48. bölüm / 67
Yara40
Bölümler 67Şu an: 40
- 1 1 Korku567 kelime
- 2 2711 kelime
- 3 3814 kelime
- 4 4813 kelime
- 5 5896 kelime
- 6 6724 kelime
- 7 7928 kelime
- 8 8898 kelime
- 9 9975 kelime
- 10 101.112 kelime
- 11 111.031 kelime
- 12 121.003 kelime
- 13 131.257 kelime
- 14 14965 kelime
- 15 151.569 kelime
- 16 16-Yağmurun ölmesi1.039 kelime
- 17 171.138 kelime
- 18 181.178 kelime
- 19 191.334 kelime
- 20 201.046 kelime
- 21 211.249 kelime
- 22 221.282 kelime
- 23 Yade'nin ölmesi2.036 kelime
- 24 241.360 kelime
- 25 251.409 kelime
- 26 261.548 kelime
- 27 271.700 kelime
- 28 282.138 kelime
- 29 291.885 kelime
- 30 301.792 kelime
- 31 311.244 kelime
- 32 321.778 kelime
- 33 Aşk itirafı1.634 kelime
- 34 341.657 kelime
- 35 351.746 kelime
- 36 361.561 kelime
- 37 372.205 kelime
- 38 38- Kaan Aşk itirafı1.936 kelime
- 39 39-sedef aşk itirafı2.243 kelime
- 40 401.488 kelime · Okuduğun bölüm
- 41 411.685 kelime
- 42 421.566 kelime
- 43 431.641 kelime
- 44 Özel bölüm- çocukluk1.384 kelime
- 45 451.984 kelime
- 46 461.314 kelime
- 47 471.888 kelime
- 48 482.027 kelime
- 49 49-asu ve eren'in girişi1.803 kelime
- 50 501.970 kelime
- 51 511.371 kelime
- 52 522.440 kelime
- 53 Özel bölüm- Asu-Eren2.774 kelime
- 54 54-Birlikte oluş2.359 kelime
- 55 552.495 kelime
- 56 561.613 kelime
- 57 571.818 kelime
- 58 582.010 kelime
- 59 592.262 kelime
- 60 60- Yusuf'un ölümü2.568 kelime
- 61 612.172 kelime
- 62 622.378 kelime
- 63 632.175 kelime
- 64 64~ öğreniş1.744 kelime
- 65 652.445 kelime
- 66 661.669 kelime
- 67 671.651 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Bazı geceler vardır sabahı gelmez sanırsın.
Benim için o gece zamanın durduğu andı.
Kaan'ı hızla hastaneye getirmiştik. Tekrar Celal abinin yanına götürmek istediler ama izin vermedim. Hastane koridoru sandığımdan daha sessizdi ya da bana öyle geliyordu
Karşımda ağlayan kardeleni görüyordum ama sadece görüntü olarak vardı. Pusat koridorda yerinde duramıyordu dolanıp duruyordu başımızda. Alp kardelene sarılarak teselli veriyordu ama Kardelen kendini durduramıyordu.
Elimin tersiyle gözyaşımı sildim. Dudaklarımda hâlâ kaan'ın şehvetli dudaklarını hissedebiliyordum ben ona dair herşeyi hissedebiliyordum. Şuan hastaneye gelişimizin 3. Saatindeyiz. Hâlâ içeriden haber anlamamıştık.
Ayağa kalktım. Yerimde duramıyordum. Oturdukça içimdeki korku büyüyordu. Koridorun soğuk duvarlarına yaslandım gözlerimi kapattım kaan'ın içimdeki nefesini hatırladım öylesine büyüleyici ve her defasında tekrar tekrar isteyeği tutku. Kaan bana aitti bende ona biz birbirimiz için yaratıldık.
“Dayan” dedim içimden.“Ne olur dayan"Kapı aralandığında hepimiz aynı anda doğrulduk. Doktorun yüzündeki ifade bir anlığına nefesimi kesti. Ne iyi ne kötü. Belirsizdi. O belirsizlik insanı delirten cinstendi.
“Şimdi sizi net bir şekilde bilgilendirmem gerekiyor,” dedi.
“Söyleyeceklerim kolay şeyler değil ama bilmeniz şart" yutkundum ama bu derin bir yutkunaydı
“Kurşun” diye başladı kısa bir duraksama verdi. “kalbin içine isabet etmedi.”derin bir nefes aldım sanki dizlerimin bağı çözülmüştü.
“Ancak” dedi vurgulayarak “kalbin hemen yanına saplandı.”
Sessizlik çöktü koridora.
“Milimlerle konuşuyoruz” diye devam etti.
“Kurşun kalbe birkaç milimetre daha yakın olsaydı, şu an burada bu konuşmayı yapıyor olmazdık.”
Gözlerim doldu nefes alamıyordum boğazım düğümlenmişti.
“Akciğerde ciddi hasar oluşturdu. İç kanama vardı, onu kontrol altına aldık .Karaciğer ve mide çevresinde de travma mevcut. Direkt parçalanma yok ama darbe çok ağır "
Kardelen’in hıçkırığı duyuldu ama doktor durmadı.
“Uzun ve zor bir ameliyat geçirdi. Uyandığında öğreneceğiz durumunu " doktor hızla yanımızdan ayrıldı. Ne ağlayabildim ne de bağırabildim. Kardelen dizlerinin üzerine çökmüştü. Alp onu tutuyordu ama Kardelen çoktan başka bir yerdeydi.
Pusat duvara yumruğunu indirdi tok bir ses yankılandı. Pusatın siniri kendineydi kaanı nasıl koruyamadığı için kendine kızıyordu. Bora ve Mert kantinden bize şu getirmeye gitmişti şuan elindeki sularla yanımıza yaklaşıyordu.
Sessizce yerime oturdum. Elleri dizlerimin üstünde kenetlenmişti ama titremeyi durduramıyordum.İçimde konuşan bir ses vardı susmuyordu, susturamıyordum da çünkü insan sevdiğini kaybetme ihtimaliyle yüzleştiğinde düşünmekten başka çaresi kalmıyordu.
Kaan...
Adını içimden söylediğimde bile göğsüm acıyordu. Sana bu kadar bağlanacağımı bilseydim belki en başından daha az kaçardım belki korkumu bu kadar saklamazdım.Şimdi burada soğuk bir hastane koltuğunda otururken senin yokluğun ihtimali bile içimi parçalamaya yetiyordu. Henüz gitmemiştin ama ben şimdiden eksiktim.
Ne zaman bu kadar bağlandım ne zaman o benim herşeyim oldu anlayamıyordum ama tek bildiğim bundan sonra Kaan benim yaşama sebebim olacaktı.
Gözlerimden yaş akıyor ama korkudan değil çaresizlikten
Ya kaanı kaybedersem
Sedef kim olurdu.
Ben seni severken fark etmeden kendimden vazgeçmişim Kaan.
Planlarımı, kaçışlarımı, intikam yeminlerim, güçlü durma çabamı bir kenara bırakıp seni kalbimin tam ortasına koymuşum.
Peki sen sevdiğini nasıl bırakıcaksın.
Elimle yüzümü kapattım. Kimsenin duyamayacağı şekilde kısık sesle kendi kendime konuştum
"Dayan sevgilim, beni bırakma" yüzümü yavas yavaş açtığımda herşey aynıydı sadece ban yaklaşan dağ ayısı hariç
"Sedef" yanıma oturarak elimi tuttu
"Pusat" gözlerimi içine bakıyordu. Muhtemelen bu kız neden ağlıyıp zırlıyor diyordur.
"İyi misin"
" Değilim" dedim net bir şekilde. Başını salladı eli elimdeydi ama yüzünü öne dönmüştü.
" Merak etme Kaan çok güçlü iyi olacaktır" dedi. Başımı salladım çünkü bende kaanın güçlü olduğunu beni bırakmayacağını biliyordum. Koridorun başında gelen polislerle pusat ayağa kalktı. Muhtemelen hastaneye gelmeme sebepleri polislerdi.
"Geçmiş olsun. saldırının kim tarafından yapılmış olabileceğine dair bir bilginiz var mı?”
Pusat’ın omuzları gerildi. Gözlerini yere indirip kısa bir nefes aldı.
“Bilmiyorum” dedi.
“Kimseyle husumeti yoktu. Düğün kalabalıktı. Herkes vardı.” yalan söylüyordu peki neden.
Neden Erdaldan korkuyorlardı.
Polis bakışlarını Alp’e, sonra Bora’ya çevirdi. Herkes aynı cümleyi tekrarladı.
“Bilmiyoruz”
“Görmedik”
“Fark etmedik ”
Sessizlik artık koruyan değil boğan bir şeye dönüşmüştü. Kaan o odada yaşamla savaş verirken, biz burada gerçeği saklayarak neyi koruyorduk Kimi?
Ayağa kalktığımı fark etmedim bile.
"Yalan söylüyorlar Erdal yaptı " Koridordaki herkes bana döndü. Polisler, Pusat, Alp, bora,Kardelen....
Pusat başını sertçe bana çevirdi. Gözleriyle “sus” diyordu. Ama ben artık susamazdım.
“Bunu Erdal yaptı” dedim bu sefer daha net, daha yüksek.“Başka kimse değil"
" Hanımefendi eminsiniz değil mi? Gördünüz "
" Görmedim ama eminim bunu ondan başka kimse yapamaz " yanda ki polis her kelimemi not ediyordu.
Pusat yanıma gelip kolumdan tuttu.
“Sedef” dedi alçak bir sesle“şu an zamanı değil.”
Kolumu yavaşça çektim.
" Tamda zamanı kimden korkuyorsunuz ya" sesim koridorda yankılanıyorkın polislerin gözü bizdeydi.
"Soyadı ne?" Bilemediğim için pusata baktım
" Yalçın. Erdal Yalçın " söylerken hiçte istekli değildi.
" Teşekkür ederiz biz gereken işlemleri yapacağız" yanımızdan ayrıldığında pusat sertçe kolumu tuttu
" Sen naptın "
" Senin yapamadığını yaptım. Kaan içerde canıyla cebelleşirken siz napıyorsunuz ya " teker teker yüzlerine baktığımda sadece bana gururla bakan Kardelen vardı. Pusat kolumu bırakarak gözden kayboldu. Diğerleri normalmiş gibi devam ettiler.
🩹
8 saat sonra
Kaanı normal odaya aldıklarından beri camın başından ayrılmıyordum. Kaç saattir başındayım ama tek bir hareket bile etmemişti. Üzerimdeki elbise artık beni boğmaya başlamıştı üzerimdeki elbise kırmızıydı bu kırmızılığın yanına birde kaanın kanı bulaşmıştı.
"Uyan artık" dedim bu sefer sesli.Camın arkasında yatıyordu. Göğsü düzenli ama zorlanarak inip kalkıyordu
O güçlü, dik duran, her şeyin üstesinden gelen adam şimdi hareketsizdi. Ama hâlâ çok yakışıklıydı bide çıplak göğsünde ki o kasları. İnsan sevdiğini ölümle yaşam arasında asılıyken bile böyle hissedebilir miydi bilmiyordum ama ben ediyordum çünkü Kaan benim için sadece korkunun adı değil aynı zamanda kalbimin en zayıf yeriydi.
Kaan Karasu seni içimde hissetmek verdiğin zevkle seni doyasıyla yaşamak istiyorum. Doktoru gördüğümde yanına gittim
"Doktor bey ben içeri girmek istiyorum" saatine baktı
“Henüz tam olarak uyanmadı” dedi sakin ama net bir sesle. “Ama birkaç dakikalığına sessiz kalmak şartıyla girebilirsiniz.”
Kalbim göğsümden çıkacak gibiydi. Başımı salladım. Konuşmaya cesaretim yoktu zaten. Kapı açıldığında içeri ilk adımı atarken bacaklarım titredi.
Yanına yaklaştım düzenli bir şekilde nefes alıyordu her şey çok normaldi. Başındaki koltuğa oturdum elim eliyle buluştuğunda sıcaktı çok sıcaktı.
"Canım" yüzüne bakıp gülümsedim. Alp, kardeleni eve götürmuştu. Pusat zaten sinirlenip gitmişti. Mert ve bora da biraz hava almak için dışarı çıkmışlardı. İçeride kaanla baş başa kaldım
"Kaan bak geldim" beni duyuyordu emindim. "Ben seni çok seviyorum Kaan" gözündeki yaş elime düştü ardından ikimizin elinin arasında kayboldu.
"Seni çok özledim, uyan artık yeter" tepki yoktu
"Hadi aşkım daha tuzlu kahvemi içiceksin" defalarca tuzlu kahvemden içmişti. En sonuncusunu tabi ki büyük bir zevkle içmişti.
"Beni bırakma " elini daha da sıktım. Başımı göğsüne koydum kalbi o kadar hızlı atıyordu ki beni hissediyordu.
“Kaan” dedim kendi kendime ama sesim gözyaşlarımla titriyordu. “Sana ne kadar bağlı olduğumu, seni ne kadar çok sevdiğimi bir kelimeyle anlatamam..... Ama bil ki, sen benim her şeyimsin. Kalbim, nefesim, her düşüncem, her hayalim artık seninle dolu”
Gözlerim kapandı zihnimde onu hissettim. O an içimde büyüyen his, korku ve aşkın bir karışımıydı
Başımı daha sıkı bastırdım dudaklarım sessiz bir fısıltıyla kalbine değdi. “Biliyorum uyanamıyorsun ama hisset lütfen hisset Seni sevmek, sana dokunmak, seninle olmak... Bütün bunlar için buradayım. Ve buradayım sen uyanana kadar seni bırakmayacağım. Söz veriyorum”Her nefes alışımda kalbim Kaan’la birlikte atıyordu sanki her kalp atışı bana onun hâlâ burada olduğunu hatırlatıyordu
Gözlerimi kapattım ve tüm dünyayı susturdum. Sadece sen vardın Kaan… sadece sen. Senin nefesin benim nefesim oldu kalbin benim kalbim.
"Biliyor musun?
Benim küçükken hiç arkadaşım yoktu bende kendi kendime bahçede saklambaç oynuyorum ama bildiğin hani kimse yok ve ben deli gibi bağırıp gülüyordum. Sonra bahçenin önünden Alp ve pusat geçti " durup gülümsedim
"Onlar benimle orda dalga geçtiler çok güldüler tabi bende oturup ağladım. Sonra bizim ayılar insafa gelip yanıma oturdular. Pusat saçımdan okşuyordu ama bir yandan da bana çok öfkeli ve hiç sevmezdi. Alp ondan daha yumuşaktı kulağıma eğilip ' ağlama kalk beraber oynayalım' dedi. Bunu duyan küçük sedef mutlulukla ayağa kalktı " durup derin nefes aldım.
"Sonra üçümüzde oturup oynadık bu sefer gerçekten gülüp eğlendiğim arkadaşlarım olmuştu. Oyunumuz biter bitmezde gittiler sonra zaten hiç görmedim"
Başımı göğsüne tekrar koyum ardından başımı hafif kaldırıp çenesinden öptüm.
" Eskiden sevmediğin sedef şuan yanında ve artık senin de sevdiğin şekilde " şuan gözüme o kadar tatlı geliyordu ki. Bütün sertliği ciddi oluşu gitmişti sanki şuan karşımda küçük Kaan vardı.
" Hep bana derdin inatçı diye asıl sensin inatçı bir türlü uyanamadın" başımı göğsünden kaldırdım. Derin nefes verdim.
" Kaan uyan erdal beni öldürücek" gözüne baktım tek bir kıpırtı yoktu
" Kaan vuruldum " tekrar bir karşılık alamayınca pes ettim
" Napıyorum ben ya. Kaan uyan artık nolur" elini hiç bırakmadım bırakmaya da niyetim yoktu. Eğilip tekrar dudaklarından öptüm ama bu sefer karşılık veren bir Kaan yoktu. Ama her türlü zevk veren Kaan vardı. Tutkuyla öpüyordum çünkü ona ihtiyacım var. Serçe öptüğümu hissettiğimde yavaş yavaş ayrıldım dudaklarından.
"Ben artık tamamen seninim. Seni istiyorum ve bekliyorum" dedim kulağına fısıldayarak.
Kaan'ın gözünde kıpırtı gördüm heyecandan ne yapacağımı bilemedim.
"Kaan" gözlerini artık tamamen açmıştı. Etrafı inceliyor nerde olduğunu anlamaya çalışıyordu. Gözü beni bulunca garip garip baktı.
"Uyandın" mutluluk göz yaşlarım yanağımdan akıp giderken sadece gözlerine kilitledim.
“Ben buradayım” dedim fısıltıyla. “Hep buradayım.” tepki vermiyordu öylece izliyordu
“Kaan?” dedim sesim umutla kırıldı.
Kaşları hafifçe çatıldı. Dudakları aralandı. Sesi kısık yorgun ama netti.
“Sen”
Kısa bir durakladı “Sen kimsin?” nefes almayı unuttum. Bu sefer karşısında donup kalan bendim.
~Sizce Kaan hatırlayacak mı?
Bölüm etkileşimi
