60. bölüm · Yara
52
İnanmak istemiyordum. Bana belki ilk defa böyle oluyordu ilk görüşte güven.
Bana o güveni dibine kadar gösteren birine şuan inanmak istiyorum. Ya gerçekten kaanın dediği gibi içimize sokmak için bir plan kurduylarsa. Başımı iki yana sallayarak bütün düşünceleri aklımdan sildim
"Kalk yanımda" dedim sert bir şekilde. Halbu ki onu çağıranda bendim.
"Hem çağırıyorsun hemde kovuyorsun kararını ver artık sedef" yerinden kalkti ama karşımda dikilmeye devam etti
"Seçimi yapan sendin ben sana göre davranıyorum" kendisi bunun farkındaydı zaten ve bu çok zoruna gidiyordu. Beni korumak için ayrılan adam götümun dibinden ayrılmıyor.
"Kaan bak beni korumak için ayrıldığını söyledin ama sürekli yanımda olursan koruyamazsın zaten" tam uzandığım koltuğun karşısında ki tekli koltuğa geçti.
" Seni böyle bırakamam" ben bu adam yüzünden sürekli kriz geçirdiğim için kendimden nefret ediyorum. Nasıl bu kadar kısa sürede beni böylesine sinir etmeyi beceriyor. Acaba hayatında biri mi var. Erdalın o gün dediği doğrumuydu. Şuan tek isteğim kaanın evimden gitmesi.
"Kaan beni birazcık sevdiysen git "
" Sedef bak biz ayrıldık diye ben seni sevmiyorum anlamına gelmez sürekli bana böyle demeyi kesermisin artık. Ben seni çok seviyorum ve senin için herşeyi herkesi karşıma alırım " gereksiz bir konuşma daha. Bu adam yaşı gittikçe aptallaşıyormu acaba. Yüzüne yani dercesine baktığımda oda aynı şekilde bakıyordu. Napsada deli gibi aşıktım işte durduramıyorum kalbimi.
"Kaan git nolur git" başını bir kere öne eğip geri kaldırdı.
Yerimden kalkarken hiç istekli değildi İnan Kaan eskiden olsaydı bende istemezdim ama şimdi yüzünü bile görmek istemiyorum. Arkasına döndü ama gitmedi sonra tekrar bana döndü
"Senin yakışıklı dediğin kişi yalan demi beni çıldırttmak içindi" güldüm
"Seni neden çıldırtayım sen kimsin ki" cevabı almış gibi arkasına dönüp çıktı. Arkasından baka kaldım.
Ayağıma tekrar döndüğümde o bana ben ona bakıyordum
"Ben senden nasıl kurtulurum " galiba Erdal ölmeden önce bunlara alışmam lazımdı. Erdal demişke ondan alacağım bir intikam vardı. Komodinde ki olan telefonuma uzandım. Erdalın numarasını açıp aradım. Çalıyordu...
"Çok yanlış yaptın sedef"
"Neyin yanlışından bahsediyorsun. Sen beni öldürecektin ya neyden bahsediyorsun" boğazını temizledi it
" Ne öldürmesi kafayı mı yedin. Öldürsem neden ortak olayım"
"Kaan bana morte'nin peşinde olmadığını söyledi hatta ortak olmuşlar.. sen yalan söyledin "
" Asu mi bu yalanı uydurdu" asla onun ismini vermem
" Hayır hayır. Asu'yla hiçbir muhabbetimiz bile olmadı" Asu'ya kesin zarar vericekti eminim yani
" Asu'ya biz gerekeni yaptık... Sıra sende" asu'ya gerekeni yapma.. ne yapmışlardı nefesim düzensizleşmeye başladı.
" Naptın ona alçak herif"
" Bilirsin belki ben asu'ya zarar vermem o benim için çok kıymetli bir silah " ne diyordu bu neyden bahsediyordu.
" Ne silahı "
" Merak etme sizi ilgilendirmez.. sen kendi canını koru belki sere-" konuşmasına daha fazla izin vermedim
" Eğer serene dokunursan senin soyunu kuruturum. Gözümü bile kırpmam" telefonu yüzüne kapattım. Benim Asu'dan haber almam lazımdı ama nasıl. Kim bilir şuan ne haldedir.
Ayağıma baktığımda otur dinlen diyordu ama hayat asla buna izin vermiyordu. Haaut bu kadar koymuşken ben oturmak istemiyordum. Bir an önce herşeyden kurtulmak nefes almak istiyordum.
~2 hafta sonra
Bazen nefes almak istemez insan şuan tamda bunu istiyordum. Hayatım kendime glgore zordu ama sadece maddiyat anlamındaydı şuan canımla sınanmak ağır geliyordu.
2 haftadır hiçbir şey yapmamak bana göre değildi. Ayağım ne kadar iyileştiyse bazen zorlanıyordum. Sadece evde kös kös oturuyordum. Kızlar arada yanıma uğrayıp beni birazda olsa eğlendiriyordu. Pusat zaten her gün burdaydı bazen burda bile kalıyordu tabi bu süreçte seren eve geri dönmüştü. Kaanı sadece 2 defa gördüm.. o kdar özlemiştim ki burnumda tütüyordu. Asu'dan hiçbir haber alamadım öldümü kaldımı hiç bilmiyordum oysa ki o benim hayatımı kurtarmak için bu tehlikeyi göze aldı herşeye rağmen benimle oldu ama ben onu koruyamadım.
Ev kıyafetlerimi değiştirip dışarı çıkacaktım. Piyasaya güzel bir giriş yapmak güzel olurdu.
Altıma kahve tonlarında bol bir pantolon giydim üstüne beyaz bir gömlek giyip kahve tonlarında bir süveter giydim. Gömleğimin yakalarını düzeltip en sevdiğim kokuyu sıktım. Saçımı tepeden bağladım. O kadar laf ettiğim siyah topuklu botlarımdan giydim bugün. Topuklu botlar benim vazgeçilmezimdir sanki onlar olmasa kombinin bozulucak gibi hissediyordum. Ama her topuklu giydiğim zaman başıma bir iş geliyordu... Yüzümede aynı renk tonlarında kahve bir makyaj yaptım. Hazırdım
🩹
Kafeye yaklaştım ama bu sefer taksiyle gelmemiştim. Biraz yürüyüp ayaklarımın tekrar eski haline getirmek için yürüdüm. Kafenin önünde hiç beklemediğim bir manzara vardı
Kaan ve eren
En alakasız ikili. Eren napıyordu burda. Adımlarım biraz daha hızlandı. Kaan'ın kahve gözleri beni bulurken benimde mavi gözlerim onun telaşlı gözlerini gördü. Sonda hızlandığım için nefes nefese kalmıştım.
"Eren"
"Sedef " şaşkınlıkla ona bakıyordum. Kaanla kavga da etmiyorlardı neden burdaydı o zaman.
"Siz tanışıyormusunuz" kaanda bizim tanışmamıza şaşırıyordu. Abi noluyor burda
"Eren napiyorsun burda. Kaan, eren beni ölümden kurtardı" eren bana baktı bende ona konuşması için başımı salladığımda nefesini verdi
"Sedef bizden" dedi Kaan. Bizden.
"Eren benim adamım yani kardeşim. " Dedi Kaan gülümseyerek erende koluna dokundu. Eren kaanın adamıydı. Şimdi anladım Erdalın yanında beni bunun yüzünden kurtarmıştı. Tabi kaanla birlikte olduğum için değil erdalın tarafında olmadığı için.
"Demek öyle neden söylemedin bana"
" Ben bilmiyordum. Bilseydim yine söylemezdim" eren tamda kaanın istediği bir tarzdandı hem sert görünüşüyle hemde sırları iyi tutacak birine benziyordu.
"Eren, Asu'ya noldu iyi mi?" Sesimde endişe vardı. Bir iyi demesiyle şurda rahatlardım. Kaan elini omzuma koyarak destek verdi birşey mi olmuştu. Kaan neden böyle yaklaşmıştı
"Bende bilmiyorum 2 haftadır hiç görmedim" başım öne eğildi. Gözlerimi zor tutuyordum eğer benim yüzümden ölmüşse asla kendimi affetmezdim. Dolu gözlerimle Kaan baktım bu birşey yap bakışıydı ve o fazlasıyla anlamıştı.
"Eren sen şimdi git Erdal öğrenmesin. Asu'ya bak Sor soruştur durumunu kesin öğren ama çok dikkat et" eren başını salladı
" Ben haber veririm bir şekilde." Bana döndü ardından devam etti " Asu seni çok sevdi. Zaten öyle biridir insana çok çabuk alışır ve sever ama ben ilk defa böyle görmüştüm onu seni çok seviyor" bende onu seviyordum. Bir günde sadece bir gün nasıl böyle alışmıştık birbirimize. Eren yanımızdan hızla ayrıldı. Gözlerim hâlâ doluydu kafeye baktım "yara " uzun uzun inceledim.
"Asu'ya birşey olmayacak. Bana güvenebilirsin" kaan'a döndüm. Yüzünde sevdiğim bir masumiyet vardı. Beni her seferinde yumuşatan bir masumiyet.
" Ya olmuşsa" dedim titreyen sesimle
" Sen ne ara bu kadar sevdim bunu"
" Bilmiyorum ya bilmiyorum." Kollarıyla sardı beni. Haftalar sonra kokusu ciğerlerime doldu. Koca bedeni beni içine çekmişti o kadar sıkı sarılıyordu ki özlediği çok belliydi.
" Ben seni çok özledim "
" Bende" dedim. Gözyaşım montunu ıslatıyordu. Başımı kaldırdım avuçları yanağımı sıkarken baş parmaklarıyla gözyaşımı siliyordu
"Ben sensizleğe dayanamıyorum" dedi. Bende bu anı beklemiyormüş gibi gülümsedim
"Bende "
"O zaman geri benim olurmusun"
"Olurum" gülümsedim. Bende burnunu çekerek gülümsedim. Yavaş yavaş bana yaklaşıyordu bende zaten bu anı bekliyordum pat diye dudağına yapıştım. Aylardır öpmediğim malıma kavuştum. Benim aksime yumuşak öpüyordu sanki daha fazla canımı yakmak istemiyormuş gibi
Kafenin önünde naisl duruyorduk umrumda değildi şuan onu hissetmek.... Fevkalade.
"Hay sizin " kaanın göğsünden vurarak ittim. Pusat öyle bir bakıyorduki sanki yatakta basmış gibi. Ama içten benim mutlu olduğumu bildiği için oda mutluydu.
" Milletin içinde yediniz birbirinizi" ellerimi arkaya atmıştım suçlu çocuklar gibi Kaan ise hiçbir tepki vermiyordu gözü hâlâ bendeydi
" Nasıl bakıyor aç piç " dedi pusat kaana bakarak. Kaan onu takmıyordu
" Ben içeri gireyim işler beni bekler"
" Kaç kaç " pusatın yanından geçerken ona bakmamaya özen gösterdim ama her türlü görünmüştü bana ayı işte. Dudağını altını sildim bulaşmıştır diye
Tahmin ettigik gibi bozulmuştu. Banyoya girip düzelttim. Çıktım ama kafeden. Alpi de peşime takmıştım
"Nereye gidiyoruz"
"Asu'yu almaya" bana baktı
"Erdalın evine"
Erdalın evine " dedim onu onaylayarak. Bu onu kesmediği için arabaya yavaşlatmıştı
" Alp devam et"
" Sen sabah sabah yürek mı yedin" dilimi damağıma vurdum
" Kaanı yedim" pis pis bakarken yüzünü ekşilterek önüne döndü " sür hadi sür " arabayı çalıştırıp devam ettik. Kısa sürede erdalın evinin önündeydi korumalar arabayı sarmıştı hepsini elinde bide doğrultulmuş silah.
" Senin silahın varmı " dedi Alp bana bakarak
" Yok"
" Torpido'da var" silahı çıkarıp çantama koydum. Arabadan indiğimde gözüm Ermeni aradı o uzun merdivenlerin en başındaydı. Alple kısa sürede bakıştık. Yürümeye devam ettik ama adamlar sıkıyordu erdalın istediğide buydu
"Madem sıkmayacaksınız siktirin başımdan" Vera merdivenlerin başında göründü. Yüzünde o günkü hırs vardı. Erdal da görünmüştü artık baba kız yan yana bizi seyrediyordu. İki kolumu açtım
"Burdayım Erdal gelsene" alttan alttan sırıttı. Verayla birlikte merdivenlerden tek tek inerek karşıma geçti. Erende, erdalın sol koluna geçti.
"Bende seni bekliyordum"
"Asu'yu bana ver"
"Sence yaşıyormu" kalbimin durduğunu hissettim. Ereninde bakışlar sertti. "Şaka" diyerek bağırdı. Elim kalbime gitti.
"Kızı bana ver"
"Neden " dedi pişkin pişkin. Yakalarına yapıştım. Vera bir hamle yapacaktı ama Erdal durdurdu "seni burda öldürürüm emin ol yaparım bunu" yapardım öleceğimi bile bile yapardım.
" O zaman mallarımı verin"
"Ne değerli malmıs arkadaş ne var bunda o kadar" silah dosyalar hisseler bunlarda önemli olabilecek ne olabilirdi.
"Senin anlayamayacağın şeyler" birde açıklama yapıyordu mal.
"Malların depoda sana yerini söylerim ama önce asu'yu görmem lazım " Alp bana dehşet içinde bakıyordu. Şuan kaanı sattığım için bakıyordu ama biz kaanla herşeyi planladık.
"Getirin Asu hanımı" dalga geçerek "hanım" demişti ama ben ona gösteririm. Yaklaşık on dakika sonra Asu merdivenlerin başında göründü ama hali hiçte iyi değildi.
Hâlâ beni kurtardığı günkü kıyafet üstündeydi. Yüzü kanlar içindeydi. Gözleri yorgun anlamsız bakıyordu. Alpin kolundan tuttum düşmemek için napmışlardı benim kızıma.
"Erdal senin sonun yakın" dedim duygusuz yüzüne. Hani bu adam asu'nun babasıyla arkadaştı neden böyle yapmıştı.
"Gördün kızı mallarım nerde"
"Asu benimle gelicek getir buraya " tek bir el işaretinde Asu'yu buraya getiriyorlardı ama onun yürüyecek hali yoktu. Dayanamadım ben ona doğru koştum. Bacağımdaki acıyı unutmuştum koşarak bedenine sarıldım.
"Güzelim " kan kokuyorudu. Hayata sevinci olan bir kızı soldurmuştu. Sırtından ayrıldım elimi yüzüne götürdüm ama yumuşak tuttum. Yakından daha kötü görünüyordu. Yüzü berbat haldeydi.
"İyi misin bebeğim" konuşuyordum ama cevap alamıyordum. "Konuş nolur konuş " gözümden yaş akıyordu. Hâlâ yüzü ifadesizdi. "Asu nolur konuş lütfen. Özür dilerim erken gelemedim güzelim affet beni" elini sıkıca tuttum.
" Ben...." diyebildi sadece. Koluna girdim onu getiren abla cin gibi bakıyordu
"Ne bakıyon" hemen başını eğdi. Asu'nun elini tuttum. Elide yaralar içindeydi boş gözleri etrafı inceliyordu. Merdivenlerden inip geri yerine geçtim. Asu'nun elini incitmeden tutuyordum.
" Alp konumu erdala ver" Alp hâlâ bana dehşet içinde bakıyordu. "Alp" kaandan gizlice iş yaptığını düşünüyordu.
Zorda olsa konumu erdala vermişti
"Biliyorsunuz önce görmem lazım " bu adam artık beni sinir ediyordu. Biraz daha durursan öldürecektim heralde
"Erdal seni gebertirim.. bak yaparım"
"Sedef sen vermeden önce Asu'yu görmek istedin gördünde
Bende görücem"
🩹
Yaklaşık yirmi dakika sonra Erdalın adamları geri döndü. Arabada yaslanmıs şekilde bekliyorduk
Bu süreçte Asu azda olsa birşeyler diyebilmişti. Saçlarını okşayıp yanından ayrıldım. Koruma Erdalın kulağına fısıldayarak geri yerine döndü.
"Kız senin " bu kadar çabuk mu satıyordu Erdal. Bunu neden yapmıştı hiç bilmiyorum
"Ona iyi bak. Gözüm hep üzerinde olucak"
"Senin o gözlerini oyarım. Asu'yu bir daha göremezsin yanından bile geçemezsin" arabaya yaklaşıp asu'nun elinden tuttum. Arka koltuğa yerleştirdim.
" Artık güvendesin" zorda olsa gülümsedi. Yüzünde ki yaralarla hâlâ çok güzeldi. Siyah uzun saçları kirden rengi solmuş, birbirine karışmış kötü duruyordu. Ön koltuğa binmeden alpe baktım bana nefretle bakıyordu.
" Alp kes artık şöyle bakmayı "
" Sedef sen ne yaptığının farkında değilsin "
" Gayette farkındayım bin şu arabaya" hâlâ binmedi erdala diklenmişti bu seferde. Eren bana göz kırptı bende herşey yolunda bakışı attım. Asu'nun kapısı geri açıldı. Ona baktığım an arkadan sesler gelmişti
" Sedef dikkat!" Bütün silahlar bize çekilmişti. "Erdal sikicem seni bekle sen" Alp silahını doğrultmuştu ama onlarca adam var ve tek başına yapamazdı. Bende silahımı çıkardım ama benimlede bitmezdi.
"Burdan çıkabileceğinizi mi zannettiniz...Yazık" Asu arabadan inmişti ama hâlâ yanımdaydı
"Asu arabaya geç "
"Annemin eşyaları burda bırakamam"
" Bekle" dedim sadece. Vera'nın yüzünde büyük gülümseme vardı. Eğer bende sedefsem onun o suratını indirmeyi bilirim. Eren silahını çıkarmıştı ama kime çekeceğini şaşırmıştı.
" Sedef buraya kadarmış tatlım"
" Vera kes sesini " dudağını büzdü. " Erdal bu yaptığını ödeyeceksin" beni takmıyordu. Eren biraz öne doğru geldi bizim arabaya yakın şekilde Erdal merakla onu izliyordu. Eren'in silahı erdala doğrulunca Erdal cebindeki elini çıkardı
"Dostlarım zordaysa onların yanında olmam lazım demi Erdal" Erdal hâlâ şok içindeydi. Eren bana dönüp göz kırptı bende gülümsedim.
"Sen benimleydin ne ara sattın beni" dedi Erdal acı içinde.
"Ben hiçbir zaman seninle olmadım.. aranıza giren haindim" Vera neler olduğunu anlamaya çalışıyordu. Arkadan araba sesleri geldi aniden hız yapmış bir araba frene basınca yüksek bir gürültü çıktı. Arkama bakmayı tenezzül etmedim. Çünkü biliyordum kim olduğunu ; Kaan
Asu hâlâ arkamdaydı. Bir elimle onun elini tutarken diğer elim silahımdaydı. Alp rahatlamış bir şekilde nefesini verdi. Kaan gelip yanımda durdu ona baktığımda bana göz kırpıp erdala döndü.
" Seni öldürmek isterdim ama daha işime yaraman lazım" Erdal sesini çıkaramadı. "Ben şimdi burdan gidicem ve sen arkamızdan bile gelmeyeceksin " Erdal hâlâ tepki vermiyordu. Asu elimi daha fazla sıktığında ona döndüm iyi mi diye gayet iyidi sadece korkuyordu.
Kaan elimden tuttu. Kısa bir bakışma geçti aramızda.
"Sende bir daha benim sevdiğim kadına zarar vermeyeceksin ve hatta sevdiğimin sevdiklerine de" parmaklarım daha sıkı kavradı. Erdal çok rahattı.
"Bırak " Asu bağırınca ona döndüm. Yiğit başına silah dayamıştı
"Kaan" dedim sadece.
"Erdal sana bir daha söylemeyeceğim" Kaan resmen kükremişti. Ben kaanın elini bırakmamıştım ama arkam dönük Asu'ya bakıyordum.
" Sen benim evime gelip beni tehtid edemezsin Kaan Karasu
Bunun bedeli bende büyük " yiğite baktı.
"Hayır nolur hayır yapma lütfen yapma*
" Sedef yalvarma " yalvarırdım. Eğer bu sevdiğim bir kişi için düşmanıma bile yalvarırdım. Asu'ya dokunsalar yıkılacak gibi duruyordu. Herşeye rağmen bana yine o gülümseyen tarafını gösterdi. Bir adım attığımda yiğit silahı daha da bastırdı.
"Kurtarsana Kaan" öyle bir baktığı ki çaresiz olduğunu anladım. Eren, kaanın karşısına geçti
"Abi kurtar " sesinde korku vardı gözünde ise çaresizlik. Bende elini bırakıp eren'in yanına geçtim.
"Kurtar Kaan" Sesim ilk defa bu kadar net titredi. O an herkes sustu. Silahların ağırlığı havada asılı kaldı sanki. İkimizin arasından geçip Erdalın yanına geçti. Erenle aramızda bakışma geçti. Bu adam Asu'yu seviyordu gözlerinde bunu net bir şekilde gördüm. Aralarında çok sessiz bir konuşma geçti sonra Kaan geri yanımıza döndü. Erdalın bir bakışıyla yiğit Asu'yu yere sertçe fırlattı.
Erenle birlikte yanına koştuk. Ayakta duracak hali yoktu.
"Asu " elini tuttum. Yüzünü okşayamadım yaralar ona zarar verir diye.
"İyi misin güzelim" eren'in konusmasi sanki ona iyi gelmiş gibi doğruldu yerinden.
"Götür beni" dedi sadece. Elinden tutup kaldırdım
"Eren sen götür Asu'yu eve" başını salladı. Kucağına alıp götürdü. Bende kaanın yanına geri döndüm.
"Gidelim lütfen". Başını ağır ağır salladı. Alpe arabaya bin şekilde başını yana kaydırdı. Kaan beni elimden tuttuğu gibi arabaya da koydu. Kapıyı kapatmadan önce uzun uzun baktı sonra sürücü koltuğuna geçti. Yol boyunca ikimizde konuşmadık. Hayatımın makarası gibi bir gündü. Bir kıza neden bu kadar kan bağı kurmuştum bilmiyordum ama artık o benimdi. O artık bana ait o artık benim kardeşim olmuştu
Asu benim hayatımanbir melek olarak aydınlanmıştı
Ben onu karanlıktan kurtarıp kendi karanlığıma gömmeyecektim ben onu yanıma nefes alsın diye tutacaktım.
Asu Aylin Aksoy artık benim kan kardeşim değil hayat kardeşimdi.
