Bölümler 50Şu an: 48. İhanetin yüzü
- 1 1.bölüm: Kırmızı ve Küf Kokusu2.540 kelime
- 2 2.bölüm: Yeşil Kırılma1.925 kelime
- 3 3.bölüm: Küller ve Gölgeler1.575 kelime
- 4 4. Kanun ve Kural1.578 kelime
- 5 5. Kartal Gözü2.044 kelime
- 6 6.bölüm: sessiz fırtına1.552 kelime
- 7 7.bölüm: Celladın Kurtarıcısı2.020 kelime
- 8 8. Bölüm: Ortaklık1.932 kelime
- 9 9.bölüm: nevin2.118 kelime
- 10 10.bölüm: Kapan2.553 kelime
- 11 11.bölüm: kapılar arkasında1.854 kelime
- 12 12. Bölüm: Selim Karat3.001 kelime
- 13 13.bölüm : Hatıra1.392 kelime
- 14 14.Bölüm : Neva & Kartal1.292 kelime
- 15 15. Bölüm : Meryem1.350 kelime
- 16 16. bölüm: Asil Kartal Karahan1.621 kelime
- 17 17.Bölüm: Neva Leyla Karat2.050 kelime
- 18 18. Sisin sakladığı kökler4.089 kelime
- 19 19. Çiçek Tac1.229 kelime
- 20 20. Bir yalan1.482 kelime
- 21 21. Kıskançlık Dozu1.377 kelime
- 22 22. Sessizliğin bedeli1.066 kelime
- 23 23. İçimizdeki hain1.840 kelime
- 24 24. İstop1.848 kelime
- 25 25. Bir kurşunluk mesafe1.793 kelime
- 26 26. Gölge Savaşı4.187 kelime
- 27 27. Gelin Hanım1.950 kelime
- 28 28. Leyla'm2.198 kelime
- 29 29. Dağhan.2.009 kelime
- 30 30. ben geldim2.275 kelime
- 31 31. Ferman1.417 kelime
- 32 32. Gözdağı2.431 kelime
- 33 33. Büyük bir sır2.373 kelime
- 34 34. Kartalın sığınağı, Leyla'nın ışığı2.329 kelime
- 35 35. Nevzat'ın nefreti2.134 kelime
- 36 36. Ferman'ın sancısı2.042 kelime
- 37 37. Geçmişin külleri1.074 kelime
- 38 38. Biat ve Feda3.707 kelime
- 39 39. Karahan'a biat2.085 kelime
- 40 40. Küllerden doğmak1.403 kelime
- 41 41. Saf Bağ3.530 kelime
- 42 42. stratejik mangal1.208 kelime
- 43 43. Güneş'in Kısmeti1.771 kelime
- 44 44. kraliçe'nin hududu1.765 kelime
- 45 45. Güzel Sığınak1.634 kelime
- 46 46. kırmızı elma2.891 kelime
- 47 47. Uzak Mutluluk2.579 kelime
- 48 48. İhanetin yüzü1.138 kelime · Okuduğun bölüm
- 49 49. Kırık Güven3.527 kelime
- 50 50. Mucize1.123 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Sokaktan geçen tek tük araçların motor sesleri uzayıp giderken, tek odalı evin içindeki karanlık daha da ağırlaşmıştı.
Kartal’ın gidişinin ardından Neva, saatlerce sırtını dayadığı o ahşap kapının önünden kalkamadı. Gözyaşları yanağında kurumuş, içindeki öfke ile devasa özlem birbirine karışarak ruhunu un ufak etmişti.
Sabahın ilk ışıkları perdenin kenarından içeri sızmaya başladığında Neva zorlukla ayağa kalktı. Midesindeki o tanıdık, ekşi bulantı yine boğazına tırmandı ama kusacak tek bir parçası bile kalmamıştı.
Bacakları titreyerek pencerenin önüne yürüdü, tülü hafifçe araladı. Sokağın köşesinde siyah bir aracın sessizce nöbet tuttuğunu gördü. Kartal gitmişti ama korumalarını orada bırakmıştı.
“Beni hapsetmeye çalışmaktan hiç vazgeçmeyeceksin, değil mi?” diye fısıldadı kendi kendine, yorgun gözlerini kapatarak.
Tam o sırada, binanın eski merdivenlerinde yankılanan telaşlı ve tanıdık topuk sesleri duyuldu. Neva, kaşlarını çatarak kapıya doğru döndü.
Kartal’ın adamlarından biri sanıp gardını almaya hazırlanıyordu ki kapı sertçe ama ritmik bir şekilde çalındı.
“Neva! Kızım, aç kapıyı!”
Neva, kapının arkasından gelen sesle bir an donup kaldı. Annesi Meryem Hanım’ın sesiydi bu.
Yıllardır aralarındaki mesafeyi koruduğu ve her krizde kendi başının çaresine bakmaya alışkın olduğu için annesini karşısında görmek, beklediği son şey bile değildi.
Neva ağır adımlarla kapıya varıp kapı kolunu indirdi. Kapı açıldığı an, şık giyimi ve bakımlı saçlarıyla Meryem Hanım içeri adım attı. Ancak yüzünde derin bir endişe vardı.
Gözleri ilk anda kızının üzerindeki dökülen kıyafetlere, sapsarı kesilmiş yüzüne, gözlerinin altındaki mor halkalara ve tek odalı evin sefil hâline kaydı.
“Aman Allah’ım!” dedi Meryem Hanım, dehşet içinde elini ağzına bastırarak. “Neva! Bu ne hâl böyle?!”
Meryem Hanım bir an bile beklemeden içeri girip kapıyı arkasından kapattı ve kızına doğru hamle yaparak omuzlarından tuttu.
“Bütün sosyete, Karahan Holding’deki kavgayı konuşuyor! Kartal’ın seni aldattığı, senin de onu odandan kovduğun lafları dolaşıyor ortalıkta! Hani kulun kölen oluyordu senin bu adam?! Hani gözü senden başkasını görmüyordu?! Hani ona bu kadar çok güveniyordun, Neva? Ne oldu?!”
Neva, annesinin ellerini omuzlarından yavaşça itti.
Yüzünde en ufak bir duygu kırıntısı bile yoktu.
“Hangi rüzgâr attı seni buraya, anne? Sosyetedeki itibarımız zedelenmesin diye mi geldin, yoksa ‘Ben sana dememiş miydim?’ demek için mi?”
“Saçmalama, Neva!” dedi Meryem Hanım, hiddetle ve üzüntüyle sesini yükselterek. “Ben senin anneyim! Duvar gibi durma karşımda! Kartal’ın korumalarından öğrendim burayı tuttuğunu. Bu ne hâl, kızım? Ayakta duracak hâlin yok, rengin sapsarı! ‘O farklı, bana kıyamaz,’ diye başımızın üstüne çıkardığın adama bak! Sana nasıl böyle bir şey yapar? Senin o cüretkâr kadın karşısında ne işin var?!”
Neva gözlerini kaçırdı. Kartal’ın adı geçtiğinde yüreğine saplanan o amansız sancı yine nüksetti.
“Güvendim, evet… Yanılmışım işte, anne. Doğru ya da yanlış, bitti. Ben o eve de o adama da dönmüyorum.”
“Nasıl yanıldım dersin?!”
Meryem Hanım, kızının elini hırsla kavradı.
“Hani aranızdaki aşk sarsılmazdı? Hani bu koca dünyada bir tek ona inanıyordun?! Aşkından öldüğün, gözün kapalı güvendiğin adam seni bir kalemde bu sefil deliğe mi düşürdü yani?! Gururun gözünü kör etmiş ama en çok da verdiğin o körü körüne güven yakmış canını!”
“Yeter, anne!” diye bağırdı Neva. İçinde bastırdığı fırtına bir anda patlamıştı. Gözlerinden yeniden yaşlar boşanmaya başladı.
“Yüzüme vurma artık! Evet, güvendim. Evet, gözüm kapalı inandım ama kendi gözlerimle gördüm, diyorum sana! Kucağındaydı kadın, anne! Kucağında! Güvendiğim adamın kucağında başka bir kadın vardı! Ben neyi dinleyeceğim daha?! Ben o evde kaldıkça o güvenin enkazı altında her gün ölecektim!”
Neva’nın haykırışı bittiğinde, midesine giren şiddetli bir krampla aniden iki büklüm oldu. Eli karnına gitti, nefesi tıkandı. Yüzündeki az önceki öfkeli kızarıklık anında çekildi ve yerini ölümcül bir solgunluğa bıraktı.
“Neva!”
Meryem Hanım panikle kızını belinden yakaladı.
“Neva, ne oluyor sana?!”
“Midem…” diyebildi Neva, kısık ve hırıltılı bir sesle. “Midem çok kötü…”
Neva bir adım atmak istedi ama dizlerinin bağı tamamen çözüldü.
Meryem Hanım’ın kollarında bir yaprak gibi titreyip süzülürken gözleri karardı. Meryem Hanım çığlık atarak kızını yere düşmekten son anda kurtardı.
“Neva! Aç gözlerini, kızım! Yardım edin! Kimse yok mu?!”
Kızının kollarında bir yaprak gibi titreyerek kendinden geçtiğini gören Meryem Hanım, panikle dışarıya, koridora doğru bağırdı. Kapının önünde bekleyen Kartal’ın korumaları, sesleri duyar duymaz içeri daldı.
Karahan Konağı’nın gururlu kraliçesi, tek odalı bir evin soğuk parkesinde bilincini yitirmiş hâlde yatarken hem Kartal’ı hem de Neva’yı sarsacak o büyük gerçeğin kapısı artık sonuna kadar aralanıyordu…
Karahan Konağı’nda o gün adeta kopan fırtınanın izleri hâlâ tazeydi. Duvarlardaki sessizlik ise bıçak gibi keskindi.
Kartal, Neva’nın gidişinden sonra kendini işe vermiş, konağa adım bile atmamış, geceyi gündüze katıp küçük odanın kapısında ya da holdingdeki çalışma masasının başında sabahlamıştı.
Konağın ana salonunda ise başka bir hesaplaşmanın fitili ateşlenmek üzereydi.
Nevin Babaanne, torununun ve gelininin hayatını altüst eden o kadının peşine kendi yöntemleriyle düşmüştü.
Yaşlı kadının otoritesi, Karahan soyadının ağırlığı ve yılların getirdiği tecrübe bu kez merhamet için değil, adalet için çalışıyordu.
Gündüz vakti konağa çağrılan Selin, karşısında Karahan Konağı’nın direğini görünce ilk başta kendinden emin bir tavır takınmaya çalışmıştı.
“Beni buraya hangi hakla çağırırsınız, Nevin Hanım?” demişti Selin, sahte bir özgüvenle. “Babamın avukatları—”
“Öf, kes sesini!” diye gürledi Nevin Babaanne.
Elindeki bastonu mermer zemine öyle bir vurdu ki sesi salonda yankılandı. Gözlerindeki buz gibi öfke, Selin’in sahte özgüvenini saniyesinde söndürdü.
“Asıl sen hangi cüretle benim evimin huzurunu, torunumun yuvasını yıkmaya kalkarsın?! Karşılığında para alarak tutulmuş kiralık bir maşa olduğunu bilmediğimizi mi sandın?”
Selin yutkundu, rengi soldu.
“Ne… Ne parası? Ne saçmalıyorsunuz siz?”
Tam o sırada salonun köşesindeki loş gölgeden, Karahan Konağı’nın sadık baş koruması Sancar adım attı. Cebinden çıkardığı telefonu elinde hafifçe sallıyordu.
Cihazın ses kayıt özelliği açıktı ve son yarım saattir konuşulan her şey harfi harfine kaydediliyordu.
Nevin Babaanne ağır adımlarla Selin’in üzerine yürüdü, yüzüne karşı zehir zemberek bir sesle fısıldadı:
“Senin para karşılığında tutulduğunu, holdingdeki o iğrenç kumpası adım adım nasıl planladığınızı… Hepsini kendi ağzınla itiraf edeceksin, kızım. Yoksa bu konağın bodrumundan sağ çıkamazsın. Babanın şirketleri de yarın sabah tarihe gömülür!”
Selin korkudan tir tir titremeye başladı.
Yaşlı kadının gözlerindeki o acımasız kararlılığı gördüğünde arkasındaki desteğin hiçbir işe yaramayacağını anladı. Panikle, ağlamaklı bir sesle bülbül gibi ötmeye başladı:
“Tamam! Tamam, durun! Meryem Hanım… Neva Hanım’ın annesi Meryem Hanım geldi bana! ‘Kızımı o adamdan ayıracaksın, evliliklerini bitireceksin,’ dedi. Bütün planı o kurdu, parayı o verdi! Ben sadece üzerine atladım, kameraları kör noktaya çektim!”
Sancar telefonun kaydını durdurdu, ekranı Nevin Babaanne’ye göstererek onaylarcasına başını salladı. Her kelime, her itiraf kusursuz bir şekilde belgelenmişti.
Nevin Babaanne’nin sabrı o an tamamen taştı. Yaşlı kadının içindeki aslan kükredi.
“Seni sefil yaratık!” diye haykırdı Nevin Babaanne.
Bastonunu bir kenara fırlatıp elinin tersiyle Selin’in suratına öyle bir şaplak patlattı ki Selin dengesini kaybederek yere kapaklandı.
“Kalk ulan ayağa!” diye kükredi Nevin Babaanne.
Selin’i saçlarından yakaladığı gibi yerden kaldırdı ve konağın kapısına doğru sürüklemeye başladı.
“Senin o pis ellerini, o sinsi oyunlarını benim evime getiren o annenin de senin de cezanı vereceğim! Bir daha bu şehrin sınırlarında nefes aldığını görürsem yemin ederim seni bu topraklardan kazırım!”
Selin, feryat figan içinde, yüzü gözü darmadağın olmuş vaziyette konağın kapısından dışarı fırlatıldı.
Kapı arkasından çarparak kapandığında Nevin Babaanne derin bir nefes aldı. Elindeki ses kaydını içeren telefonu Sancar’a uzattı.
“Derhâl Kartal’a ulaştırın bunu… Ve o Meryem denen kadını gebertmek bana borç olsun!”
Bölüm etkileşimi
