32. bölüm · Yara
24
KAAN'IN ANLATIMIYLA
Yade'nin ölümü üzerinden 3 gün geçmişt. Kendimi affedemiyordum sedefe söz verip yade'yi kurtaramamak ağrıma gidiyordu. Sedefin yanına sık sık gelip gidiyordum. Pusatta kardeşinin ölümünü kendi yüzünden olduğunu düşünüyordu her zamanki pusat işte.
En çok da geceleri zor oluyordu. Sessizlik çöktüğünde depodan gelen silah patlamaları, yade'nin yerde kanlar içerisinde dursunu ,sedefin çığlığı pusatın çaresizligini görüyordum.
Hayatımda yüzlerce ölüm gördüm ama hiçbiri bu kadar acı değildi nedendir bilmem
Belki yade'yi kendime çok yakın gördüm belki pusatın kardesi diyedir belkide.... Sedefin canı benimde canım olduğu için
Hayatımda çok şey gördüm. Ölüm bana yabancı değildi. Ama bu... bu başka bir şeydi. Bu bir çocuğun yarım kalan gülüşüydü. Bu bir ablanın elinden alınan dünyasıydı. Bu Pusat’ın omuzlarına bir anda yüklenen tarifsiz bir ağırlıktı.
Arabamı kafeye doğru sürüyordum belkide beni oraya sürükleyen birşey vardır. Kendime bu duyguyu ispat edemiyordu.Alp
yanımda sessiz sedasız duruyordu arada bana bakıyor cevap alamayınca önüne dönüyordu.
"Kaan" Alpin sesi tüm dikkatini bozdu tamamen odağımı ona çevirdim
"Alp"
"Sedef hanımın durumu hiç hayra alamet değil kadın çok yıprandı " sedef günlerdir yemek yemiyordu. Dün gece yade'nin mezarında uyuduğunu duydum onun bu halleri hepimizi telaşa sürülüyordu.
" Sedef ne kadar çaresiz görünsede çok güçlü bir kadin. Bunun üstesinden çok güçlü bir şekilde gelir . O intikam yemini eden bir kadın eminim ki yade için kendine gelicektir"
"Haklısın sonuçta kime benzmemis... Aynı abisi" pusatla bircok benzer yönleri var. Sedefin güçlü olması pusata benziyor aynı şekilde gülüşüde. Sedef çok inatçı pusatta da az olsada var.
Günler sonra gülümseme sebep olan
abi-kardeş ilişkileri var.
Araba kafenin önünde durdu inmedim arabadan içeriyi kontrol ediyordum. Sedef masada oturmuş öylece karşısın bakıyordu muhtemelen gamzenin zoruyla gelmişti. Arabadan indim Alp çoktan inmiş beni bekliyordu . Kafenin kapısı açılınca gözler bıze doğru kaydı ama sedef hiçbir tepki vermiyordu.
" Hoşgeldin Kaan abi" serende ayni şekilde yıpranmıştı ama sedef yadeyi kendi çocuğu
gibi seviyordu. Bunun için sedef daha çok yıpranmış.
" Hoşbuldum abim" serenle çok kısa konuştuk ve sedefin yanına geçtim. Göz altları şişmişti uykusuzluktan. Dudakları kuruldu beslenmedigi için
Herşeyden çok gözlerinde intikam hırsı güç vardı. Sedef artık sadece yade'nin intikamı için yaşayacaktı
Ben onu ölene denk korurum ama o hırsından gözü dönmüş biri illa ki başına birşey gelicektir.
"Sedef nasılsın"
"Sence " sesinde yorgunluk vardı. Ama konuşan bir hırstı sedef
"Günlerdir yemek yemiyorsun,uyumuyorsun akşamları mezarda oldugun haberleri geliyor " ben konuşuyordum ama sanki karşımda ölü bir insan varsa boşuna konuşuyormuşum gibi hissiyat veriyor.
" Bak sedef sen yade'ye yemin etmedim mi intikamını kendim alıcan demedin mi "
" Dedim " bağırarak ayağa kalktı " ama kahrolası hayat buna imkan vermiyor.... Ya ben daha kardeşimin katilini bilmiyorum ki kimden intikam alıcam "
Ayağa kalktım bir adım yaklaştım yüzünü avuçlarım arasına aldım,mavi gözleri umutla bakıyordu
"Sen önce sana ihanet eden arkadaşından intikam alıcaksın sonra kardeşini öldüren"
"Öldüren kim Kaan"
"Vera'dan intikam alıcaksın"
Vera,Erdalın meşhur kızı ve aynı zamanda Erdalın örgütünün adı Vera.
Veranın yade'yi öldürmesinin sebebini bir türlü kavrayamıyorum neden masum bir kız çocuğu öldürür aklım almıyordu.
"Vera kim " elimi yüzünden çektim.
"Vera Erdalın kızı ve aynı zamanda örgütünun adı. Kızı normalde İngiltere'de yaşıyordu yani oraya gitmişti neden geri döndü ve dönüşünü neden bir ölümle başlattı onu anlayamadım"
Masaya geri oturdu bende arkamdaki masaya yaslanarak karşı karşıya oturmamı sağladım.
"Benle ne alakası var bu kızın " diye aniden sordu. Sesi sertti bakışlarıda. Bu kızda anlayamadığım bir çekim vardı ve bu her defasında beni ona çekiyordu.
" Erdal kendi yapamadığı işi kızına devretmiş olabilir ama yok Erdal kızını bir daha tehlikeye atmaz.
Tahminim şu ki Erdal hiçbir kadını bu kadar elde etmek istemedi çabalamadı da ama sende birsey varki onlar onu istiyor senin bunlarla her hangi bir bağlantın var mı"
Durdu düşünüyordu gözleri gözlerime sabitlendi. Belki de cevabı biliyordur ama kabullenmek istemiyordur.
" Ben ve pusat kaçırıldığımızda Erdal sürekli bize misafiriniz var diyip duruyordu. Misafir geldiğinde karşımda yıllarca ölü bildiğim babam vardı. Babamın erdalla ne bı işi olabilir " Erdal ve hakanın ne gibi bir baglantisi olabilirdi. Düşündüğüm cevap beni her türlü bır yanıta götürüyordu
" Baban seni erdala satmış olamazmı " sorum üzerine başını sağa sola salladı.
" Babam yapmış olabilirim"
" Yapmıştır " pusatın sesi masanın tam karşısından çıktı. Arkam dönüktü göremiyordum.
“Bunu nasıl bu kadar net söyleyebiliyorsun” dedi sedef Sesi titremedi
"Bizi Erdalın yanında bırakan adamdan ne bekliyorsun" pusat yanımıza geldi sedefin yanina oturdu.
" Bunu da yapmaz heralde ya" sedef inanmak istemiyordu.
" O zaman Hakan neden kendini ölü olarak gösterdi"
" Kaan burda çok büyük bir oyun var "
Sedef başını eğdi yorgundu çok yorgundu. Tek başına karşı çıkmak istiyordu ama olmayacağını kendiside biliyordu
"Çiçeğimin burda suçu ne" sesi titrek yorgun büyük bir duyguyla çıkmıştı.
" Şimdi Erdalın burda bir parmağı yok ne olduysa Melis ve Vera yüzünden " dedim. Sedef başını pusatın omzuna koymuştu gözleri bir kapanıp bir açılıyordu.
" Kaanım bizim artık bunların yolunu kesmemiz lazım kardeşim sevgilim bunlar yüzünden acı bir şekilde öldürüldü"
"Biz onlara ne kadar saldırarak onlar bizim sevdiklerimizi alıyor " sesimde sinir, öfke vardı. Sedef pusatın omzunda uyuyakalmıştı
uyurken bile yüzünde umut vardı. Masadan kalktım sedefe yaklaştım
"Götüreyim" pusat başını salladı sedefi kaldırdım belki günler sonra ilk defa bu kadar huzurla uyuyordu. Kucağıma aldığımda zayıfladığını anlamıştım gözünü araladı gülümsedim elini boynuma doladı kafasını göğsume yasladı gözlerini geri kapattı.
İçerdeki koltuğa yatırdım elimi tuttu bırakmadı gözlerini tekrar açtı
"Sana güveniyorum Kaan" yade'den sonra kendimi çok suçlu hissediyordum sözlerinin arasından rahatlamıştım adeta.
Gözlerini tekrar kapattı
Gözleri kapandıktan sonra elimi hâlâ bırakmadığını fark ettim.
Başucunda durup ona baktım.
Bu kadar acının bir insanın omuzlarına nasıl yüklendiğini düşündüm.
Bir insan hem abla hem savaşçı hem de bu kadar kırık nasıl olabilirdi?
Saçlarının bir tutamı yüzüne düşmüştü.
Düzeltmek için elimi kaldırdım sonra durdum. Cesaret edemedim.
Elimi yavaşça elinden kurtardım ama geri çekilmedim. Bir adım geride hâlâ ona bakıyordum. Güzeldi çok güzeldi ama ben kendimi ona kaptırmamalıydım.
Arkamı döndüm kapıdan çıkarken son kere yüzüne baktım.
Sessizce fısıldadım kendime bile değil sanki boşluğa
“Kimse seni bir daha bu kadar kırmayacak.”
Kapıyı açıp çıktım. İçeri girdiğimde pusat beni yanına çağırdı alpte yanındaydı
"Muhteşem üçlü tekrar mı birleşiyor " güldüm pusatın dediği çok doğruydu belki aylar sonra ilk defa böyle birleşmiş dostluğumuza zaman ayırmıştık
"Valla sikicem senin belanı pusat kaşınma" pusat Alpin bacağını sıkıyordu. Yanlarına geçip oturdum
"Hiç rahat duramıyonu demi " pusat alpe öpücük attı. Aylar sonra onları böyle görmek azda olsa rahatlamıstık
"Kardeşlerim neleri atlattık ama yine beraberiz" yıllardır çekmediğimiz acı kalmadı sevdiklerimizi kaybettiğimiz yıllar oldu. En tazesi pusatın acısı kardeşini kaybetmesi çok büyük bir acı daha kavuşamadan kaybetmesi çok acı verici.
"Şuan sevinme zamanı değil. Üstümüze geliyorlar hemde çok tehlikeli "
Pusat başını kaldırdı. Gözleri kırmızıydı ama bakışı netti.
“Kardeşimi geri getiremem” dedi “ama onu bu hale getirenlerin huzurunu alırım” Alp başını kaldırdı "biz gelecek her zorluğa karşı gelmeye hazırız. Ama bize değil zaaflarımızı bizden alıyorlar"
Alpin zaafı kardelen kardesim. Seviyorlr birbirlerini ama hiçbir zaman ne kendilerine nede bana söylediler. Onlara karşı gelmem ikiside benim kardeşim sayılır.
"Öncelikle Vera neden İngiltereden geldi. Neden gelişini ölümle başlattı ve neden sedeften başladılar" sesim netti. "Belkide senin dediğin gibi babam denilecek herif sattı kardeşlerimi"
Pusat öfkeliydi babasına, erdala, veraya bunu acısını iyi çıkaracağız.
Pusat yumruğunu masaya vurdu. Ses çıkmadı ama öfke hepimizin içine çarptı.
“Babam dediğin adam bizi satmışsa” dedi dişlerinin arasından“kan bağı falan tanımam”
Masaya eğildim.
“Vera İngiltere’den döndüyse bunun üç sebebi olabilir” dedim.
“Ya Erdal kontrolü kaybetti ya biri Erdal’dan daha güçlü biri devreye girdi… ya da Vera kendi oyununu kuruyor” ortam bir süre sessizleşti.
“Üçüncü ihtimal” dedi Alp “en tehlikelisi”
Masada kısa bir sessizlik oldu.Herkes aynı şeyi düşünüyordu
“Önce bilgi” dedi Alp.
“Vera kimlerle temas kurmuş kimleri temizlemiş kimleri yanına çekmiş. Bunları bilmeden adım atamayız”
“Ben Erdal tarafını yoklarım” dedi Pusat.
“ içeride adamımız var iletişimdeyim ”
Başımı salladım
“Ben de Vera’nın geliş sürecini didiklerim Uçuş kayıtları kaldığı yerlerkimlerle temas kurmuş. Bir iz mutlaka vardır.”
"Melisa " dedi Alp."veranın yanındaydı ondan bilgi alabiliriz"
"O kızın gözünü hırs büyümüş konuşmaz"
"Konuştururuz" dedim. Ve yerinden kalktım
Ayağa kalktım ceketimi aldım.
“Bu iş aceleye gelmez” dedim net bir sesle. “Önce bilgi sonra hamle”
Pusat başını salladı Alp sessizce ayağa kalktı.
Herkes ne yapacağını biliyordu artık.
Bu bir öfke savaşı değil akıl savaşıydı.
Ve biz bu oyunu kaybetmeye niyetli değildik. Kapıdan çıkarken içimde garip bir sakinlik vardı.
Geçmiş geri gelmeyecekti ama bu hikâye burada bitmeyecekti.
Artık avlanan değil, avlanan biz olacaktık.
