34. bölüm · Yara
26
O gün orda bitmişti. Eve gittiğimde seren ders çalışıyordu yanına sessizce oturdum
"Kolay gelsin " yüzünde sivilce çıkmıştı. Defteri kapattı kafasını göğsume yasladı.
"Abla "
"Canım "
"Normalde şimdi evde sesin olması lazımdı her taraf çok sessiz . Yade bizi neden bıraktı" Elimi saçlarında gezdirdim bir an ne diyeceğimi bilemedim.
“Bırakmadı” dedim sakin ama net bir sesle. “Bazı gidişler bırakmak değildir”
Başını hafifçe kaldırdı gözleri doluydu ama ağlamıyordu.“Ben alışamıyorum abla” dedi. “Kapıyı açacakmış gibi geliyor. Birazdan gülecek bir şey anlatacak”
Yutkundum. Göğsümün tam ortasında bir ağrı vardı sanki konuşursam dağılacaktım. Onu biraz daha kendime çektim.
“Ben de alışamıyorum” dedim dürüstçe. “Ama alışmak zorunda olduğumuz günler oluyor. Alışmak değil belki.. dayanmak.”
Sessizlik aramıza yeniden çöktü. Seren'in dediği gibi evde büyük bir sessizlik vardı. Yade meğerse evin neşesiymiş şimdi ise kara toprağın esiriydi.
Seren parmaklarımla oynadı, çocukluğundan kalma bir alışkanlık.
“Ben onu rüyamda bile sesini duyamıyorum"
Konuyu değiştirmek için yerimden doğruldum. Hareket etmemle başını kaldırdı
" Bugünlük bu kadar hüzün yeter. Anlat bakalım okul nasıl gidiyor "
" Bu hafta vizelerim başlıyor ama ben hiçbir şey bilmiyorum" dedi çaresilikle " çalışıyorum ama aklımda kalmıyor "
" Bilmiyorum güzelim ama senin odaklanman lazım "
" Abla bu konuları kapatalım ya moralim bozuluyor. "
" Tamam ne konuşmak istiyorsun"
Seren bir süre sustu. Sonra kendi kendine gülmeye başladı
" Şeyy kaan abiyle aranız nasıl " cümlesini bitirir bitirmez yanımdan kaçtı.
" Gel kız buraya " koltuğun en ucuna gitmiş oturuyordu.
" Hadi abla ya anlat biraz nasıl aranız "
Aramız nasıl biliyormusun serenciğim birbirimizden kaçıyoruz
" Tamam gel yanıma karışmayacağım" korka korka yanıma geldi. Tekrar kollarımın arasına aldım saçlarını arasına öpücük kondurdum.
Elimde tek kardeşim seren kalmıştı.
Pusatı henüz anlatmamıştım serene nasıl anlatılırdı ki yıllar sonra kolay mı bir abim var demek.
" Seren'im"
" Ablam " elim saçlarında kaldı. Eski günlerdeki gibi seren kollarımdaydü.
"Bunu öğreneli çok uzun olmadı. Sana söyleyemedim çünkü bu nasıl söylenir bilemedim"
Başını kaldırdı dikkati bozulmuştu. Merakla ne diyeceğimi bekliyordu
"Pusat " yerinden doğruldu
"Nolmuş pusat abiye " ayaklarımı topladım. Ellerinden sıkıca tuttum
"Pusat bizim öz abimiz" kaşlarını çattı. Şok olmuştu söylediklerimi kavramaya çalışıyordu.
Bir süre sessiz oldu anın şokunu yaşıyordu
"Ne demek abimiz" dedi sonunda
"Bende yeni öğrendim" elimi bırakıp önüne döndü hâlâ şok içindeydi . Anlıyordum onu sonuçta inanılmaz birşey bu yıllar.
"Bu nasıl oluyor "
"Şöyle ki babamız annemden önce bir kadınla tanışıyor birbirlerini seviyorlar ama babam annemle tanıştığı zaman kadından ayrılıyor. Ayrıldığı zamanda kadın hamile olduğunu öğreniyor babama söylediği zaman kabul etmiyor inanmak istemiyor. Pusatı terk etmiş babasız büyümüş pusat. "
Anlatılanları dinlerken gözlerini bir noktaya sabitlemişti sanki kafasının içinde parçalar yerli yerine oturuyormuş gibi.
"Babam neden kabul etmemiş " kendi kendini konuşuyordu " babasız büyümek onun hakki değildi"
"O nasıl bizim abimiz ben neden en son öğreniyordum"
Seren kendi kendine cümleler kuruyor cevaplarını arıyordu.
Tam o sırada kapı çaldı. Yerimden kalktım kapıya doğru gittim önce tereddüt ettim açıp açmamakta ama kapı deliğinden bakınca hemen açtım.
"Hoşgeldin" pusat karşımda ellerinde poşetlerle gelmişti. Yüzü kocaman gülüyordu
Zamanlaması çok iyidi seren gördüğünde ne tepki vericek merakla bekliyorum
"Hoşbuldum da elimdeki poşetleri almazsan kolum kopacak " poşetleri aldım . Kolları rahatlamış gibi sağa sola sallıyordu.
"Sen içeri geç ben bunları mutfağa götüreyim" ayakkabılarını çıkardı
" Ben bir tuvalete gitsem iyi olur "
" Şu tafta solda " elimdeki poşetleri mutfağa götürüp salona geçtim pusat hâlâ gelmemişti.
"Kimdi abla o "
"Benim" dedi pusat salona giriş yaparken. Seren ayağa kalktı şok içinde sadece pusatın gözlerine bakıyordu.
"Ne o kız hortlak görmüş gibi " pusat espiri yapıp kendi kendine gülüyordu.
Seren'in boğazı düğümlenmişti. Bir adım attı sonra durdu. Gözlerini Pusat’tan ayıramıyordu.
“Abi" dedi çok kısık bir sesle. Pusat'ın gülüşü söndü bana baktı başımı salladım.Pusat bir adım yaklaştı mesafeyi zorlamadı.
Seren, pusata sıkıca sarıldı sanki önceden pusatı biliyormuşta uzun zaman görüşmüyormus gibi
“Abi” dedi bu seren daha net “Geç kaldım ama hoş geldin” pusat gülümsedi
" Hoşbuldum küçük "
Mutlulukla onları seyrediyordum pusat eliyle gelmemi işaret etti. Yanlarına gittim. Pusat kolunu omzuma attı, Seren hâlâ bırakmamıştı pusatı. Uzun zaman ilk defa kendimi bu kadar mutlu hissettim.
🩹
Pusat ve Seren koltukta beraber film izliyorlardı bende kendi köşeme ayrılmış kahve içiyordum. Telefonuma gelen bildirimle kahvemi masaya indirdim. Mesaj kaandan gelmişti
Napiyorsun
İyim oturuyoruz,sen
Musaitsen görüşmemiz lazım
Müsait
Aşağı in bekliyordum seni
Mesajını beğenip telefonu kapattım . Aşağıda bekliyorsa neden benden müsait olup olmamaı sorguladı.
Kahvemi mutfağa götürdüm pusat ve serenin gülüşme sesleri geliyordu. Ne kadar çabuk birbirlerine alıştılar onları kapıda izlemek çok hoştu.
"Benim dışarıda işim var siz eğlencenize bakın "
"Bir dakika bir dakika ne işin varmış "
"Bana şuan abilik taslama hiç çekemem" dedim "aşağıda Kaan var beni bekliyor çıkıyorum ben hemen dönerim " pusat kaşlarını kaldırıp baktı imayla kasngoz işareti yapıyordu.
"Kaan. Abi seni . Dışarıda. Bekliyor " seren kelimelerini tek tek söylüyordu. Bu halleri i hiç çekemeyip çıktım. Merdivenlerden inerken üst komşunun oğlu karşıma çıktı sarhoştu galiba.
Merdivenden geçince bana çarptı
"Kardeşim dikkat etsene " aniden bana döndü korkmadım.
"Ne diyon abla " tahmin ettiğim gibi sarhoştu. Daha fazla muhattap olmak istemediğim için yanından sıyrılıp gidicektim fakat kolumdan tutarak beni kendine çevirdi
"Bıraksana kardeşim bak çok kötü şeyler olur " üstu başı leş gibi kokuyordu
“Ne bu tantana ya” diye güldü alaycı bir sesle.
Elini biraz daha bastırdı.
Tam ağzımı açacaktım ki merdiven boşluğunda sert bir ses yankılandı.
“Elini çek” bu ses tanıdıktı evet kaandı.
Kaan merdivenin başındaydı. Yüzü sakin ama gözleri hiç sakin değildi.
" Çek elini " dedi tekrar ellerini cebinde gayet sakindi.
"Çekmezsem nolur " kasıklarına doğru bir tekme attım. Acıyla kolumu bırakıp acıyla kıvrandı. Yanından sıyrılarak kaanın yanına gittim.
Elimden tutup apartmandan çıktık. Arabaya doğru giderken hâlâ elimi tutuyordu arabaya vardığımızda kapıyı açtı . Bindim.
Ardımdan oda bindi ve gideceğimiz yere arabayı sürmeye başladı bakışları sertti rağmen yola odaklanmıştı. Önüme döndüm Sokak lambaları camdan içeri girip yüzünü parça parça aydınlatıyordu.
“İyi misin” dedi sonunda gözlerini yoldan ayırmadan.
“İyiyim” dedim. Sesim sandığımdan daha sakindi.
Sonra dudaklarının kenarı hafifçe kıpırdadı.
“Tekme işini iyi biliyorsun bu arada” dedi.
İstemeden güldüm.
“Bedava kurs” dedim. “Hayat veriyor”
Gideceğimiz yere vardığımızda arabayı park etti. Deniz kenarıydı
Gece serindi ama ferahlatıcıydı. İndik. Bir süre yan yana yürüdük. Ay ışığı suya vuruyordu
“Niye çağırdın beni” diye sordum sonunda. Konuşmadı bir süre daha yürüdük.
"Sadece seninle olmak istedim" neydi bu aşk itirafı falan mı?
Devam ettik yürümeye
"Yani "dedim soğuk havayla başa çıkmaya çalışarak
"Beni yanlış anlama sende yoruldun biraz rahatla istedim"
"Yanlış anladım bile I'm sorry "Kısa bir kahkaha attı. Üşüdüğümü görünce ceketini üstüme attı. İtiraz etmedim çünkü rüzgar çok sert ediyordu
"Kafam çok dolu" dedim aniden
"Belki" dedi "o yüzden çağırdım zaten konuşmasanda olur " durdum yerde kumun üzerine oturdum. Usulce yanıma oturdu
“Seren iyi mi” diye sordu.
“İyi,” dedim gülümseyerek. “Pusat’la film izliyor" hayat çok garip öyle bir gün gelir ki tanımadığın insanlar senin herşeyin olurdu.
Kaan sessizliğimi bozmadı. Deniz kıyısında otururken bazen susmak konuşmaktan daha güvenli geliyordu insana
“Üşüyor musun” diye sordu bir süre sonra.
“Biraz” dedim . “Ama iyi geliyor”
Başını hafifçe bana çevirdi.
“İyi gelmeyen ne varsa üst üste geliyor sana farkındayım” dedi.
“Farkındaysan neden soruyorsun” dedim istemeden.
“Çünkü herkes güçlü olduğunu sanıyor” dedi sakin bir sesle. “Ama ben yorulduğunu görüyorum” sustum konuşamadım elimi kuma koydugumda istemeden Ekim kaanın eline çarpmıştı çekmedim elimi aksine daha da tuttum. Bakışları bana kaydı ama bakmadım eğer bakarsam gözlerine yenilirdim.
Elimi çekmediğimi fark edince nefesi çok hafif değişti ama hiçbir şey söylemedi.
Sanki o da o anın bozulmasını istemiyordu.
“Bakmıyorsun” dedi sessizce.
“Bakarsam konuşmak zorunda kalırım” dedim.
“Konuşmak bu kadar mı zor”
“Bazen susmak daha güvenli”
Bir süre denizi dinledik.
Dalgalar aynı yere vurup geri çekiliyordu tıpkı içimdeki düşünceler gibi.
Bir süre hiçbir şey söylemedi. Ben de konuşmadım.
Sessizlik bu kez kaçılacak bir yer değil durulacak bir yerdi. Bir taş alıp denize attı. Taş suya değdiğinde kısa bir ses çıkardı sonra her şey yine sakinleşti. Hayat da bazen böyleydi bir anlık temas ardından sessizlik.
"Üşüyormusun?" Dedi bana dönerek göz göze geldik. Gözlerine baktığımda yutkunmama sebep oldu
"Hıhı" nazikçe elimden tutarak beni kaldırdı. Elini geri çekti elimi cebime attım kağıt vardı ama çıkarma gereği duymadım.
Arabaya bindiğimizde geride bıraktığımız soğuk bir rüzgar vardı.
Yolun sonunda kaanla birlikte zorlu rüzgarları daha aşacaktık ama bu rüzgar en güçlüleri olucaktı.....
Arabanın içi çok sıcaktı
Çalıştırmadı kafasını geriye yaslayarak gözlerini kapattı. Bir süre onu izledim
Yüzü gündüz gördüğüm halinden daha farklıydı. Daha yorgun ama daha gerçek. Sert duruşunun altında çizgiler vardı alnındaki o hafif kırışıklık hep düşünüyormuş gibi duran kaşları. Gözleri kapalıyken bile kolay biri olmadığı belliydi.
Yüzümu cama çevirdim sanki dışarıda fırtınalar kopuyordu da içinden kurtulan tek bizdik.
“Bakıyordun” dedi. Başımı ona doğru çevirdim bu adam beni nasıl görüyordu.
"Dalmışım" gülümsedi ilk defa bu kadar büyük gülümsemisti. Resmen otuz iki dişini görmüştüm.
Gözlerini açtı çaresizdi ama güçlüydü. Sandığımdan daha güçlü
"Senin soyismin ne senin " sorduğum soru hiçte anında değildi saçma sapan sorular soruyordum bazen.
"KAAN KARASU"
Karasu gayet güzel bir soyisimdi. Sedef Karasu. Ne diyorum ben ya
"Güzelmiş"
"Saol Soykan" gülümsedim . Arabayı çalıştırdı.
Bu gecenin bir şeyi değiştirdiğini hissediyordum ama ne olduğunu henüz bilmiyordum.
Sadece şunu biliyordum Kaan’la aramızda artık görmezden gelinemeyecek bir şey vardı.
Ve bu his kaçsam da benimle gelecekti.
Adını koymaya cesaret edemediğim bu şey sessizce yerleşmişti içime.
Ne bir sözle başlamıştı ne de bir bakışla daha çok suskunlukların arasında büyümüştü.
Onu yok saymak kolaydı belki ama inkar etmek artık mümkün değildi.
Bazı duygular vardır konuşulmaz yaşanır…
Ve ben o gece farkında olmadan tam da onun içine yürümüştüm.
