37. bölüm · Yara

29

Ezgi Kara

"Arabada sessizce gidiyorduk kimse konuşmuyordu. Kafamı cama yasladım. Dışarıda yağmur yağıyordu yağmurun verdiği rahatlıkla gözlerim kapandı. Pusatın seslenmesiyle gözlerim tekrar açıldı
"Uyuyormusun"
"İzin verirsen"
"Uyuma az kaldı eve gidince uyursun" pusatı dinledim.
Dediği gibi eve 5 dakika sürmeden varmıştık
Dışarıda acayip yağmur yağıyordu. Arabadan indiğimde ıslanmıştım bile. Koşarak kapıya gittim. Neyse ki orda yağmur geliyordu kapı açıldığında bizi karşılıyan kardelendi
"Islanmışsınız siz " hızlıca içeri girdim. Yukarı odama koştum içeri girir girmez kapıyı üzerime kilitledim. Üstümü değiştirip gayet rahat edeceğim normla bir takım giydim.

Kapımı açtım salona geçtim serende gelmişti yanına oturdum
"hoşgeldin ablam" ıslanmıştı elbisesi çok inceydi zaten üzerine birşey de giymemiş hasta olucaktı
" Koş yukarı üzerini değiştir hasta olucaksın"
Kardelen gülerek izliyordu bizi içeri gayet sıcaktı. Bugün başımdan geçen olaylar aklıma geldi tekrar sinirlenmeme sebep oldu
"Kardelen biliyormusun biz küçükken hani yanımıza oyun oynamak için gelen kız vardı" tüm sessizliği bozan Alp'ti
" Evet siz inatçı diyordunuz " diye karşılık veri Kardelen. Ne inatmış ya herkesin dilinde
" İşte o sedefmiş" Kardelen büyük gözlerini açarak bana doğru baktı benden onay bekliyordu başımı salladım sadece
"Kızım küçükken bunlar seni hep zorbalıyordu. Ay çok pardon" Kardelen kendi söylediğine kendi güldu. Moralim bozuk olduğu için şuan kimse beni güldüremezdi
"Oy abisinin prensesi" ta ki pusat gelene kadar.
Bu adam beni istemesizce güldürüyordu. Yanıma oturup sulu sulu öptü yanağımda.
"Tükürseydin pusat"
"Onu küçükken yaptım" dedi alayla. Şimdi hatırladım yüzüme tüküren bir çocuk vardı pusatmış.
" Çok kötüsunuz " karnımın gurultusuyla pusatın gözü buyumbir hızla karnıma gitti
" Yuh ayı " pusatı takmadan ayağa kalktım
Mutfağa doğru seri adımlarla ilerliyordum. Dolabı açıp için baktım nerdeyse herşey vardı ama hiç birşey yemek istemiyordum. Dolabın kapağını kapattım. Tezgaha yaslandım. Bugün çok yorulmuştum gözlerimi kapattım. Mutfakta ayak sesi vardı ama gözlerimi açmaya tenezzül etmedim. Bu kişi benim hemen önümdeydi nefesini karşımdaydı.

Gözümü açtığımda Kaan karşımdaydı. Refleksle kaçıcaktım ki tezgahla beni sıkıştırdı
"Çekilirmisin" dedim sakince.
"Çekilmezsem" dedi aynı sakinlikle. Hiç birşey umrunda değildi Dünya yansa arkasını dönüp bakmazdı
"Kaancığım çekilirmisin"
"Sedefçiğim konuşmamız lazım "
"Ben seninle yeterince konuştum " dedim. Kaan gözlerimin içine baktı
"Konuşmadın kaçtın"
"Öyle yaklaşırsan tabi kaçarım" güldü. Artık kaan'a olan duygularımı kendime açıklamıştım kaçmak istemiyordum ama bazen kaçmak en iyisidir.
Kaanın gülüşü aniden soldu.Gözlerindeki o umursamaz ifade yerini ciddiyete bıraktı.
Konuşmadı sadece gözlerime baktı
"Bakacakmısın hâlâ böyle" dedim. Ben konuşmasam konuşmazdı beyefendi. Kahretsin ki yakından daha yakışıklıdı. Kendi kendime aşkımı itiraf etmiştim belki bu aşk çok tehlikelidir belki hiç bilinmemesi gerektir.

Elini yanağıma götürdü anı refleksle gözümü kapattım. 2-3 saniye sonra geri açtım gözlerine baktığımda beni ona çeken bir şey vardı bilmiyordum belki ama bu hiç gerçekten çok yüksekti.
Eli yanağımı nazikçe okşuyordu
"Kaan"
"Sus" dedi. Tamam paşam susarım
"Sedef"
"Sus" aynısını ona yapmıştım bu hoşuna gitmişti ki gülümsüyordu. Eli yavaş yavaş boynuma gitti. Ani bir dokunuşla irkildim saçlarımı açıktı önüme gelen saçlarımı arkaya atıyordu. Kulağıma yaklaştı
“Kaçsan da..... kalbin hep burada" dedi elimi kendi kalbine götürerek.
Anlamışmıydı onu sevdiğimi. Anlam verememis gibi yaptım salak hallerin onu güldürüyoru bunu ona yaşatmamam lazım.
" Yani ne demeye çalıyorsun" dedim. Eli hâlâ yüzümdeydi.
Sert elleri bana dokununca yumuşacık olmuştu kalbi gibi...
Konuşmadı beni izliyor ve sanki kelimelerini tek tek seçiyor gibiydi sanki beni kırmamk için benim için özel sözler seçiyor gibiydi
" Kaan bak aşk itirafı falan zannedicem yeter yani" dedim gülümseyerek. Kendiside gülümsedi elini tam yüzünden çekiyor mdunki mutfağa Bora girdi

" Çok özür dilerim yanlış zamanda geldim ay valla çok özür dilerim affet abi kusura bakmayın ya" gözlerini kapatmış kendi kendine konuşuyordu gülmemek için kendimi zor tutuyordum.
Kaanın eli artık yüzümde değildi
" Bora" sınırlı bir nefes verdi Kaan" aç gözlerini " gözlerini açarken hâlâ parmakları içerisinden kontrol ediyordu. Gülmemek elde değildi Kaan bir adım benden uzaklaşmıştı.
"Oğlum sen manyak mısın" kaanın gece gece kimseyi rahatsız etmemek için çok kısık çıkıyordu
"Ani bence siz manyaksınız mutfakta hiç yapılırmı" ah boracım herşeyi çok yanlış anlıyorsun
"Sikicem şimdi belanı siktir git lan" eliyle kaan'a öpücük atıp gitti. Öpücük attığı yerde artık kendimi tutamayıp kahkaha attım.
"Niye gülüyorsun basıldık"
Ben gözlerimi devirdim gülümseyerek
“Dua et Pusat değilmiş” dedim “yoksa kahkaha atacak halim kalmazdı"
Başını salladı. Yanından bir adım attım ve durdum tabiki eskiden tanıştıgimiz konusunu açıcaktım. Kız olduğum için beni neden dış kadınlarını sorucaktım
" Kaan " başını bana döndürdu
" Efendim"
" Beni neden küçükken sevmedin" sırıttı. meşhur, insanın sinirini bozan ama kalbini de yerinden eden sırıtmalarından.
" Eğer o kızın sen olduğunu bilseydim severdim" dedi dürüstçe.
" Ne yani başka birisi olsaydı onlarada mı böyle davranacaktın" tekrar karşımda durmak için harekete geçti.
" Senden başka birisini sevmeyeceğime göre " çok utanmıştım eminim yanağım kızarmıştı.
“Yanlış anlama” dedi sonunda sesi her zamanki kadar sakindi. “Bazı şeyler zamanla anlaşılır”
“Mesela” dedim, fazla atar yapmadan.
“Mesela” dedi bir adım geri çekilip, “küçükken sinir eden birinin… büyüyünce insanın aklını karıştırması" bu adam benj deli ediyordu. Nasıl kısa sürede beni kendine kaptırmıştı anlamıyordum belki böyle güzel bakışlarıyal belki de güzel sözleriyle. E artim benimde ona iltifat etmem lazım

“Bak” dedim ciddiymişim gibi kaşlarımı çatarak
“küçükken beni sevmemenin tek mantıklı açıklaması var”
Merakla baktı.
“Dinliyorum”
“Gözlerin bozuktu”
Bir an durd.
“Ne alaka şimdi”
“Gayet alaka” dedim parmağımla onu işaret ederek.
“Çünkü o yaşta bile ben varken, beni görememek ciddi bir görme problemi.”
Gülmemek için dudağını ısırdı.
“Bumu yani”
“Dur, devamı var” dedim hemen.
“Sonra büyüdün gözler düzeldi...ama bu sefer de fazla net görmeye başladın.”
“Nasıl yani”
“Yani” dedim omuz silkerek
“insan bu kadar yakışıklı bakınca karşısındakini utandırdığını da fark eder.”
Bu sefer güldü.
Ama bildiğin kaçamadığı bir gülüş.
“Sen hep böyle misin” dedi.
“Hayır” dedim gayet ciddi.
“Bazen daha beteri.”
Kafasını iki yana salladı.
“Ben seni küçükken zorbalamakta haklıymışım”
“Kesin” dedim.
“Bak sonuç ortada… sen hâlâ bana bakıyorsun, ben hâlâ seni susturmaya çalışıyorum.”
Bir an durdu.
Gülüşü yavaşladı ama gözleri hâlâ gülüyordu.
“Tehlikelisin Sedef”
"Biliyorum" dedim kısaca.
“Sen kendinle çok barışıksın” dedi aniden ne alaka abi
“Yok” dedim hemen.
“Ben seninle barışığım. Kendimle hâlâ kavgalıyım”
“Ne kavgası” kaşlarını çatmıştı
“Mesela” dedim başımı yana eğip onu süzerek
“insan niye gecenin bir yarısı mutfakta kendini tezgahla sıkıştıran adama laf yetiştirir”
Bir an durdu. Etrafımıza baktı sonra gözleri tekrar beni buldu
“Ben seni sıkıştırmadım”
“Evet” dedim ciddi ciddi.
“Tezgah yaptı. Sen masumdun.”
Bu sefer kahkahayı patlattı.
Bildiğin sesli. Gülerken daha yakışıklı oluyordu şerefsiz ona daha çok kapılmamak için artık kaçmam lazımdı
"Bu arada gülüyoruz ediyor ama yani bugün yaptığını unutmadım " dedim tekrar bugünü hatırlatarak
Kolunda ki saatine baktı
"Tüh baksana saat 12yi geçmiş yanj demek oluyor ki ben seni bugün sadece güldürdüm" ciddi olup olmadığına baktım gayet ciddiydi
"Çok kötüsün Kaan Karasu" dedim arkamı dönüp giderken
"Sende çok güzelsin Sedef Soykan"
gülümsedim. Merdivenlerden giderken kaç basmak olduğunu sayma gereği duydum yani kısaca yine sedef ve yine aptallıkları. Tam tamına 45 basamak vardı
Tek tek çık çok zordu "o kadar paran var adam bir asansör yaptırsaydın ya" söylene söylene yukarı kadar çıktım.. tam odama giricektim ki serenin odasına yöneldim. Kapıyı tıklayıp içeri girdim
"Ablacım müsait misin"müsait olduğunu biliyordum ama sorma gereği duydum. Elindeki telefonu yataga köyüm kendini düzeltti
"Gel ablacım müsaitim" içeri girip kapıyı arkamdan kapattım. Yatağa hemen yanında oturdum
Aynı yade gibi başını omzuma koydu başına minik bir öpücük kondurdum. Kapı tekrar tıklatıldı seren gel diyince kapı açıldı. Pusattı
Elinde poşetler vardı içeri girip kapıyı kapattı.
"Ya abi çok teşekkür ederim"seren pusata o kadar çok alışmıştı ki artik pusata sipariş bile veriyordu. Aslında bu yakınlık yade'yi kaybettiğimiz haftada oldu o zaman pusat abisi olduğunu bildiği için çok yakın davrandı serene. Serende hemen alışmıstı
" Küçük hanımın canı tatlı çekmiş dışarıdayken alayım dedim"

Yüzümü gülümseten abi-kardeş ilişkileri vardı. Seren poşette ki eklerini çıkarıp yiyordu pusat şaşkın şaşkın serenin bu kadar aç gözlü olup olmadığını izliyordu
"Kızım yavaş "
"Abi napayım çok güzel" ağzı dolu dolu zar zor konuşuyordu seren
"Sende yesene" dedi pusat bana dönerek
"Yok fiziğimi bozamam" pusat beni inceledi bir şey söyleyecekti emindim buna hazırlanıyordu hatta

“Fiziğimi bozamam ha” dedi kaşını kaldırarak. “Allah korusun.”
“Ne demek o şimdi” dedim hemen savunmaya geçerek.
“Elindeki çayı kaldırırken bile kalori yakan bir insansın” dedi gayet ciddi.
“Senin fiziğin bozulmaz olsa olsa bizi bozar.”
Seren ağzı dolu dolu güldü.
“Abi, ablam çok yiyor ama kilo almıyor”
Pusat iki elini havaya kaldırdı.
“İşte bu adaletsizliktir”
“Genetik” dedim gururla.“Bazı insanlar güzel olmak için uğraşmaz.”
Pusat başını iki yana salladı.
“Bak yine başladı”
“Neye” dedim masum masum.
“Kendini övme seansın” dedi.
“Bir de ‘ben aslında çok mütevazıyım’ dersin, tam olur”diye devam etti
Seren kahkahayı patlattı.
“Ama abi doğru söylüyor, ablam gerçekten güzel” serenime öpücük yolladım.
"Hah şimdi tam oldu abla kardeş birleştiler vay başıma ne gele" gülme seslerimiz belki evi inletiyordu ama iyi oluyordu bu evin artık gülmeye ihtiyacı vardı.

Seren o kadar iştahlı yiyordu ki pusatın canı çekip bir yandanda o yiyordu
"Açlar" dedim onlara bakarak.
"Neyse siz abi kardeş yiyin ben sizinle uğraşamam uyanan lazım sonuçta güzeller erken uyumalı " pusat bıkkın bir yüz ifadesiyle elini anlına vurdu. O an gülememek için kendimi çok zor tuttum
Pusat derin bir nefes aldı.
“Allah’ım bana sabır ver”
"Haydi iyi geceler kardeşlerim" dedim. Pusatın yüzüne yaklaştım ilk başta korktu sonra yanağına bir öpücük kondurdum şaşırdı. Abime ilk öpücüğümdü sonsa olmayacaktı eminim.
" Bende istiyorum "dedi kıskanç seren. Onda bir öpücük kondurup çıktım odadan. Sanki bu an ayarlanmış gibiydi kapıyı açmamla kaanı görmem bir olmuştu. Bu adam benim kaderimdi.
Tam kapımın önünde durdu bekliyorudu beni.
" Birşey mi diyeceksin "dedim önünde durarak
" Yok" dedi kısaca.
" O zaman çekilde kapımın önünden geçeyim "dedim masum masum.
Kaşını kaldırdı
“Geçebilirsin” dedi ama zerre kıpırdamadı.
“Geçemiyorum” dedim sakince.
“Fizik var önümde.”
“Tehlikeli mi” dedi alayla.
"Yaa boyel kaslı kocaman bir engel " dedim gerçekten onu anlatmıştım bunu fark edince gülümsedi
" Geçebilirsin" diyip çekildi.
" İnşallah rüyanda beni görürsun böyle korkunç korkunç " kısa bir gülümsedi
" İnşallah görürüm ama korkunç olacağını hiç sanmıyorum " yaa deli bu çocuk ya.
Daha fazla bir şey demedim kapımın kolunu tutup açtım.
" İyi geceler Sedef Soykan "
" İyi geceler Kaan Karasu" kapımı kapattım. Kendimi kapıya yasladım
Derin bir nefes aldım.
“Toparlan Sedef” dedim kendi kendime.
“kaan her konuştuğunda seni bu kadar etkileyecekse işin zor.”
Ama kalbim beni dinlemiyordu.
Az önceki “iyi geceler” bile fazlasıyla yer etmişti içime.
Ne romantikti ne iddialıydı,
Tam da bu yüzden tehlikeliydi.
Kendimi yatağa bıraktım bugünkü bütün sahneler aklımdan geçiyordu.

Tam o sırada kapım tıklatıldı.
Kaşlarımı çattım.
“Bu evde kimse uyumuyor mu”
“Gel” dedim sesimi normal tutmaya çalışarak.
Kapı aralandı Seren kafasını uzattı.
"Uyumadın mı kız sen" içeri artık tamamen girmişti.
" Abim o kadar çok konuştu ki uykum kaçtı"
dedi tatlı tatlı. Pusat artık ne kadar konuşmuşsa kızda uyku diye bişey kalmamıştı
"Gel hadi gel kapıda durma" kollarımı açınca koşarak koşarak kollarıma geldi.
Seren kollarımda kıpırdandı.
“Abla”
“Hmm”
“Sen biraz garipsin” Güldüm
“Ne açıdan”
“Az önce gülüyordun şimdi düşünüyorsun. Annem böyle yapınca kesin bir şey olur derdi”
“Estağfurullah” dedim hemen.
“Bende en fazla uykusuzluk olur”
Başını kaldırdı.
“ Kaan abi yüzünden mi”
Bir an durdum.
“Seren” dedim ciddi ciddi
“Bak küçük hanım… büyüklerin bazı konuları vardır. Konuşulmaz. Düşünülür. Sonra yine konuşulmaz.”
Kaşlarını çattı.
“Yani evet”
“Yani hayır”
“Yani kesin"
Dayanamadım güldüm
“Sen çok akıllısın biliyor musun”
“Biliyorum” dedi gururla.
“Abim de öyle diyor. Ama sonra yine benimle dalga geçiyor.”
“Onun işi o" dedim.
"Hadi uyu bakalım yarın okul var. Kaç yaşında kızsın hâlâ çocuk muamelesi görüyorsun" üzülmüş gibi yapıp kendini yorganın altına gömdü. Sesini çıkarmıyordu uyumuştu.
Gözlerimi kapattım ama olmadı.
Aklıma kapının önündeki hali geldi rahat umursamaz sanki beni biliyormuş gibi.
“Bu kadar basit olmamalıydı” dedim içimden.
Ama kalbim çoktan kararını vermişti.