SINIRIN KANUNU kitap kapağı

18. bölüm / 38

SINIRIN KANUNU

BÖLÜM 18/ "İLK AİLE FOTOĞRAFI"

Vaveyla Yazarı: Serra Nur Ü.

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 38Şu an: BÖLÜM 18/ "İLK AİLE FOTOĞRAFI"
  1. 1 BÖLÜM 1/ "BİR AVUKAT VE YÜZBAŞI"1.319 kelime
  2. 2 BÖLÜM 2 / "RUHU TOPRAK ALTINDA KALANLAR"1.609 kelime
  3. 3 BÖLÜM 3 / "GARDINI İNDİR ARTIK"1.913 kelime
  4. 4 BÖLÜM 4/ "BOŞ KUTU"1.409 kelime
  5. 5 BÖLÜM 5/ "ANNE YARASI KAÇ DİRHEM?"1.311 kelime
  6. 6 BÖLÜM 6/ "MECBURİYET"3.189 kelime
  7. 7 BÖLÜM 7/ "ERİMEYE BAŞLAYAN BUZLAR"1.434 kelime
  8. 8 BÖLÜM 8/ "İÇ SESİNİ DİNLEMEK"1.582 kelime
  9. 9 BÖLÜM 9 /"CANDAN İLERİ"1.951 kelime
  10. 10 BÖLÜM 10/ "SEV"1.711 kelime
  11. 11 BÖLÜM 11 / "DENEMEK"1.343 kelime
  12. 12 BÖLÜM 12/ "SARILSANA BANA"3.044 kelime
  13. 13 BÖLÜM 13/ "YANALIM"2.292 kelime
  14. 14 BÖLÜM 14/ "ANKA KUŞU DÖVMESİ VE İFTİRALAR"3.526 kelime
  15. 15 BÖLÜM 15/ "TENİM TENİNE VURGUN"1.541 kelime
  16. 16 BÖLÜM 16/ "GERÇEKLEŞEN DİLEKLER"2.023 kelime
  17. 17 BÖLÜM 17/ "SEVİLMEDİĞİN KADAR ÇOK SEV"1.767 kelime
  18. 18 BÖLÜM 18/ "İLK AİLE FOTOĞRAFI"1.732 kelime · Okuduğun bölüm
  19. 19 BÖLÜM 19/ "ANNE"2.609 kelime
  20. 20 BÖLÜM 20/ "KAYBOLAN RENKLER"1.722 kelime
  21. 21 BÖLÜM 21/ "DEĞİŞEN ÇERÇEVELER, DEĞİŞEN HAYATLAR"1.783 kelime
  22. 22 BÖLÜM 22/ "BABAYA AŞIK BİR ÇOCUK"1.873 kelime
  23. 23 BÖLÜM 23/ "EVLİLİĞİ SİMGELEYEN HALKA"2.889 kelime
  24. 24 BÖLÜM 24 / "AYICIK FİGÜRLÜ PEMBE LASTİK TOKA"1.867 kelime
  25. 25 BÖLÜM 25 / "AĞIR GELEN GERÇEKLER"3.395 kelime
  26. 26 BÖLÜM 26 / "EN GÜVENDİĞİNLE SINANMAK"3.320 kelime
  27. 27 BÖLÜM 27 / "PLAKA"2.628 kelime
  28. 28 BÖLÜM 28 / "EN UZUN AYRILIK"3.550 kelime
  29. 29 BÖLÜM 29 / "ÖZLEM GİDERMEK"3.448 kelime
  30. 30 BÖLÜM 30/ "ALT EDİLEMEYEN YARA"2.462 kelime
  31. 31 BÖLÜM 31 / "URFA"3.829 kelime
  32. 32 BÖLÜM 32 / "SENELER ÖNCEKİ BORDO ABİYELİ KADIN"2.719 kelime
  33. 33 BÖLÜM 33 / "E.A. GÜNÖZ"4.585 kelime
  34. 34 BÖLÜM 34 / "ANNE, BEN ANNE OLDUM!"3.135 kelime
  35. 35 BÖLÜM 35 / "ZAFERİN FOTOĞRAFI!"3.815 kelime
  36. 36 BÖLÜM 36 / "BÜLBÜL NE ÖTERSİN YOKSA EVİN Mİ YOKTUR?"2.875 kelime
  37. 37 BÖLÜM 37 / "BAZI HÜNERLER GÖSTERİLMELİ, BAZI ALYANSLAR TAKILMALI"6.148 kelime
  38. 38 BÖLÜM 38 / "YANACAK CANIM KALMADI / GÖRSEL HAFIZAYI TAZELEMEK"4.162 kelime

Herkese merhabalaaaaaar!

Çok güzel bir bölümle geldimmm!

Umarım keyifle okursunuz, yorum ve oylarınızı merakla bekliyorummm!

İyi okumalar!

"Korku, sevilen bir varlığın üzerine titrerken insanın içine düşen en amansız kurşundur."
-Stefan Zweig-

Bugün tamı tamına 2 buçuk aylık olmuştu minik. Şu geçen birkaç haftada bol bol mide bulantım olmuştu. Öyle ki birkaç gündür mide bulantısından yemek yiyemiyordum.
Sarp’a yedim desem de o da anlıyordu yiyemediğimi.

Bir şey olur diye korktuğumdan yüzüstü yatamıyordum. Sarp’ın bu gece nöbeti olduğu için eve gelmemişti. Gece hem o yok diye hem de aklım onda kaldığı için de uyuyamamıştım. Yani ben daha gelmedi zannediyordum. Ta ki alt kısmı havluya sarılmış bedenini görene kadar.

Muhtemelen ben uyuyorum diye sessizce kendi anahtarı ile eve girmişti. Sabaha karşı biraz uyuya kalabilmiştim. “Sarp,” diye seslendim yataktan kendimi kaldırarak. “Ne zaman geldin sevgilim?”

Diğer minik havluyla saçlarını kurularken konuştu. “Yarım saat oldu güzelim. Seni uyandırmak istemedim.”

“Kahvaltı hazırlardım. Yorulmuşsundur.”

“Atıştırdım karargahta yavrum, bulantın var mı?”

“Biraz daha iyiyim.”Dizlerimin üzerinde doğrulup elimi havluyu bana vermesi için uzattım. “Ben kurulayayım mı?” Tabi ki de reddetmeyip yatağa yanıma oturdu.

Bende geceliğimin eteklerini hafif kaldırarak kucağına havlunun üzerine oturdum. Yanlış bir yere oturmuş olmalıyım ki boğazından hırıltıyla karışık bir inleme koptu.

“Yavrum, çok yanlış bir yere oturdun devam edersen seni gün boyu kucağımda gezdiririm.”

Hormonlarım Sarp’ı dinlemiyorlardı. İçimi tarifsiz bir arzu sarınca hareketsiz duramayıp sürtündüm kucağında. “Eflal,” dedi dişlerini sıkarak.

“Sevgilim,” dedim şehvetle.

“Güzelim, yapma. Hamilesin.”

“İnan şuan beni bu hale getiren şey miniğimiz.” Dedim gülümseyerek. Dayanamamış olacak ki anında dudaklarımızı birleştirdi. Hiç vakit kaybetmeden karşılık verdim.

“Gül dudaklım,” dedi nefeslenmek için ayrıldığımız aralarda. Dayanamayıp sertliğini kasıklarıma bastırınca inledim. “Bu kadar yeter yavrum, daha fazla devam edersen dayanamam, seni bu yataktan çıkartmam.” Diyerek beni kucağından kaldırıp yatağa oturttu.

“Lale Hanıma gitmemiz lazım!” diye bağırarak sızlandı. “Bende insanım!Karım beni çileden çıkartıyor Allah'ım!” dayanamadığını biliyordum.

Bazen onu çileden çıkartıyordum ama o miniğe bir şey olmasından, benim canımın yanmasından korktuğu için ileriye gidemiyordu. Sanırım gerçekten sınırdaydı.

Odadan çıkmadan önce iç çamaşırını ve eşofman altını giydi. Üst bedeni çıplaktı ve askeri künyesi parıl parıl parlıyordu.

Bana gülümseyip odadan çıktıktan sonra bende ayağa kalkıp sabahlığımı giydim ve kuşağını bağladım. Bağladıktan sonra minik bir kavis oluşmuştu karnımda. Kavisi görünce gülümsedim.

Dolabın orta kapağındaki kendinden aynalı kısma geçtim. Yan döndüğümde kavis ufakta olsa belli oluyordu. Elimi kavisin üzerine koyduğumda elim titriyordu.

“Sanırım büyüyorsun minik.” Dedim karnımı okşarken. Çok güzel gözüküyordu. Sanki o kavis benim için dünyanın en güzel varlığı olmuştu.

Odadan çıktığımda adımlarım beni mutfağa götürdü. Sarp’ın sırt kaslarıyla göz göze gelmek hormonlarım açısından hiç iyi olmamıştı. Ocağın başında bir şeyler yapıyordu ama anlamamıştım.

Masaya baktığımda üzerinde kahvaltılıklar vardı. “Sarp, sen atıştırmamış mıydın askeriyede?”

“Atıştırdım yavrum, senin için.” Dedi önüme dilimlenmiş haşlanmış patatesleri bırakırken. Tabağı önüme koyduktan sonra saçlarımdan öptü.

“Günlerdir bir şey yemiyorsun doğru düzgün. Endişeleniyorum artık.”Önümdeki çatalı eline alıp peynire batırdıktan sonra ağzıma doğru uzattı. İkiletmeden yedim.
Fakat ağzımda peynir tadı yerine değişik bir tat vardı.

Midye.

Midye?

Baharatı, limonu resmen ağzımı sulandırıyordu. Bir tanesini yemek için bile şuan kendimi atabilirdim.

Evde midye yoktu. Kendimde gidip alamazdım Sarp izin vermezdi yorulurum diye. Ona da söyleyemezdim. Gece çok yorulmuş olmalıydı. Şimdi ona bunu söyleyip de yük olmak istemiyordum.

Ama dayanamıyordum sanki. Aşermek dedikleri şey bu muydu anlamıyordum. Durumun aciliyeti yoktu. Sarp’ı yormama da gerek yoktu.

Yorgun argın gelen adama birde sızlanıp yük olmayalım Didem.

Önümdeki hiçbir şeyi yiyememiştim. Ağzımdan o baharatlı ve bol limonlu tat gitmiyordu.

“Eflal, neyin var güzelim?” dedi Sarp.

“Yok-yok bir şey.” Dedim zorlukla gülümseyerek.

“Bir şey olmuş.” Dedi oturduğu yerden kalkıp. “Ne oldu yavrum?”

“Gerçekten yok bir şey.” Gözlerimi kaçırıyordum. Neden suçluymuş gibi hissediyordum?

“Senin canın bir şey çekiyor.” Dediğinde jet hızıyla ona döndüm. Nereden anlamıştı? “Yutkunuyorsun Eflal. Sen aşeriyor musun güzelim?”

“Bilmem.” Diye mırıldandım.

“Benim karım aşeriyor ve aşerdiği şeyi kocasına söylemeye mi utandı?” dedi kırılmıştı. “Ne aşeriyorsun bebeğim söyle.” Söylesem anında uçacakmış gibi tetikte bekliyordu.

“Midye.” Diye mırıldandım. “Ama aciliyeti yok. Ben ofise giderken alırım sonra.”

İsteklerimi kimseye yük olmayayım diye o kadar öteleyip kendi kendime halletmeye çalışmıştım ki şimdi Sarp'ın isteklerimi bu kadar önemsemesi, onları bir emirden sayması bana çok değişik geliyordu. Sanki hala birine yük, zorluk olacakmışım gibi hissediyordum.

“Eflal, yapma bebeğim. Gider alırım ne istiyorsan, yükmüşsün gibi konuşma.”

“Yorgunsun ama.” Diye mırıldandım dudaklarımı büzerek.

“Yorgun değilim, seninle yaptığım hiçbir şey beni yormaz, üzmez,kızdırmaz.”

Gözlerimin dolmasına engel olamadım. Sanırım hamilelik tüm o katı, sert yanımı alıp götürmeye başlamış yerine duygusal yanımı ortaya çıkarmıştı.

“Teşekkür ederim.” Dedim hıçkırıklarımın arasından.

“Etme, etme güzelim.” Toparlanıp alnımdan öptü. “Hadi bakalım Günöz ailesi midye yemeye gidiyoruz!” dedi zorlukla gülümsemeye çalışarak.

Ansızın kasıklarıma giren sancıyla korkuyla inledim. “Ah!”

“Eflal! Neren ağrıyor? Hastaneye gidelim!” Telaşla ayağa kalktı.

Sancı hafifleyince derin bir nefes aldım. Muhtemelen yerleşme sancılarım başlamıştı. “İyiyiz. Miniğimiz yer açmaya başladı.” Zorlukla gülümsedim. İnanmamış gibi bana bakınca, “Sarp! İyiyiz gerçekten. Hadi gidelim. Dolaptaki turşulardan birini alır mısın?” Diye sordum odaya geçerken.

Nermin anne o günkü konuşmamızdan sonra bize koli koli, çeşit çeşit turşu göndermişti. Elbette bu zamana kadar ilk koli bitmişti çünkü turşu yemeyi seviyordum ama hamilelikle birlikte sürekli turşu yiyordum.

Minik biraz büyüdüğünü dışarıdan da belli etmeye başladığı için bazı kıyafetlerimi, eteklerimi giyemiyordum. Karnım sıkıştığı için onun canını yakmaktan korkuyordum. Bu yüzden elbiselerim kurtarıcı oluyordu.Bende elbise giyiyordum sık sık.

Kahverengi triko elbisemi giyip takılarımı taktım. Saçlarıma da şekil verip hafif bir makyaj yaptığımda artık hazırdım. “Ben hazırım!” diye seslendim Sarp’a.

O da üzerini giyinmek için odaya girdiğinde ben aynada kendime ve karnıma bakmakla meşguldüm.

Triko kumaş üzerime -yani en azından karnıma- yapıştığı için miniğimiz belli oluyordu.

“Eflal,” dedi hayranlıkla.Gözleri parladı. “Büyüyor.” Başımı salladım gülerek.

“Büyüdü.” Arkama geçip kollarını karnıma sardı. Okşamasıyla mayıştım.

“Babam, ne güzel büyümüşsün sen öyle!” dedi gülerek. Başımı arkaya doğru yatırıp omzuna yaslandım. “Hadi, geç olmadan çıkalım ve size en güzel midyeleri bulalım.”

Arabaya bindiğimizde Sarp özellikle emniyet kemerimi takmış 3 kez kontrol etmişti. O bunlarla meşgulken ben hiç kendimi bozmadan kavanozdaki çağla turşusunu yemekle meşguldüm. Uzanıp ekrandan şarkı açtım.

Göksel’in sesi arabanın içine dolarken gülümseyerek bende ona cilveyle eşlik etmeye başladım.

Bazen bazı huylarımın bu kadar çabuk değişmesine anlam veremiyordum. Yine öyle bir an olmuştu şuan. Sert yapımın cilveye müsait olacağını hiç düşünmemiştim.

“Dudaklarında arzu, kollarında yalnız ben
Sana bakan bir çift göz ben olayım sevgilim,” bir yandan omuzlarımı sallıyor, bir yandan da şarkıyı söylemeye devam ediyordum.

“Bütün ömrün boyunca kalbinde sevgilin ben
Benliğinde yalnız ben, ben olayım sevgilim!”

Şarkının en sevdiğim kısmı gelince Sarp’a doğru dönüp sesimi yükselterek söyledim.Kahkaha attı. Benden böyle bir performans beklemiyor olmalıydı.

“Ölene kadar, öldükten sonra bile bu kalp bir seni böyle ölesiye sever, bu adam bir sana böyle delirir.” Dedi dolu dolu.

“Teşekkür ederim,” dedim minnetle.“Beni hayata döndürdüğün, böylesine sevdiğin için teşekkür ederim.” Cevap vermek yerine uzanıp şakağımdan öptü.

Midyeci dükkanının önüne geldiğimizde iştahla ve heyecanla kıpırdandım. “Ay Sarp geldik!”

“Görüyorum güzelim.” Dedi gülerek.

Araba durduğu an kemerimi çıkarıp aşağı indim hızlıca. Sarp, “Eflal! Yavaş!” diye bağırsada aldırmadım.

İçeri girdiğimizde Sarp, “Usta, bizim masaya 50 tane midye hazırlar mısın?” dedikten sonra cam kenarındaki masaya geçtik.

Geldiğimiz yerin arka tarafının biraz ilerisinde şelale gibi bir yer vardı ve manzarası oldukça güzel gözüküyordu. “Sarp, midyeleri yedikten sonra şelaleye gidelim mi?”

“Eflal, orası dağ bayır. Miniğe zararı olur mu?”diye sordu endişeyle.

“Bilmem ki?” dedim tereddütle ama orayı merak etmiştim. “Çok dikkatli oluruz, hatta gerekirse kucağına alırsın beni.” İkna etmek için kedi yavrusu bakışı attım.

“Ulan, şu gözleri reddetmek mümkün mü!” dedi sitemle.

Beni reddedemiyordu. Bende onu.

Midyelerimiz geldiğinde o baharat kokusunu derince içime çektim ve hemen yemeye başladım. Bu öyle güzel bir histi ki. Birkaç dakika sonra neredeyse 40 tanesini yemiştim bile.

“Başka istediğin bir şey var mı güzelim?” diye sordu.

“Yok, teşekkür ederim.” Dedim masaya gelen sulardan birini açıp içerken.

Hesabı ödeyip dükkandan çıktıktan sonra o şelaleye doğru indik. Daha doğrusu yolun yarısında Sarp’ın panikleyip beni kucağına almasıyla indik.

Çevremiz ormandı. Ortada bir şelale vardı. Şelalenin birkaç metre uzağına da oturmak için açık çardaklar yapmışlardı. “Fotoğraf çekilelim!” diye bağırdım.

Önümüzden geçen kadından rica ederek telefonumu uzattım. Sarp, kollarını karnıma doladığında bende elimi karnıma koydum. Birbirimizin gözlerine baktığımızda zaten refleks olarak gülümsüyorduk.

Kadına teşekkür edip bana uzattığı telefonumu aldığımda fotoğraflara baktım.

“Minikle ilk fotoğrafımız, ilk aile fotoğrafımız.” Dedim yaşlı gözlerle.

“Son da olmayacak. İzin vermeyeceğim.” Dedi kendinden emin bir şekilde.

Birkaç dakika şelaleyi izledik. Sarp’ın eli ise karnımı sevmeye, okşamaya devam ediyordu.

Sarp’ın bedeninin bir anda kaskatı kesildiğini hissedince ona döndüm.“Ne oldu?” diye sordum korkarak.

“Sakince buradan çıkacağız güzelim, tamam mı? Çok dikkatli olacağız.” Demesiyle daha da korktum.

Korkumun üzerine panik de eklendi. “Sarp, ne oluyor?”

“İzleniyoruz.” Dedi sadece. Sesi sakindi fakat kurşun yağdırıyordu gözleriyle.

Bir anda beni kucağına aldı. “Başını göğsüme göm. Sakın kaldırma,sakın!”

Bedenini önüme alarak bana olası bir zarar verilmesini engellemeye çalışıyordu. “Dikkat et ne olur!” dedim kısık sesle yalvararak.

Hızlıca arabanın önüne geldiğimizde kapıyı açarak beni oturttu. Kemerimi değişik bir şekilde taktı.

Kapımı kapatıp kendisi de arabaya binip sürmeye başladığında takip edildiğimizi fark edince daha da stres oldum ve karnıma kramplar girmeye başladı. “Bir şey yok, bir şey yok anneciğim.” Dedim karnımı okşarken.

Kurşun sesleri de gelmeye başlayınca kramp daha da arttı.“Vallahi bir şey yok birtanem. Geçecek şimdi. Sakin ol tamam mı?” dedim yalvarır gibi."Geçecek miniğim bitti, bitti bir şey olmayacak." Hem miniği hem de kendimi sakinleştirmeye çalışıyordum.

“Eflal! Yavrum yere in ve başını önüne eğerek kendini kapat!” dedi Sarp. Bir yandan bana bakıyordu diğer yandan arkamızdakilere kurşun sıkıyordu.

“Eflal! Barlas’ı ara!” diye bağırmasıyla telefonunu vitesin önündeki kutu gibi olan boşluktan aldım. Ellerim zangır zangır titriyordu. “B-Barlas! Takip ediliyoruz! Gelmen lazım! Ormanlık alana doğru!” diye bağırdım telefon açıldığında.

Sarp'ın torpidoda yedek silahı olduğunu görmüştüm bir kere. Zamanında atış eğitimi almıştım. Barlas gelene kadar Sarp'a yardım etmem lazımdı. Kasıklarımdaki ağrı arttı.

Zorlukla bedenimi hafif kaldırarak torpidoyu açıp silahı aldım. Onca eğitimi boşuna almamıştım bir faydası olması gerekiyordu. Camı hafifçe indirip ateş etmeye başladım. “Eflal! İçeriye gir!” diye bağıran Sarp’a aldırmadım.

Kısa bir süre sonra kurşun sesleri arttı. Ancak birkaç dakika sonra tamamen kesildi. Yanımızda bir araba durunca korkarak irkildim.

“Geldim kardeşim.” Dedi Barlas. “İyi misiniz?” diye soran ise arabanın ön yolcu koltuğundan inen Ilgın’dı. Bizde onları görebilmek için dışarı çıkmıştık.

Başımı sallamaya çalışsam da iyi değildim. Sancım vardı. Düşük sancısı gibi değildi. Korkuya ya da strese bağlı sancın olabilir demişti Lale Hanım muhtemelen o yüzdendi ya da bilmiyordum. Belki de düşük sancısıydı anlayamıyordum.

Tek bildiğim şey bilincimi kaybetmeden önce Sarp’ın kucağına düştüğüm ve onun ela gözleriyle gözlerimin denk düştüğüydü.

Sizce miniğe bir şey olacak mı?

İlk aile fotoğrafımız hakkında düşündüklerinizi uzun uzun alabilir miyiz? 🥺

Barlas ve Ilgın neden aynı arabada olmuş olabilir?

Sizce bu çatışmayı kim yaptırdı?

Bol bol yorumlarınızı ve oylarınızı bekliyorummm! Hepsini okuyorum.

Bir sonraki bölümde görüşmek üzereeee!

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

400okunma 15beğeni 2yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.

Kategoriler ve Temalar

Okumak istediğin dünyayı bul.

Kitap Kategorileri 36

Kitap Temaları 147

abiabilerabilerimabimin arkadaşıabiminarkadasiacıAileajanAkademi / OkulaksiyonAnlaşmalı Evlilikanneanonimarkadaş grubuArkadaşlıkArkadaştan Aşkaaskeraskerîaskeri kurguaskerikurguaşiretAşkAşk/ Romantikaşk üçgeniAvukatayrılıkbabaBerdelBilim KurgubilimkurguBiyografiblBüyübüyücücadıCinayetçocukluk arkadaşıÇocukluk Aşkıdark romancedarkromanceDistopyadoğaüstüdoktorDostluk#DramDuygusaldüşmanDüşmandan Aşkaeğlenceenemies to loversFantastik#felsefeGeçmişgenckurguGenç edebiyatgenç kurgugençlikgerçek ailegerçek ailemgerçekailemgerilimgizemGizli KimlikgüchayatHayran KurguhukukHuysuz x NeşeliHüzünihanetİkinci Şansİlk görüşte aşkimkansızintikamİsFadİş Yeri AşkıKaderKaradenizKardeşlikkatilKehanetkomediKomşudan AşkakorkuKraliyetkrallıkkurtadamKüçük KasabaLanetliseLise aşkılise kurgusumaceraMafyamahalleMahalle KurgusuMardinmektupmitolojimizahmutluluknefretNefretten AşkaOkulölümörgüt#özlemPatron x ÇalışanpolisPolisiyePolitik EntrikaPsikolojiPsikolojikPsikolojik GerilimromantikRomantik komediromantizmSahte SevgililikSaraysavaşSeçilmiş KişiSenkul Hobi Yazar:MaviduslersokagimSenKul:Maviduslersokagimsevda#sevgisırSırlarslowburnSporsuç#Şiir#takıntıteodenTers KöşetextingtravmaTutkuüniversiteVampirwattpadyalnızlıkYasak AşkyetimhaneZıt KutuplarzorbalıkZorunlu Yakınlık+18