SINIRIN KANUNU kitap kapağı

21. bölüm / 38

SINIRIN KANUNU

BÖLÜM 21/ "DEĞİŞEN ÇERÇEVELER, DEĞİŞEN HAYATLAR"

Vaveyla Yazarı: Serra Nur Ü.

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 38Şu an: BÖLÜM 21/ "DEĞİŞEN ÇERÇEVELER, DEĞİŞEN HAYATLAR"
  1. 1 BÖLÜM 1/ "BİR AVUKAT VE YÜZBAŞI"1.319 kelime
  2. 2 BÖLÜM 2 / "RUHU TOPRAK ALTINDA KALANLAR"1.609 kelime
  3. 3 BÖLÜM 3 / "GARDINI İNDİR ARTIK"1.913 kelime
  4. 4 BÖLÜM 4/ "BOŞ KUTU"1.409 kelime
  5. 5 BÖLÜM 5/ "ANNE YARASI KAÇ DİRHEM?"1.311 kelime
  6. 6 BÖLÜM 6/ "MECBURİYET"3.189 kelime
  7. 7 BÖLÜM 7/ "ERİMEYE BAŞLAYAN BUZLAR"1.434 kelime
  8. 8 BÖLÜM 8/ "İÇ SESİNİ DİNLEMEK"1.582 kelime
  9. 9 BÖLÜM 9 /"CANDAN İLERİ"1.951 kelime
  10. 10 BÖLÜM 10/ "SEV"1.711 kelime
  11. 11 BÖLÜM 11 / "DENEMEK"1.343 kelime
  12. 12 BÖLÜM 12/ "SARILSANA BANA"3.044 kelime
  13. 13 BÖLÜM 13/ "YANALIM"2.292 kelime
  14. 14 BÖLÜM 14/ "ANKA KUŞU DÖVMESİ VE İFTİRALAR"3.526 kelime
  15. 15 BÖLÜM 15/ "TENİM TENİNE VURGUN"1.541 kelime
  16. 16 BÖLÜM 16/ "GERÇEKLEŞEN DİLEKLER"2.023 kelime
  17. 17 BÖLÜM 17/ "SEVİLMEDİĞİN KADAR ÇOK SEV"1.767 kelime
  18. 18 BÖLÜM 18/ "İLK AİLE FOTOĞRAFI"1.732 kelime
  19. 19 BÖLÜM 19/ "ANNE"2.609 kelime
  20. 20 BÖLÜM 20/ "KAYBOLAN RENKLER"1.722 kelime
  21. 21 BÖLÜM 21/ "DEĞİŞEN ÇERÇEVELER, DEĞİŞEN HAYATLAR"1.783 kelime · Okuduğun bölüm
  22. 22 BÖLÜM 22/ "BABAYA AŞIK BİR ÇOCUK"1.873 kelime
  23. 23 BÖLÜM 23/ "EVLİLİĞİ SİMGELEYEN HALKA"2.889 kelime
  24. 24 BÖLÜM 24 / "AYICIK FİGÜRLÜ PEMBE LASTİK TOKA"1.867 kelime
  25. 25 BÖLÜM 25 / "AĞIR GELEN GERÇEKLER"3.395 kelime
  26. 26 BÖLÜM 26 / "EN GÜVENDİĞİNLE SINANMAK"3.320 kelime
  27. 27 BÖLÜM 27 / "PLAKA"2.628 kelime
  28. 28 BÖLÜM 28 / "EN UZUN AYRILIK"3.550 kelime
  29. 29 BÖLÜM 29 / "ÖZLEM GİDERMEK"3.448 kelime
  30. 30 BÖLÜM 30/ "ALT EDİLEMEYEN YARA"2.462 kelime
  31. 31 BÖLÜM 31 / "URFA"3.829 kelime
  32. 32 BÖLÜM 32 / "SENELER ÖNCEKİ BORDO ABİYELİ KADIN"2.719 kelime
  33. 33 BÖLÜM 33 / "E.A. GÜNÖZ"4.585 kelime
  34. 34 BÖLÜM 34 / "ANNE, BEN ANNE OLDUM!"3.135 kelime
  35. 35 BÖLÜM 35 / "ZAFERİN FOTOĞRAFI!"3.815 kelime
  36. 36 BÖLÜM 36 / "BÜLBÜL NE ÖTERSİN YOKSA EVİN Mİ YOKTUR?"2.875 kelime
  37. 37 BÖLÜM 37 / "BAZI HÜNERLER GÖSTERİLMELİ, BAZI ALYANSLAR TAKILMALI"6.148 kelime
  38. 38 BÖLÜM 38 / "YANACAK CANIM KALMADI / GÖRSEL HAFIZAYI TAZELEMEK"4.162 kelime

Herkese merhabalaaaaaar!

Bölümün geciktiğinin farkındayım. Aslında normalde de bölüm günlerimiz haftada 1 fakat ben sizinle buluşturmayı çok sevdiğim için yazdıkça paylaşmaya çalışıyorum. Çok yoğun bir 3 haftam var. Elimden geldiğince yazmaya çalışıyorum fakat pek vaktim olmadığı için bölüm yetişmiyor. Dün akşam saat 21.00'da başlayıp gece 02.20'de anca bitirdim bölümü. Güzel bir bölüm oldu, umarım beğenirsiniz. Sizden ricam bol bol yorum yapmanız ve oy vermeniz. Anlayışınız için teşekkür ederim.

İyi okumalar!

"Bunca vefasızlıktan sonra gelen o güven hissi... Seni kaybetmekten korkuyorum, çünkü sen benim hayatımda her şeyin doğru gittiğinin tek kanıtısın."
-Franz Kafka-

“İstihbaratın da davaya yardım etmesi olağan bir durum. Şimdi ne olacak ortak mı yürütülecek dosya?” diye sordum karşımda oturan Sarp’a.

Barlas aradıktan sonra askeriyeye geçmiştik. Tim toplanmıştı. Bende Sarp’ın ve timin avukatı olarak toplantıya girmiştim.

“Evet. Dava küçük bir dava değil. Adam koskoca eski albay ve bu adamı meslekten attıran, yaptığı şerefsizlikleri, adilikleri ortaya çıkartan benim. Dolayısıyla adamın derdi timle değil benimle.” Herkes aynı anda sıkıntılı bir nefes verdi.

“Onun derdi komutanımı bitirmek.” Diyen Barlas’ın sesini duydum. Nefesim kesildi. Bitirmek dediği şey öldürmekti ve ben bu kadarını kaldırabilecek halde değildim.

Yıllar sonra beni olduğum her halle kabul edecek tek adamdı o. Canımdı, canevimdi, sol yanımdı. Süzülmek için hazırlanan gözyaşlarımı akmamaları için gözlerimi sımsıkı kapattım.

Çok yaram var Allah’ım bir tane daha kaldıracak mecalim kalmadı.

Yaralar kapanmaz. Yara bandı her yaraya deva, çare olmaz. Bazı yaralar ölene kadar açık kalır.

Kasıklarıma giren sancı ile öne doğru bükülmemek için zor tuttum kendimi.

“Barlas,” diye kükredi Sarp sert bir sesle. “Bu adam sikik herifin teki. Vatanı iki kuruşa satabilecek kadar haysiyetsiz, yavşak bir heriften bahsediyoruz.”

“Adam 3 ayrı şirketten saldırıyor. Mihran Lojistik, Özbeyler Nakliyat, Gökbeyler Nakliyat. Mihran Lojistik’in şirket kayıtlarında Vedat Gökbey’in ismi görünmüyor. Aslında aileden kimsenin ismi görünmüyor. Kime ait olduğu bulunamadı.” Dedi Nehir oldukça sakin bir sesle. Aydın tam konuşacaktı ki kapı sesi böldü.

“Gir.” Dedi Sarp sert ve otoriter bir sesle.

Kapı açıldı. İçeri oldukça uzun boylu, kirli sakallı,kavisli kaşları ve buradan bile seçebildiğim kahverengi gözleri olan bir adam girdi.

“Yüzbaşım,” dedi adam müsaade ister gibi. Sarp, eliyle toplantı masasının etrafındaki boş sandalyeyi gösterdi. Adam, oraya geçmeden önce elini uzattı.“İstihbarat Üsteğmeni Merthan Kara.” Dedi elini uzattığında. Sarp, ayağa kalkıp uzatılan eli tuttu ve sıktı. “Yüzbaşı Sarp Günöz.”

“Memnun oldum, yüzbaşım.” Dedi gülümseyerek.

Sarp’ın kaşlarını çattığını aynı zamanda bana baktığını fark ettim. Göz göze geldiğimizde karşısındaki adama doğru döndü.“Umarım bende memnun olurum üsteğmenim.”

İkisi de masaya oturduklarında timdeki herkes de kendini tanıttı ve hoşgeldin dediler. Sıra bana geldiğinde bende gülümsedim.“Hoşgeldiniz üsteğmenim. Ben de Didem. Avukat Didem Eflal Günöz.” Karaçay soyadı bana mutsuzluk verirken Günöz soyadı bana yaşam vermişti.

“Siz şu muhteşem avukat olmalısınız.” Dedi hayranlıkla gözleri parladı ve daha dikkatli baktı sanki yüzüme. “Namınız çok duyuluyor.Memnun oldum, hayırlı olsun bu arada.” Dedi karnıma bakıp.

Üzerime giydiğim elbise tenime yapıştığı için karnım azda olsa belli oluyordu. Ben, “Güzel dilekleriniz için teşekkür ederiz.” Derken Sarp, “Eyvallah.” Dedi sadece. Merthan odaya girdiğinden beri bakışları değişmişti.

“Biz bu zamana kadar yaklaşık 7 buçuk aydır birkaç örgütü yakaladık. Vedat Gökbey, görevinden alınmadan önce elebaşları; Azad, Kasap,Reis,Zaza olan örgütlere mühimmatların yarısını benim imzamı taklit ederek gönderiyordu. O dönem mühimmatları kontrol eden belge bendeydi ve ben imzalıyordum. Ben bu durumu fark edip onu meslekten attıralı nereden baksanız 9-10 ay oluyor. Terör örgütüne giden mühimmatlarda benim imzam oluyordu aslında ben bilmeden. Bu it de meslekten atılınca benden intikam almak için bu olayı ortaya attı. Delil de sundu ama karım aynı zamanda avukatım bunların sahte ve yetersiz olduğunu gösteren kanıtlar sundu mahkemeye.Neredeyse 1 gün önce yolda saldırıya uğradık. Arabamı kurşunlamaya başladılar. Yanımda karım varken.” Dedi sinirle.Bağırmadı ama bağırmış kadar oldu.

“Yüzbaşım,” dedi Merthan. “Yanılıyorsunuz tüm örgütleri bitirmediniz. Biz Mihran Lojistik’in sahibini bulduk.”

“Yine ne çıkacak bakalım başımıza.” Diye mırıldandı Ilgın.

“Kim?” dedi Sarp. Sesinde ölüm vardı. Ölümün soğukluğu tenime işledi sanki ürperdim.

“Derviş," dedi ağır ağır Merthan.
"Derviş Kıratlı.”

“SİKTİR!” Dedi tüm tim aynı anda.

“Bildiğimiz Korgeneral Derviş Kıratlı mı?” diye sordu Uraz.

“Ta kendisi. Hala daha görev başında. Çokta güzel el altından yürütüyor işleri. Size saldırıyı düzenleyen de o yüksek ihtimalle.”

“Belasını sikeceğim.” Diye mırıldandı Sarp. “Güneşe hasret bırakıp, müebbet verdireceğim.” Diye hırladı adeta. “Benim karıma,çocuğuma zarar vermek isteyen kim varsa ezmekten çekinmem!” diye gürledi.

Midem bulanıyordu. Hem hormonlardan hem de böyle büyük bir makama daha doğru,dürüst,mert biri oturması gerekirken bir vatan haininin oturmasından. Elimle ağzımı kapattım durdurmak ister gibi ama zor oldu. “Ben kalksam iyi olacak.” Dedim aceleyle.

Hemen arkamdan neden olduğunu soran sesler duydum ama hiçbirini umursayacak durumda değildim. Tuvaletin kapısını açıp girdikten sonra kendimi klozete zorla attım ve midemde ne varsa çıkardım.

“Eflal, yavrum?” diyen sesi duyduğumda bile durmadım. Bir el tarafından sırtım sıvazlandı, saçlarım geriye çekildi. Ne kadar geçtiğini bilmediğim bir süre sonunda nefes nefese bayılacak gibi yere oturdum. Sarp, mermerlerin üzerine oturmama izin vermeyip kucağına yasladı bedenimi. “Geçti güzelim, bitti.” Dedi kucağına alıp tuvalet kabininden çıkartırken.

Musluğu açıp yüzümü yıkadı, saçlarımı geriye doğru taradı.
Onun kucağındayken tuvaletten çıktık. Koridorda giderken bize dönen askerlere, “Ne bakıyorsunuz lan! Sirk mi oynuyor?” diye bağırmasıyla herkes önüne döndü.

Odaya girdiğimizde beni kenardaki üçlü deri koltuğa yatırdı.“Tansiyonun düşmüştür, tuzlu ayran yaptırayım.” Dedi masasına doğru gidecekken ama elimle güçsüzce kolunu tuttum. “Sarp, gitme.” Diye mırıldandım. “Öp beni.”

Onun varlığını hissetmeye ihtiyacım vardı. Aklıma öyle kötü şeyler geliyordu ki delirecek gibi oluyordum. Ya Sarp’ı öldürürlerse Didem? Ya pusu kurarlarsa? Ya kaza yaptırırlarsa? Ya esir alırlarsa?

“Eflal?” diye sordu. Sorgular gibi.

“Sus ve öp artık!” diye bağırdım dayanamayıp. Evet, hormonlarım devreye girmeye başlamıştı. Hiç beklemeyin zaten bir siz eksiktiniz!

“Bir dakika yavrum.” Dedi ve kapıya doğru gidip,kilitledi. Yanıma gelir gelmez dudaklarıma yapıştı.

Dudaklarımız bir bütün oldu. Kalplerimiz gibi, hayatımız gibi,içimdeki can gibi.

❤️🔥

Dilimi ağzının içine alıp vakumlayınca, ensesindeki saçları çekiştirdim. Hırsla alt dudağımı çekip bıraktı. Dudakları boynuma kaydığında istemsizce inledim ve onu daha da kendime çektim.

“Tam burana,” dedi boynumu hem koklayıp hem öperken. “Tam burana gömsünler beni. Burada yaşayayım, burada öleyim.”

“Bir daha benim yanımda ölümden bahsetme. Ölümü gördüm. Tekrarını yaşatma bana.” Dedim ağlamaklı bir sesle.

Konuşmadı. Biliyordum. Sürekli ölüm ile burun buruna olduğunu biliyordum ama korkuyordum. Beni de anlamalıydı. 6 yaşındayken bir ölü görmüş 28 sene boyunca o ölü ile yaşamıştım.

Boynumdan ayrılıp ayağa kalktığında beni de havalandırıp kucağına tam sertliğinin üzerine oturttu. Kasıklarıma değen sertlik ile inledim.“Biraz daha devam etmezsen boğarım seni şimdi!” dedim sitemle. Bedenim istekle sızlıyordu.

İleri gitmek yok, ileri gitmek yok. Yasak. Yasak.

Beynimdeki sesleri unutmamaya ve kendimi dizginlemeye çalışıyordum. Ta ki Sarp, bedenimi sertliğine daha çok bastırıp sürtünmemi sağlayana kadar.

İşte her şey buraya kadardı.

“Birleşmeyeceğiz. Birbirimize karışmayacağız. Rahatlayacağız sadece güzelim tamam mı?” Beni değil de daha çok kendini uyarmak ister gibiydi.

Hırsla sürtünmeye başladığımda boğukça inledik. Sarp, üzerimdeki elbiseyi çıkartırken bende askeri parkasının önünü açtım ve yeşil tişörtünün içine ellerimi soktum.

Dudakları iştahla göğüslerime kapandığında delirecekmiş gibi hissettim ve çığlık attım.

"Yavrum, çığlıklarını duymayı çok isterim, fakat karargâhtayız." Dedi gözü arzudan siyaha bürünmüşken.“Yavrumuzun doğması lazım! Bir an önce doğması lazım yoksa babası, annesine olan arzusundan, tutkusundan hık diye gidecek.”

“Ben senden önce gideceğim böyle giderse!” diye bağırdım şehvetle.

Hafifçe beni kaldırıp pantolonunu çıkarttı. Daha sonra da üzerindeki üniformasının tişörtünü çıkarttı.

Şimdi sadece boynunda askeri künyesi, pazuları ve baklavalarıyla birde iç çamaşırıyla kalmıştı.Benim ise üzerimde hiçbir şey yokken altımda sadece iç çamaşırım vardı.

O da yok gibi ya Didem, neyse.

Ellerim o çok sevdiğim baklavalarının üzerinde gezindi.

Bir gün bunları dokunamayacaksın diye ödün koptu değil mi Didem?

“Yavrum, bana değilde daha çok baklavalarıma aşık mışsın gibi dokunuyorsun.” Sarp’ın sesini duyduğumda bakışlarımı yüzüne doğru kaldırdım.

“Sanırım, evet.” Dedim alt dudağımı dişlerimin arasına alarak.

Elini bacaklarımın arasında hissettiğimde gözlerim geriye kaydı arzuyla. Kendimi eline doğru ittirdim. Okşamaya başlamasıyla, “Sarp!” diye çığlık attım. Kasıldım. Kasıldıkça omuzlarını çizdim. O da kasıldı. Yüzü kıpkırmızı kesildi, alnındaki damarlar belirginleşti.

“Hayır, hayır.” Diye mırıldandım. Titremelerim başlamıştı. Elini oradan çekmeye çalıştım ama başaramadım. Daha çok bastırıp okşamaya devam etti.

Denize düştüm, en dibe battım, çıkmaya çalıştım. Suda kendimi yükselttim ve başardım. Denizden çıktım. Sarp’ın kollarında nefes aldım.

İkimiz de aynı anda boşaldık. İkimizinde rahatladığı çok belliydi. Tuttuğumuz nefesi aynı anda verdiğimizde güldüm. Başı omzuma düştü. Kolları, bedenimi sardı.
❤️🔥

“Miniğe zarar verme ihtimalimiz var mı?” dedi endişeyle.

“Bilmiyorum ki. Ama bence çok rahat şuan babası.”

“Evladımın gözü önünde annesine yaptıklarımı izlemesi utandırdı beni.” Diye mırıldandı. Sersemlikle güldüm.

“Çok uykum geldi.” Rahatlamanın getirdiği halsizlikle göğsüne yaslandım. Elleri saçlarımı buldu.“Uyu bebeğim.”

Uyu demesi kolaydı, bu timle uyumak ne mümkündü. Sesleri duymamla dikkat kesildi.

“Gerizekalı ya! Ulan aptal, bir gün albay attıracak seni, yasaklayacak revire gitmeni.” Diyen ses İlhan’a aitti.

“Oğlum sen neden bizim en romantik anlarımızın katilisin lan! Sayıyla mı verildiniz oğlum siz bana!” Diyen ses ise Barlas’a.
“Komutanım ben ne bileyim sizin Ilgın komutanımla yakınlaştığınızı ya! Gidin evinizde yakınlaşın askeriye de olacak iş mi bu?” Uraz’ın savunmasını duyduğumda kıkırdadım.

“Ulan it! Sen revirde hemşire kızları ayartırken özel alan düşünüyor musun?” diye gürledi.

Sanırım gerçekten zor durumda kalmıştı Barlas. Uzun zaman sonra neredeyse ilk defa bu kadar sinirliydi.

“Komutanım orası farklı ama ya! Siz seviyorsunuz ya!” Uraz’ın sesiyle kahkaha attım. “Gerizekalı savunamıyor da kendini.” Dedi Sarp.

“Ya benim canım, ciğerim, biricik komutanım nerede ya?” Uraz’ın postal seslerini duyduğumda yerimden nasıl kalktığımı bilemedim. “Sarp! Bu odada kamera var mı?” dedim telaşla. Varsa rezil olmuştuk. Her manada.

“Hayır, yavrum. Karımı kimseye izletmem, izlettirmem.”Rahatlamış bir şekilde tuttuğum nefesimi bıraktım.

“Bir daha yavaş kalk. Çok ani hareket yapma be güzelim. Ödüm kopuyor.”

“Tamam tamam sakin olun yüzbaşım.” Dedim gülümseyerek.

Uzun çorabımı giyip, üzerime elbisemi giydim. Sarp’ta kıyafetlerini giydiğinde saçımı ve üzerimi düzelttim. Kapının kilidini çevirip açtığında içeri düşeceklerdi neredeyse.

“Didemciğim,” dedi Nehir bana bakıp gülerek. “Kolay gelsin canım.”Yanaklarım alev alevdi. Rezil olmuştuk. Ne kadarını duymuşlardı acaba?

“Komutanım, kolay gelsin. Hayırlı işler.” Dediler diğerleri de.

“Oğlum, bak sizi 50 tur koştururum delirtmeyin beni hatta durun durun. Gidin lan eğitim alanına 50 tur koşun beğenmezsem 10 tur daha eklerim!” diye kükredi.

Sarp, birkaç belgeyi imzalatmak için Mustafa Albay’ın odasına gittiğinde bende masanın arkasına geçip oradaki sandalyeye oturdum ve ilk geldiğimde yaptığım gibi masanın üzerindeki çerçeveleri inceledim.

O zamanlar bu masadaki çerçevelerde sadece ailesi, kız kardeşi, yeğenin fotoğrafları varken şimdi o aile fotoğrafına ben eklenmiştim. Diğer fotoğrafta Leyla, Alin ve ben vardım. İzmir’de çekilmiştik. Onun diğer yanında ise minikle çekildiğimiz ilk aile fotoğrafımız vardı.

Öyle şanslıydı ki. Babası dünyanın en güzel seven, en merhametli,en adaletli adamıydı.

Fotoğraflara dalmışken telefonuma bir mesaj düştü.

BARLAS ÇEVİK: Yenge, yengem, canım yengem, birtanecik yengem! Allah rızası için kocanı al buradan! Bu bir yardım çağrısıdır! Lütfen yenge, cazibeni, cilveni ne kullanıyorsan artık kullan ve bizi kurtar. Yoksa hepimiz öleceğiz ortada Kurt Timi diye bir şey kalmayacak!

Mesajı okumamla kahkaha attım ve odadan çıkıp eğitim alanına doğru yürüdüm. İlk tanıştığımız yere şimdi karnımda onun çocuğunu taşıyarak ve eşi olarak girdim.

Bölümü umarım sevmiş, beğenmişsinizdir. Yorum ve oylarınızı bekliyorummm.

Merthan hakkında düşünceleriniz neler?

Sarp,neden Merthan'a o kadar dikkatli baktı?

Didem ve Sarp'ın odada yaşadıkları❤️🔥🙇

Tüm yorumlarınızı okuduğumu ve okurken çok keyif aldığımı belirtmek isterim.

Bir sonraki bölümde görüşmek üzereeee!

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

335okunma 13beğeni 2yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.

Kategoriler ve Temalar

Okumak istediğin dünyayı bul.

Kitap Kategorileri 36

Kitap Temaları 152

abiabilerabilerimabimin arkadaşıabiminarkadasiacıAileAile SırlarıajanAkademi / OkulaksiyonAnlaşmalı Evlilikanneanonimarkadaş grubuArkadaşlıkArkadaştan Aşkaaskeraskerîaskeri kurguaskerikurguaşiretAşkAşk/ Romantikaşk üçgeniAvukatayrılıkb×bbabaBerdelBilim KurgubilimkurguBiyografiblBüyübüyücücadıCinayetçocukluk arkadaşıÇocukluk Aşkıdark romancedarkromanceDistopyadoğaüstüdoktorDostluk#DramDuygusaldüşmanDüşmandan Aşkaeğlenceejderhaenemies to loversFantastik#felsefefutbolGeçmişgenckurguGenç edebiyatgenç kurgugençlikgerçek ailegerçek ailemgerçekailemgerilimgizemGizli KimlikgüchayatHayran KurguhukukHuysuz x NeşeliHüzünihanetİkinci Şansİlk görüşte aşkimkansızintikamİsFadİş Yeri AşkıKaderKaradenizKardeşlikkatilKehanetkomediKomşudan AşkakorkuKraliyetkrallıkkurgukurtadamKüçük KasabaLanetliselise aşkılise kurgusumaceraMafyamahalleMahalle KurgusuMardinmektupmitolojimizahmutluluknefretNefretten AşkaOkulölümörgüt#özlemPatron x ÇalışanpolisPolisiyePolitik EntrikaPsikolojiPsikolojikPsikolojik GerilimromantikRomantik komediromantizmSahte SevgililikSaraysavaşSeçilmiş KişiSenkul Hobi Yazar:MaviduslersokagimSenKul:Maviduslersokagimsevda#sevgisırSırlarslowburnSporsuç#Şiir#takıntıteodenTers KöşetextingtravmaTutkuüniversiteVampirwattpadyalnızlıkYasak AşkyetimhaneZıt KutuplarzorbalıkZorunlu Yakınlık+18