinmiyordu.

Kartal’ın makam odası…

Selin’in kucağında oturduğu o an…

Kocasının başka bir kadının elleri arasında oluşu…

Gururu, bütün acısının üzerine kalın bir zırh gibi kapanıyordu.

“Git, Kartal…” dedi hıçkırıklarının arasından.

“Lütfen git…”

İki âşık, tek bir ahşap kapının iki tarafında birbirlerine ölesiye sevdalı ama gururlarına ve kırgınlıklarına yenik düşmüş hâlde karanlığa gömüldü.

Neva, sırtını dayadığı kapının soğukluğunu iliklerine kadar hissederken hıçkırıklarını bastırmaya çalıştı.

Kartal’ın diğer taraftaki çaresiz, kırgın ve yalvaran sesi zihnini parça parça ediyordu. Onu hâlâ sevdiğini biliyordu. Belki de bütün bunlar yüzünden canı daha çok yanıyordu.

Çünkü insan, en çok sevdiği kişiden incindiğinde ne yapacağını bilemiyordu.

Bir yanı kapıyı açıp kocasının kollarına sığınmak, başını göğsüne yaslayıp bütün bu acının sona ermesini istiyordu.

Diğer yanıysa gözlerinin önünden gitmeyen o sahneyi hatırlatıyor, bir kez daha incinmemek için onu durduruyordu.

Derin, titrek bir nefes aldı. Ellerini dizlerinden çekip başını kaldırdı.

Sesi, ağlamaktan ve yorgunluktan tükenmiş olmasına rağmen buz gibi bir kararlılıkla kapıya çarptı.

“Biraz daha beni zorlarsan yarın sabah ilk iş boşanma davası açacağım. Git, Kartal.”

Kapının dışındaki sessizlik bir anda keskinleşti.

Kartal, alnını dayadığı kapıda kurşun yemiş gibi donup kaldı.

Boşanma kararı mı?

Bu tek kelime, Karahan Holding’i yöneten, koskoca bir aşireti ve iş dünyasını dize getiren adamın göğsüne ağır bir darbe gibi indi.

Dudakları aralandı ama boğazından tek bir ses bile çıkmadı.

Neva’nın öfkelendiğinde ne kadar gözü pek ve kararlı olabileceğini biliyordu. Onun için sınırlar çizildiğinde geri adım atmadığını da…

Bir adım daha atarsa karısını tamamen kaybedebilirdi.

Kartal yumruğunu sıktı. Öfkeyle duvara vurmak için elini kaldırdı ama son anda durdu.

Başını kapıdan ayırıp gözlerini kapattı. Derin, hırıltılı bir nefes aldı.

“Gidiyorum…” dedi sonunda.

Sesi, enkazın altından çıkmaya çalışan bir adamınki kadar soğuk ve yaralıydı.

“Bir daha da karşına çıkmayacağım. Ne yaparsan yap, seni zorlamayacağım. Gidiyorum, Neva…”

Bunu söylerken her kelime boğazına takılıyordu. Gitmek istemiyordu. Kapının önünden ayrılmak, onu burada tek başına bırakmak istemiyordu. Ama karısının sınırını daha fazla zorlayamayacağını anlamıştı.

Kartal, ağır adımlarla merdivenlere yöneldi.

Kapının önündeki heybetli adımlar yavaş yavaş uzaklaştı. Ardından merdivenlerden gelen sesler de kesildi.

Neva, koridoru ve küçük daireyi yeniden kaplayan sessizliğin içinde bir süre kıpırdamadan oturdu.

Sonra dizlerini göğsüne daha sıkı çekti, başını kollarının arasına gömdü ve sessizce gözyaşlarına boğuldu.

Kapının diğer tarafında artık kimse yoktu.

Ama Kartal’ın sesi hâlâ kulaklarında yankılanıyordu.

Ve Neva, bütün öfkesine, bütün kırgınlığına rağmen, kalbinin en derininde hâlâ onu seviyordu.

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

15okunma 1beğeni 0yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.

Kategoriler ve Temalar

Okumak istediğin dünyayı bul.

Kitap Kategorileri 36

Kitap Temaları 154

abiabilerabilerimabimin arkadaşıabiminarkadasiacıAileAile SırlarıajanAkademi / OkulaksiyonAnlaşmalı Evlilikanneanonimarkadaş grubuArkadaşlıkArkadaştan Aşkaaskeraskerîaskeri kurguaskerikurguaşiretAşkAşk/ Romantikaşk üçgeniAvukatayrılıkb×bbabaBerdelBilim KurgubilimkurguBiyografiblBüyübüyücücadıCinayetçocukluk arkadaşıÇocukluk AşkıDark RomancedarkromanceDistopyadoğaüstüdoktorDostluk#DramDuygusaldüşmanDüşmandan Aşkaeğlenceejderhaenemies to loversFantastik#felsefefutbolGeçmişgenckurguGenç edebiyatgenç kurgugençlikgerçek ailegerçek ailemgerçekailemgerilimgizemGizli KimlikgüchayatHayran KurguhukukHuysuz x NeşeliHüzünihanetİkinci Şansİlk görüşte aşkimkansızintikamİsFadİş Yeri AşkıKaderKaosKaradenizKardeşlikkatilKehanetkomediKomşudan AşkakorkuKraliyetkrallıkkurgukurtadamKüçük KasabaLanetliselise aşkılise kurgusumaceraMafyamahalleMahalle KurgusuMardinmektupmitolojimizahmutluluknefretNefretten AşkaOkulölümörgüt#özlemPatron x ÇalışanplatonikpolisPolisiyePolitik EntrikaPsikolojiPsikolojikPsikolojik GerilimromantikRomantik komediromantizmSahte SevgililikSaraysavaşSeçilmiş KişiSenKul:Maviduslersokagimsevda#sevgisırSırlarslowburnSporsuç#Şiir#takıntıteodenTers KöşetextingtravmaTutkuüniversiteVampirwattpadyalnızlıkYarı TextingYasak AşkyetimhaneZıt KutuplarzorbalıkZorunlu Yakınlık+18