KARAHANLI kitap kapağı

1. bölüm / 8

KARAHANLI

1.bölüm: Kırmızı ve Küf Kokusu

Vaveyla Yazarı: Zehra Samarrah

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 8Şu an: 1.bölüm: Kırmızı ve Küf Kokusu

"Kaderimiz niye avucumuzun içinde yazılıdır, bilir misin?"
Mavi gözlerini karşısında titreyen yabancı bedende gezdirdi.
"Gerektiğinde gizleyebilelim diye... Niye bilir misin?"
Diyerek devam ettiğinde, elleri bağlı olan adamın diş takırtılarını, loş ışığın altında dökülen sarı boyaları kabarmış duvarlarıyla yankılanan boş odanın içinde net bir şekilde duyabiliyordu.
"Çünkü güç gizden gelir. Gerçek niyetini kimse bilmeyecek."
Adama yaklaştı ve yüzüne baktı. Korku ve endişe, o an gözlerindeki son bakışın ta kendisiydi.
Hızlı bir hamleyle kafasına çektiği silahın sesi, nemli ve beton kokan bu bodrum katında yankılandı. Etraftaki kasvetli hava hissedilir derecede soğuktu; içerideki ağır barut kokusuna küf ve rutubet karışmıştı.
"Kaderin senin sırrındır; onu asla kimseyle paylaşmayacaksın..."
Koruması cesedi kollarından tutup sürükleyerek odadan çıkarken, Kartal adımlarını odanın köşesindeki deri koltuğuna doğru geri yönlendirdi.
"Öhm..."
Demir kapının aralığından gelen hafif sesle başını kaldırdı.
"Sancar?"
"Evet, benim."
İçeri giren gence baktı.
"Sana birkaç haberim var."
Kartal direkt olarak soğuk ve mesafeli gözlerle bekliyordu; duymak istediği şey aslında başkaydı. Ancak Sancar'ın huzursuz bakışları, korumaların az önce sürükleyerek götürdüğü adamın bıraktığı kan izindeydi.
"Onu öldürdün mü?"
Kartal sadece kafa sallamakla yetindi.
"Peki ama neden?"
"Bir mafya geleneği olarak, öldürülen çocuk koskoca Alkan Taşkın'ın oğlunun ağzına taş tıkılmıştı, hatırlarsın... Bunun anlamı, Taşkın'ın bir daha asla bir isim ele veremeyeceğiydi."
Sancar gözlerini kocaman açtı.
"Köstebek başından beri Kaya mıydı?!"
"Evet ve Kaya artık ölü. Şimdi sen anlat bakalım..."
Sancar derin bir nefes alıp başını salladı.
"Kardeşinden haber getirdim ancak maalesef hoşuna gitmeyecek."
Kartal merakla yürürken, ayak sesleri beton zeminde yankılanarak bakışlarını Sancar'a çevirdi ve konuşa konuşa bodrum katının o buz gibi havasından çıktılar.
"Cezası daha da arttırıldı ve şu an onu oradan çıkartmamız imkansız."
Kartal onaylar gibi başını salladı.
"Bu kadar büyük bir suç işleyip kendini bu kadar açık verdikten sonra, ona zaten yardım edemem."
"Başka bir emrin var mı?" derken Kartal'ın koyu renk mobilyalarla döşenmiş, loş masa lambasının aydınlattığı çalışma odasına girdiler.
"Ateş hangi kulüpte takılıyor? Onunla acilen görüşmem gerekiyor."
Sancar masanın üzerindeki deri defterin arasından kağıt kalemi alarak adresi hızla yazdı ve uzattı.
"Burası epey karışık bir ortamdır, patron. Genellikle gittiğiniz sakin yerlere pek benzemez; basık tavanlı, gürültülü ve insan kaynayan bir yerdir."
Kartal hafifçe güldü, dudaklarında alaylı bir kıvrım oluştu.
"Ateş ile konuşmam gereken süre bana yeter ve ben eğlenmez miyim yani?"
Sancar başıyla onaylayıp "Estağfirullah abi" diyerek emri doğrultusunda odadan çıktı. Kartal da vakit kaybetmeden anahtarını alarak sokağın serin havasındaki arabasına yöneldi ve elindeki adrese son bir kez göz attı.
Tam o sırada, sessizliği bölen telefonunun ekranına baktı.
"Ne var, Azra?"
"Beni aramamanı söylemiştim."
Sinirle soluyarak, hattan gelen sesin dağınıklığına bile tahammül edemeden telefonu nişanlısının yüzüne kapatan Kartal, arabayı çalıştırıp verilen adrese doğru sürdü. Yol boyunca aklı karmakarışıktı ama bu zihinsel yorgunluğun sebebi ne işleri ne de Kaya'ydı; doğrudan Azra'nın varlığıydı.
Şehrin arka sokağındaki Neon tabelalı mekanın önüne geldiğinde şaşkınlıkla etrafa göz gezdirdi. İçeri adım attığında, kulübün kulakları sağır eden bas seslerine ve ağır tütün kokusuna aldırış etmeden ilerledi. Etrafın loş kırmızı atmosferi, tavandan sarkan dönen ışıklar göz alıcı olsa da Kartal'ın kasvetli ruhuna göre hiç değildi.
"Ateş? Ateş Ulusoy?"
Barmene sorduğunda, barmenin parmağıyla işaret ettiği yöne baktı. Salonun en VIP köşesindeki deri koltuklardan birinde yaylarak oturduğunu fark etti. Önünde çılgınca dans eden birkaç kızın arasında gözlerini gezdiriyordu.
Kızların arasından sıyrılarak yanına gitti, ellerini kumaş pantolonunun cebine soktu ve dik, mesafeli bir alayla Ateş'e baktı.
"Ooo, Kartal'ım!"
"Sen buralara uğramazdın... Hayırdır?"
Kartal, Ateş'in yanındaki boşluğa doğru ilerleyip ağırca oturdu.
"Seninle konuşmalıyız, şunları gönder de konumuza geçelim."
Ateş oldukça gamsız bir tavırla sırıttı.
"Asla olmaz... Özellikle aralarında biri var ki, onu izlemek büyük keyif."
Kartal sabırsızlıkla burnundan solumaya başladığı sırada, ellerinde tepsilerle yanlarına yaklaşan sarışın bir garson çocuk lafa girdi:
"Hoş geldiniz, ne içerseniz müessesemizdendir."
Kartal gelen kişiye bakınca kaşları havalandı.
"Fuat?"
"Evet?.. Aaa... Kartal!"
Bir anda yıllar sonra eski tanıdıklarını karşısında gören ikilinin bu haline Ateş keyifle sırıttı.
"Fuat bu barın sahibi."
"Öyle mi? Kendisi çok eski bir dostumdur."
Kartal konuşurken, Fuat eski günlerin hatırına neşeyle gülümsedi.
"Size bu mekanın en iyilerini ayarlamak lazım. Kızlar da dahil..."
Kartal hızla başını iki yana salladı.
"Hayır, hayır... Benim pek işim olmaz o tarz şeylerle, hoşlanmam."
Fuat manidar bir imayla gülümsedi.
"Anladım, merak etme, ben seni anladım!"
Göz kırparak uzaklaşan Fuat'ın arkasından bakan Ateş, başını çevirip Kartal'a döndü.
"Evet, dinliyorum. Ne konuşacağız?"
Müzik anlığına kesilip kalabalık yeni bir şarkı için dağıldığında, Kartal biraz olsun rahatlamıştı; en azından bağırarak konuşmak zorunda kalmıyordu.
"Kaya öldü."
Ateş gözlerini kocaman açarak koltukta aniden dikleşti.
"O en iyi adamlarımızdan biriydi? Nasıl olur?"
"Muhbirlik yaptığını öğrenmişler. Yukardakilerden birini satmış. İstediğim sona bir adım daha yaklaşıyorum..."
Tam o sırada kulübü inleten yeni ve hareketli bir şarkıyla birlikte Ateş rahat bir nefes alıp güldü.
"Demek o haini sonunda temizledik..."
Kartal onaylar anlamda kafasını sallarken, masaya yaklaşan iki kız yeniden kıvrak ritimlerle dans etmeye başladı.
"Sarışın olan favorim! Anastasia..."
Kartal, Ateş'çi bu lafına göz devirirken, mekanın sahibi Fuat hazırlanan özel içecekleri masaya bırakmaları için tezgahtakilere talimat veriyordu.
"Diğer kız?...güzelmiş."
Fuat, Kartal'ın bu sözü üzerine bardağın kenarındaki buzlarla oynarken hafifçe gülümsedi.
"O benim yakın arkadaşım, burada çalışmıyor, misafirim."
Fuat bunu söyler söylemez masanın hemen dibindeki boş kalan sandalyeye, Kartal'ın yanına oturdu.
"Uzun zamandır görüşemiyorduk..."
"Öyle, burası senin demek ki..."
Kartal konuşurken göz ucuyla dans eden kızlara kaydı. Ardından, kalabalığın gürültüsünden ve neon ışıklarından bir nebze uzaklaşmak ister gibi kenarda, loş bar kısmının en köşesinde oturan kıza baktı. Kumral bukleleri, içeri girdiği andan itibaren farkında olmadan dikkatini çekmişti. Uzaktan onu süzerken; acele etmeyen yavaş hareketleri, duruşundaki asalet ve o kusursuz fiziği gözünden kaçmamıştı.
"Bahsettiğin arkadaşın o mu?"
Göz ucuyla hafifçe işaret ederek sorduğunda Fuat onaylar anlamda kafasını salladı.
Dalgalı ve hafif kıvırcık saçları yüzünün bir yanını gölgede bırakacak şekilde örtmesine rağmen, loş ışıkta parıldayan o yeşil gözleri net bir şekilde seçiliyordu.
İşin en garip yanı ise Kartal'ın kendi kendine şaşırmasıydı.

normalde insanlardan, hele ki böyle kalabalık ortamlardaki yabancılardan köşe bucak kaçardı. aslında insanlar ondan kaçardı. çünkü o Kartal Karahan'dı. bu kız bir şekilde dikkatini bir an olsun dağıtmıyordu.