SINIRIN KANUNU kitap kapağı

9. bölüm / 38

SINIRIN KANUNU

BÖLÜM 9 /"CANDAN İLERİ"

Vaveyla Yazarı: Serra Nur Ü.

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 38Şu an: BÖLÜM 9 /"CANDAN İLERİ"
  1. 1 BÖLÜM 1/ "BİR AVUKAT VE YÜZBAŞI"1.319 kelime
  2. 2 BÖLÜM 2 / "RUHU TOPRAK ALTINDA KALANLAR"1.609 kelime
  3. 3 BÖLÜM 3 / "GARDINI İNDİR ARTIK"1.913 kelime
  4. 4 BÖLÜM 4/ "BOŞ KUTU"1.409 kelime
  5. 5 BÖLÜM 5/ "ANNE YARASI KAÇ DİRHEM?"1.311 kelime
  6. 6 BÖLÜM 6/ "MECBURİYET"3.189 kelime
  7. 7 BÖLÜM 7/ "ERİMEYE BAŞLAYAN BUZLAR"1.434 kelime
  8. 8 BÖLÜM 8/ "İÇ SESİNİ DİNLEMEK"1.582 kelime
  9. 9 BÖLÜM 9 /"CANDAN İLERİ"1.951 kelime · Okuduğun bölüm
  10. 10 BÖLÜM 10/ "SEV"1.711 kelime
  11. 11 BÖLÜM 11 / "DENEMEK"1.343 kelime
  12. 12 BÖLÜM 12/ "SARILSANA BANA"3.044 kelime
  13. 13 BÖLÜM 13/ "YANALIM"2.292 kelime
  14. 14 BÖLÜM 14/ "ANKA KUŞU DÖVMESİ VE İFTİRALAR"3.526 kelime
  15. 15 BÖLÜM 15/ "TENİM TENİNE VURGUN"1.541 kelime
  16. 16 BÖLÜM 16/ "GERÇEKLEŞEN DİLEKLER"2.023 kelime
  17. 17 BÖLÜM 17/ "SEVİLMEDİĞİN KADAR ÇOK SEV"1.767 kelime
  18. 18 BÖLÜM 18/ "İLK AİLE FOTOĞRAFI"1.732 kelime
  19. 19 BÖLÜM 19/ "ANNE"2.609 kelime
  20. 20 BÖLÜM 20/ "KAYBOLAN RENKLER"1.722 kelime
  21. 21 BÖLÜM 21/ "DEĞİŞEN ÇERÇEVELER, DEĞİŞEN HAYATLAR"1.783 kelime
  22. 22 BÖLÜM 22/ "BABAYA AŞIK BİR ÇOCUK"1.873 kelime
  23. 23 BÖLÜM 23/ "EVLİLİĞİ SİMGELEYEN HALKA"2.889 kelime
  24. 24 BÖLÜM 24 / "AYICIK FİGÜRLÜ PEMBE LASTİK TOKA"1.867 kelime
  25. 25 BÖLÜM 25 / "AĞIR GELEN GERÇEKLER"3.395 kelime
  26. 26 BÖLÜM 26 / "EN GÜVENDİĞİNLE SINANMAK"3.320 kelime
  27. 27 BÖLÜM 27 / "PLAKA"2.628 kelime
  28. 28 BÖLÜM 28 / "EN UZUN AYRILIK"3.550 kelime
  29. 29 BÖLÜM 29 / "ÖZLEM GİDERMEK"3.448 kelime
  30. 30 BÖLÜM 30/ "ALT EDİLEMEYEN YARA"2.462 kelime
  31. 31 BÖLÜM 31 / "URFA"3.829 kelime
  32. 32 BÖLÜM 32 / "SENELER ÖNCEKİ BORDO ABİYELİ KADIN"2.719 kelime
  33. 33 BÖLÜM 33 / "E.A. GÜNÖZ"4.585 kelime
  34. 34 BÖLÜM 34 / "ANNE, BEN ANNE OLDUM!"3.135 kelime
  35. 35 BÖLÜM 35 / "ZAFERİN FOTOĞRAFI!"3.815 kelime
  36. 36 BÖLÜM 36 / "BÜLBÜL NE ÖTERSİN YOKSA EVİN Mİ YOKTUR?"2.875 kelime
  37. 37 BÖLÜM 37 / "BAZI HÜNERLER GÖSTERİLMELİ, BAZI ALYANSLAR TAKILMALI"6.148 kelime
  38. 38 BÖLÜM 38 / "YANACAK CANIM KALMADI / GÖRSEL HAFIZAYI TAZELEMEK"4.162 kelime

Merhabalaaaaaaaar!

Çok güzel bir bölümle geldimmm!

Umarım severek okursunuzzz!

İyi Okumalarr!

"İnsan birine alışınca, onun yokluğu sadece bir boşluk değil, bir eksiklik oluyor."
-Cemal Süreya-

SARP’tan..

“Komutanım, ne zaman dalacağız itlerin inine?” Diye sordu Alaz telsizden.

Sabaha karşı evimize, dağa gelmiştik. Askeriyeden ayrılalı 2 gün olmuştu.Diğer tim de diğer grubu bulmuş onlarla uğraşıyorlardı.

Burası nice kanların döküldüğü, Mehmetçiklerin öldüğü, al yıldızlı bayrağımızın dikildiği, nice kadının evlatsız, eşsiz ve nice evladın babasız kaldığı yerdi. Burası vatandı, ataydı, yataktı.

Kısa bir süre önce Vedat Gökbey’in nakliyat şirketinin nakliye araçlarının nereye gönderildiğini öğrenmiştik. Şerefsiz eskiden bu vatanın askeriydi. Benim üssümdü. Şimdi bu vatanı yok etmek isteyenlere yardım edip, silah ve çeşit çeşit mühimmat taşıyordu.

Şimdi ise o köpeklerden bir grubunun olduğu yeri bulmuştuk.

“Bekle, aslanım az kaldı.” Dedim Alaz’a sakince.

“Hepsinin ciğerlerini sökmek istiyorum!” Diyerek sessizliği bozdu Ilgın.

“Bende bunlardan sonra bazılarınınkini sökmek istiyorum.” Diye yükselerek araya girdi Nehir.

“Kız sana ne oldu?” Diye sordu İlhan.

“Bir şey yok!” Diye çıkıştı.

“Bir susun! Hareketlilik var.” Diyerek susturdum. Herkes pürdikkat baktı önlerine.

“Alaz,Nehir ve Aydın arka taraftan dolanın yayılın oraya.” Hep bir ağızdan “Emredersiniz komutanım!” Diye bağırıp yerlerine dağılmaya başladılar.Diğerlerine döndüm.

“İlhan, sen çatıya çıkıyorsun. Barlas ve Ilgın sizde benim yanımda kalıyorsunuz.”

“Emredersiniz komutanım.”

Herkes yerlerine geçtiğinde telsizi elime aldım ve tuşa basarak konuşmaya başladım. “Kurt! Ölmek yok, yaralanmak yok! Herkes sağ salim evine dönecek! Grubun başını öldürmeyin sorgulayacağız! Boş atış yapmak hiç yok! Boşa atanı vururum. Her atışa 1 leş! Anlaşıldı mı?”

“Anlaşıldı!”

“Allah yardımcımız olsun!”

Cümlemi bitirir bitirmez ateşler,mermiler bu vatanı kurtarmak için havada uçuştu.

“Kurt 7!”

“Emredin komutanım!” Diye cevap verdi İlhan.

“İçeri giriyoruz, çevreye dikkat et.”

“Emredersiniz komutanım.”

İçeri girdiğimizde her yer leş gibi kokuyordu. Pislikten geçilmiyordu. Tim tüm itleri öldürmüştü. Ele başları hariç.

Biraz daha ilerlediğimde ele başlarını gördüm. Alaz ve Aydın başından tutup oturtmuşlardı.
“Otursana kafasını siktiğim!” Diye bağırdı Aydın.

“Ne oldu Azad? Beni bulamazlar diyordun orada burada bulamam mı zannettin?” Dedim.

“Kaya! Nasılsın?” Dedi pişkinlikle. Devam etti. “Karın nasıl?”

Bakın ben sabırlı bir adamdım. Her şeye karşı sakin kalmaya çalışır çözüm yolu arardım.

Her şeye karşı.
Ailem ve sevdiklerim hariç.

Aniden ileri atılıp yumruklarımı yüzüne patlatmam bir oldu.

“Senin belanı sikerim! Sanane lan benim karımdan? Sanane pezevenk!”

Elim kan içinde kalmıştı ama umursamıyordum. Barlas ve Ilgın kolumdan çekmeye uzaklaştırmaya çalışıyorlardı. Ama duymuyordum sadece küfredip yumruk atıyordum.
Ta ki onun adını duyana kadar.

“Komutanım sizi Didem’e sağ salim götürmem lazım!” Diyen Ilgın’a iti bir çuval gibi yere atıp döndüm.

“Ne?”

“Komutanım, size söylemeyecektim ama başka türlü durmayacaktınız.” Dedi çaresizce.

“Ne diyorsun Ilgın anlamıyorum?” Dedim nefes nefese. Barlas ve diğerlerine döndüm. “Merkeze haber verin. Dönüyoruz bu iti de alıp.” Dedim ve evden çıktım. Ilgın’da yanıma geldi.

“Şu olayın aslını anlat doğru düzgün.”

“Siz Mustafa komutanımın odasındayken Didem yanıma geldi.” Dedi derin nefes alarak ve devam etti. “Ona dikkat edin olur mu? Fevri davrandırtmayın ne bileyim işte sen anladın bence. Benim sana bunu söylediğimi söyleme ama dedi.”

Derin bir nefes aldım. Eflal… varlığına o kadar çabuk alışmıştım ki günlerdir yerimi yadırgamış gibi hissediyordum. Her şeye odaklanan ben odaklanamıyordum. Didişmek istiyordum. Gözleri gözümün önüne geliyordu. Yine geldi.

Gözleri.
Ceylan gibi bakan simsiyah gözleri….
Gözlerimi kapattım. Güldüm. Ciddiyetimi bozmadan ona döndüm.

“Toparlanın dönüyoruz.” Dedim sadece.

…

Askeriyeye gelir gelmez Mustafa Albay’a gerekli bilgileri vermiş, hemen eve dönmüştüm. Eve geldiğimde Didem’i bulamamıştım. Duşa girmiş bir şeyler giymiş evden çıkmıştım. Arabayı ofisin önüne park ettiğimde direksiyonla bakıştım.

Niye gelmiştim ki?
Bekleyemez miydim?
Bekleyemezdim.

Sarılmış yasemin kokusunu içime çekmiştim bir kere.
Söz vermiştim ona ona dönecektim. Dönmüştüm işte.

Telefonumu ve silahımı alarak arabadan indim. Anahtarla kilitledikten sonra ofis binasının kapısından girdim.

Eflal’in ofisi apartmanın bir dairesiydi. Birkaç tane başka branşlara ait daireler, içlerinde aile oturan daireler de vardı.
Binaya girer girmez tabelalara baktığımda Eflal’in ismini bulmam çok zor olmadı.

UMUT HUKUK
Av. Didem Eflal KARAÇAY
2.Kat

2. Kata çıkıp kapıya vurdum. “Geliyorum!” Diye bir ses gelince güldüm.

Kapı kısa süre içinde açıldı. Önce kim olduğumu anlamadı ancak konuştum. “Kahve sözünüz vardı bir yüzbaşıya galiba avukat hanım?”

“Sarp!” Diye çığlık atmasıyla sarılması bir oldu. Onu ilk kez böyle görüyordum. Fırsattan istifade kollarımı beline sardım. Saçlarını öptüm ve derin bir nefes çektim yasemin çiçeği kokusundan.

“Gelmişsin.” Dedi kısık sesle.

“Geldim, birine söz vermiştim. Sözümü tuttum.”

“Tuttun.” Dedi başını göğsüme gömerek.

Kısa bir süre sonra ayrıldı ve boğazını temizledi. “Buyur geç.” Dedi kapının önünden çekilerek. İçeri geçtim.

DİDEM’den…

Yaklaşık 4-5 günden beri evde değil de kendi ofisimde kalıyordum. Eve yalnızca giyinmek, duş almak için gidip geri ofise dönüyor, dosyalarıma çalışıyordum.

Zilin çalmasıyla yerimden kalktığımda Sarp’ı kapıda görmüştüm. Şimdi içeride oturuyordu. Bende verdiğim sözü tutup kahve yapıyordum.

Bir şeyi farkediyordum. Sarp’a o kadar alışmıştım ki eve tek giremiyordum. Şimdi bile ne yaptığımı anlamayıp sarılmıştım. Deniz kokusunu aldığımda kalbimin hızlandığını hissetmiş buna anlam verememiştim.

Kupaları elime alıp odaya geçtim. Ofisim çok büyük değildi. Öncesinde normal bir daire olduğu için 2 Odası 1 salonu ve mutfağı,banyosu vardı. Ama seviyordum. 1 odası dosyaları muhafaza ettiğim bekleme salonu gibi yaptığım bir oda, diğeri ise bazen ofiste sabahlayacağım zamanlar için aldığım yatak ve komidinden oluşan bir odaydı. Genellikle krem rengi ağırlıklıydı.

Nesrin ile seçmiştim.
Aklıma gelen anıları başımı iki yana sallayarak yok ettim.

Çalışma masamın önündeki koltuğa otururken kupaları masaya bıraktım.

“Ne zaman geldin?” Diye sordum.

“2 saat önce.” Diye cevapladı kahvesinden içerek.

“Neden geldin ki dinlenseydin.”

“Evde duramadım.” Ona da mı aynısı olmuştu? Konuşmaya devam etti. “Sen neden uğramadın hiç eve? Her şey aynıydı.”

“Uğradım. Kıyafetlerimi değiştirmek ve duş almak için.”

“Yemek yemedin mi?” Diye sordu beni süzüp.

“Canım bir şey istemedi.”

“Tahmin ettim. Gelirken bir şeyler aldım beraber yiyelim diye.” Dedi ve yanında ki poşetten ayran ve sarılmış 3 dürüm çıkardı.

Muhtemelen ikisi kendineydi. Çünkü kalıplıydı ve bende 1 dürüm yiyebilecek durumdaydım şuan.
Ayranı çalkaladı, pipetini taktı ve dürümün de poşetini açıp önüme koydu. “Hepsi bitecek.” Dedi çocuk gibi.

Kendine de aynı şeyi yaptı. Ortaya da kocaman plastik kutuda biber turşusu çıkardı.

“Acı koydurdum ama senin için bir sıkıntı olur mu?”

“Bazen Hataylı olduğumu unutuyorsunuz yüzbaşım.” Dedim gülümseyerek.

Sarp’ın yanında hiç olmadığı kadar çok gülümsüyordum.
Yemeklerimizi yerken hiç konuşmadık. Bittiğinde Sarp konuşmaya başladı.

“Yarın sabah yakaladığımız grubun ele başını sorguya alacağım. Dava için gerekli olabilir.”

“Olur, gideriz.” Dedim.

“Birde yarın akşam Mustafa Albay’ın evinin bahçesinde yemek yiyeceğiz diğer tim ile birlikte. Gelmek istersen tabi.”

“Olur, bana da değişiklik olmuş olur hem sıkılmıştım.”

“Didem,” Dedi sıkıntıyla.

“Efendim.”

“Diğer tim Ateş’te var. Onlar bizim evliliğimizin nedenini bilmiyorlar. Rolümüzü iyi yapmalıyız.”

Rol.
Rol mü yapacaktık? Gerçeklerimi gösterecek ve izletecektik?

Başımı salladım sadece.

“Gidelim artık, işin yoksa çıkalım.” Dedi ayaklanarak. Çöpleri atmak için mutfağa geçtiğinde tuttuğum nefesimi verdim. Saçlarımı geriye attım. Kısa süre sonra ofisin kapısını kilitleyip çıktık.

…

Öğlene doğru askeriyeye gelmiştim. Şimdi ise sorgu odasının arkasındaki camekanlı alanda Sarp’ı izliyorduk. Sorguya çektikleri adam en alt ilk seviyedeki örgüt ele başıydı.

“Kimden emir alıyorsun?” Diye sordu Sarp. Korkutucu bir sakinlikle. Yanımda ki Barlas’ın sesini duydum.

“Adamı sikecek birazdan o yüzden sakin.” Dedi açıklamak ister gibi.

“Sizin gibilere örgütümü satar mıyım sanıyorsun yüzbaşı?” Diye sordu adam pişkince.

“Unutmuşum, sizde satmak ata sporu zaten değil mi?”

“Ne yapacaksınız bu vatanı kurtarıp?” Diye sordu adam utanmadan, çekinmeden. Onca şehidimizi düşünmeden.

“Senin gibi cibilliyetsiz pezevenkleri bu diyardan sileceğiz.”

Arkamdaki Uraz’ın sesini duydum. “Adam resmen ölüme gidiyor. Son demleri. Çok heyecanlı.”

“Keşke çekirdek alsaydık ya!” Dedi pişmanlıkla Aydın.

“Bizi silmeye çalışırken en yakınlarını kaybetme yüzbaşı. Karını mesela."

İşte buradan sonrası jet hızıydı. Sarp, yerinden kalktı adamın yakasını kavrayıp duvara yapıştırdı. Ben tam girmek için hamle yapacakken Barlas durdurdu. “Yenge, şu an olmaz.”

İlk yumruğu attı adama. “Lan! Ben sana demedim mi benim karımın adını ağzına almayacaksın diye!”

“Ne o korktun mu Kaya?” Dedi adam ağzı burnu kan içinde kalmış bir halde.

“Senin cibiliyetini, dilini sikerim orospu çocuğu!” Diye bağırdı Sarp. Daha hızlı yumruk atmaya,vurmaya başladı.

“Bir daha benim karımın adını değil, adının baş harfini bile ağzına alırsan öldürürüm seni!” Diye bağırdı kükrer gibi.

Bir hışımla Barlas ve Uraz’a döndüm. “Öldürecek!” Diye bağırdım. “Bir şey yapın öldürecek!”

Barlas’ta farketmiş olacak ki bir hışımla kapıyı açtı. Sarp’ı çekmeye, durdurmaya çalıştı. “Komutanım durun! Tamam!”

“Almayacaksın lan karımın adını ağzına!” Diye bağırıyordu hala.

Zar zor dışarı çıkarttıklarında adam kan içinde yerde baygın yatıyordu. Uraz adama bakıp konuştu. “Abartma lan sende kalk. Feriha gibi bayıldın.”

Sorgu odasından çıktığımızda kapıdaki askerlere döndü. “Şunu kaldırın buradan.” Dedi sadece.

Sarp’ı gördüm, kenarda oturuyor derin derin nefesler alarak sakinleşmeye çalışıyordu. Eli kan içindeydi. “Elin,” Dedim yanına oturarak. “Çok kanıyor.”

“Bir şey olmaz.”

“Ne demek bir şey olmaz Sarp! Haline bak! Her yerin kan olmuş kalk!” Dedim sesimi yükselterek. “Kalk, odana gidiyoruz, pansuman yapacağım.”

Kalkmayınca kolunu dürttüm. “Kalksana!” Diye bağırınca kalktı.

“Şuna bak adamın hırlaması bize karısına mırlıyor resmen.” Dedi biri.

Sarp’ı adeta sürükleyerek odaya götürdükten sonra yanına oturdum ve pamuğu elime alıp yarayı temizledim. “Canın acırsa söyle.” Dedim onun o gece bana pansuman yaparken söylediği gibi.

“Söylerim.” Dedi o benim aksime. Bu duraksamama neden oldu. Birkaç dakikalık duraksamanın ardından krem sürmeye başladım.

Saçlarımı bugün açık bıraktığım için önüme geliyordu. Bir elim kremli diğer elim de Sarp’ın elinin altında olduğu için düzeltemiyordum da.

Sarp, fark etmiş gibi saçlarımı geriye atıp kulağımın arkasına sıkıştırdı.
Pansumanı bitirdikten sonra bana döndü. “Teşekkür ederim.”
“Rica ederim.” Dedim gülümseyerek.

…

Akşamüstü Mustafa Albay’ın evinin bahçesine toplanmıştık. Diğer tim olan Ateş Timi de vardı. Sarp’ın eli belimdeydi.

Çok saçma bir şekilde bundan rahatsızlık duymuyordum. Ateş Timi’nin komutanı Metehan Yüzbaşı konuştu. “Yüzbaşım, vallahi sizden böyle ışık hızında bir evlilik beklemiyorduk.”

“Aşk, yüzbaşım.” Dedi Sarp. “Ne zaman geleceği, hangi kalbe vuracağı belli olmuyor.” Diyerek bana bakarak bitirdi cümlesini.

Beni kendine çekip sarıldı ve saçlarımı öptü. “Abartmasanız mı sayın eşim?” Diye mırıldandım kulağına.

“Severek evlenmedik mi karıcığım?” Diye sordu.

“Sarp!”

“Emret karıcığım.” Diye sordu pişkinlikle. Bazen bilerek beni kızdırıyordu.

Mustafa Albay’ın 2 kızı ve dünyalar tatlısı bir eşi vardı.
Nazenin abla, Verda ve Yelda.
İkisi de anneleri Nazenin Abla’ya benziyordu. Mustafa Albay daha esmerken Nazenin abla daha açık tenli ve kumraldı. Yalnızca gözlerini babalarından almışlardı. İkisi de kehribar gözlere sahipti.

“Abla!” Diye bağırdı Verda.

“Giymedim yahu! Benim bu yeni aldım!” Diye bağırdı Yelda’da.

“Giymişsin abla, aynı renk, aynı marka almış olamayız!”

Kavgalarının sebebi kot ceketti.

“Genelde kız kardeşler ablaların kıyafetlerini giyer. Sizin ki tam tersi mi?”

“Evet!” diye bağıran Verda’ydı.

“Hayır!” diye bağıran ise Yelda.

“Baba!” Diye bağırdı Verda.

Nazenin abla araya girdi. “Mustafa sakın savunma!” Deyince koskoca albay sustu.

“Ulan hanımcılık sen nelere kadirsin.” Diyen İlhan’dı.

Sarp’la aynı anda güldük. Ve bir süre gülüşlerimizde takılı kaldık.
Nazenin ablanın sesiyle bakışmamız bölündü.

“Hadi çay demledim çocuklar masayı toplayalım da çay içelim.” Demesiyle herkes ayağa kalktı ve masayı topladı. Tabi benim iş yapmama kimse izin vermedi. Her iş yapma girişimimde Nazenin abla, “Sen ilk kez geldin, otur bakayım.” Diyerek durdurdu.

Çay faslına geçtiğimizde Ateş Timi’nin en küçüğü Özgür konuştu.

“Sarp komutanım. Saz çalma konusunda methinizi çok duyduk. Sizin içinde sorun olmazsa dinlemek isteriz.” Dedi. Özgür cümlesini bitirir bitirmez bizim tim de alkış tuttu.

“Komutanım, oley! Komutanım oleeeeeey!” Diye.

Aile gibiler derken şaka yaptıklarını düşünmüştüm. Ama gerçekten aile gibilerdi. Sarp güldü ve başını salladı. İçeriden bir saz getirdiler. Bende Sarp’ın yanına oturdum. Masadaki herkes pür dikkat Sarp’a bakmaya başladı. Boğazını temizleyerek sazın tellerine vurmaya başladı.

“Bizim pencereler yele garşıdır
Muhabbet dediğin karşı karşıdır,”

Diye türküye başladığında tüm timin ağzından ıslık koptu.

“Girebilsen bu sinemde neler var
Gülüp oynadığım ele garşıdır
Karşıdır, ele karşıdır”

Bu kısmı 2 kez söyledikten sonra gözlerini gözlerime kenetleyerek söyledi devamını.

“Sabahın seheri günden ileri...
Ben kimi sevmişim senden ileri?”

Bazı anlar olurdu. Hayalken ya da yalanken bile gerçek olduğunu iliklerinize kadar hisseder ne yapmanız gerektiğini bilemezdiniz. Şu an o durumdaydım.

Beklemiyordum ama hissediyordum.

“Ziyaret olmuşsun kurban istersin
Kurban bulamadım candan ileri
İleri, candan ileri..”

Anlaşmalı diye başladığımız bu evlilik biz istesek de istemesek de gerçeğe dönüşmeye başlıyordu ve ikimizde bunu engelleyemiyor engellemek için de harekete geçmiyorduk…

Nasıl buldunuz bölümüüü?

Nehir'in tavırları sizce kime?

Bölümde en etkilendiğiniz sahne?

Bölümde en güldüğünüz sahne?

Yeni bölümde görüşmek üzereee!

Yorum ve oylarınızı eksik etmeyin!

Tiktok;Kaderinorduguaskwattpad

Kitaplarımın playlistlerine ulaşmak için profilimdeki linke tıklayabilirsiniz!

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

470okunma 20beğeni 0yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.

Kategoriler ve Temalar

Okumak istediğin dünyayı bul.

Kitap Kategorileri 36

Kitap Temaları 154

abiabilerabilerimabimin arkadaşıabiminarkadasiacıAileAile SırlarıajanAkademi / OkulaksiyonAnlaşmalı Evlilikanneanonimarkadaş grubuArkadaşlıkArkadaştan Aşkaaskeraskerîaskeri kurguaskerikurguaşiretAşkAşk/ Romantikaşk üçgeniAvukatayrılıkb×bbabaBerdelBilim KurgubilimkurguBiyografiblBüyübüyücücadıCinayetçocukluk arkadaşıÇocukluk AşkıDark RomancedarkromanceDistopyadoğaüstüdoktorDostluk#DramDuygusaldüşmanDüşmandan Aşkaeğlenceejderhaenemies to loversFantastik#felsefefutbolGeçmişgenckurguGenç edebiyatgenç kurgugençlikgerçek ailegerçek ailemgerçekailemgerilimgizemGizli KimlikgüchayatHayran KurguhukukHuysuz x NeşeliHüzünihanetİkinci Şansİlk görüşte aşkimkansızintikamİsFadİş Yeri AşkıKaderKaosKaradenizKardeşlikkatilKehanetkomediKomşudan AşkakorkuKraliyetkrallıkkurgukurtadamKüçük KasabaLanetliselise aşkılise kurgusumaceraMafyamahalleMahalle KurgusuMardinmektupmitolojimizahmutluluknefretNefretten AşkaOkulölümörgüt#özlemPatron x ÇalışanplatonikpolisPolisiyePolitik EntrikaPsikolojiPsikolojikPsikolojik GerilimromantikRomantik komediromantizmSahte SevgililikSaraysavaşSeçilmiş KişiSenKul:Maviduslersokagimsevda#sevgisırSırlarslowburnSporsuç#Şiir#takıntıteodenTers KöşetextingtravmaTutkuüniversiteVampirwattpadyalnızlıkYarı TextingYasak AşkyetimhaneZıt KutuplarzorbalıkZorunlu Yakınlık+18