11. bölüm / 8
KARAHANLI11.bölüm: kapılar arkasında
Bölümler 8Şu an: 11.bölüm: kapılar arkasında
- 1 1.bölüm: Kırmızı ve Küf Kokusu969 kelime
- 2 3.bölüm: Küller ve Gölgeler1.776 kelime
- 3 6.bölüm: sessiz fırtına1.554 kelime
- 4 7.bölüm: Celladın Kurtarıcısı1.996 kelime
- 5 8. Bölüm: Ortaklık1.904 kelime
- 6 9.bölüm: nevin2.032 kelime
- 7 10.bölüm: Kapan2.541 kelime
- 8 11.bölüm: kapılar arkasında1.475 kelime · Okuduğun bölüm
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Karahan Malikânesi'nde ilk sabah...
Güneş henüz bahçedeki yüksek ağaçların arasından tam anlamıyla yükselmemişti. Gecenin serinliği, taş duvarların ve geniş pencerelerin üzerinde hâlâ hissediliyordu. Malikânenin çevresini saran sessizlik, içeriden gelen hafif tabak ve çatal sesleriyle bölünüyordu.
Burası sıradan bir ev değildi.
Yüksek tavanları, uzun koridorları, duvarlardaki eski tabloları ve ağır ahşap mobilyalarıyla insana geçmişten kalmış bir yer hissi veriyordu. Sabah ışığı, salonun geniş pencerelerinden süzülerek uzun kahvaltı masasının üzerine vuruyor; kristal bardakların üzerinde küçük ışık parçaları oluşturuyordu.
Kahvaltı masasında herkes yerini almıştı.
Nevin her zamanki yerinde oturuyordu.
Kartal masanın bir tarafında, Sancar ise birkaç sandalye ötede sessizce kahvesini içiyordu.
Fakat masadaki herkesin aklında aynı kişi vardı.
Neva.
Nevin, sonunda onu burada kalmaya ikna etmişti.
Aslında Neva'nın kalmaya niyeti yoktu. Gece boyunca birkaç kez gitmek istediğini söylemiş, sabah olur olmaz kendi evine dönmekte kararlı olduğunu açıkça belirtmişti.
Ama Nevin...
Onu öyle bir şekilde ikna etmişti ki Neva daha fazla direnememişti.
"En azından bir gece," demişti yaşlı kadın.
"Sonra ne yapmak istiyorsan yaparsın."
Neva da istemeye istemeye kabul etmişti.
Şimdi ise merdivenlerin başında görünmüştü.
Açık mavi, klasik kesimli bir takım elbise giymişti. Ceketi zarif bir şekilde omuzlarına oturuyor, açık renk kıyafet yüzündeki solgunluğu biraz olsun yumuşatıyordu. Saçları özenliydi ama yüzündeki ifade her şeyi ele veriyordu.
Yorgundu.
Gergindi.
Ve hâlâ dün yaşananların etkisinden çıkamamıştı.
Merdivenlerden yavaşça inerken kahvaltı masasındaki konuşmalar bir anda kesildi.
Bütün gözler ona çevrildi.
Neva bunu fark etti.
Ama başını kaldırmadı.
Özellikle de bir çift göze bakmamaya dikkat etti.
Kartal'ın.
Kartal ise onu gördüğü halde bakmıyordu.
Bakmamaya çalışıyordu.
Elindeki çatalı tabağında gezdiriyor, sanki önündeki kahvaltı dünyanın en önemli meselesiymiş gibi davranıyordu.
Nevin ise Neva'yı görür görmez yüzünde sıcak bir gülümseme oluşturdu.
"Gel kızım."
Neva ona doğru ilerledi.
Nevin hemen yanındaki sandalyeyi çekti.
"Buraya otur."
Neva sandalyesine baktı.
Sonra Kartal'a.
Sandalye tam Kartal'ın yanındaydı.
Kartal'ın eli bir anlığına durdu.
Ama başını kaldırmadı.
Nevin sanki hiçbir şey fark etmemiş gibi gülümsedi.
"Ben özellikle ayırdım orayı."
Neva hafifçe nefes verdi.
"Babaanne..."
"İtiraz istemiyorum."
Neva çaresizce sandalyeye oturdu.
Kartal'ın hemen yanında.
Aralarında yalnızca birkaç santimetre vardı.
Ama ikisi de birbirine dönmüyordu.
Sancar ise karşı taraftan bu manzarayı izliyordu.
Kahvesinden bir yudum aldı.
Gözleri önce Kartal'a, sonra Neva'ya kaydı.
Sonra tekrar Kartal'a baktı.
Kartal'ın yüzündeki kasılmayı fark etmişti.
Neva ise önündeki tabağa bakıyordu.
Çatalını eline aldı.
Bir lokma aldı.
Sessizlik...
Bir süre sonra Neva, Nevin'e döndü.
"Babaanne..."
Nevin hemen ona baktı.
"Efendim?"
Neva kısa bir süre sustu.
"Öncelikle... dün için teşekkür ederim."
Nevin'in yüzündeki ifade yumuşadı.
"Teşekkür edecek bir şey yok."
"Var."
Neva ellerini kucağında birleştirdi.
"Beni burada tuttuğunuz için gerçekten minnettarım. Dün gece nerede olduğumu, ne yaşayacağımı bilmiyordum. Siz olmasaydınız..."
Cümlesinin devamını getiremedi.
Nevin uzanıp elinin üzerine elini koydu.
"Artık buradasın."
Neva başını salladı.
"Evet."
Sonra derin bir nefes aldı.
"Ama bugün..."
Kartal'ın eli durdu.
Neva devam etti.
"Bugün bir kez daha burada kalamayacağımı söylemek istiyorum."
GÜM!
Kartal'ın eli masaya sertçe indi.
Çatal ve bıçakların sesi bütün masada yankılandı.
Neva irkildi.
Sancar'ın kaşları havaya kalktı.
Nevin ise Kartal'a baktı.
Kartal başını kaldırdı.
Koyu mavi gözleri doğrudan Neva'nın gözlerine kilitlendi.
"Kalacaksın."
Tek kelimeydi.
Ama emir gibiydi.
Neva birkaç saniye ona baktı.
"Ben—"
Kartal sandalyesini geriye itti.
Ayağa kalktı.
"Kalacaksın."
Bu kez daha sert söyledi.
Sonra başka hiçbir şey demeden masadan uzaklaştı.
Uzun adımlarla salondan çıktı.
Bahçeye açılan kapıdan geçti.
Neva'nın yüzü gerildi.
Nevin ona mahcup bir bakış attı.
"Ben..."
Neva sandalyesinden kalktı.
"Konuşacağım."
Nevin başını salladı.
Neva Kartal'ın arkasından ilerledi.
Kapıdan çıktığında sabahın serin havası yüzüne çarptı.
Bahçe, malikânenin içinden bile daha büyük görünüyordu.
Kesilmiş çimler, uzun taş yollar, eski çeşme ve etrafı saran ağaçlar...
Kartal birkaç metre ileride durmuş, sırtı ona dönük şekilde bahçeye bakıyordu.
Neva arkasından yaklaştı.
"Kartal Bey."
Kartal dönmedi.
Neva birkaç adım daha attı.
"Huzurunuzu bozmak istemem ama burada daha fazla kalamam."
Kartal gözlerini kapattı.
Derin bir nefes aldı.
Sonra yavaşça ona döndü.
Koyu mavi gözleri sertti.
"Az önce cevabı aldın, avukat hanım."
Bir adım ona yaklaştı.
"İşi zorlaştırma."
Neva'nın sabrı taştı.
Ayağını sertçe yere vurdu.
"Sen kimsin de seni dinleyeceğim ben?!"
Kartal'ın kaşları çatıldı.
"Yeter!"
"Hayır, yeter değil!"
Neva'nın sesi yükseldi.
"Ben sizin evinizde kalmak zorunda değilim! Beni kurtardınız diye hayatım hakkında karar verme hakkını kendinizde bulamazsınız!"
Kartal çenesini sıktı.
Söylemek istediği çok şey vardı.
Ama hiçbirini nasıl söyleyeceğini bilmiyordu.
Çünkü Neva'nın karşısında dururken öfkesinin altında başka bir şey vardı.
Korku.
Onu yeniden kaybetme korkusu.
Fakat bunu söylemek...
Kartal için neredeyse imkânsızdı.
Neva'ya bakarken sonunda nefesini ağır ağır verdi.
Kendini dizginlemeye çalışıyordu.
Ama Neva geri adım atmıyordu.
"Ben gidiyorum."
Kartal'ın gözleri bir anda sertleşti.
"Adamın hedefi senmişsin."
Neva'nın yüzündeki öfke bir anlığına durdu.
"Ne?"
Kartal'ın sesi daha düşük çıkmıştı.
"Adamın hedefi senmişsin."
Neva anlamaya çalışarak ona baktı.
"A-anlamadım?"
"Dağhan."
Kartal birkaç saniye sustu.
"Başından beri senin peşindeymiş."
Neva'nın yüzündeki ifade değişti.
Kartal gözlerini ondan ayırmadan devam etti.
"Neyin oluyor Dağhan senin?"
Neva cevap vermedi.
Kartal'ın sesi daha da sertleşti.
"Sevgilin mi?"
Sessizlik.
"Eski sevgilin mi?"
Neva'nın nefesi kesildi.
Kartal bir adım daha yaklaştı.
"Neyin?"
Neva'nın yüzünde daha önce hiç görülmemiş bir ifade belirdi.
Acı.
Öfke.
Ve kırılmışlık.
Gözleri bir anda doldu.
Sonra...
ŞAAK!
Tokadın sesi bahçede yankılandı.
Kartal olduğu yerde kaldı.
Başını hafifçe yana çevirmişti.
Neva'nın eli hâlâ havadaydı.
İkisi de birkaç saniye boyunca konuşmadı.
Kartal yavaşça başını tekrar ona çevirdi.
Neva'nın gözlerinden yaşlar süzülmeye başlamıştı.
Ama tek kelime etmedi.
Arkasını döndü.
Hızla malikâneye doğru yürümeye başladı.
Kartal birkaç saniye olduğu yerde kaldı.
Sonra peşinden gitti.
"Neva."
Neva durmadı.
"Neva, bekle."
Koridordan içeri girerken Kartal yetişti.
Kolundan tuttu.
Neva anında döndü.
"Bırak!"
Kartal'ın eli hâlâ kolundaydı.
"Dinle beni."
"Bırak dedim!"
Tam o anda malikânenin kapısı açıldı.
Nevin dışarı çıktı.
Gördüğü manzara karşısında yüzü bir anda değişti.
Sesi bütün bahçede yankılandı.
"ASİL!"
Kartal'ın eli anında gevşedi.
Neva dondu.
Kartal da.
O tek kelime...
Havada asılı kaldı.
Neva yavaşça Kartal'a döndü.
Gözleri hâlâ yaşlıydı.
Ama artık öfkesinden çok başka bir şey vardı yüzünde.
Şaşkınlık.
Asil...
Neva bu ismi ilk kez duymuyordu.
Ama asıl tuhaf olan...
Kartal'ın gözleriydi.
O koyu mavi gözler...
Sanki Neva onları daha önce görmüştü.
Çok daha önce.
Nerede olduğunu hatırlayamıyordu.
Ama bir yerlerde...
Bu bakışı tanıyordu.
Neva'nın yanağından bir damla yaş süzüldü.
Kendi düşüncelerinden ürkmüş gibi başını hızla çevirdi.
Hiçbir şey söylemeden malikânenin içine girdi.
Kartal arkasından bakakaldı.
Nevin ona yaklaştı.
Kartal'ın yüzündeki sertlik birkaç saniye içinde çözüldü.
Neva'nın az önceki hâli gözlerinin önünden gitmiyordu.
O dolu gözler.
Titreyen sesi.
Ve o tokat.
Kartal başını eğdi.
Kendi kendine söylendi.
"Eşşeksin be oğlum..."
Nevin ona sertçe baktı.
"Değdi mi şu kızı üzmeye?"
Kartal cevap vermedi.
Nevin başını iki yana salladı.
"Sen bazen gerçekten aklını kullanmıyorsun."
Kartal birkaç saniye sessiz kaldı.
Sonra bir anda başını kaldırdı.
Neva'nın gittiği koridora baktı.
Bir şey düşünüyordu.
Sonra hızla içeri girdi.
Nevin arkasından seslendi.
"Kartal!"
Ama Kartal durmadı.
Merdivenleri ikişer ikişer çıktı.
Koridorun sonunda Neva'nın odasının kapısını gördü.
Tam o sırada kapı kapandı.
Kartal birkaç adım hızlandı.
Kapıyı açtı.
Neva valizini yatağın üzerine koymuş, birkaç eşyasını içine yerleştiriyordu.
Kartal kapıyı arkasından kapattı.
Neva başını kaldırdı.
"Çık."
Kartal ona doğru yürüdü.
"Senin kim olduğunu anlayana kadar bu evden çıkamazsın."
Neva kaşlarını çattı.
"Ne?"
"Bir yere gitmeyi de düşünme, avukat hanım."
Sesi soğuktu.
"Yoksa kötü olur."
Neva birkaç saniye ona baktı.
Sonra çenesini kaldırdı.
"Nasıl durduracaksın beni?"
Kartal cevap vermedi.
Neva tekrar valizine döndü.
Tam eşyalarından birini alırken Kartal kapının yanındaki anahtara uzandı.
Neva ne yaptığını fark ettiğinde başını kaldırdı.
"Kartal..."
Klik.
Kapı kilitlendi.
Neva'nın gözleri büyüdü.
"Sen ne yaptığını sanıyorsun?!"
Kartal anahtarı avucunda sıktı.
"Burada kalacaksın."
"Kapıyı aç!"
"Hayır."
"Sen kafayı mı yedin?!"
Neva kapıya koştu.
Kolunu kapı koluna uzattı.
Çevirdi.
Açılmadı.
"NE YAPIYORSUN SEN?!"
Kartal kapının önünde duruyordu.
Neva yumruklarıyla kapıya vurmaya başladı.
"Kartal! Aç şu kapıyı!"
Kartal gözlerini kapattı.
Neva'nın sesi giderek yükseliyordu.
"BENİ BURADA TUTAMAZSIN!"
Kapının dışından Nevin'in sesi duyuldu.
"Kartal! Aç şu kapıyı!"
Kartal dönmedi.
Nevin koridorda ona yetişmişti.
"Ne yaptığını sanıyorsun sen?!"
Kartal'ın sesi ilk kez gerçekten gürledi.
"Bu evden çıkmayacak!"
Nevin bir an sustu.
"Sen benim torunumsun diye her şeyi yapabileceğini mi sanıyorsun?"
Kartal başını ona çevirdi.
"Kim olduğunu öğrenene kadar orada kalacak dedim!"
Kartal'ın yüzü sertleşti.
"Başka yolu varsa söyle."
Nevin cevap veremedi.
Kapının arkasından Neva'nın sesi tekrar yükseldi.
"Kartal!"
Kartal kapıya baktı.
"Kapıyı aç!"
Kartal birkaç saniye sessiz kaldı.
Sonra soğuk, kesin bir sesle konuştu.
"Bugün o odadan çıkmayacaksın."
Neva kapının arkasında öfkeyle nefes alıyordu.
"Sen beni burada sonsuza kadar tutamazsın! Buradan çıktığımda seni fena yapıcam!"
Kartal'ın çenesi gerildi.
"Hay hay avukat hanım!"
Bu cümle neva'yı birkaç saniyeliğine susturdu.
Ama geri adım atmadı.
Anahtarı cebine koydu.
Nevin ona inanamaz bir ifadeyle baktı.
"Kartal..."
Kartal başını iki yana salladı.
"Resmî olarak söylüyorum."
Nevin kaşlarını çattı.
Kartal'ın bakışları kapıya kaydı.
"Neva bu evden benim iznim olmadan çıkmayacak."
Nevin derin bir nefes aldı.
"Sen gerçekten delirmişsin."
Kartal hiçbir şey söylemedi.
Arkasını döndü.
Merdivenlere doğru ilerledi.
Ama daha birkaç adım atmıştı ki kapının arkasından Neva'nın sesi duyuldu.
"Kartal!"
Kartal durdu.
Bir saniye boyunca gözlerini kapattı.
Neva'nın sesindeki öfkenin altında kırgınlığı duyabiliyordu.
Ama yine de dönmedi.
Yürümeye devam etti.
Çünkü bu kez kararını vermişti.
Neva ondan nefret etse bile...
Onu bir daha kimsenin eline bırakmayacaktı.
Ne pahasına olursa olsun.
