23. bölüm / 50
KARAHANLI21. Kıskançlık Dozu
Bölümler 50Şu an: 21. Kıskançlık Dozu
- 1 1.bölüm: Kırmızı ve Küf Kokusu2.540 kelime
- 2 2.bölüm: Yeşil Kırılma1.925 kelime
- 3 3.bölüm: Küller ve Gölgeler1.575 kelime
- 4 4. Kanun ve Kural1.578 kelime
- 5 5. Kartal Gözü2.044 kelime
- 6 6.bölüm: sessiz fırtına1.552 kelime
- 7 7.bölüm: Celladın Kurtarıcısı2.020 kelime
- 8 8. Bölüm: Ortaklık1.932 kelime
- 9 9.bölüm: nevin2.118 kelime
- 10 10.bölüm: Kapan2.553 kelime
- 11 11.bölüm: kapılar arkasında1.854 kelime
- 12 12. Bölüm: Selim Karat3.001 kelime
- 13 13.bölüm : Hatıra1.392 kelime
- 14 14.Bölüm : Neva & Kartal1.292 kelime
- 15 15. Bölüm : Meryem1.350 kelime
- 16 16. bölüm: Asil Kartal Karahan1.621 kelime
- 17 17.Bölüm: Neva Leyla Karat2.050 kelime
- 18 18. Sisin sakladığı kökler4.089 kelime
- 19 19. Çiçek Tac1.229 kelime
- 20 20. Bir yalan1.482 kelime
- 21 21. Kıskançlık Dozu1.377 kelime · Okuduğun bölüm
- 22 22. Sessizliğin bedeli1.066 kelime
- 23 23. İçimizdeki hain1.840 kelime
- 24 24. İstop1.848 kelime
- 25 25. Bir kurşunluk mesafe1.793 kelime
- 26 26. Gölge Savaşı4.187 kelime
- 27 27. Gelin Hanım1.950 kelime
- 28 28. Leyla'm2.198 kelime
- 29 29. Dağhan.2.009 kelime
- 30 30. ben geldim2.275 kelime
- 31 31. Ferman1.417 kelime
- 32 32. Gözdağı2.431 kelime
- 33 33. Büyük bir sır2.373 kelime
- 34 34. Kartalın sığınağı, Leyla'nın ışığı2.329 kelime
- 35 35. Nevzat'ın nefreti2.134 kelime
- 36 36. Ferman'ın sancısı2.042 kelime
- 37 37. Geçmişin külleri1.074 kelime
- 38 38. Biat ve Feda3.707 kelime
- 39 39. Karahan'a biat2.085 kelime
- 40 40. Küllerden doğmak1.403 kelime
- 41 41. Saf Bağ3.530 kelime
- 42 42. stratejik mangal1.208 kelime
- 43 43. Güneş'in Kısmeti1.771 kelime
- 44 44. kraliçe'nin hududu1.765 kelime
- 45 45. Güzel Sığınak1.634 kelime
- 46 46. kırmızı elma2.891 kelime
- 47 47. Uzak Mutluluk2.579 kelime
- 48 48. İhanetin yüzü1.138 kelime
- 49 49. Kırık Güven3.527 kelime
- 50 50. Mucize1.123 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Gecenin ihtişamlı salonunu dolduran aristokrat kalabalık ve ağır klasik müzik, masadaki keskin gerginliği maskelemekten çok uzaktı.
Aynı uzun, mum ışığıyla aydınlatılan davet masasında Kartal, sahte Leyla, Neva ve Sancar yan yana oturuyorlardı.
Kartal, sanki dünyadaki en önemli insan oymuş gibi sahte Leyla’yı iyice yanında tutuyor, her konuşmasında ona yakınlaşarak dikkatleri üzerine çekiyordu.
Neva, bütün o çocukluk hatıralarının, gömülen kutuların ve can pahasına saklanan gerçeklerin ucuz bir tiyatro sahnesinde harcanmasını hazmedemiyordu.
Karşılıklı oturan Sancar ve Neva ise bu yapmacık yakınlığın her anında birbirlerine attıkları kinayeli, alaycı bakışlarla adeta sessiz bir ortaklık yürütüyorlardı.
Etraftaki diğer davetlilerin gözü ise keskin bir merakla asıl gerilimin ekseninde duran Neva ve Kartal’ın üzerindeydi.
Sahte Leyla bunu fark ettikçe daha da hırslanıyor, Kartal’a adeta yapışık bir sarmaşık gibi dururken alt metni zehirli kahkahalarla dolu hareketleriyle Neva’ya gıcık olduğunu açıkça belli ediyordu.
Tam bu dayanılmaz havanın doruk noktasında, masaya doğru yaklaşan iri yarı, son derece şık ve bakımlı bir adam aniden ortaya çıktı.
Hiçbir davet kuralına aldırış etmeden doğrudan Neva’ya yöneldi ve kollarını ona dostça sararak büyük bir neşeyle lafa girdi:
“Hey, avukat hanım! Beni hatırladın mı, yoksa o tozlu dosyalar arasında bu yakışıklı adamı unuttun mu?”
Neva’nın yüzünde aniden açan o samimi ve enerjik gülümseme, masadaki tüm buzları bir saniyede eritti.
Aralarında hızla başlayan, şakalaşmalarla ve kahkahalarla dolu o komik diyalog, masanın diğer ucundaki havanın rengini anında değiştirdi.
“Yaman!” dedi Neva, gözlerinin içi parlayarak.
“Unutulur mu hiç? En son mahkeme salonunda hâkimi bile çileden çıkardığını hatırlarım.”
Yaman, beyaz dişlerini göstererek güldü ve masadakilere dönüp kartvizit çıkarır gibi bir özgüvenle kendini tanıttı.
Kartal, Leyla ve Sancar’la tek tek tokalaştı. Ancak asıl bomba birazdan patlayacaktı.
Yaman, ceketinin düğmesini iliklerken keyifle gülümsedi:
“Bu arada, haberi vermemi mi bekliyordunuz, bilmem ama… Resmî atamam yapıldı. Artık Karahan Holding’in baş hukuk müşavirliğinde, doğrudan Neva’yla omuz omuza çalışacağım!”
Neva, bu sürpriz habere gerçekten sevinerek gözlerini parlatırken masada adeta yer yerinden oynamıştı. Sancar şaşkınlıkla şarap bardağına uzanırken sahte Leyla, fırsatı kaçırmayarak zehrini akıtmak için öne atıldı.
Kartal’ın koluna daha da girip gözlerini Neva ile Yaman’ın üzerinde gezdirdi ve tatlı bir ses tonuyla ama imayla fısıldadı:
“Aman Allah’ım! Karahan Holding’in avukatı ve senin karın mesai saatlerinde de böyle herkesle samimiyse, Kartal Bey… Kocasının gözü önünde başka adamlarla sarılıp gülüşmesine ses çıkarmıyorsunuz sanırım. Sizin o meşhur karizmanız bu kadarına da göz yumuyor mu, yoksa?”
Dananın kuyruğu işte o an kopacaktı ki…
Sahte Leyla’nın bu küstah tahriki, masaya bir bomba gibi düştü.
Sancar, saniyesinde Kartal’ın zehir karası kesilen gözlerine baktı. Bakışları tek bir şey söylüyordu: “Dolduruşa gelme, abi. Kadının tuzağı bu!”
Kartal, Sancar’ın bu uyarı dolu bakışını anında yakalamış, damarlarındaki öfkeyi zihniyle dizginlemeye çalışmıştı.
Evet, o kadının oyunu olabilirdi ve oyuna gelmeyecekti. Ama içeriden içe kemiren asıl şey, Yaman’ın o pervasız samimiyeti ve Neva’nın o adama baktığında yüzünde beliren ışıltıydı.
Kartal’ın sabır taşları, içerideki o derin kıskançlık dalgasıyla teker teker yerinden oynuyordu.
Kartal’ın parmak eklemleri, tuttuğu kristal kadehi sıktığı için kireç gibi beyazlamıştı. İçindeki o karanlık canavar, ne sahte Leyla’nın zehirli oyununa ne de dışarıdan gelen bu yabancı adamın pervasızlığına tahammül edebiliyordu.
Ancak o masada bir lider gibi oturmak zorundaydı; kuralları başkalarının koymasına asla izin vermezdi.
Yavaşça başını kaldırdı.
Gözlerindeki o iflah olmaz fırtına, sahte Leyla’nın yapmacık gülüşünün üzerinde sabitlendi. Kadının neye hizmet ettiğini biliyordu fakat bu gece ipin ucunu kimin tuttuğunu herkese göstermeye kararlıydı.
“Karizmamın sınırlarını merak mı ettin, Leyla?” dedi Kartal, sesinde en ufak bir titreme olmaksızın, buz gibi bir sakinlikle.
Kadehini masaya bırakırken çıkardığı hafif ses, masadaki herkesin nefesini tutmasına neden oldu.
Sancar, Kartal’ın bu tehlikeli tonunu tanıdığı için huzursuzca kıpırdandı. Neva ise gözlerini Kartal’ın çelik gibi sertleşen yüzünden ayırmadan, kalbindeki o tanıdık sızıyla beklemeye başladı.
Kartal, sahte Leyla’nın omzuna attığı kolunu yavaşça çekti. Ancak tam kadın rahat bir nefes alacağı sırada ona doğru eğildi ve zehir zemberek bir fısıltıyla devam etti:
“Benim masamda kimin kiminle nefes alacağına, kimin hangi rolde dans edeceğine yalnızca ben karar veririm. Sana verdiğim o rolün sınırlarını unutma; yoksa o masadan kalkan ilk kişi sen olursun.”
Sahte Leyla’nın yüzündeki o iddialı ve galip ifade bir anda soldu. Kadının boğazına dizilen kelimeler, yutkunmasına bile izin vermedi. Masadaki hava, bıçakla kesilse dökülmeyecek kadar ağırlaşmıştı.
Yaman, havada asılı kalan bu gerginliği sezmiş olacak ki hafifçe boğazını temizleyip gülümsemeye çalıştı.
“Şey… Yanlış bir zamanda geldim galiba? Toplantı havası sezdim de…”
“Doğru yerdesin, Yaman bey,” dedi Kartal, başını yavaşça Yaman’a çevirirken.
Gözlerindeki o acımasız karanlık şimdi bütünüyle Yaman’a odaklanmıştı.
“Karahan Holding’e hoş geldin. Hukuk müşavirliği büyük sorumluluk ister… Özellikle de sınırların nerede bittiğini bilmeyenler için.”
Neva, Kartal’ın bu sözlerindeki gizli imayı anında yakaladı.
Göğsündeki buz gibi sıkışma yeniden nüksetti. Kartal, sadece sahte kadına değil, doğrudan ona ve Yaman’a gözdağı veriyordu.
Masadaki bu tehlikeli oyun, artık kontrolden çıkmak üzere olan bir uçurumun kenarına gelmişti.
Sancar, duruma müdahale etmek için bardağını kaldırdı ve sahte bir neşeyle gülerek araya girdi.
“Eyvallah, abi! Yeni başlangıçlara diyelim o zaman! Hadi, için!”
Hiç kimse bardağına dokunmadı.
Gözler birbirine kilitlenmişken bu masada kopacak fırtınanın sadece bir başlangıç olduğu artık herkes tarafından biliniyordu.
Davetin o boğucu havasından geriye kalan sessizlik, Karahan Malikânesi’nin devasa giriş kapısının aralanmasıyla içeri doldu.
Kartal hışımla eve girdi, uzun adımlarla salonun ortasına kadar yürüyüp ceketinin düğmelerini öfkeyle çözdü.
Neva ise sessizce, sanki ayaklarında tonlarca yük taşıyormuş gibi onun ardından içeri süzülmüştü.
Hiçbir şey söylemeden, üzerindeki o ağır gecenin yorgunluğunu atmak üzere doğrudan merdivenlere yöneldiği an, arkasından yankılanan o sert sesle ayakları tahta basamakta çivilenip kaldı.
“Bir dahaki sefere ortam içinde kendini bu kadar açık etmesen mi acaba? Kendini bu kadar tehlikeye atmasan mı?”
Neva’nın sırtı kasıldı.
İki basamak çıkmış olduğu merdivenleri hızla geri inip arkasını döndü. Topuklularının mermer zeminle buluştuğu an çıkan o tok ses, öfkesinin net bir yansımasıydı.
Gözlerinde alev alev yanan o meydan okuyan bakışlarla Kartal’a dikildi.
“Ne gibi bir tehlike acaba?” diye sordu Neva, sesindeki buz gibi kinayeyi saklama gereği duymadan.
“Yanımda duran, senelerdir tanıdığım mesai arkadaşım mı, yoksa aylardır o masalarda tek başına ayakta kalmaya çalışan ben mi?”
Kartal aniden ona dönüp baktı.
Gözlerindeki o karanlık öfke, kadının bu diklenişiyle daha da alevlendi.
Birkaç büyük adımda aradaki mesafeyi kapatıp Neva’nın karşısına dikildi.
“Biz bir rol oynuyorsak bu rolün kuralları var, avukat hanım!” dedi Kartal, sesindeki ton zapt edilmez bir baskı barındırarak.
“İnsanlar bizi evli bir çift olarak tanıyor. Benim bu şehirde bir karizmam, bir ağırlığım var. En azından o masada bana yakışır bir şekilde, başın dik ve konuyu üzerimize çekmeyecek şekilde dursan diyorum.”
Neva kollarını göğsünde hırsla birleştirdi ve yüzünde alaycı, acı dolu bir tebessüm belirdi.
“Kusura bakma ama Kartal Bey, burada suçlu tek taraflı aranacaksa aynaya bir bakman gerekir!” dedi. Sesi, malikânenin yüksek tavanlarında yankılanıyordu.
“Madem bu kadar gururunuzu ve o meşhur karizmanızı düşünüyorsunuz, benim de bir gururum ve taşımaya çalıştığım bir onurum olduğu bir an olsun aklınıza gelmeliydi! Leyla’yla salonda yapışık ikiz gibi gezen, herkesin gözü önünde bana o imalı lafları ettiren sizdiniz! Beni tehlikeye atan sen iken beni suçlayamazsın!”
Kartal, kimseden duymaya alışık olmadığı bu doğrudan ve keskin itiraz karşısında neye uğradığını şaşırmışçasına bir an durdu. Kelimeler boğazında düğümlenir gibi olurken Neva arkasını dönüp yeniden merdivenlere doğru bir adım attı.
Ancak içindeki o ayların birikimi, kadının durmasına ve aniden öfkeyle geri dönmesine neden oldu.
“He, bir de…” dedi Neva. Sesi bu kez fısıltı gibi ama bıçak keskinliğinde çıkıyordu.
Gözlerini Kartal’ın zifiri karanlık gözlerine dikti.
“Sonuç odaklı bakarsan… Bu oyun bittiğinde herkes kendi hayatına dönecek, değil mi? Konuştuğumuz ve koruduğunuz insanların size göre de kalıcı bir değeri olmadığına göre en azından bu kısa süre içinde birbirimizin sınırlarına ve gururuna saygı gösterebiliriz, Kartal Bey. Rol yaparken bile insanı harcamayın.”
Odadaki hava bir anda buz kesti.
Kartal’ın gururu, o an duyduğu bu gerçekçi ve mesafeli cümlelerle fena hâlde zedelenmişti. İçerideki o kontrolsüz öfke dalgası gözlerini bürüdü.
Neva’nın duvarlar örmesini sağlayacak o kırıcı, zehir zemberek cevabı düşünmeden fırlattı ağzından.
Ne kadar yıkıcı konuştuğunun, bu kelimelerin aralarındaki tüm köprüleri nasıl ateşe vereceğinin farkına bile varmadan…
“Haklısın,” dedi Kartal, dudaklarından dökülen her bir kelime demir birer gülle gibi düşerken.
“Ne bekliyordum ki? Parmaklarına takılan o sahte yüzüğün yükünü bile taşıyamayan birinden, rol icabı da olsa sadık bir partner olmasını beklemek benim hatamdı. Ne de olsa sen, kendi gerçeğinden kaçmak için başka masalarda kahkaha atmayı iyi bilirsin, Neva hanım…”
Kelime havada asılı kaldı.
Neva’nın yüzündeki o savaşçı ifade bir anda silinip gitti. Gözlerindeki o ışık kırıldı, yerine boğazına tıkanan o acı düğüm oturdu. Bir an için nefes almayı unuttu.
Kartal ise söylediği cümlenin ağırlığını, kadının yüzündeki o yıkımı gördüğü saniyede idrak etti ama artık çok geçti.
Bölüm etkileşimi
