47. bölüm / 67
Yara39-sedef aşk itirafı
Bölümler 67Şu an: 39-sedef aşk itirafı
- 1 1 Korku567 kelime
- 2 2711 kelime
- 3 3814 kelime
- 4 4813 kelime
- 5 5896 kelime
- 6 6724 kelime
- 7 7928 kelime
- 8 8898 kelime
- 9 9975 kelime
- 10 101.112 kelime
- 11 111.031 kelime
- 12 121.003 kelime
- 13 131.257 kelime
- 14 14965 kelime
- 15 151.569 kelime
- 16 16-Yağmurun ölmesi1.039 kelime
- 17 171.138 kelime
- 18 181.178 kelime
- 19 191.334 kelime
- 20 201.046 kelime
- 21 211.249 kelime
- 22 221.282 kelime
- 23 Yade'nin ölmesi2.036 kelime
- 24 241.360 kelime
- 25 251.409 kelime
- 26 261.548 kelime
- 27 271.700 kelime
- 28 282.138 kelime
- 29 291.885 kelime
- 30 301.792 kelime
- 31 311.244 kelime
- 32 321.778 kelime
- 33 Aşk itirafı1.634 kelime
- 34 341.657 kelime
- 35 351.746 kelime
- 36 361.561 kelime
- 37 372.205 kelime
- 38 38- Kaan Aşk itirafı1.936 kelime
- 39 39-sedef aşk itirafı2.243 kelime · Okuduğun bölüm
- 40 401.488 kelime
- 41 411.685 kelime
- 42 421.566 kelime
- 43 431.641 kelime
- 44 Özel bölüm- çocukluk1.384 kelime
- 45 451.984 kelime
- 46 461.314 kelime
- 47 471.888 kelime
- 48 482.027 kelime
- 49 49-asu ve eren'in girişi1.803 kelime
- 50 501.970 kelime
- 51 511.371 kelime
- 52 522.440 kelime
- 53 Özel bölüm- Asu-Eren2.774 kelime
- 54 54-Birlikte oluş2.359 kelime
- 55 552.495 kelime
- 56 561.613 kelime
- 57 571.818 kelime
- 58 582.010 kelime
- 59 592.262 kelime
- 60 60- Yusuf'un ölümü2.568 kelime
- 61 612.172 kelime
- 62 622.378 kelime
- 63 632.175 kelime
- 64 64~ öğreniş1.744 kelime
- 65 652.445 kelime
- 66 661.669 kelime
- 67 671.651 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Bazı cümleler insanın kalbine değil kaderine söylenir.
Kaan’ın söyledikleri kulağımda değil içimde yankılanıyordu.
Sevilmek güzeldi belki…
Düğün hazırlıkları başlamıştı bile . Kaan son dakika beni arayarak mekanın değiştiğini söylemişti. Önce kafeye gittim biraz çalıştıktan sonra eve gidicektim ki düğünde giyebileceğim kıyafetimin olmadığını hatırladım. En yakın bulduğum mağazaya attım kendimi.
Gördüğüm bir birinden güzel elbiseler olsa bile benim gözüm sadece bir tanesinde kalmıştı.
Elbiseye doğru bir adım attım.
Kırmızıydı ama öyle sıradan bir kırmızı değil.
Bakınca insanın kalbini hızlandıran cesaret isteyen bir kırmızıydı bu.
Askıda duruyordu ama sanki beni bekliyordu.
Straplez, vücudu saran, korse kesimli, yan tarafında kalça hizasından başlayan derin yırtmaçlı, tamamı ince taşlarla süslenmiş, koyu kırmızı bir gece elbisesi.
Elime aldım kasaya giderken başka elbiseler gözüme kaydı. Seren ne giyecekti uzun zamandır konuşmuyorduk merak etmiştim açıkçası
Kasada ödemesini yaptım galiba bu ay çalıştığım bütün maaşım gitmişti ama değerdi elbise benim ruhumu taşıyordu.
Elbisemle birlikte hazırlık alanının olduğu yere gittim. Selin oturmuş heyecanla düğün anını bekliyordu. Etrafında arkadaşları vardı beni görünce ayağa kalktı heyecandan ne yapacağını bilemeyip sarıldı bana şaşkın kız.
"Ölücem galiba sedef" yüzündeki heyecanı sesinde de vardı. Gülümsedim
"Daha düğün var nereye " karşıda asılı olan gelinliğe baktım
“Çok güzel” dedim sessizce.
Selin gözlerimin baktığı yere döndü bir an durdu.
Sonra derin bir nefes aldı.
"Giymek için can atıyorum" omzuna elimi koydum. Belki bu kadar acil olmasaydı düğünleri daha güzel olucaktı ama onlar için kavuşmak herşeyden kıymetlidi.
İçeri Kardelen girdi. Beni görünce mutlu oldu
"Sende mi burdaydın" önce seline sonra bana sarıldı canım görümcem. Kaan bana aşk itirafı ettikten sonra karşıma hiç çıkmamıştı. Bugün onunla konuşmam lazımdı kararımı vermiştim... Onu korumak için yalan söylemem lazım. Selin kendi arkadaşlarıyla sohbet edince bir kenarda oturup kardelenle sohpet etmeye başladık.
"Seren nasıl "
" Yani hayatından gayet memnun bazen durup dururken senden bahsediyor"
"Çok özledim onu"
"Bugün görüceksin inşallah" elimi tuttu sıkıca sıktı. Ben ise sadece gülümsedim.
Kardelen gerçekten çok hoş bir kadındı yüzü, fiziği, huyu ayrı güzel, birisini bugüne kadar kimse neden kalmamıştı. Aslında Alp ona deli gibi aşık. Bir gün sarhoş sarhoş kaanın evine geldi tabi bende su içmek için mutfağa indiğimde onu gördüm "Kardelen " diye sayıklıyordu. Tekrar kızlara döndüm yatağın üstünde zıplayarak şarkı söylüyorlardı. Uzun uzun inceledikten sonra telefonumu çıkarıp Gamze'yi aradım. Müzik sesi fazla olduğu için odadan çıktığımda pusatı gördüm. Telefonda gamzenin sesi vardı ama benim tüm odağım pusattaydı
"Sedef ses versene iyimisin" telefona döndüm.
"İyim dalmışım sadece" yönümü değiştirip başka tarafa doğru gittim. Orda da karşıma Kaan çıktı arkama dönüp gidicektim ki pusat arkamdan gelmişti ortada sıkışmıştım resmen
"Gamze'm ben seni sonra arayayım olur mu?"
"Olur canım " telefonu kapatıp çantama attım. İkiside adım adım üzerime geldiler.
Pusat ilk durdu.
Bakışı her zamanki gibi sertti ama bu kez altında başka bir şey vardı. Kaan ise bir adım daha yaklaştı.sessizdi.
Ama Kaan Karasu’nun sessizliği en tehlikeli haliydi zaten. Kaçmak istiyordum ama her iki tarafımdan da sarılmıştım.
Bir tarafta abim diğer taraftan sevdiğim adam
Bu sedef nereye kaçsın.
"Bana bakın şuan ikinizle de uğraşamam nolur çekilin" dedim yüzlerine bakarak. Pusat kaşlarını çattı.
"Kızım sen manyak mısın neden kaçıyorsun bizden, benden" sonunu bastırarak söylemişti. Acaba neden pusat bey. Derin nefes aldım. Kaandan hâlâ ses yoktu sadece beni izliyordu
Dünkü ettiği itiraf hâlâ aklımın içinde dönüp dolaşıyordu.
"Kaan şuna bişey de " sitem ederek kaan'a baktığımda aşkı için yapmayacağı şey yoktu.
Kaan bakışlarını benden ayırmadan derin bir nefes aldı
“Pusat” dedi sonunda.
Sesi sakindi ama altında bastırılmış bir sertlik vardı.
"Abi anlamıyorum ya kardeşimle konuşacağım araya girmezsen" pusatın kaan'a nede öfkeli olduğunu anlayamamıştım. Bide kaanla en son görüştüğümde pusatla şakadan kavga ettiklerini söylemişti kocaman adamlar şakadan neden kavga etsin. Bunun altında büyük bir oyun vardı ama bende sedef isem bulucam.
"Pusat" Kaan bu sefer bildiğimiz aslan gibi kükremişti. Bıraksam birbirlerini yerlerdi birbirlerini. bir yanımda aslan diğer yanımda dağ ayısı vardı anlaşılan çok çekişmeli bir maç olurdu.
"Bana bakın bugün düğün var benim moralimi hiç bozamazsınız ikinizlede konuşmak istemiyorum" önce kaan'a baktım sonra pusatın olduğu taraftan geçip ikisinin yanından ayrıldım. Derin bir nefes aldım içeri tekrar döndüğümde yorulmuş nefes nefes oturuyorlardı.
"Sedef ben senin elbisene baktım tabi ki istemeden oldu" Kardelen bir yandan nefes alıyor bir yandan da gülümseyerek anlatıyordu " kızım elbise yıkılıyor sen bunu nerden buldun" koltuğa oturup iki ayak üst üste attım.
" Öncelikle teşekkür ederim. Elbisemi nerden aldım hiç bilmiyorum kendimi bulduğum ilk mağazaya attım ama orda şahane elbiseler vardı." Kardelen dudaklarını çocuk gibi büzdü
"Elbisem olmasaydı giderdim bulurdum ama kendime göre güzel bir elbise buldum bende " kapı açıldı ve içeri kuaför girdi. Selin yataktan kalkıp makyaj masasına oturdu.
"Seren naptı buldu mu" artık kardelenin yanına geçtim orda daha rahat konuşabilirdim.
" Buldu buldu abim bir sürü elbise getirdi eve nasıl bulmayalım" demek Kaan eve elbise dizmişti.
" İyi bari " iç çekerek önüme döndüm Selinin sarı saçlarını önce düzleştirip hangi modeli yapmaları konusunda tartışıyorlardı. Telefonumu açtım daha düğüne 3 saat vardı kendimi dışarı atıp birşeyler yapabilirdim. Sessizce kalkıp çıktım odadan topuklu ayakkabılarımın koridorda çıkardığı ses beni bile rahatsız etmişti. Şimdi dağ ayısı sesimden tanıyıp koşarak gelirse şaşırmazdım.
🩹
Dışarıda keyifli vakit geçirdikte sonra tekrar alana geçtim. Elbisemi giyerek saçım ve makyajım için oturdum.
Elbisem Kırmızı…
Hani bağırmayan ama susarak bile dikkat çeken türden
Saçlarımı omuzlarımdan aşağı serbest bırakmaya karar verdim.
Toplanırsa elbise küserdi sanki.
Dalga dalga doğal ama kontrolü bende olan bir hal.
Makyajda gözlerimi abartmadım.
Bakışlar zaten yeterince doluydu.
İnce bir eyeliner kirpikler belirgin
Asıl işi dudaklar yapacaktı.
Ne parlak ne soluk.
Kırmızının yanında geri durmayı bilen ama silik olmayan bir ton.
Ayakkabılarımı giyerken bir an durup aşağı baktım.
Altın tonlarında, ince bantlı, zarif ama hafife alınmayacak topuklardı. Aynadan son kez kendime baktım belki uzun zamandir hiç bu kadar güzel olmamıştım. Kardelen üzerinde mavinin açık tonlarında zarif bir elbise vardı.
Beni görünce baştan aşağı süzdü sonra elimden tutarak döndürdü.
"Kızım sen çok güzel olmuşsun" gülümsedim.
"Sana bakıyorum da sende çok çok güzel olmuşsun" gerçekten çok güzel olmuştu yüzündeki makyaj bile tam Kardelen'likti.
"Keşke yengem olsan herkese böyle güzel bir yengem olduğu için hava atardım" kardelenin sözleri sadece güldürdü beni. Kaanın aşk itirafından sonrası bu sozler su gibi gelmişti.
"Hadi zevzekligi bırakta seline gidelim " gelinin olduğu odaya gittik. Selin gelinliğini giymiş son hazırlıklarını yapıyordu
"Gelin gelin" yanına gittik.
"Heyecandan ölücem" belki bu kadar ani olmasıydı onu heyecanlandıran. Yusuf şuan acaba ne haldedir.
"Ben bide Yusuf'a bakıcam " dedim Selin başını sallamakla yetindi. Kapıdan çıktığımda karşıda kaanın telefonla konuştuğunu gördüm. Beni görünce donup kaldı. Hiçbir şey demeden yanıma yaklaştı. Kaanın üstünde çok şık bir takım vardı. Özenle hazırlanmıştı siyah kaanı ayrı bir yakışıklı yapmıştı. Telefonunu cebine koyup karşımda durdu. Elimden tutarak beni başka bir odaya sürükledi.
Odaya girdiğimizde kapıyı arkamızdan kilitledi. Yüzümü avuçları arasına aldı. Kalbim olduğundan hızlı atıyordu.
"Sedef çok güzel olmuşsun" biliyorum kaan'ım. Baştan aşağı tekrar baktı bana gözleri hayranlık içinde beni izliyordu.
"Sana bakmaya bile kıyamıyorum" sanki evlenen benmişim gibi heyecana girdim birden.
Bir eli yüzümden ayrılırken elimi tutup öptü.
"Bugün konuşucaktık" hatırlatmasan olmazdı zaten.
"Düğünden sonra rahatça konuşalım" dedim kaçarcasına. Başını salladı.
"Sedef kendimi durduramıyorum seni istiyorum. Sen benim dengemi, planlarımı bozuyorsun
Sana birşey olursa ben yaşayamam, ama seni sevmeyi sana sahip olmayı yaşamak istiyorum.
Senin sadece bana ait olmanı sadece benim sevdiğim olmanı istiyorum.
Seni istiyorum sedef" bende seni çok istiyorum. Ama dediğin gibi sana birşey olursa yaşayamam Kaan.
"Kaan ben bişey demek istemiyorum" dedim. Ama kalbim o kadar çok şey anlatmak istiyordu ki her seferinde aklım onu engelliyordu.
"Tamam ama izin ver sana sarılayım"başımı salladım. Kolları beni sardığında dünya bir anlığına sustu.
Salonun uğultusu, kahkahalar, düğün telaşı
Hepsi kapının dışında kaldı.
“Sedef” dedi adımı ilk kez bu kadar yorgun Gözlerimi kapattım
Bu anı ezberlemek istedim“Beni kendinden uzak tutmaya çalışma” dedi fısıltıyla.
“Bunu başaramıyorsun” biliyorum ama bazı şeyleri artık başarmam lazımdı. Kolumu içime çekiyordu çıplak sırtım kaanın her dokunuşuyla zevkle kıvrılıyordu.
"Gidelim mi" saçlarımın arasına öpücük kondurarak ayrıldı benden
"Gidelim" kapıyı açtı önce ben geçtim arkamdan geldi.
🩹
Düğünün daha başındaydık. Herkes gülüp oynuyordu. Seren tam yanımda oturuyordu.
Seren açık mavi, korseli, kısa bir elbise giymişti. Omuzları hafif kabarıktı, eteği yürüdükçe dalgalanıyordu. Ayağında ince bantlı topuklular, elinde küçük beyaz bir çanta vardı.
Saçları açık ve doğaldı abartısız ama çok şıktı. Geldiğinden beri hiç konuşmamıştık arada göz göze geliyorduk anında gözünü kaçırıyordu. Görüş alanıma pamuk teyze girdi. Gülümseyerek yerimden kalktım yanına gittiğimde hemen beni tanıdı
"Sezenimin güzeller güzeli kızı sedef. Çok güzel olmuşsun yavrum" ayağa kalktı ondan çok uzun olduğum için eğilerek sarıldım.
"Nasılsın pamuk teyzem" gülümseyerek etrafına baktı
"Çok iyim güzel kızım sen"
"Bende iyim. Sereni hatırlıyormusun teyzem" önce durup düşündü
"Kardeşin mi" gülümseyere başımı salladım.
"Evet burda görmek istermisin" başını salladı. Serene baktığımda ayağa kalkmış pusatla göbek attığını gördüm. Onları kısaca izledim çok güzellerdi.
"Ben senin yanına sonra gelirim olurmu" bu güzel anı bozmak istemedim. Pamuk teyze de başını sallamıştı. Yanından ayrılıp yerime geçecektim ki pusat kolumdan tuttu
"Gel güzel kardeşim gel " kolları arasına alıp sıkıca sarıldı
" Çok özledim kızım seni" başımı öpüp duruyordu. Bende kokusunu içime çekiyordum ne yalan söyleyeyim dağ ayımı özlemiştim.
" Hadi abi kardeş Hasret gördüyseniz oynamaya" Bora bize seslenirken gayet mutluydu.
"Siz oynayın hiç halim yok" yanlarından ayrılıp yerime geri geçtim. Oturduğumda kaanı gördüm artık alana gelmişti ve hatta ortada Ankara havası oynuyordu. Onu bu halde göreceğimi hiç düşünmemistim. Alp'i karşısına almış oynuyordu onun bu halini gördüğümde gülmeden edemedim.
Şarkı
"Gidersen git ardından Ankara mı yanacak Sincan mı yanacak Gölbaşı mı yanacak" diyordu ama bizimkiler çokta ortalığı yakmıştı.
En şaşırdığım kişi tabi ki Kaan, öyle sert duran adam şuan karşımda oyunuyordu. Serenin elinden tutup döndürdü baldızına iyi davranıyordu Kaan Karasu.
" Hey hey" birden bağırıp alkışlamaları beni daha da güldürmüştü. Alkışların arasından göz göze geldik Kaan’la
Bakışları bir saniye bile üzerimden kaymadı.
Oynuyordu, gülüyordu ama gözü bende takılı kalmıştı. Göz kırparak bakışlarını pusata döndürdü. Karşılıklı oynadıklarını gördüğümde bir oh çektim. En son kavga ediceklerdi çünkü. Eğer Erdal burda ve bizi izliyorsa asla bir oyun olduğunu anlamazdı anlayamazdı. Müzik değişti Sezen aksudan "rakkas " parçası çalmaya başladı. Pusatın kıvırdığını gördüğüm an kendimi tutamadım kahkahalarım etrafı inletiyordu
"Aşk ile Allah Allah
Vur tefe, vur zile yallah
Cihan da böyle yanıyor, yansın
Yosmam salla"
Pusat müziğe katılarak ortada bağırarak söylüyordu ve karşılıklı oynadığı kişi kaandı. Tabi Kaan bunun gibi zevzek olmadığı için kıvırmıyordu sadece alkışlıyordu. Sezenden başka bir parça çalmaya başladı
"Bu kadar cilvelisi
Olur mu be erkeğin
Delikanlı mısın, kız mısın
Anlayalım artık hop usta
Sen başımıza bela mısın "
Bu şarkı tamda pusata göreydi. Bu cilveyle bütün erkekleri peşine takardı bu salak.
Kaan artık sadece alkışlıyordu ve gözümden kaçmayan şey Kaan sürekli etrafına bakıyordu. Gözü bir yere takılı kaldı dikkatle onu izliyordum tam konuşacaktı ki silah patlama sesleri geldi. Korkuyla ayağa kalktım
Kaan vurulmuştu.
"Seren kaç " pusat serene bağırıyordu ama seren korkudan ağlıyordu. Kaan gözümün önünde düşünce sadece ona odaklandım.
"Sedef eğil" silah sesi gitmisti ama pusat hâlâ etrafı topluyordu. Yerimden kalkarak kaan'a koştum. Yerde acıyla kıvranıyordu
Kaan’ın yanına çöktüğümde dünya tamamen sustu. Ellerim titriyordu
“Bak bana” dedim sesim sandığımdan daha kırılgandı.
Gözlerini zorla açtı.
“Gitme” diye fısıldadı.
O an artık kaçmanın susmanın bir anlamı kalmamıştı. O kadar çaresizdi ki hâlâ bana gitme diyordu. Elini tuttum bırakmamaya yemin eder gibi. Gözlerim doldu
"Kaan bırakma beni" pusat bağıra çağıra yanımızdan uzaklaşmıştı.
Gözlerini kapatıyordu yarasına baktığımda kalbinden vurulduğunu gördüm.
"Kaan bana bak" gözlerini tekrar açtı. Elini sıkıca tuttum. Kulağına doğru eğildim.
"Seni seviyorum Kaan Karasu seni çok seviyorum" gözyaşım saçlarına karıştı.
“Gitme" dedi tekrar
Sanki vurulan benmişim gibi içim acıdı.
Başımı yana eğdim alnımı alnına dayadım.
“Nereye gideyim” dedim.
“Ben zaten senden hiç gitmedim ki”
Gözlerimden yaşlar aktı durduramadım.
" Ben sensiz yapamam... Beni hiç bırakma Kaan" gözlerimden yaşlar hâlâ akıyordu. Kaan sessizce beni dinliyordu.
“Sedef” dedi zorla.
Sesimden çok gözlerimdeki panikten korkmuş gibiydi.
“Bak bana böyle ağlama”
Ağlamamak mı?
Dünyam yere düşmüşken nasıl ağlamazdım.
" Kendini yorma. Sadece bende kal bizim için kal " titreyen sesim zar zor konuşuyordu
Elimi biraz daha sıktı. Parmakları soğuktu ama tutuşu hâlâ güçlüydü.
“Ben seni böyle görmek istemiyorum.” dedi.
“Gülmen lazım.... hep”
Başımı iki yana salladım.
“Ben sensiz gülemem Kaan” gülümsedi ama her konuştuğunda her hareketi canını daha da yakıyordu
Gözleri kapandı
"Kaan bak bana" bağırışımla gözleri tekrar açıldı.
Elimi yüzüme doğru çekti.
Baş parmağımla yanağımı silmeye çalıştı beceremedi.
“Ben seni sevdim Sedef” dedi.
“Yanlış zamanda ama doğru kişi olarak” Sesim fısıltıya düştü.
“Ben de seni sevdim” dedim “Kaçtım ama kalbim hiç kaçmadı.”
Gözleri dudaklarıma kaydı.
Sonra tekrar gözlerime. Eğildim
Bu kez çekinerek değil kaçar gibi hiç değil.
Dudaklarım dudaklarını bulduğunda içimde bir şey koptu.
Bu bir veda öpücüğü değildi.
Bu “beni bırakma” diye atılan bir çığlıktı.
Titreyerek karşılık verdi.
Canı yanıyordu ama yine de
Beni öptü.
Sanki öperek hayatta kalmaya çalışıyordu.
Parmakları saçlarıma dolandı.
Gücünün son kırıntısıyla beni kendine çekti.
Kalbinin atışını dudaklarımda hissettim. Herkesin bağırışıma sesleri çığlık atma sesini dinlemedim ben kalbimin sesini dinledim. Herkesin ortasında tutkuyla öpüşüyorduk dudakları ne kadar yumuşak olsada sertçe öpüyordu
Bu öpüşme ne ilk ne de son olabilirdi belki ama en gerçeğiydi içinde pişmanlık yoktu kaçış yoktu yalnızca kalmanın verdiği o ağır ama vazgeçilmez duygu vardı ve Kaan canı yanmasına rağmen kaşlarını çatıp geri çekilmek yerine sanki öpüşerek hayata tutunuyormuş gibi dudaklarını bana doğru bastırdı.
Dudakları dudaklarımdan yavaşça ayrıldığında aramızda bir boşluk kaldı. Anlımı anlına yasladim
"Beni bırakma" gülümsedi ama gözleri artık tamamen kapanmıştı
"Abi" Kardelen koşarak kaanın elini tuttu. Sessizce ağlıyordum.
"Arabayı hazırlayın lan" Alp'in sert sesi herkesi telaşlandırmıstı. Kaana baktım gözleri kapalıydı ama hala bir karizmasi vardı. Dudaklarında ruj izim kalmıştı ama bu benim umrumda değil. Pusat kaana braz baktiktan sonra gözleri beni buldu takmadım onu kaan'a geri döndüm.
Kalbimdeki korku sevgiden daha ağırdı ama ikisi de aynı yerde duruyordu.
O gece biten bir düğün değil benim kaçmayı bırakamadığım bir kaderdi.
Ve ben ne olursa olsun onu sevmekten geri dönemedim.
Bölüm etkileşimi
