45. bölüm / 50
KARAHANLI43. Güneş'in Kısmeti
Bölümler 50Şu an: 43. Güneş'in Kısmeti
- 1 1.bölüm: Kırmızı ve Küf Kokusu2.540 kelime
- 2 2.bölüm: Yeşil Kırılma1.925 kelime
- 3 3.bölüm: Küller ve Gölgeler1.575 kelime
- 4 4. Kanun ve Kural1.578 kelime
- 5 5. Kartal Gözü2.044 kelime
- 6 6.bölüm: sessiz fırtına1.552 kelime
- 7 7.bölüm: Celladın Kurtarıcısı2.020 kelime
- 8 8. Bölüm: Ortaklık1.932 kelime
- 9 9.bölüm: nevin2.118 kelime
- 10 10.bölüm: Kapan2.553 kelime
- 11 11.bölüm: kapılar arkasında1.854 kelime
- 12 12. Bölüm: Selim Karat3.001 kelime
- 13 13.bölüm : Hatıra1.392 kelime
- 14 14.Bölüm : Neva & Kartal1.292 kelime
- 15 15. Bölüm : Meryem1.350 kelime
- 16 16. bölüm: Asil Kartal Karahan1.621 kelime
- 17 17.Bölüm: Neva Leyla Karat2.050 kelime
- 18 18. Sisin sakladığı kökler4.089 kelime
- 19 19. Çiçek Tac1.229 kelime
- 20 20. Bir yalan1.482 kelime
- 21 21. Kıskançlık Dozu1.377 kelime
- 22 22. Sessizliğin bedeli1.066 kelime
- 23 23. İçimizdeki hain1.840 kelime
- 24 24. İstop1.848 kelime
- 25 25. Bir kurşunluk mesafe1.793 kelime
- 26 26. Gölge Savaşı4.187 kelime
- 27 27. Gelin Hanım1.950 kelime
- 28 28. Leyla'm2.198 kelime
- 29 29. Dağhan.2.009 kelime
- 30 30. ben geldim2.275 kelime
- 31 31. Ferman3.692 kelime
- 32 32. Gözdağı2.431 kelime
- 33 33. Büyük bir sır2.373 kelime
- 34 34. Kartalın sığınağı, Leyla'nın ışığı2.329 kelime
- 35 35. Nevzat'ın nefreti2.134 kelime
- 36 36. Ferman'ın sancısı2.042 kelime
- 37 37. Geçmişin külleri1.074 kelime
- 38 38. Biat ve Feda3.707 kelime
- 39 39. Karahan'a biat2.085 kelime
- 40 40. Küllerden doğmak1.403 kelime
- 41 41. Saf Bağ3.530 kelime
- 42 42. stratejik mangal1.208 kelime
- 43 43. Güneş'in Kısmeti1.771 kelime · Okuduğun bölüm
- 44 44. kraliçe'nin hududu1.765 kelime
- 45 45. Güzel Sığınak1.634 kelime
- 46 46. kırmızı elma2.891 kelime
- 47 47. Uzak Mutluluk2.579 kelime
- 48 48. İhanetin yüzü1.138 kelime
- 49 49. Kırık Güven3.527 kelime
- 50 50. Mucize1.123 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Sabahın ilk ışıkları Karahan Konağı’nın yüksek pencerelerinden süzülüp yatak odasını yumuşacık bir aydınlıkla kapladığında, odaya huzurlu bir sessizlik hâkimdi. Rüzgârla hafifçe dalgalanan tül perdelerin arasından giren gün ışığı, yatağın üzerindeki serin, bembeyaz çarşaflara vuruyordu.
Kartal, gözlerini günün ilk saatlerine açtığında kolunun altında huzurla uyuyan karısına baktı. Neva’nın başı göğsüne yaslanmış, bir eli Kartal’ın beline dolanmıştı.
Dağınık siyah saçları bembeyaz yastığın üzerine serilmiş, yüzüne o çok az insanın görebildiği masum ve dinlenmiş bir ifade yerleşmişti.
Kartal, karısının kokusunu içine çekerek göğsünü dolduran o derin huzurla gülümsedi. Parmak uçlarıyla Neva’nın omzuna dökülen saç tutamını yavaşça geriye itti.
Neva, bu hafif dokunuşla kıpırdandı. Kirpikleri titreşerek aralandığında ilk gördüğü şey, Kartal’ın kendisine her zamanki gibi aşkla bakmakta olan koyu gözleri oldu.
"Günaydın güzelim," dedi Kartal. Sesi uykudan yeni uyanmış olmanın verdiği o boğuk ve sıcak tondaydı. Eğilip Neva’nın alnına uzun, derin bir öpücük kondurdu.
Neva gülümseyerek bembeyaz çarşafı göğsüne doğru çekti, biraz daha Kartal’ın koynuna sokuldu. "Günaydın..." diye fısıldadı. "Böyle uyanmayı öyle çok özlemişim ki..."
Kartal karısının belindeki kavrayışını sıkılaştırıp onu kendine daha da çekti. "Bundan sonra her sabah böyle uyanacağız. Hiçbir telaş, hiçbir gölge olmadan."
Bir süre daha o beyaz çarşafların arasında, dış dünyadan tamamen izole bir şekilde sarılarak, fısıltıyla sohbet edip sabahın dinginliğini çıkardılar.
Ancak konağın alt katından hafif hafif gelmeye başlayan sesler, günlük hayatın ritminin çoktan başladığını haber veriyordu.
Neva istemeye istemeye yataktan doğruldu. Beyaz çarşafı etrafına sarıp yataktan kalkarken Kartal’a dönüp gülümsedi: "Kalkalım artık Patron, yoksa aşağıda Orhan kahvaltının yarısını tek başına bitirecek."
Kartal da yatakta doğrulup kolunu başının arkasına koyarak kıkırdadı. "O zaman hemen insek iyi olur, yoksa güvenlik müdürümüzün stratejik beslenmesine engel olamayız."
Yarım saat sonra ikisi de şık ve zinde bir şekilde avluya indiklerinde, ortam her zamanki neşeli kargaşasına kavuşmuştu.
Nevin masaya taze fırından çıkmış sıcacık boyozları ve peynirli börekleri diziyor; Ferman ise çardakta çayını yudumlarken gazeteye göz gezdiriyordu. Orhan ise masanın başında adeta bir nöbetçi gibi dikilmiş, Sancar’ın elindeki çaydanlığı kapmaya çalışıyordu.
"Günaydın bizim gençlere!" dedi Nevin neşeyle. "Gelin bakalım, çaylar yeni demlendi."
Kartal ve Neva masadaki yerlerini alırken Orhan hemen söze girdi: "Günaydın Neva Yenge, günaydın Patron! Ben de Sancar’a diyordum ki, 'Bugün holdingde lojistik toplantısı var, enerjimizi yüksek tutmamız lazım.' Ama kendisi börek tepsisine koyduğum güvenlik kotasına laf ediyor."
Sancar gözlerini devirerek çayları bardaklara doldurdu.
"Güvenlik kotası dediği tepsiyi tamamen kendi önüne çekmek! Neva Yenge, dün bahsettiğin o kedi-köpek mevzusundan sonra bu adam iyice coştu. Kendini konak canlısı ilan etti, sürekli beslenme hakkı talep ediyor."
Neva tutamadığı bir kahkahayla çayından bir yudum aldı bir yandan da ağzını doldurmaya başladı.
"Orhan’ın beslenme hakkına kimse dokunamaz Sancar, lojistik projesinin arkasındaki gizli güç o."
Orhan zafer kazanmış bir edayla göğsünü kabartıp Sancar’a baktı: "Gördün mü? Bakış açısı, vizyon bu işte! Sen git güvenlik kameralarında uyukla, yengem benim stratejik değerimi anlıyor."
Kartal masadaki bu neşeli atışmayı izlerken gülümsedi, masanın altından Neva’nın elini bulup parmaklarını kenetledi.
"Azıcık yavaş mı yesen Neva??"
Neva alınmış gibi yapınca diğerleri güldü.
Kahvaltı boyunca devam eden sıcak sohbetler, takılmalar ve kahkahalar, haftalarca çekilen tüm sıkıntıların tamamen silinip gittiğinin en güzel kanıtıydı.
Kahvaltının ardından holdinge gitmek üzere araçlara doğru yürürlerken, Karahan Konağı üzerindeki güneş her zamankinden daha parlak, Karahan ailesinin geleceği ise hiç olmadığı kadar sarsılmaz duruyordu.
Kartal " kedi köpek mevzusu ne iş "diye sorduğunda kimse cevaplamadı, neva ise hiç orhan köpek almak istiyormuş dedi.
Kartal, Neva’nın bu cevabı üzerine tek kaşını kaldırıp önce Orhan’a, sonra Sancar’a doğru şüpheci ama bir o kadar da eğlenen bir bakış attı."Köpek mi?" dedi Kartal, sesindeki o hafif sorgulayan tonla.
"Orhan, biz sana koskoca holdingin güvenlik katını emanet ettik, sen konaktaki güvenlik konseptini Kangal’a mı devretmeyi planlıyorsun?"
Orhan hemen doğrularak kendini savunma moduna geçti, ellerini iki yana açtı: "Aman patronum! Yanlış anlaşılma var! Ben sadece ailemizin büyüme stratejisine katkıda bulunuyordum. Sancar her zamanki gibi vizyonsuz yaklaştı olaya, 'Seni besliyoruz, köpeğe ne gerek var' diye benim stratejik beslenme hakkıma saldırdı. Yoksa benim niyetim tamamen duygusal!"
Sancar elindeki çay bardağını masaya bırakıp gözlerini devirdi: "Duygusalmış... Patron, dün Nevin Babanne ile Neva Yenge konuşurken bu saksının arkasından atladı, 'Köpek sahiplenelim' diye söze girdi. Kendine kulübe yaptıracak sanırsam, konaktaki odasını beğenmiyor artık."
Nevin da dayanamayıp gülümseyerek çaydanlığı masaya bıraktı: "Aman Kartal’ım, hiç sorma. Bunlar yine çocuk gibi birbirine girdi dün. Orhan baktı köpek kabul görmedi, 'Kedi de olur' diye pazarlığı düşürdü."
Kartal, yanında oturan karısına döndü. Neva’nın gözlerindeki o hınzır ve keyifli ışıltıyı gördüğünde dudaklarının kenarı iyice kıvrıldı.
Masanın altından Neva’nın elini tutup hafifçe sıktı. Dün ne konuştuklarını, Neva’nın o güzel ve olgun yüreğiyle nasıl bir cevap verdiğini tahmin etmek onun için hiç de zor değildi.
"Demek kedi de olur dedin Orhan..." dedi Kartal, bakışlarını yeniden Orhan’a çevirerek.
"Tamam o zaman. Madem bu kadar isteklisin, holdingdeki bahçeye bir kedi evi yaptırıyoruz. Bakımı, maması, temizliği tamamen senin sorumluluğunda. Bakalım bir canlıya bakmak, sabah sekizde fırın poşetini bitirmeye benziyor mu."
Orhan bir an duraksadı, Sancar’ın yan taraftan attığı bıyık altı kahkahayı duyunca hemen toparlandı: "Başüstüne patron! Karahan Güvenlik Departmanı olarak kedi dostumuzun tüm lojistik ve gıda operasyonu bendedir! Sancar da kumunu temizler artık."
"Lan ben niye temizliyorum senin kedinin kumunu?!" diye Sancar fırlayınca masadaki herkes, Ferman Amca da dâhil olmak üzere neşeli bir kahkahaya boğuldu.
Günün ilk ışıkları Karahan Konağı’nın avlusunu tamamen aydınlatırken, geçmişin tüm gölgeleri yerini bir kez daha kahkahalara, sarsılmaz bir aile bağına ve aşkın o en huzurlu haline bırakmıştı.
Akşamın alacakaranlığı konağın taş duvarlarına çökerken, holdingdeki tempolu gün geride kalmıştı. Konakta yenen neşeli, fıkır fıkır bir akşam yemeğinin ardından Orhan ile Sancar'ın kedi evi bütçesi üzerine tutuştuğu komik atışmalar çay faslına kadar devam etti. Herkes odasına çekildiğinde, Karahan Konağı yine o özlediği sessiz huzura büründü.
Kartal ile Neva odalarına geçip kapıyı kapattıklarında, günün tüm yorgunluğu bir anda buharlaşıp gitti. Kartal ceketini ve kravatını tek bir hamlede çıkarıp kenara attı. Neva ise aynanın karşısında saçlarını çözerken, arkasından yaklaşan adımların sıcaklığını çoktan hissetmişti.
Kartal, ellerini Neva'nın beline dolayarak onu kendine doğru çekti. Dudaklarını karısının boynuna, boynundan omzuna doğru yumuşacık öpücüklerle kaydırırken sesi kısık ve tutku doluydu: "Bütün gün holdingde sırf şu anı, seninle baş başa kalmayı bekledim..."
Neva başını arkaya doğru yatırıp gülümsedi. Kartal’ın gömleğinin düğmelerini teker teker çözerken bakışlarında tatlı bir cilve vardı. "Öyle mi Patron? O kadar yoğun toplantının arasında aklında sadece bu mu vardı?"
"Aklımda da kalbimde de sadece sen varsın güzelim," diyen Kartal, Neva'yı belinden tutup kucağına aldığı gibi yatağa doğru adımladı.Sıcak öpücüklerin, fısıltılı tatlı takılmaların ve kahkahaların birbirine karıştığı o huzurlu gecede, iki sevdalı yürek birbirinin kollarında kayboldu.
Dışarıda hafif hafif esen gece rüzgârı, Karahan Konağı'nın üzerindeki tüm fırtınaların dindiğini ve aşkın sarsılmaz zaferini bir kez daha fısıldıyordu.
Ertesi sabah güneş Karahan Konağı’nın üzerine pırıl pırıl doğarken, Kartal her zamanki gibi holdingdeki erkenden başlayan krizli bir toplantı için çoktan yataktan kalkıp yola koyulmuştu.
Neva, yatağın Kartal tarafındaki boşluğa gülümseyerek dokundu; kocasının kokusu hâlâ yastıkta taptazeydi.
Yataktan kalkıp ferahlatıcı sıcak bir duş aldıktan sonra, şık ama rahat bir ev kıyafeti giyip saçlarını taradı. Yüzüne yayılan o dingin ve huzurlu ifadeyle odasından çıkıp ahşap merdivenlerden aşağıya, avluya doğru indi.
Ancak merdivenlerin son basamağına geldiğinde avludan gelen tuhaf sesler adımlarını durdurdu.
Sancar, ellerini beline koymuş, yüzünde imdat dileyen bir ifadeyle Orhan’a söyleniyordu. Orhan ise masanın yanında gayet ciddi, gururlu ve mağrur bir duruşla dikilmişti... Kucağında ise gözlerini kırpıştıran, gayet canlı ve bembeyaz bir tavuk vardı!
"Ulan Orhan!" diyordu Sancar, sesini bastırmaya çalışarak. "Kedi dedik, kedi evi yaptıracağız dedik... Bu nereden çıktı?! Sabahın köründe nereden buldun bu tavuğu?!"
Orhan kucağındaki tavuğu sanki bir şampiyonluk kupası tutuyormuş gibi biraz daha yukarı kaldırıp Sancar’a ters ters baktı: "Sancar, vizyonsuzluğun gözümü yaşartıyor yemin ederim. Bu alelade bir tavuk değil, bu organik kahvaltı hamlesi! Holdingdeki kedi evi projesinden sonra düşündüm; neden konakta taze yumurta operasyonu başlatmıyoruz? Hem duygusal bağ kuruyoruz hem protein alıyoruz. Adını da 'Kısmet' koydum."
Sancar gözlerini devirip elini alnına vurdu. "Kısmetmiş! Kartal Abi bir gelsin, senin de kısmetini, o tavuğun da kısmetini bu konaktan kesecek haberin yok! Ulan tavuk kucağında güvenlik nöbeti mi tutulur?!"
Neva bu manzarayı gördüğü an dayanamayıp merdivenlerin başında çınlayan bir kahkaha attı.
Sancar ve Orhan hızla kafalarını ona doğru çevirdiler. Orhan hemen kucağındaki tavukla beraber Neva’ya doğru hafifçe eğilerek selam verdi: "Günaydın Neva Yenge! Karahan Organik Tarım ve Hayvancılık Departmanı’nın ilk üyesiyle tanış, adı Kısmet!"
Neva kahkahasını kontrol etmeye çalışarak yanlarına yaklaştı.
"Orhan... Gerçekten bir tavuk mu getirdin konağa?"
Sancar araya girdi: "Yenge Allah aşkına bir şey söyle şuna! Sabah sekizde fırına diye çıktı, kucağında tavukla döndü. Bahçedeki çimlerin ortasına kümes kurmaya kalkıyor!"
Orhan hiç istifini bozmadan tavuğun başını okşadı: "Yengem anlar benim stratejik hamlelerimi. Bak Yenge, nasıl uysal... Kartal Patron'a söyleme ama, ilk yumurtayı ona omlet yapacağım."
Neva gülmekten gözünden gelen yaşı silerken başını salladı: "Kartal bunu görünce ne diyecek Orhan hiç düşünemiyorum... Ama Kısmet oldukça sevimliymiş."
Orhan zafer kazanmış bir edayla Sancar’a döndü: "Gördün mü? Yengem onay verdi! Yürü Kısmet, sana bahçede stratejik bir yer beğenelim."
Sancar söylene söylene arkalarından yürürken, Neva avludaki bu neşeli kargaşayı izleyip
Kartal’ın bu manzarayı gördüğündeki yüz ifadesini hayal ederek kendi kendine gülümsemeye devam etti.
Nevin , mutfaktan elinde taze demlenmiş çay tepsisiyle çıkıp avlunun ortasında Orhan ve Sancar'ın peşinden gülümseyerek bakan Neva’nın yanına yaklaştı.
Tepsiyi masaya bırakırken meraklı ve şefkatli bakışlarını genç kadına çevirdi.
"Günaydın güzel kızım," dedi Nevin Abla, sandalyesini çekip otururken. "Seni bu saatte evde görünce bir an şaşırdım. Sen bugün holdinge gitmedin mi?"
Neva, avludaki komik kargaşadan gözlerini ayırıp gülümsedi. Masaya yaklaşıp Nevin Abla'nın karşısına oturdu, taze demlenmiş çayından yayılan buharı içine çekti.
"Yok Babanne, gitmedim," dedi Neva, sesi tatlı bir mırıltı gibi yumuşacıktı.
"Sabah biraz yorgun uyanmıştım. Kartal da fark edince kıyamadı, 'Zaten bugün acil bir toplantı ya da imza yok, evde kal güzelce dinlen' diye ısrar etti. Ben de kıramadım Patron'u, kaldım."
Nevin'in yüzüne anaç, içten bir tebessüm yayıldı. "İyi yapmışsın güzelim, çok iyi yapmışsın. Haftalardır o kadar çok şey üst üste geldi ki, o koşturmacada vücut da zihin de yoruldu tabii. Kartal da haklı, senin sağlığın ve huzurun her şeyden önemli."
Neva çayından sıcak bir yudum alıp sırtını sandalyeye yasladı. "Öyle valla Babanne... Ama evde kalıp şu Orhan’ın sabah şovunu kaçırmamak da ayrı bir şans oldu galiba."
Nevin bahçenin köşesinde Kısmet adını koyduğu tavukla fotoğraf çekilmeye çalışan Orhan’ı görünce tutamadığı bir kahkahayı bastı.
"Aman sorma kızım! Sabahın köründe kucağında tavukla kapıdan girdiğinde az kalsın elimdeki çaydanlığı düşürüyordum. Ferman Amcan da çardaktan izleyip gülmekten katıldı."
O sırada Ferman Amca elindeki ahşap oymasıyla çardaktan çıkıp hanımların yanına doğru adımladı. "Ne gülüşüyorsunuz bakalım hanımlar?" dedi babacan bir tonla.
Neva saygıyla doğrulup gülümsedi.
"Gelin Ferman Amca, Orhan’ın yeni 'organik tarım ve hayvancılık projesini' değerlendiriyorduk."
Ferman Amca neşeyle başını sallayıp masaya oturdu. "O çocuk bu konağın neşesi kızım. Bırakın, varsın bahçede bir tavuk eksik olsun, yeter ki şu konağın avlusundan neşe ve kahkaha eksik olmasın."
Güneş Karahan Konağı’nın taş duvarlarını tatlı tatlı ısıtırken, Neva kocasının yokluğunda bile kendini evinde, o kocaman ve sarsılmaz ailenin sıcacık kucağında hissetmenin huzurunu iliklerine kadar yaşıyordu.
Bölüm etkileşimi
