21. bölüm / 50
KARAHANLI20. Bir yalan
Bölümler 50Şu an: 20. Bir yalan
- 1 1.bölüm: Kırmızı ve Küf Kokusu2.540 kelime
- 2 2.bölüm: Yeşil Kırılma1.925 kelime
- 3 3.bölüm: Küller ve Gölgeler1.575 kelime
- 4 4. Kanun ve Kural1.578 kelime
- 5 5. Kartal Gözü2.044 kelime
- 6 6.bölüm: sessiz fırtına1.552 kelime
- 7 7.bölüm: Celladın Kurtarıcısı2.020 kelime
- 8 8. Bölüm: Ortaklık1.932 kelime
- 9 9.bölüm: nevin2.118 kelime
- 10 10.bölüm: Kapan2.553 kelime
- 11 11.bölüm: kapılar arkasında1.854 kelime
- 12 12. Bölüm: Selim Karat3.001 kelime
- 13 13.bölüm : Hatıra1.392 kelime
- 14 14.Bölüm : Neva & Kartal1.292 kelime
- 15 15. Bölüm : Meryem1.350 kelime
- 16 16. bölüm: Asil Kartal Karahan1.621 kelime
- 17 17.Bölüm: Neva Leyla Karat2.050 kelime
- 18 18. Sisin sakladığı kökler4.089 kelime
- 19 19. Çiçek Tac1.229 kelime
- 20 20. Bir yalan1.482 kelime · Okuduğun bölüm
- 21 21. Kıskançlık Dozu1.377 kelime
- 22 22. Sessizliğin bedeli1.066 kelime
- 23 23. İçimizdeki hain1.840 kelime
- 24 24. İstop1.848 kelime
- 25 25. Bir kurşunluk mesafe1.793 kelime
- 26 26. Gölge Savaşı4.187 kelime
- 27 27. Gelin Hanım1.950 kelime
- 28 28. Leyla'm2.198 kelime
- 29 29. Dağhan.2.009 kelime
- 30 30. ben geldim2.275 kelime
- 31 31. Ferman3.692 kelime
- 32 32. Gözdağı2.431 kelime
- 33 33. Büyük bir sır2.373 kelime
- 34 34. Kartalın sığınağı, Leyla'nın ışığı2.329 kelime
- 35 35. Nevzat'ın nefreti2.134 kelime
- 36 36. Ferman'ın sancısı2.042 kelime
- 37 37. Geçmişin külleri1.074 kelime
- 38 38. Biat ve Feda3.707 kelime
- 39 39. Karahan'a biat2.085 kelime
- 40 40. Küllerden doğmak1.403 kelime
- 41 41. Saf Bağ3.530 kelime
- 42 42. stratejik mangal1.208 kelime
- 43 43. Güneş'in Kısmeti1.771 kelime
- 44 44. kraliçe'nin hududu1.765 kelime
- 45 45. Güzel Sığınak1.634 kelime
- 46 46. kırmızı elma2.891 kelime
- 47 47. Uzak Mutluluk2.579 kelime
- 48 48. İhanetin yüzü1.138 kelime
- 49 49. Kırık Güven3.527 kelime
- 50 50. Mucize1.123 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Kartal, parmaklarının ucunu masanın ahşap yüzeyinde hafifçe gezdirdikten sonra durdu. Gözleri, duvarda asılı duran Ankara haritasından ayrılıp çalışma odasının loş köşelerine dikildi.
Yüzündeki o sakin ev havası tamamen silinmiş, yerine kriz anlarında bizzat demirden örülen o acımasız ve hesapçı lider profili gelmişti.
“Sancar,” dedi, sesinde en ufak bir tereddüt ya da panik izi yoktu.
Aksine, fırtınanın tam gözünde dümene geçen bir kaptanın soğukkanlılığı hâkimdi.
“Operasyonu durdurmak, onlara bizi köşeye sıkıştırdıklarını hissettirir. Kurt, masaya inini açtığında korkmaz; karşısındakine av olduğunu gösterir.”
Sancar, karşı hatta derin bir nefes alarak dinliyordu.
“Sevkiyatı planlandığı gibi devam ettiriyormuş gibi görün,” diye devam etti Kartal, emirleri birer birer ve net bir şekilde sıralayarak.
“Asıl rotayı ve depodaki yükün kilit kısmını güvenli yedek sahaya kaydırın. Limandaki o hareketliliği başlatanlar her kimse, ellerine içi boş bir zafer verelim ki köstek olduklarını sandıkları yerde rahatça açık versinler. İçerideki köstebek ise… Bırak biraz daha dans etsin. Nasıl olsa ipin ucunu kendi elleriyle boynuna dolayacak.”
“Emredersiniz,abim,” dedi Sancar. Sesindeki gerginlik, yerini anında tam bir itaate ve güvene bıraktı.
“Hemen ikinci planı devreye sokuyorum.”
Telefon kapandığında Kartal, bir süre karanlık odada sessizce oturdu.
Hayat ona asla huzurlu bir limanda kalma lüksü tanımıyordu. Ne zaman bir nefes almak istese, taç yapraklarının arkasından keskin bir kılıç parlıyordu.
Ayağa kalktı, ceketini omuzlarına atıp odadan çıktı.
Çünkü bazı savaşlar masada değil, karanlığın tam ortasında kazanılırdı.
Neva, dosyayla birlikte içeri girdi. Kartal’la konuşmak üzereydi ki içeri giren sekreter aniden söze girdi:
“Bir bayan geldi. Sizi görmek istiyor. Adının Leyla olduğunu söyledi.”
Neva’nın parmakları kalemin üzerinde kasıldı.
Göğsüne oturan o ağır, tanıdık sızı, yerini buz gibi bir bilinmezliğe bırakıyordu.
Gerçek Leyla kendisiyken, Sancar’la birlikte karanlık bir sırrı omuzlarında taşıyorken, yabancı bir kadının kalkıp bu adı sahiplenmesi midesini bulandırmıştı.
Neva ve Sancar göz göze geldiler.
İkisinin de tavrı bir anda gerginleşti.
Kartal ise yan odaya geçti.
Sancar, Neva’nın yüzündeki bu ani değişimi fark edince iyice gerildi.
“Neva Hanım, sabrımızı sınamaya mı geldiler, nedir? İndirelim mi maskesini? Ne diyorsunuz?”
Neva olumsuzca başını salladı.
Bir süre sonra Kartal geri döndü.
“Sancar?”
Kartal, yan odadan düşünceli ve gergin adımlarla içeri girdi. Yüzündeki o sert çizgiler, içerideki yabancı kadının yarattığı şüpheyle daha da derinleşmişti.
Sancar ve Neva meraklı gözlerle ona odaklanırken Kartal, ceketinin düğmesini çözüp masanın kenarına yaslandı.
“Çocukluk arkadaşımmış…” dedi Kartal, sesinde bariz bir huzursuzlukla.
Kendisi bile söylediğine tam olarak inanmıyordu.
Sancar hemen öne atıldı, durumu tiye alarak havayı yumuşatmaya çalıştı.
“Abi, güvenmeden inanmasan mı?”
Kartal gözlerini kısarak masadaki ikiliye baktı.
“Öyle kolay yutmuyorum, Sancar, ama zaman vermem gerek. Sonuç olarak üzerinden çok yollar aktı. Ben bile bazı detayları unutuyorum,” dedi sesini alçaltarak.
“Küçüklüğümüze dair bir ipucu denedim. Eski mahalledeki o oynadığımız oyunda geçen bir kelimeyi sordum. Gerçekten o sokaklarda benimle koşan biri, o cevabı asla şaşırmazdı.”
Sancar’ın yüzündeki alaycı ifade bir anda silindi, kaşları çatıldı.
“Ajan mı acaba, abi? Ne söyledi de açık verdi?”
Neva bir anda hatırladı.
“Mavi şimşek…” kelimeleri ağzından aniden ve kısık bir sesle dökülünce Kartal hızla ona döndü.
“Sen ne dedin az önce?”
Kartal, Neva’ya şaşkınlıkla bakarken Neva tebessüm etti.
“Bir şey demedim. Sana öyle gelmiştir,” diyerek durumu toparlamaya çalıştı.
Sancar, dinlediğini belli edercesine boğazından bir ses çıkardı. Böylece konu dağılarak devam etti.
“Oyunun en kritik yerindeki o parolayı sorduğumda,” diye devam etti Kartal, gözleri dalgın ama zihni keskin bir şekilde, “bana ‘mavi şimşek’ yerine ‘kırmızı fener’ dedi. Biz o duvara hiç kırmızı fener yazmamıştık. Aradan yıllar geçmiş olabilir ama o kuralı bilen Leyla olsaydı, bu hatayı yapmazdı.”
O sırada Neva, Kartal’ın bahsettiği o cümleyi ve o eski, karanlık hatırayı kelimesi kelimesine çok net hatırlıyordu. Kalbi göğsünde hızla çarparken Kartal’ın hâlâ gerçeği bilmediğini, karşılarındaki kadının ise adeta adını ve geçmişini çaldığını fark etti.
Sancar şüpheyle mırıldandı:
“Demek kırmızı fener… Abi, bu kadın tanıdığın falan değil. Biri onu özel olarak ezberletip yollamış olabilir mi?”
Neva, boğazındaki o düğümle başını hafifçe kaldırdı.
Kartal’ın hâlâ kendisini tanıyamamış olmasının hem acısını hem de stratejik gizliliğini tartarak sessizliğini korudu.
Şimdi Kartal’ın keskin, kuşkulu gözleri tamamen Neva’nın üzerindeydi.
Odadaki sessizlik bir kurşun gibi ağırlaşırken Sancar, şaşkınlıkla ikisinin arasında gidip gelen bakışlar attı.
“Evet, avukat hanım gelelim sana…” dedi Kartal, sesindeki o tehlikeli ve sorgulayan tonla masaya biraz daha yaklaşarak.
“Sen o duvara ne çizildiğini nereden biliyorsun? Senin de ikinci adın Leyla, inan seni araştırdım ama geçmişinde sadece baban ve anneni buldum.. ”
Neva, Kartal’ın demir gibi keskin bakışlarının altında tek bir an bile sinmedi.
Aksine, yıllardır o adın ve o yaralı geçmişin gerçek sahibi olmanın verdiği cesaretle omuzlarını dikleştirdi.
Kalbi göğsünde kaburgalarını zorlayacak kadar hızlı atıyordu ama yüzündeki o sakin, meydan okuyan tebessüm bozulmadı.
“Kartal Bey,” dedi Neva, sesini son derece net ve soğukkanlı tutarak.
Masanın üzerine doğru hafifçe eğildi.
“Ben bir avukatım. Karşı tarafın açık vermesini bekleyen, en küçük detayları bile hafızasına kazıyan bir avukat…”
Sancar araya girerek gerginliği dağıtmaya çalıştı ve gözlerini Kartal’a dikti.
“Haklı valla, abi! Kadın suç hukukunda master yapmış. Senin şüphelenmen gereken en son kişi o.”
Kartal, gözlerini Neva’nın yüzünden bir saniye bile ayırmadan onu tarttı.
Kadının yalan söylediğine adı kadar emindi ama Sancar’ın anlam veremediği tavırlar, işi değiştirmeye başlamıştı.
Neva’nın cevabındaki o kusursuz mantık kılıfı mantıklı duruyordu. Ancak içindeki o karanlık ve inatçı ses, bu denklemin içinde çözülmemiş daha büyük bir sırlar zinciri olduğunu fısıldıyordu.
“Öyle mi?” dedi Kartal, dudaklarında tehlikeli bir kıvrımla.
Neva’ya bir adım daha yaklaşarak aradaki mesafeyi neredeyse sıfırladı.
“Demek sadece hukuki bir mantık yürütme… İlginç. Çünkü o duvara ne çizildiğini ben daha cümleyi bitirmeden bildin, Avukat.”
Odanın içindeki hava, adeta bir bıçakla kesilebilecek kadar gerilmişti.
Sancar neye uğradığını şaşırarak ikisine bakarken Neva, gözlerini Kartal’ın o zifiri karanlık gözlerinden bir an olsun ayırmadan soluksuz bir hamle yaptı.
“Belki de,” diye fısıldadı Neva, sesindeki o meydan okuyan tını odayı doldururken, “bazı gerçekler o kadar derine kazınmıştır ki saklamaya çalışsan bile duvardan taşıp gözünün önüne gelir, Kartal Karahan Bey.”
“Haklısın,” dedi Kartal, sesindeki o demir gibi sert ton yeniden odaya hâkim olurken.
Neva’nın yüzündeki o zırh, hüzünlü ve kırılgan bir gölgeye teslim olmuştu. Gözlerinde biriken o derin yorgunluk, odaya anında sinmişti.
Sancar bile bu ani değişim karşısında istem dışı bir vicdan azabı hissetse de profesyonel duruşunu bozmamaya özen göstererek başını başka yöne çevirdi.
“Dosyalar…” diye mırıldandı Neva. Sesi normalden daha kısık ve titrek çıkıyordu.
“Güncel sevkiyat raporları masanızda. İncelemeniz gereken hukuki detayları işaretledim. Ben… Artık kalkmam gerekiyor.”
Ancak Kartal, ortamın havasını çoktan solumuştu.
O odadaki her bir nefesin, her bir kalp atışının rengini ezberlemişti.
“Nereye, avukat hanım?” dedi Kartal, tok ve karşı konulmaz sesiyle.
Neva’nın tam önünde, kaçış yolunu kapatacak şekilde durdu. Gözleri birbirini derinden buldu; geçmişin acısı ve bugünün şüphesi, o bakışta demir atıp kaldı.
Neva aniden gözlerini kaçırdı, boynunu bükerek işle ilgili birkaç anlaşılmaz söz mırıldandı. Tam o sırada Sancar, aradaki o dayanılmaz gerginliği dağıtmak için hızla öne atıldı.
“Neva Hanım bugün epey yorgun sanırım, abi,” dedi Sancar, sesindeki hafif telaşı gizlemeye çalışarak.
“Üstüne gitmesek mi? Hem bizim halletmemiz gereken dağ gibi sevkiyat raporları var.”
Kartal, Neva’nın titreyen ellerine ve gözlerindeki saklanamaz hüzne son bir kez baktı. İçindeki ses, ona kadının sakladığı büyük şeyler olduğunu fısıldamaya devam ediyordu. Ancak bu kez ısrar etmedi.
Yavaşça geri çekilerek Neva’ya geçmesi için yol verdi.
“Çıkabilirsin, avukat hanım,” dedi.
Neva, arkasına bile bakmadan odadan hızla uzaklaştı. Kapı kapanır kapanmaz Kartal’ın yüz ifadesi tamamen değişti. Gözleri bu kez Sancar’a döndü.
“Sancar,” dedi, emir veren ama aynı zamanda plan kuran o soğuk tebessümle.
“İçerideki ‘Leyla’ Hanım’ı buraya çağır.”
Sancar şaşkınlıkla kaşlarını kaldırdı ama itiraz etmeden dışarı çıkıp kadını içeri davet etti.
Kapı açıldığında içeri giren sahte Leyla, kendinden emin ve sevimli bir gülümsemeyle Kartal’a baktı.
Kartal ise kadını son derece kibar ve iyi niyetli bir ev sahibi edasıyla karşıladı. Ellerini birleştirip masanın karşısındaki koltuğu işaret etti.
“Buyurun, şöyle oturun lütfen, Leyla Hanım. Sizi ayakta tuttuk.”
Kadın nazikçe teşekkür ederek oturduğunda Kartal, hiç beklemeden hamlesini yaptı.
“Geçmişin hatırına, yediğimiz içtiğimiz ayrı gitmediği o eski günlerin onuruna… Bu akşam baş başa güzel bir akşam yemeği yiyelim derim. Ne dersin?”
Sancar, masanın kenarında dikilirken bu teklifle adeta donakaldı. Gözleri irileşti, ağzı hafifçe aralandı.
Leyla ise bu ani teklif karşısında önce şaşırdı, ardından memnuniyetle gülümsedi.
“Çok isterim, Kartal. Eskileri anmak iyi gelir,” diyerek akşam saat sekiz için sözleşip odadan çıktı.
Kapı kapandığı an Sancar, şaşkınlığını gizleyemeyerek Kartal’a doğru bir adım attı.
“Abi, sen şimdi bu kadının ajan olabileceğinden şüpheleniyorsun ama gidip bir de baş başa yemeğe mi çıkıyorsun? Ya kadının arkasında başka bir tehlike varsa? Emin olmadan bu riski almasan mıydı?”
Kartal, Sancar’ın bu panik hâlini ve yüzünün aldığı o komik şekli görünce hafifçe güldü. Onunla dalga geçer gibi başını salladı.
“Korkma, Sancar,” dedi, dudaklarında tehlikeli bir tebessümle masaya yaslanarak. “Eğer ortada bir düşman varsa onu kendine yakın tutmalısın. Gerçek ihanet uzakta aranmaz; bazen en güvendiğin kapının eşiğinde, bazen de karşında masumiyet maskesiyle oturanın gözlerindedir. Güven dediğin şey en büyük zafiyettir, Sancar. Ben ise kimin bana ihanet edeceğini masaya kendi ellerimle koyduğum tuzakla öğrenirim.”
Kartal, pencereden yansıyan kendi siluetine baktıktan sonra ağır adımlarla kapıya yöneldi. Çıkmadan önce omzunun üzerinden Sancar’a son bir kez baktı.
“Sen sevkiyatı ve yedek sahayı kontrol altında tut. Neva Hanım’ın yalnız gitmesine izin verme. Akşamki randevu ise… Benim sahnem, benim kurallarım olacak.”
Bölüm etkileşimi
