13. bölüm / 38
SINIRIN KANUNUBÖLÜM 13/ "YANALIM"
Bölümler 38Şu an: BÖLÜM 13/ "YANALIM"
- 1 BÖLÜM 1/ "BİR AVUKAT VE YÜZBAŞI"1.319 kelime
- 2 BÖLÜM 2 / "RUHU TOPRAK ALTINDA KALANLAR"1.609 kelime
- 3 BÖLÜM 3 / "GARDINI İNDİR ARTIK"1.913 kelime
- 4 BÖLÜM 4/ "BOŞ KUTU"1.409 kelime
- 5 BÖLÜM 5/ "ANNE YARASI KAÇ DİRHEM?"1.311 kelime
- 6 BÖLÜM 6/ "MECBURİYET"3.189 kelime
- 7 BÖLÜM 7/ "ERİMEYE BAŞLAYAN BUZLAR"1.434 kelime
- 8 BÖLÜM 8/ "İÇ SESİNİ DİNLEMEK"1.582 kelime
- 9 BÖLÜM 9 /"CANDAN İLERİ"1.951 kelime
- 10 BÖLÜM 10/ "SEV"1.711 kelime
- 11 BÖLÜM 11 / "DENEMEK"1.343 kelime
- 12 BÖLÜM 12/ "SARILSANA BANA"3.044 kelime
- 13 BÖLÜM 13/ "YANALIM"2.292 kelime · Okuduğun bölüm
- 14 BÖLÜM 14/ "ANKA KUŞU DÖVMESİ VE İFTİRALAR"3.526 kelime
- 15 BÖLÜM 15/ "TENİM TENİNE VURGUN"1.541 kelime
- 16 BÖLÜM 16/ "GERÇEKLEŞEN DİLEKLER"2.023 kelime
- 17 BÖLÜM 17/ "SEVİLMEDİĞİN KADAR ÇOK SEV"1.767 kelime
- 18 BÖLÜM 18/ "İLK AİLE FOTOĞRAFI"1.732 kelime
- 19 BÖLÜM 19/ "ANNE"2.609 kelime
- 20 BÖLÜM 20/ "KAYBOLAN RENKLER"1.722 kelime
- 21 BÖLÜM 21/ "DEĞİŞEN ÇERÇEVELER, DEĞİŞEN HAYATLAR"1.783 kelime
- 22 BÖLÜM 22/ "BABAYA AŞIK BİR ÇOCUK"1.873 kelime
- 23 BÖLÜM 23/ "EVLİLİĞİ SİMGELEYEN HALKA"2.889 kelime
- 24 BÖLÜM 24 / "AYICIK FİGÜRLÜ PEMBE LASTİK TOKA"1.867 kelime
- 25 BÖLÜM 25 / "AĞIR GELEN GERÇEKLER"3.395 kelime
- 26 BÖLÜM 26 / "EN GÜVENDİĞİNLE SINANMAK"3.320 kelime
- 27 BÖLÜM 27 / "PLAKA"2.628 kelime
- 28 BÖLÜM 28 / "EN UZUN AYRILIK"3.550 kelime
- 29 BÖLÜM 29 / "ÖZLEM GİDERMEK"3.448 kelime
- 30 BÖLÜM 30/ "ALT EDİLEMEYEN YARA"2.462 kelime
- 31 BÖLÜM 31 / "URFA"3.829 kelime
- 32 BÖLÜM 32 / "SENELER ÖNCEKİ BORDO ABİYELİ KADIN"2.719 kelime
- 33 BÖLÜM 33 / "E.A. GÜNÖZ"4.585 kelime
- 34 BÖLÜM 34 / "ANNE, BEN ANNE OLDUM!"3.135 kelime
- 35 BÖLÜM 35 / "ZAFERİN FOTOĞRAFI!"3.815 kelime
- 36 BÖLÜM 36 / "BÜLBÜL NE ÖTERSİN YOKSA EVİN Mİ YOKTUR?"2.875 kelime
- 37 BÖLÜM 37 / "BAZI HÜNERLER GÖSTERİLMELİ, BAZI ALYANSLAR TAKILMALI"6.148 kelime
- 38 BÖLÜM 38 / "YANACAK CANIM KALMADI / GÖRSEL HAFIZAYI TAZELEMEK"4.162 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Merhabalaaaar!
Alev,Ateş bir bölümle geldimm!
Umarım beğenirsiniz!
Yorum ve oylarınızı merakla bekliyorummm!
İyi okumalarrr!
"Aşk, yanmaktır. Ama bu öyle bir ateştir ki, seni kül etmez; seni yeniden var eder."
-Mevlana Celaleddin Rumi-
Uzun zamandır hiç bu kadar rahat, korkusuz uyumamıştım. Geceden beri birbirimize sarmaş dolaş bir şekilde uyuyorduk. Uyku ilacımı ilk defa almak zorunda kalmamıştım.
Gözlerimi zorlukla araladığımda boynumda hissettiğim sıcaklıkla gülümsedim. Sarp, kollarını karnıma dolamış, başını boynuma gömmüş bir şekilde uyuyordu. “Sarp,” dedim gülümseyerek. “Kalk artık, uyanmıştır herkes.” Boynumu öpünce gülümseyişim büyüdü. “Sarp, hadi canım kalk, ayıp olur şimdi annenlere.”
“Bir şey olmaz, geç uyanırlar onlar.” Uyku sersemi olduğu için sesi boğuk ve daha sert çıkmıştı. Başımı kaldırmaya çalıştığımda izin vermeyerek karnıma dolanmış kollarını sıkılaştırdı. Daha fazla ısrar etmeyerek sokuldum bende.Kokumu içine çekti.
Tam o sırada kapı açılınca nasıl Sarp’tan ayrıldığımı bilemedim.
Alin Erna, kirazlı pijamalarıyla ve dağılmış saçlarıyla odaya girdi heyecanlı heyecanlı “Datııııııııı!” diye bağırdı.
“Bal kız!” Dedi Sarp kollarını açarak. Göz göze geldiğimizde gülümsedim ama o daha çok ‘Bunun rövanşını alırım.’ Der gibi bakıyordu.
“Gitmemişşin!” dedi Sarp’ın yeni yeni çıkmaya başlayan kirli sakallarını severek.
“Gitmem bebeğim, hem seni özledim ben sana doymadan gider miyim?”Dedi ve karnını gıdıklamaya başladı.
“Datı,” gülmekten nefes nefese konuştu. Sarp, güldürmeyi bırakarak kucağına oturttu ve saçlarını düzeltti. O an belki de hiç hayal etmemem gereken bir şeyi hayal ettim.
Baba olsa eminim çok güzel bir baba olurdu. Fakat ben iyi bir anne olamazdım. Rol model alacağım bir annem yoktu. Gülümsememin solmasına engel olamadım. Belli etmemek için kendimi sıktım. Gözlerimi kaçırdım ve ayağa kalkarak odanın içindeki tuvalete girdim. Sarp ve Alin Erna’nın seslerini duyuyordum.
“Datı, sen evyendin mi?”
“Evet, bal kızım.”
“Sen çok mu seviyoysun onu?”
Yüzüme soğuk su çarptıktan sonra kurulayıp tuvaletten çıktım.
“Çok,” dedi bana bakarak.Dudağında çapkınca bir gülümseme vardı. “Çok seviyorum bal kız.”
“Hımm.” Dedim gülümseyerek dudaklarımı büzerek başımı salladım.
Sarp’ın kucağından inip minicik boyuyla benim yanıma geldi.
Yemyeşil gözlerini bana dikti ve konuştu. “Sen benim yengem misin?”
Dizimin birini bükerek onun boyuna eğildim. “Evet, sen de Alin Erna olmalısın?” Başını salladı.
“Adın ne?” Diye sordu tatlı tatlı.
“Didem.”
“Diyem mi?” O an zihnimdeki her şey sustu. Zaman durdu ve ben 28 sene öncesinde sıradan bir güne gittim. Umut’un “Diyem ablaa” diye seslendiği günlere.. gözlerim doldu ve bir yaş süzüldü. Kendimi sıksam da ağlamamı durduramadım. Ben kardeşimi çok özlemiştim. Ben birinin Diyem’i olmayı çok özlemiştim.
“Datı, Diyem ağyıyo.” Dedi ona bakarak.
“Özür dilerim.” Dedim sessizce. Ellerimle yanaklarımı silip toparlanmaya çalıştım ve sesimi düzeltmeye çalışarak konuştum. “Sana sarılabilir miyim Alin Erna?” Dedim tereddütle. “Tabi istersen, istemezsen söyleyebilirs-,” dememe kalmadan kollarını boynuma doladı ve saçlarımı okşadı.
“Ağyama,” dudaklarını yanaklarıma bastırdı. “Ben ağyadığımda anim ve babisim benim yanakyayımı öpüyo, sonra hemencik duyuyo ağyamam.”
Leyla ve Demir’in ona olan düşkünlüğünü biliyordum. Sebebini de Sarp biraz anlatmıştı. “Annen ve baban doğru yapmışlar Alin Erna.” Onu kucağıma alarak ayağa kalktım ve yatağa oturdum. “Seni bana çok anlattı dayın. Gerçekten de çok güzel bir kızmışsın sen.” Güldü ve sallandı tatlı tatlı.
Sarp’ın konuşmasıyla aynı anda yanaklarımızı birbirimize dayayarak ona doğru döndük. “Galiba şuan dışlandım. Yeğenim ve karım bir oldular.” Dedi sahte bir üzüntüyle. İçten içe güldüğünü görebiliyordum.
“Bilmem, öyle mi olmuş Alin Erna?” dedim onun saçlarını severek.
“Yok yok onu da sevelim Diyem, Datım da gelsin.” Sarp, ikimizi de yatırarak gıdıklamaya başladı.
“Sarp!” diye bağırdım Alin Erna’yı düşmemesi için tutarken. “Datıı duy duy!”
“Ne oluyor burada?” diyen sesle hepimiz sustuk ve kapıya döndük.
Leyla, kocaman karnıyla ellerini beline koymuş bize bakıyordu. Boğazımı temizleyerek kalktım ve Alin Erna’nın pijamasını düzelttim. Sarp’ta sırıtarak kendini kaldırdı.
“Ani sende geeeeey!” Dedi bana daha çok sığınarak. Sarp, halbuki Alin Erna’nın kıskançlık yapabileceğini söylemişti. Ama o bırak kıskançlık yapmayı aksine bana sarılıyordu.
“Olmaz bebeğim, kardeşlerinin canı yanabilir, biz daha sonra yapalım tamam mı?”
“Tamam ani.” Dedi. Demir, kapıyı tıklatarak kapının önünde içeriye girmeden konuştu. “Leyla’m, orada mısın?”
“Buradayım canım, geliyorum bir şey mi oldu?”
“Yok, Alin’i arıyordum.”
Alin yataktan hemen Sarp’ın yardımıyla indi. “Ay! Babisimle biz çiçek ekcezzz! Anneannem Cibirik veyecekmişşş.”
“Cibirik?” dedim “O ne?” der gibi.
“Bizim burada yetişen bir ot türü. Asıl adı cibez’de Alin Erna söyleyemiyor.” Anladım dercesine başımı salladım.
Ben kıyafetimi düzeltip ayağa kalktım. Alin Erna’da kapıyı açtı. “Babisi omuz omuz!” dedi bağırarak. Demir, onu kucağına alarak omuzlarına oturttu. Alin’de babasının yanaklarına tutundu.
“Diyeeeeeeeeem!” diye bağırdı Demir’le aşağı inerken.
“Efendiiiim?” Dedim bende sesimi onun gibi çıkararak.
“Sende geyyy, cibirik ekcezz!”
“Geliyorummmm!”
“Sana da rahat vermiyor kusura bakma.” Dedi Leyla.
“Ne kusuru? Duymayayım hem ben sevdim Alin Erna’yı.”
“Ben Demir’e bakayım.” Dedi ve odadan çıktı.
Sarp’ın beni yanına çekmesiyle yatağa tam dibine oturdum.
“Niye ağladın ahu gözlüm?” diye sordu.
Anlamıştı.
Anlaşılmak ne güzel bir duyguydu. Ben bu duyguyu babamdan tatmıştım ama gerçekten anlaşıldığımı Sarp ile hissetmiştim.
Neredeyse her mimiğimden, davranışlarımdan, gözlerimden ve sesimden anlıyor nedenini açıklatmadan bırakmıyordu. Yine de anlamamış da öylesine soruyormuş gibi sorduğunu varsayarak “Yok bir şey.” Diye mırıldandım. Baş parmağıyla çenemi tutarak yüzümü kendine çevirdi.
“Eflal’im, cennetim, güzelim.” Dedi yüzümün her bir yanını severek. “Tekrar soruyorum neden ağladın?”
“Umut,” dedim kalbim sızladı, yandı,külleri kaldı geriye. Ve ben 28 yıl boyunca o küllere tutundum.
“Anlatmıştım ya sana, bana hep ‘Diyem’ derdi. Alin Erna diyince aklıma Umut geldi. O yüzden kötü oldum, gözlerim doldu.”
Omuzlarımdan tutup kucağına çekince sorgusuz, durdurmadan sığındım ona. Saçlarımı okşadı,öptü. Sırtımı sıvazlayınca daha da bir ağlayasım geldi.
“Seni çok seviyorum, bil olur mu? Kucağım, kollarım, kalbim her daim açık sana.”
“Biliyorum.” Dedim gözyaşlarımı silerken. Kollarımı boynuna sardım dayanamayıp. Omzuna yaslandım, orada soluklandım.
Kısa sürede anladığım bir şey varsa Sarp’ın kolları benim evimdi, yuvamdı, yıllardır hasretini çektiğim her şeydi.
“Sarp! Didem! Hadi kahvaltı hazır!” Nermin Hanım’ın sesiyle kollarından ayrıldım.
“Daha iyi misin?” Diye sorduğunda gülümseyerek başımı salladım.
“İyiyim, inelim.”
Sarp, kıyafetlerini burada değiştirirken bende sıfır kollu V yaka üst kısmı dar alt kısmı daha geniş kesim olan ekru renginde gömlek elbisemi alarak banyoya girdim. Saçlarıma da dalga verdikten sonra hafif bir makyaj yaptım ve çıktım.
Merdivenlerden indiğimde Nermin Hanım masaya hala bir şeyleri daha sığdırmak için uğraşıyordu.
“Nermin Hanım, kusura bakmayın yardım edemedim.” Dedim çekinerek.
“1.’si Nermin Hanım değil Teyze ya da anne de. 2.’si sen bu evin kızısın artık ilk kez gelmişsin, gelinime ilk günden iş yaptırmam ben.”
Anne de. Anne.
Bunu belki de en hakeden o’ydu. Benim annem de babanneme anne diyordu. Her ne kadar bana annelik yapamasa da.
“Şu anlık Teyze desem sizi kırmış olur muyum?” Dedim tereddütle.
“O nasıl söz kızım, nasıl istersen. Yeter ki hanım deme. Çok resmi oluyor.” Başımı salladım gülümseyerek. “Ilgaz!” Diye seslendi.
“Söyle canım karım söyle, bakalım ne yaptım ben?” Dedi gülerek Ilgaz amca ve Nermin Teyzenin saçlarından öptü. Sarp’ın anne ve babası da severek evlenmişlerdi galiba. Bunca yıl geçmesine rağmen birbirlerine hala çok ilgililerdi.
Onları izlerken gülümseyişim büyüdü. Belime sarılan kollarla arkama baktığımda Sarp’ı gördüm.
“Resmen evde 3 nesil yetişti.”
“Ne güzel.” Diye mırıldandım.
Herkesin bir hikayesi vardı. Ama iyi ama kötü. Kimisinin ki iyi başlayıp kötü biterdi, kimisinin de kötü başlayıp iyi biterdi. Hayat herkese bir hikaye veriyordu. Kim bilir belki de bizim hikayemiz de kötü başlayıp iyi bitenlerden olurdu. İnşallah da öyle olurdu.
Kahvaltı sofrasına oturduğumuzda Sarp, sanki masadaki her şeyi yiyebilecekmişim gibi tabağıma dolduruyordu. “Hayatım, ben yiyemem o kadar ne yapıyorsun Allah aşkına!” dedim kısık ama kızgın bir sesle.
“Herkes kendi bebeğini besliyor.” Dedi bana bakarak.
Masaya baktığımda gerçekten öyleydi. Demir, daha kendisi bile yemeye başlamadan Leyla ve Alin Erna’nın tabaklarını dolduruyordu. Ilgaz amca ise önce Nermin teyzenin tabağına koyuyordu her şeyi.
“Abi,” dedi Leyla ağzına zeytin atarken.
“Söyle gülgoncam.” Konuşurken bir yandan da tabağıma peynir koyuyordu.
“Akşam merkeze inelim diyorum.”
“Olabilir aslında hem bize de değişiklik olur. Sen ne dersin?” Diye sordu bana dönüp.
“Olabilir, merak ettim Alaçatı akşamlarını.”
Kahvaltımızı yaptıktan sonra ben mutfağa geçtim, Leyla ile kendimize kahve yaptım. Nermin Teyze ve Ilgaz amca Sarp’ın küçük teyzesine gitmişlerdi. Demir ve Sarp’ta Alin Erna ile ilgileniyorlardı.
Kahveleri bahçeye getirdiğimde Leyla kalkmaya çalıştı ama karnından dolayı kalkamayınca ofladı. Kahveleri masaya bırakıp yanına oturdum. “Çok mu zorluyorlar?”
“Biraz fazla zorluyorlar ama razıyım yeterli sağlıklı olsunlar.”
“İnşallah sağlıkla alırsın kucağına. Sarp biraz anlattı da başın sağ olsun.”
Yutkunduğunu fark ettim.
“Sağol.” Dedi sesi titreyerek.
“Alin Erna’ya çok düşkünsün.”
“Öyle, öyle bir anda geldi ki bizi yeniden hayata bağladı. Tam ben aslında ölüyüm, üzerime sadece toprak atmadılar dedim. O geldi, çukurdan,topraktan,kirden her şeyden tutup kolumdan çıkardı beni. Sevdiğim adam yoğun bakımdaydı. Durumu belli değildi, ben hamileydim kazadan önce tartışmıştık. Bana kıyafet almak için o kadar hızlı gitti. Heyecanlıydı bir de.” Sesi o kadar titriyordu ki ellerini tuttum güç vermek ister gibi.Ağlıyordu.
“Benim sancım tutunca gelmiştik hastaneye zaten. Daha o gün öğrenmiştik.” Hıçkırıkları artınca dayanamadım sarıldım.
“Sen çok güzel bir annesin Leyla, çok ta güzel bir çocuk yetiştiriyorsun.” Dedim sırtını sıvazlarken.
“Didem,” dedi. Aramızdaki yaş farkı çok fazla olmadığı için. “Alin Erna bilmiyor. Bilmeyecek, asla.” Sert, taviz verilmez bir ses tonuyla konuştu.
Başımı salladım. Sen de sakın söyleme demek istiyordu. Daha fazla konuşturmadım hamile üzülür diye ve konuyu kapattım. Bakışları bir noktaya takılı kaldı. Sessizce ağlamaya devam etti. Başını omzuma yasladım. Birkaç dakika sonra toparlanmak için derin bir nefes aldı.
“E hep ben anlattım biraz da sen anlat.”
“Bilmem, ne anlatayım ki?”
“Nasıl evlendiğinizi?"
“Mesleklerimiz yoluyla tanıştık zaten, baya da kavga ediyorduk tabi. Başta tabi mesleklerimizi kurtarmak için evlenmiştik. Ama sonra aşık olduk şimdi de buradayız işte.” Dedim kesip atar gibi. Detayları anlatacak gücüm yoktu. Kendi öz annem beni şikayet etti diyemezdim.
Benim cümlemin bitmesiyle Sarp ve Demir’in yanımıza gelmesi bir oldu. Sarp’ın kucağında Alin Erna vardı ve boynuna gömülmüştü. Sarp’ta onun saçlarını okşuyordu. Demir, Leyla’nın ağladığını fark edince önüne diz çöktü fakat Leyla ayağa kaldırdı onu ve çok az uzaklaştılar, seslerini duyuyorduk.
“Yapamadım, gitti.” Diye ağlıyordu hıçkıra hıçkıra. “Benim yüzümden oldu.” Diye kızıyordu kendine.Demir, sarıp sarmaladı ve biraz sakinleştirmeye çalıştı.
Alin Erna’da Sarp’a döndü. Onun kucağından inip benim kucağıma geldi. “Diyem, ani neden ağyıyo?” Sarp’ın kafasını çevirdiğini görünce zorlukla bir tebessüm koydurdum yüzüme. Önüne gelen saçlarını arkaya doğru çektim.
“Senin doğduğun günü anlatırken çok mutlu oldu o yüzden ağladı. Seni çok seviyormuş.” Yalan değildi.
Gülümsedi. O gülümseyince bende gerçekten gülümsedim. Kucağımdan indi ve etrafında bir tur döndü.
“Nasıy oymuşumm?” Dedi podyum yürüyüşü yaparken. Sarp, abartılı bir alkış yaptı.
“Bayıldım, çok güzel olmuş benim civcivim, bal kızım!” Dedi onun karnından gıdıklayarak. Bana döndü ve “Gidelim mi?” diye sordu. Başımı salladım.
…
Alaçatı’nın akşamları güzel olur diyen kimse gerçekten çok güzel demişti. Çünkü burası sahiden mükemmel bir yerdi. Işıklı, rengarenk çiçeklerle donatılmış sokaklar, taş evler, denizi ve daha birçok şeyi vardı.
Sarp’ın koluna yaslanmış etraftaki kafelere bakarken gülümsedim.
“Sarp, burası gerçekten harika bir yer.”
“Övünmek gibi olmasın ama benim memleketimin her köşesi çok güzel.”
“Ha, Hatay kötü yani?” dedim başımı kaldırıp ela gözlerine bakarken.
“Yavrum, öyle demek istemediğimi bal gibi de biliyorsun.” Dedi kızar gibi.
“Bilemem artık.”
“Eflal!” Dedi ama sonrasında sesli güldü. Biz böyle konuşurken Demir,Leyla ve Alin Erna önden yürüyorlardı.
Bir kafeye girdik. Masada yalnızca ben kahve içiyordum. Alin Erna hariç diğer herkes çay içiyordu. Alin Erna çilekli limonata içiyordu.
“Abi, bir gün bize de gelin lütfen. Ben daha seyahate çıkamam gibi duruyor. E bebekler olunca da çok zamanımız olmaz. Siz gelin en azından. Sen gelemezsen bile Didem’i tek bırakma. Gelsin, hem bizim kızlarla tanıştırırım.”
Bir aileye kabul edilmek buydu sanırım. Geldiğimiz andan beri her etkinliğe, yemeğe, gezmeye tüm aile özellikle benim gelmemi istediklerini belirtiyordu. Nermin Teyze ve Ilgaz amca el üstünde tutuyordu, hiçbir iş yaptırmıyorlardı. Beni de konuşmalarına dahil ediyorlar, halimi hatırımı soruyorlar ve dinliyorlardı.
Leyla’nın terlemeye başladığını ben fark etmiştim ilk önce zannetmiştim ama benden önce Demir anlamış olacak ki yavaşça ayağa kaldırdı.
Alin Erna’yı da kucağına aldı. Ama Sarp, onun kucağından kendi kucağına aldı. Demir için daha iyi olmuş olacak ki itiraz etmedi ve Leyla’yı kucağına alarak arabaya bindirdi. Geldiğimiz kafe daha dışta kaldığı için arabalar kapının önündeydi.
“Yenge, kusura bakma. Leyla, zorlanmaya başladı. Çok yürüdü. Alin Erna’nın da uykusu var zaten. Biz gidelim. Siz de güzel güzel vakit geçirin.”
“Ya! İyiyim abi, gece mesaisine başladılar. Bir de yürüyünce erken oldu tabi. Neyse siz takılın. İyi geceler!” Dedi el sallayarak Leyla.Bizde el salladıktan sonra gittiler.
Bizde deniz kenarına doğru yürüdük.
Sahile geldiğimizde, “Sarp,” dedim sıkıntıyla. Ben kumların ayakkabıma girmesini sevmiyordum. Ya ayakkabımı tamamen çıkarmam gerekiyordu ya da hiç girmemem. Mecburen 2. Seçeneği seçmek zorundaydım. Çünkü giydiğim bağlamalı topuklu sandalet zor giyiliyordu. “Ben kuma giremem ki, ayakkabım zor giyiliyor.”
Bir kolunu dizlerimin altından bir kolunu da belimden geçirdi ve beni kucağına alarak kenardaki şezlonglara oturttu.
Yanıma oturduğunda kısa bir süre denizi izledik. Sonra ilk o konuşmaya başladı.
“Eflal, ben hiç kimseyi böyle sevmemişim. Ben anladım ki benim kalbim senden önce neredeyse yüzde elli çalışıyormuş, sen tamamlamışsın. Hayatımda renk yokmuş, sen renklendirmişsin, ben öyle yaşayıp gidiyormuşum da sen gelip varlığınla güzelleştirmişsin. Yaşadıklarının hiçbirini silemem, yok edemem, çektiğin acıları yok etmem mümkün değil. Keşke yapabilsem ama maalesef. Şimdi yaşadığımız iyi veya kötü güzel anılarla sana acını bir nebze unutturuyorsam ne mutlu bana.” Dedi ve ben bir kez daha iyi ki dedim.
İyi ki evlenmek zorunda kalmışız, iyi ki bana denk gelmiş o dosya.
“Sevgilim, sen varsan tüm çektiklerim hiç gibi gelir, acılarım yok olur.”
Çok yakındık. Tehlikeli bir yakınlıktı bu. Henüz bu kadarına erken miydi değil miydi bilmiyorum ama Sarp’ın yutkunduğunu ve zorlandığını hissedebiliyordum.
“Eflal,” dedi durdur der gibi, yalvarır gibi. “Yakma, yanmayayım.”
“Yak,” dedim ve hiç vakit kaybetmeden dudaklarımızı birleştirdim. “Yanalım, seninle yanmaya razıyım.” Hemen bunu bekliyormuş gibi karşılık verdi.
Elini başıma yasladı ve saç diplerimi okşamaya başladı. Bende ensesindeki saçları okşadım. Üst dudağımı ağzının içine alınca inledim. Bende alt dudağını kavrayınca o inledi.
Kana kana su içer gibi öptük birbirimizi.
Beni bir yere yatırdığını hissettim. Sırtım soğuk şezlongla buluşunca titredim. Kolunu bedenime sardı. Daha da çekti kendine. Nefes nefese ayrıldığımızda alnını alnıma yasladı.
“Benim ahu gözlüm, benim gül dudaklım, yasemin çiçeğim, cennetim, alevim, ateşim.” Son kelimesine güldüm. Gülerken tekrar öptü.
Daha ilerisi için şuan zamanı olmadığını bildiğinden zorlukla ayrıldık birbirimizden ve arabaya doğru yürüdük.
Nasıl buldunuz bölümüüü?
En beğendiğiniz sahne?
Yorum ve oylarınızı merakla bekliyorummm!
Yeni bölümde görüşmek üzereee!
Tiktok;Kaderinorduguaskwattpad
Leyla ve Demir'in hikayesini okumak isterseniz "Kaderin Ördüğü Aşk"'a bakabilirsiniz.
Ayrıca kitaplarımın playlistlerine ulaşmak için profilimdeki linke tıklayabilirsiniz.
Bölüm etkileşimi
