43. bölüm / 67
Yara35
Bölümler 67Şu an: 35
- 1 1 Korku567 kelime
- 2 2711 kelime
- 3 3814 kelime
- 4 4813 kelime
- 5 5896 kelime
- 6 6724 kelime
- 7 7928 kelime
- 8 8898 kelime
- 9 9975 kelime
- 10 101.112 kelime
- 11 111.031 kelime
- 12 121.003 kelime
- 13 131.257 kelime
- 14 14965 kelime
- 15 151.569 kelime
- 16 16-Yağmurun ölmesi1.039 kelime
- 17 171.138 kelime
- 18 181.178 kelime
- 19 191.334 kelime
- 20 201.046 kelime
- 21 211.249 kelime
- 22 221.282 kelime
- 23 Yade'nin ölmesi2.036 kelime
- 24 241.360 kelime
- 25 251.409 kelime
- 26 261.548 kelime
- 27 271.700 kelime
- 28 282.138 kelime
- 29 291.885 kelime
- 30 301.792 kelime
- 31 311.244 kelime
- 32 321.778 kelime
- 33 Aşk itirafı1.634 kelime
- 34 341.657 kelime
- 35 351.746 kelime · Okuduğun bölüm
- 36 361.561 kelime
- 37 372.205 kelime
- 38 38- Kaan Aşk itirafı1.936 kelime
- 39 39-sedef aşk itirafı2.243 kelime
- 40 401.488 kelime
- 41 411.685 kelime
- 42 421.566 kelime
- 43 431.641 kelime
- 44 Özel bölüm- çocukluk1.384 kelime
- 45 451.984 kelime
- 46 461.314 kelime
- 47 471.888 kelime
- 48 482.027 kelime
- 49 49-asu ve eren'in girişi1.803 kelime
- 50 501.970 kelime
- 51 511.371 kelime
- 52 522.440 kelime
- 53 Özel bölüm- Asu-Eren2.774 kelime
- 54 54-Birlikte oluş2.359 kelime
- 55 552.495 kelime
- 56 561.613 kelime
- 57 571.818 kelime
- 58 582.010 kelime
- 59 592.262 kelime
- 60 60- Yusuf'un ölümü2.568 kelime
- 61 612.172 kelime
- 62 622.378 kelime
- 63 632.175 kelime
- 64 64~ öğreniş1.744 kelime
- 65 652.445 kelime
- 66 661.669 kelime
- 67 671.651 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Hayat bazen insanı öyle bir köşeye sıkıştırır ki dua etmekle direnmek arasında sadece bir nefes kalır.
O nefesi verirken kalbin mi konuşur, aklın mı işte insan tam da orada kim olduğunu öğrenir.
Ben o köşede ne diz çöktüm ne de kaçtım… sadece ayakta kalmayı seçtim.
Önce kendimi kontrol ettim vücudumda acı yoktu vurulan ben değildim. Yiğite de baktım onda da bir sıkıntı yoktu. Silahın doğruluğu yöne baktım kapının önünde duran Erdal. Beyaz gömleği kan içinde kalmıştı
"Baba" Vera, erdala doğru koştu yiğit silahı elimden alıp erdala koştu. Selin arkada eli ise kolumdaydı
"Sakın ol" dedim fısıltıyla. Melis hâlâ boğazını tutuyordu. Kızarmıştı öldürmediğime dua etsin.
Erdal yere çöktü Vera babasının yanına söz çökmüş yarasına bastırıyordu. İçimden Kaan gilin gelmesi için dua ediyordum.
Vera’nın elleri titriyordu ama bırakmıyordu ilk defa yüzündeki o ukala ifade yoktu. Korkuyordu. Gerçekten korkuyordu.
Yiğit başını kaldırıp bana baktı. Gözlerinde ilk kez kararsızlık vardı.
"Seni mahvedicem kızım bekle sen" alaycı bir gülüş patlattım. Kollarımı açarak gözünün içine baktım.
"Bak burdayım yiyorsa gelsene" tam kalkıyordu ki Vera kolundan tuttu
"Yiğit babam ölüyor sen bu kadınla mı tartışma içindesin kurtarsana"
Kurtarsana kelimesini o kadar çok bağırdı ki aşağıda ki adamlarda koşarak geldi. Erdalın gözü hâlâ açıktı
"Baba bende kal olurmu" inşallah geberir it. Seline döndüm korkuyordu ama kendisi için değildi Erdal vurulduğu için bize veya bana ne yapacaklarındandı. Seline sarıldım sıkıca kolları belimi hızlıca sardı.
"Ben seni öldürücem kızım" Vera ayağa kalktı ama Erdal elinden tuttu
"Vera dur " geberde kurtulayım senden bunak. Vera olduğu yerde dondu
O an roller değişmişti güçlü sandıkları adam yerde can çekişiyor herkesi titreten soyadı bir kan lekesine dönüşüyordu.
Yiğit diz çökmüş baskı yapıyordu ama bir bildiğide yoktu. Gözleri sürekli bana kayıyordu üstüme atlayacak bir köpek gibiydi. Böyle bakınca izlediğim filmin tadından yenmezdi.
"Ne bakıyorsunuz lan yardım edin" yiğit odanın dışındaki adamlara bağırınca adamlar neye uğradıklarını şaşırdı. Erdalı zar zor kaldırdılar. Vera babasıyla gidicekti belki yiğitte burası bana kalırdı bende kolaylıkla çıkardım.
"Yiğit sen burda kal" tam o an Erdal sanki aklımı okumuş gibi tüm planlarımı bozdu.
"Gerekeni yap" gerek neydi. Napıcaktı bize
Erdal saniyeler içinde gözden kayboldu. Meliste çıkarak kapıyı üstümüze kapattılar
"Nerde kaldı bunlar " koltukta oturuyordum ki o kötü haber aklıma geldi. Eğer daha yeni geldiğimiz arabayla giderlerse izimizi bulamazlardı. Nefesimi tuttum sonra sesli olarak geri bıraktım.
"Aşkım yetiş " dedi karşımdaki Selin.
Ayağa kalktım. Oturmak bana göre değildi, hiçbir zaman da olmadı.
“Yetişirler” dedim net bir sesle. Kendimi ikna eder gibi.
Ardından kapı geri açıldı. Selini zorla çıkardılar
"Durun nereye götürüyorsunuz" kapıda tanıdık yuz belirdi
Yiğit
"Gelelim asıl meselemize " kapıda bir adam daha belirdi. Korkunç bir yüzü vardı. Yutkundum
" Siktir git yiğit seninle uğraşamam" güldü
" Zaten benlik iş yok " dediği an yanında ki adam içeri girdi ve aniden kapı kapandı. Düşündüğüm şey olmasın yoksa katil olurdum.
" Seninle çok eğlenicez" üstündeki ceketini çıkardı
" Bence sende çıkar " Kafamı iki yana salladım. Geriye doğru gittim. Geriye gittikçe duvara yaslandığımı hissettim.
Kaçacak yerim yoktu etrafıma baktım fırlatacağım birşey de yoktu. Silahımın olduğunu hatırladım ve elim oraya doğru gitti
"Sende dünden hazırmışsın" dediğine gülmek istiyordum ama silahımı çıkarmam lazımdı. Silahı çıkarıp ona doğrulttum korkuyla geriye gitti
"Manyak karı nerden çıkardın sen onu"
"Bas git yoksa sıkarım" dışarıya doğru bağırmaya başladı. Kapı saniyeler içinde açıldı.
"Oğlum çıkarın beni burdan " silahımı gören adam şaşkınca bana bakıyordu
"Çık" diye bağırdım. Yiğitte gelmişti
" Lan sen bunları nerden çıkarıyorsun" içeri bir adım atmıştı ki silahı daha da doğrultum
"Yaklaşma "
"Sikicem böyle işin içine" içimde olan hırsı dışarı vuruyordum ki bunun farkındalardı.
Ben sedef Soykan bir karıncaya bile kıyamazken beni dönüştürdükleri canavar eski sedefi özlüyordu.
Yiğit durdu. Küfür etti ve geri çekildi. Gücü buydu işte bağırmak ve kaçmak. Diğer taraftan bir çığlık sesi geldi. Yiğit gülerek önüne döndü
" Sen kendini korursun ama onları kim koruyacak " silahımı daha sıkı tuttum. Bir çığlık daha geldi silahımı odaya ilk giren adama sıktım. Acıyla yere düştü bir çığlık daha geldi bu sefer odaya giren ikinci adama sıktım her sıktığımda ardından büyük bir çığlık sesi geldi bu sefer kaçan Yiğite sıktım. Her bir çığlığa dünyayı yakardım. Mermim bitmişti yerde olan adamın silahını aldım ve kapıdan çıktım o sırada yiğit kolumu tuttu bacağını bir tane daha sıktım kendimi ondan kurtardım. Dışarıdaki adamlar silah sesini duymuşlardı.
Ama dışarıdan büyük bir gürültü vardı. Karşıda kapıda olan adama doğrultum silahı
"Aç kapıyı sıkarım" kapıdan çekildi. Kapıyı açtım. Gördüğüm manzara beni ağlatmıştı. Yatakta duran adama sıktım saniyeler içinde yere düştü. Dizlerimin üstüne çöküp ağladım. Yatakta duran kişiyi çözemedim ama bu kim olursa olsun aynı duyguyu yaşayacaktım.
Ayağa kalkacak gücüm yoktu. Kim olduğunu görmek istemiyordum acısını çekmek istemiyordum.
Merdivende koşarak gelenler vardı. Oraya bakmadım göz yaşım durmak bilmiyordu. Arkamdan bir el hissettim oraya doğru döndüm kaandı
"Yetişemedin" dedim. Gözü önüne döndü ardından oda yanımda diz çöktü
"Özür dilerim" dedi. Özür dilediğinde herşey düzelmeyecekti farkındaydı
"Sedef" arkadan pusatta geldi. Önüne baktığında herşeyin geç olduğunu anladı. Elini sertçe duvara vurdu. Kaan kalktı elini uzattı zorla kalktım. Küçük adımlarla ilerliyordum. Gözyaşımı sildim. Gördüğüm yüzle donakaldım
Gamzem dostum kardeşim sırdaşım acı içinde ağlıyordu. O an daha çok ağladım
"Çıkın" dedim Kaan ve pusata. Sözümü ikiletmediler kapıyı arkalarından kapattı. Yerde duran kıyafetlerini elime aldım.
"Gamze'm kalk hadi" yataktan doğruldu üstünu örtmüştü utanıyordu. Ama asıl utanması gerekenler onlardı.
Kıyafetlerini ona uzattım ve rahat hissetmesi için arkamı döndüm. Sessizce ağlıyordum ama onun ki büyük bir çığlıktı.
"Giyindin mi"
"Evet" sesi çok kısık ve titrek çıkmıştı . Arkamı döndüm ve sıkıca sarıldım
"Özür dilerim kardeşim" omzumda daha çok ağlamaya başladı
"Geçte olsa en azından yetiştin" dedi. Bu durumda bile kendimi suçlu hissetmiyeyim diye beni tatmin etmeye çalışıyordu.
"Nolur gidelim" başımı salladım.
Gamze dışında Selin ve zeynepte vardı. İnşallah onlara dokunmamışlardır hele ki Zeynepe.
Kapıyı açtığımda Selin Yusuf'a sarılıyordu Zeynep ise bir köşede ağlıyordu. Gamzenin koluna girdim ve yavaş adımlarla yürüdük.
Kaan yüzüme bakmıyordu. Suçluluk hissi vardı üstünde. Gamzenin kolundan ayrıldım. Pusat hemen koluna girdi ama Gamze irkilerek geri çekildi.
"Benim" dedi pusat. Zeynep'in yanına yaklaştım
"Ablacım iyimisin" kafasını salladı. En azından ona dokunmamışlardı. Anlına öpücük kondurdum
Seline doğru gittim Yusuf'a sarılmış ayrılmıyordu.
"Selin" Yusuf bana iyi dercesine başını salladım. Gamzenin boş bakışları yerdeydi yanına yaklaştım üstümdeki paltomu giydirdim. Soğuk hava birden bedenimi titretti. Kaan hemen üstündekini çıkarıp üstüme attı. Etrafıma baktım yiğit yoktu görseydim onu oracıkta öldürürdüm ama it kaçmış. Merdivenlerden teker teker indik dışarıdaki ölü adamların yanından geçerek arabaya doğru ilerledim. Gamzeyi arabaya yerleştirdim ve kapıyı kapattım. Pusat arkamdaydı kollarını açınca sarıldım.
"Özür dilerim dağ ayın yetişemedi" sözleri beni daha da ağlattı.
"Şşş ağlama" elimde değildi benim yüzümden dostum kardeşim onlar tarafından.... Cümleler boğazımda düğümleniyordu. Nefes almak çok zordu. Pusat kollarını kaldırıp yüzümü tuttu
"İntikam çok acı olucak" kafamı sadece sallamakla yetindim. Arkada olan kaan'a gözüm kaydı. Gözünün altı yorgunluktan çökmüştü.
"Ben kaanın yanına gideyim" başını salladı ve önümden çekildi. Adımlarım kısa sürede kaan'a ulaştı.
"Özür dilerim sedef " hiç düşünmeden sarıldım. Önce duraksadı sonra kolları sırtımı sardı.
" Sana dokundular mı"
"İzin vermedim" çenesi genişledi. Gülümsüyordu. Geri çekildim
Ellerini sıkıca tuttum gözümde yaşlar aktı. Bu korkudan değil öfkedendi elimden hiçbir şey gelmemişti benim sinirlendiğim kısım buydu. Bas parmağı gözümün altında diğer parmaklarıda yanağımdaydı
"Senin her damla gözyaşına onları dünyaya dar edicek" neden. Neden bunu yapıyorsun Kaan Karasu. Sorgulamadım
"Nolur gidelim" diğer eli hâlâ elimdeydi. Sıkıca tutmuş bırakmayordu. Arabaya doğru ilerledik arkaya gamze'nin yanına geçtim. Boş boş dalmıştı. Elini tuttum
Kaanda kapıyı ardından kapattı ve sürücü koltuğuna geçti. Kaan önden su uzattı kapağını açıp Gamze'ye uzattım istemedi bende zorlamadım zaten. Suyu kapattım yanıma koydum. Başını cama yasladı dışarıya bakıyordu. Araba yavaşça gidiyordu
Pusat önde ilk defa konuşmuyordu sereni delicesine merak ediyordum.
Yorulmuştum çok yorulmuştum bu adamların neden hâlâ benden pes etmediklerini anlamıyordum bende ne bok varda sürekli beni istiyorlardı. İçimde korku vardı sevdiklerime zarar verdikleri an otomatik olarak bende zara görüyordum. Gamze'ye döndüm uyumuştu. Ona dokunmadım çünkü dokunursan korkuyla irkilirdi
"Seren nasıl" dedim sorumu öndekilere yönelterek
"Merak etme kardelenin yanında güvende" pusat içimi rahatlatmıştı
"Bugün serenede dokunmaya çalıştılar"
"Ne " pusat başını eğdi.
" Yetiştim merak etme" bir darbe daha yemiştim resmen. Elimi yüzüme götürdüm
"Telefonunu alabilir miyim" pusat telefonunu açarak uzattı. Kaan dikkatlice yola dönmüştü. Serenin numarasını bulup tıkladım çalışıyordu
"Efendim abi" sesini duyduğum an duygulandım sanki yıllarca duymamış gibi
"Benim ablacım" dedim.
"Abla iyimisin sesin kötü geliyor" evet çok kötüyüm ablacım
Kaçırıldım, adam öldürdüm, dostuma dokunmuşlardı daha ne olsun
"İyim " ama ona bunları diyemedim. Diyemem
"Bende işte Kardelen ablayla sohpet ediyorum Alp abide var" kaan Alp'i orda bırakmıştı çünkü orda da sevdiği insanlar var ve birilerini kurtarırken diğer taraf zarar görsün istemiyordu.
"Ben gelince konuşalım olur mu"
"Olur" telefonu kapatıp pusata uzattım. Önce kardeşimi yade mi aldılar şimdi Gamze mi. Gamze ölmemiş olabilir ama bu ölmekten beterdi
O sırada aklıma veranın dedikleri geldi
"Sana bunun bedelini büyük bir şekilde ödeticem ama sen diyiceksin ki keşke benide vursaydın da böyle olmasaydı"
Gerçekten de öyle olmuştu. Kaan gözünu bir kez olsun yoldan ayırmıyordu benim ise sürekli gözüm ondaydı. Onuda seviyorum peki ona zarar vericekler mi?
Gözleri yorgundu , yoldan itibaren ilk defa göz göze geldik. Bana baktığında sanki bütün yorgunluğu bitmişti. Önüne geri döndü
Acaba ölmüşmüydü o piç eğer öldüyse ağlardım çünkü onu acı içinde öldürmek istiyordum. Bu kadar Kia sürede nasıl böyle birisine dönüşmüştüm
"Yiğiti neden bulamadınız"
"Biz içeri girerek arka kapıdan kaçmış" dedi Kaan.
"Normalde her tarafı sarardınız" pusat yandan bana baktı
"İçerden silah sesi gelince hepimiz girmek zorunda kaldık " tekrar cevap veren kaandı. Bu sefer soru sormadım
" İçerden gelen sesler kime aitti" pusat merakla arkasına döndü
"Ben vurdum " pusatın yüzünde bir gülümseme oluştu
"Hayt be kimin kardeşi" bunu bağırarak söylediği için omzuna vurdum
"Sessiz olsana Gamze uyanıcak" Gamze kısa sürede irkilmişti ama Allah'tan geri uyumuştu yoksa pusatı öldürürdüm.
"Ben yani yiğitle birlikte erdalı da vurduk" bu sefer anlamadığı için kaşlarını çattı.
"Ayıptır sorması o nasıl oluyor" dedi pusat birşeyi de ciddiye al adam .
"Of pusat hiç anlatmak istemiyorum biliyormusun" dilini damağına vurdu
"Yoo bilmiyorum" gözlerimi kapattım çıldırtıyordu bu beni.
"Oğlum kızı rahat bıraksana yorulmuş belli" Kaan seni şuan öpmek istiyorum ama gamzem bu haldeyken olmaz anla beni bebeğim
Arkaya doğru yaslandım. Gözlerimi kapatıp dinlenmek istiyordum ki boş boğaz tekrar konuşmaya başladı
"Bu arada geç kaldık çünkü senin attığın konum sürekli değişik yerlere gidiyordu bizde anladık ve ilk olan yere gittik" zaten arabaya bırakmak büyük bir suçtu ve ben bunu hayatım boyunca çekicektim
"Anladım pusatçıgım nolur sus artık " gözünü yola çevirdi. Bende tekrar kapattım gözümü.
Bugün benim için tekrar intikam yemini ettiğim gündü. İçimde fırtınalar kopuyordu ama hiçbir şey yapmayınca zaten herşeyin boşuna olduğunu görüyorsun.
Ben bugün en değerlimi kaybettim yaşıyor olabilir ama o artık ruhen ölüydü ve bu hep bneim yüzümden olmuştu. Kendimi asla affetmeyecektim...
Bölüm etkileşimi
