6. bölüm / 50
KARAHANLI6.bölüm: sessiz fırtına
Bölümler 50Şu an: 6.bölüm: sessiz fırtına
- 1 1.bölüm: Kırmızı ve Küf Kokusu2.540 kelime
- 2 2.bölüm: Yeşil Kırılma1.925 kelime
- 3 3.bölüm: Küller ve Gölgeler1.575 kelime
- 4 4. Kanun ve Kural1.578 kelime
- 5 5. Kartal Gözü2.044 kelime
- 6 6.bölüm: sessiz fırtına1.552 kelime · Okuduğun bölüm
- 7 7.bölüm: Celladın Kurtarıcısı2.020 kelime
- 8 8. Bölüm: Ortaklık1.932 kelime
- 9 9.bölüm: nevin2.118 kelime
- 10 10.bölüm: Kapan2.553 kelime
- 11 11.bölüm: kapılar arkasında1.854 kelime
- 12 12. Bölüm: Selim Karat3.001 kelime
- 13 13.bölüm : Hatıra1.392 kelime
- 14 14.Bölüm : Neva & Kartal1.292 kelime
- 15 15. Bölüm : Meryem1.350 kelime
- 16 16. bölüm: Asil Kartal Karahan1.621 kelime
- 17 17.Bölüm: Neva Leyla Karat2.050 kelime
- 18 18. Sisin sakladığı kökler4.089 kelime
- 19 19. Çiçek Tac1.229 kelime
- 20 20. Bir yalan1.482 kelime
- 21 21. Kıskançlık Dozu1.377 kelime
- 22 22. Sessizliğin bedeli1.066 kelime
- 23 23. İçimizdeki hain1.840 kelime
- 24 24. İstop1.848 kelime
- 25 25. Bir kurşunluk mesafe1.793 kelime
- 26 26. Gölge Savaşı4.187 kelime
- 27 27. Gelin Hanım1.950 kelime
- 28 28. Leyla'm2.198 kelime
- 29 29. Dağhan.2.009 kelime
- 30 30. ben geldim2.275 kelime
- 31 31. Ferman3.692 kelime
- 32 32. Gözdağı2.431 kelime
- 33 33. Büyük bir sır2.373 kelime
- 34 34. Kartalın sığınağı, Leyla'nın ışığı2.329 kelime
- 35 35. Nevzat'ın nefreti2.134 kelime
- 36 36. Ferman'ın sancısı2.042 kelime
- 37 37. Geçmişin külleri1.074 kelime
- 38 38. Biat ve Feda3.707 kelime
- 39 39. Karahan'a biat2.085 kelime
- 40 40. Küllerden doğmak1.403 kelime
- 41 41. Saf Bağ3.530 kelime
- 42 42. stratejik mangal1.208 kelime
- 43 43. Güneş'in Kısmeti1.771 kelime
- 44 44. kraliçe'nin hududu1.765 kelime
- 45 45. Güzel Sığınak1.634 kelime
- 46 46. kırmızı elma2.891 kelime
- 47 47. Uzak Mutluluk2.579 kelime
- 48 48. İhanetin yüzü1.138 kelime
- 49 49. Kırık Güven3.527 kelime
- 50 50. Mucize1.123 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Neva’nın telefonuna düşen o beklenmedik mail, birkaç gün süren kâbusu bir anda darmadağın etmişti.
İstanbul’un köklü ve bağımsız hukuk bürolarından biri, tüm kapıların yüzüne kapandığı o karanlık dönemde adeta mucizevi bir teklifle çalmıştı kapısını.
Şaşkınlıktan neye uğradığını şaşıran genç kadın, kariyerinin tamamen bittiğini düşündüğü bir anda gelen bu can simidini geri çeviremedi.
Teklif edilen şartlar, hak ettiklerini ve mesleki özgürlüğünü o kadar iyi yansıtıyordu ki derin bir şükür nefesiyle sözleşmeyi imzaladı.
Arkasında hangi görünmez elin olduğunu, bu işe nasıl kabul edildiğini ise aklının ucundan bile geçirmiyordu. Tek bildiği, sabaha karşı hazırlandığı o yeni günde cübbesini yeniden gururla giyecek olmasıydı.
Hatta birkaç hafta içinde Neva, şirketin bütün işlerini hâkimiyetine almıştı.Aynı dakikalarda, Karahan Holding’in yönetim katında Kartal Karahan, zihnini kurcalayan stratejik planlarla meşguldü.
Babasının Dağhan’la kapalı kapılar ardında çevirdiği dolapları ve Neva’nın hayatını karartan o ortaklığı öğrendikten sonra yalnızca sessizliğe bürünmüş gibi görünüyordu.
Ancak asıl fırtına zihninde kopuyordu.
Aras Dağhan’ın tüm ticari zayıflıklarını, gizli ortaklıklarını, şehrin dört bir yanındaki mülklerini ve gayriresmî işlerini tek tek fişlemişti.
Yapacağı hamle, sadece Dağhan’ı bitirmekle kalmayacak, holdingin başına bu tezgâhı kuran babasını bile tahtından sallayacak kadar kusursuz ve acımasız olacaktı. Her taş yerli yerine otururken kapı hafifçe aralandı.
"Abi,” dedi Sancar, her zamanki mesafeli ama net tonuyla.
“Gelecek hafta, holdingin prestijini korumak ve yeni ortaklarla bağları sıkılaştırmak adına büyük bir sektörel gala yemeği var. Yönetim kurulu başkanı olarak orada boy göstermen şart.
"Sancar, elinde tuttuğu altın yaldızlı davetiye listesiyle yönetim katının cam kenarında dikilen Kartal’ın yanına yaklaşırken yüzündeki o her zamanki profesyonel ama sorgulayan ifadeyle iç çekti.
“Başkanım, ama bir detay var,” dedi Sancar, kaşlarını hafifçe kaldırarak.Kartal, dışarıda grileşen İstanbul gökyüzünden gözlerini ayırmadan ellerini ceketinin cebine soktu.
“Ne detayıymış o, Sancar?”
“Geçen hafta gizli operasyonla adliyeye dönmesini sağladığın, bizim büronun yeni yıldız avukatı Neva Hanım da bu galanın davetlileri arasında. Hani şu, ‘Karşısına bir daha çıkmayacağım.’ diye kendi kendine söz verdiğin hanımefendi.”
Kartal’ın yüzündeki o sert ve mesafeli ifade bir anlığına sarsıldı.
Başını hızla Sancar’a çevirdi. Koyu mavi gözleri hafifçe kısılmıştı.
“Neva mı? O büro bu galaya davetli miydi?”
“Davetli, abi. Hatta şirketin yeni hukuki yüzü olarak baş konuklardan biri,” dedi Sancar.
Ellerini önünde kavuşturup kibirli bir gülümsemeyle devam etti: “Şimdi merak ediyorum da adliyede rüzgâr gibi esip sonra gidip gizlice kadının kariyerini kurtaran, ardından da ‘Ben bu kadının yüzüne bir daha bakamam.’ diye kendi kendine söz veren Kartal Bey’imiz acaba o salona girince ne yapacak? Kapıda, merdivenlerden aşağıya doğru baygınlık geçirme falan planlıyor musun, yoksa ben sağlık ekibini arayayım mı?”
Kartal, Sancar’ın bu cesur ve iğneleyici çıkışı karşısında bir an duraksadı.
Ardından tek kaşını kaldırıp dikleşti.
“Senin dilin yine oldukça uzamış, Sancar. Görünüşe göre holdingin liman projelerinden ziyade benim sosyal hayatım daha çok ilgini çekiyor.”
“Aman abi, ne münasebet!” dedi Sancar, zerre kadar geri adım atmayarak.
“Sadece patronumun ruh sağlığını ve taçsız kraliçesiyle olan… ehemmiyetli diplomasi trafiğini yakından takip ediyorum. Malum, mafya lideri kıvamından ani bir hamleyle gizli hayırsever avukat koruyuculuğuna terfi ettin. Bütçemize bu hayır işlerinin maliyeti ne olacak, onu hesaplıyorum.”
Kartal, adamının bu laf sokmalarına karşılık sessiz kalıp hafifçe güldü.
Başını iki yana sallayarak ceketinin düğmelerini düzeltti.
“Çok konuşma da o gala listesini uzat,” dedi, sesindeki gizli heyecanı bastırmaya çalışarak.
“Git, arabayı hazırla. Gidiyoruz.”
Gala gecesi geldiğinde İstanbul’un iş ve hukuk dünyasının önde gelen isimleri, lüks otelin göz alıcı balo salonunu doldurmuştu.
Salonun simli avizeleri altındaki hareketlilikte en çok dikkat çeken detaylardan biri, yeni bürosu adına geceye katılan Neva’ydı.
Üzerinde vücudunu kusursuzca saran, yere kadar süzülen, sırt dekolteli gece mavisi saten bir elbise vardı.Omuzlarına dökülen koyu renkli, dalgalı saçları ve kulağındaki zarif inci küpelerle adliye koridorlarının yorgun avukatı gitmiş, yerine gecenin en asil ve göz alıcı kadını gelmişti.
Kokteyl alanında elindeki kadehle dalgın dalgın etrafı inceleyen Neva, birden arkasından yaklaşan o ağır parfüm kokusuyla irkildi. Başını çevirdiğinde karşısında kusursuz kesim siyah takımı, yeleği ve yakasındaki mendiliyle duran Kartal Karahan’ı gördü.
Neva olduğu yerde kalakaldı.
Beyni kısa devre yapmış gibiydi.
Nasıl olmuştu bu?
Adam hem onu dibe batırmış hem de patronu mu olmuştu?
Neva, etraftakilerin bakışlarından kaçınarak kadehini masaya bıraktı ve öfkeyle dolup taşmasına rağmen kelimeleri dudaklarından dökülürken bir anda fısıltıya dönüştü.
“Sözünüzde durmamışsınız, Kartal Bey,” dedi, gözlerindeki şaşkınlık ve kırgınlığı gizlemeye çalışarak.
“Hani bir daha karşıma çıkmayacaktınız? Bu iş… Bu teklif… Hepsinde sizin parmağınız var, değil mi?”
Kartal, yüzündeki itirazsız ve hafif alaycı tebessümle kadına bir adım daha yaklaştı.Gözlerini Neva’nın parıldayan yeşil gözlerinden ayırmadan fısıltıyla karşılık verdi: “Sizi ben mahvettim, Neva Hanım,” dedi. Sesinde en ufak bir pişmanlık maskesi yoktu; aksine, tehlikeli bir kabulleniş vardı.
“Şimdi de hak ettiğiniz yere kendi ellerimle geri koymak istedim. Olamaz mı?”
Neva, garip bir ifadeyle adamın yüzüne baktı.
Adamın bu rahatlığı hem sinirini hem de aklını karıştırıyordu.
“Sen akli dengeni tamamen yitirmişsin,” diye fısıldadı Neva, dişlerinin arasından.
“Sen avukatsın diye akıllı mısın? Hem size ne oldu?”Tam o sırada salonun diğer ucundan holdingin önemli hissedarlarından yaşlı bir iş insanının onlara doğru adımladığını gördüler.
Tehlikeyi ilk sezen Kartal oldu.
Neva paniklememeye çalışırken aralarındaki o gergin ve yakın duruşu bozmamak için eliyle Kartal’ın bacağına vurup onu itti.
Kartal da refleksle elinin yanıyla Neva’nın bacağını hafifçe itti.
“Uzak dur benden, adamlar geliyor!” diye fısıldadı Neva, sinirle onu hafifçe iterken.
“Duruyorum işte, hafifçe itiyorsun ya,” diye karşılık verdi Kartal, hiç bozuntuya vermeden hafifçe geri çekilirken.
Gelen adam tam yanlarında durduğunda Kartal, yüzündeki o buz gibi iş insanı maskesini anında takınmıştı.
Çoktan adama dönmüştü bile.
“Ah, Naci Bey! Hoş geldiniz. Projenin detaylarını tam da konuşuyorduk…” diyerek adamla el sıkıştı ve Neva’ya kısa, imalı bir bakış atarak misafiriyle birlikte uzaklaştı.
Neva ise kaldığı yerde, elbisesinin eteklerini sıkan elleri ve kafasında binlerce soru işaretinin cirit attığı zihniyle yapayalnız kaldı.Adam hem celladıydı hem de kurtarıcısıydı ve bu oyun henüz yeni başlıyordu.
Gala gecesinin o görkemli kalabalığı içinde Neva, kafasında cirit atan sorularla baş başa kalmışken Kartal’ın ani ayrılışıyla bir an soluklanacak yer aradı.
Derin bir nefes alıp omuzlarını dikleştirdi. O gece oraya birilerinin himayesi altında ezilmeye değil, mesleğine geri dönen güçlü bir avukat olarak boy göstermeye gelmişti.
Aynı dakikalarda salonun kuytu bir köşesinde Kartal, Cemal Bey ve Naci Bey’le yaptığı zoraki sohbeti bitirir bitirmez gözleriyle kalabalığın arasında Neva’yı aramaya koyuldu.
Tam o sırada arkasından beliren Sancar, elindeki şampanya kadehiyle hafifçe patronunun dirseğine dokundu.
“Ne o, başkanım?” dedi Sancar, sesindeki o hafif alaycı tıkırtıyla.
“Bakışlarınız az önce kurtardığınız ceylanın üzerinden bir saniye bile ayrılmıyor. Yoksa mafya lideri kimliğinden sıyrılıp ‘gizli hayran’ moduna mı bağladınız?”
Kartal, gözlerini Neva’dan ayırmadan sesindeki o buz gibi ve gerilimli netlikle mırıldandı: “Sancar, dilinin kemiği yok, biliyorum ama bu gece o kemiği yutman için sana küçük bir fırsat verebilirim. Dağhan’ın bu galaya sızacağı yönündeki istihbarat ne durumda? Hazırlıklar tamam mı?”
Sancar’ın yüzündeki alaycı ifade anında silindi, yerine o keskin profesyonellik oturdu.
“Aras Dağhan davetli listesinde yok ama dışarıda, otopark çıkışında adamlarıyla birlikte hareketlendiği bilgisi geldi. İçeriye girmeye çalışacaktır.”
Kartal’ın dudaklarında tehlikeli, buz gibi bir gülümseme belirdi.
“Gelsin bakalım,” dedi, ceketinin düğmelerini iliklerken.
“Kendi elleriyle kazdığı çukura düşsün de görelim boyunu.
”Salondaki hareketlilik artarken orkestra müziğin ritmini yükseltmişti.Neva, eline aldığı yeni kadehle kalabalıktan biraz uzaklaşıp teras kapısına doğru yöneldiğinde arkasından gelen sert ve tanıdık bir sesle adımları dondu.
“Gecenin bu saatinde yalnız bir avukat hanım, bu kurtlar sofrasında ne arar?”
Neva başını çevirdiğinde karşısında duran siluetle kanı dondu.
Bu, Kartal değildi.
Karşısında, yüzündeki o pis, kibirli sırıtışla Aras Dağhan duruyordu.
Üzerindeki açık renk takım elbisesiyle ticari baloların arasına sızmış bir asalak gibiydi.
“Sen…” dedi Neva, sesi korkuyla değil, saf bir öfkeyle titreyerek.
“Senin burada ne işin var? Bu davetli listesinde bile olamazsın!”
Dağhan ellerini cebine sokup yavaş adımlarla Neva’nın üzerine doğru yürümeye başladı.
“Beni alt ettiğini mi sandın, avukat? O büroya seni kimin soktuğunu, arkadaki o gizli gücün kim olduğunu biliyorum sanma. Kartal Karahan’ın oyuncağı mı olmuşsun? Ha, unutma, o adamın dokunduğu her şey ellerinde yanar.”
Neva geriye doğru bir adım attı ama sırtı soğuk cam duvara çarptı.
“Uzlaşmaya mı geldin, tehdit etmeye mi? İkisi de sökmez, Dağhan. Karşında o eski, yalnız Neva yok.”
“Haklısın,” dedi Dağhan, yüzüne yaklaşarak.
“Karşımda kocasının ya da yeni sevgilisinin arkasına saklanan korkak bir avukat var…”
“Kocası ne, sevgilisi ne be!”
Neva, sinirle ayakkabısını Dağhan’a fırlattı.
Dağhan cümlesini bitiremeden kapıdan gelen eski toprak Cemal Bayraktar silahını çıkardı ve doğrudan Dağhan’a doğrulttu.
“Ee, yaşlı kurt! Uyandın mı?” dedi Dağhan, alaycı bir tavırla.
Dağhan’ın dikkatinin dağılmasını fırsat bilen Kartal, Neva’nın belini kavrayıp kendine çekti.
Neva debelenirken Kartal ona daha sıkı sarıldı.
“Ulan köpek Dağhan! Bir bugün burnumuzdan getirmediğin kalmıştı! Bize yakışır mı kadını işin içine karıştırmak? Şimdi sakince arkanı dön ve git. Sorunun neyse Karahan’la baş başa çözersin. Yaylan!”
Arkasından gelen, ağır ve toksik bir fırtına gibi esen rüzgâr, Kartal’ın omuzlarından tutup onu ters çevirmesine yetti.
“Benim adımı o kirli ağzına alırken iki kere düşünecektin, Dağhan,” dedi Kartal.
Sesi, salonun gürültüsünü bastıracak kadar gür ve korkutucu çıkıyordu.Neva şaşkınlıkla ellerini ağzına götürdü.
Salonun diğer ucundan koşan Sancar ve güvenlik görevlileri olaya müdahale etmek için harekete geçtiğinde Kartal, Dağhan’ın yüzüne bile bakmaya tenezzül etmeden arkasında neye uğradığını şaşırmış, nefes nefese kalmış Neva’yla ilgilendi.
Kartal, kadının belini kavrayan elini çekip onun elini tuttuğu gibi teras çıkışına doğru sürüklemeye başladı.
“Nereye götürüyorsun beni?” diye sordu Neva, hem direnip hem de adamın uzun adımlarına ayak uydurmaya çalışarak.
Kartal, otelin dışındaki serin gece havasına çıktıklarında durdu. Başını hafifçe arkaya çevirip Neva’nın gözlerinin içine baktı.
O sert mafya maskesi bir an için düşmüş, yerini yalnızca kadını koruma içgüdüsüne bırakmıştı.
“Bu şehirden, bu pislikten uzaklaştırıyorum,” dedi Kartal, nefesi gece rüzgârına karışırken.
“Çünkü bu oyun senin bildiğin mahkeme salonlarına benzemez, avukat. Ve ben o adamın sana bir kez daha yaklaşmasına izin vermeyeceğim.”
Bölüm etkileşimi
