22. bölüm · SINIRIN KANUNU

BÖLÜM 22/ "BABAYA AŞIK BİR ÇOCUK"

Serra Nur Ü.

Herkese merhabalaaaar!

Çok güzel bir bölümle geldim! Umarım keyifle okursunuz!

Bol bol yorum ve oylarınızı merakla bekliyorum!

İyi okumalar!

"Seni düşündüğüm zaman, sanki bir nehir akıyor içimde. Dünyanın en uzak köşesinde bile olsam, yüzün gözlerimin önünden gitmiyor."
-Cahit Külebi-

Minik artık 16 haftalıktı.

Okuduğum birkaç yazıya göre bu haftalarda cinsiyetini öğrenebilme ihtimalimiz vardı. Bugün kontrolümüz olduğu için daha da heyecanlıydım.

Karnım büyümüştü artık. Yeni kıyafetler almak zorunda kalmıştım. Çoğu zaman Sarp’ın tişörtleri daha rahat geldiği için evde onun tişörtlerini giyerek geziyordum. 3 beden büyük olduğu için elbise gibi oluyordu.

Sarp, dün gece nöbeti olduğu için evde değildi. Haftalardır Derviş Kıratlı’yı suçüstü yapmak için çalışıyorlardı fakat adam o kadar iyi oynuyordu ki yakalayamıyorlardı.

Öyle arsız, şerefsiz ve namussuz bir adamdı ki. Belgeleri, şüpheleri okurken midem bulanmıştı. Ailesini bile satmıştı şerefsiz. Trafik kazasında öldüler süsü vermişti para için.

Bu delilleri daha net bir şekilde kanıtlayabilirsek adamı yakalayabilecektik.

Salonda oturmuş dizi izlerken patlamış mısır görünce dayanamadım randevu saatine de daha 2 saat olduğu için yavaşça ayağa kalkıp mısır patlatmak için mutfağa geçtim.

Karnım benden önce yürümeye meraklı gibiydi. Minik gitgide daha fazla büyüyordu ve benim buna zerre şikayetim yoktu.

Mutfağa geldiğimde telefonumun çalmasıyla masaya doğru yürüdüm ve telefonumu üzerinden aldım.

Leyla görüntülü arıyordu.

Telefonu açıp tezgahın üzerine bıraktım ve dolaptan mısırı çıkardım. Leyla’nın neşeli sesini duydum.

“DİYEM!” Diyen bir ses daha duydum. Leyla'nın sesini bastıracak kuvvette bir sesti. Alin Erna, annesinin elinden telefonu almaya çalışıyordu. “Alin, dur bebeğim, dur annem. Yengenle konuşalım beraber al telefonu yanıma otur hadi.”

“Tamam.” Dedi tatlı tatlı ve Leyla’nın yanına oturdu.

“Nasılsın sevgili görümcem?” dedim tencereye yağ dökerken.

Yüzünü ekşitti. “Görümce diye kötülere seslenilir. Ben iyi bir kız kardeş olduğumu düşünüyordum?”

Öyleydi. Ben arayamasam bile o haftada 2 kez arar, arayamıyorsa yazar bir ihtiyacım olup olmadığını sorardı. Demir’de özellikle ısrarla sorardı. Onların ikizleri de Sarp görevdeyken doğmuştu. Ben o zamanlar hamile olduğumu bilmediğim için sürekli midem bulanıyordu ve hiçbir yere gidemiyordum.

Öyle ki Sarp’ın kuzeni Zeynep ve Kaan’ın nişanına da gidememiştik. Zaten Leyla’nın da nişanda doğumu başlamıştı.

Şimdi gitmeyi istiyorduk çünkü ikizler neredeyse 4 aylık olmuşlardı ve biz hiç yakından görememiştik.

“Öylesin tabi. İkizler nasıl? Siz nasılsınız?” Bir yandan da tencereye eklediğim mısırları karıştırıp kapağını kapatıyordum.

“İyiler yengesi. Alin hanımı kardeşlerine alıştırmaya çalışıyoruz. Deniz Alp bendeyken çok sakin ama babasına gelince coşuyor. Efnan Zuhal’i söylemiyorum bile.” Dedi sitemle.

“En kısa sürede gelmek istiyoruz bizde. Doktora gideceğiz bugün 16 haftalık oldu yeğenin halası.” Dedim karnımı okşarken.

“Halası yesin onu.” Dedi gülümseyerek. Alin, yanından kalkmak için hamle yaptı.
Kalkmadan önce bana bir öpücük gönderince bende karşılık olarak öpücük attım. Telefonu annesine verip odadan çıktı. “Sen ne yapıyorsun ya mutfakta?”

Patlamış mısırları kaseye döküp telefonumu da alıp salona geçtim ve koltuğa bağdaş kurarak oturdum.“Canım patlamış mısır çekti de onu yaptım.”

“He iyi. Abim yok mu?”

“Nöbetteydi gece. Gelir birazdan randevuya az kaldı.” Ağzıma birkaç tane mısır attım.

“Bir tahminin var mı? Hissediyor musun?” diye sorduğunda kaşlarımı çattım.

“Ne gibi?”

“Cinsiyeti için diyorum bir tahminin var mı?”

Dudak büktüm. “Bilmem ki, sağlıklı olsun yeter.”

“Orası öyle de insan hissediyor bazen.”

“Histen çok heyecan var içimde.”

“O olacak zaten canım.”

Tam cevap verecektim ki bir kilit sesi duydum. Ve Sarp’ın, “Yavrum?” diye soran sesini.

“Sarp, hoş geldin!” dedim heyecanlı heyecanlı.

“Hoşbulduk yavrum da biz doktora gitmeyecek miydik?”

“Gideceğiz.”

“E niye hazır değilsin?”

“Leyla ile konuşuyorum. Bir de canım patlamış mısır çekti de onu yiyorum.”

Yanıma yaklaşıp saçlarımdan öptü. Büyük eli usulca karnımda gezindi. Kamerayı ona doğru döndürdüm.

“Ay ağlayabilirim şuan. Benim abim evlendi şimdi de baba oluyor ya.”Dedi Leyla yalandan gözlerini siler gibi yaparak.

“Hanımefendi siz hayatınızın aşkını çok önceden bulduysanız bu benim sorunum değil.” Dedi Sarp.

“Haklı.” Dedim bende Sarp’ın yanaklarını severken.

“Fazla romantiksiniz.”

“Siz değil misiniz?” diye sordum merakla.

“Didem, sence değilsek neden yaptık biz bu 3 çocuğu?”

“Öhöm öhöm.” Dedi Sarp uyarır gibi.

“Ay! Abi bir an senin olduğunu unuttum. Özür dilerim!” Elini yüzüne kapattı. “Aniiiiii! Efnan ağyıyoooo!” diye bağırdı Alin Erna.

“Geliyorum anneciğim!” Bir hışımla ayağa kalktı. “Çocuklarıma bakmam lazım. Cinsiyeti öğrendiğinizde aramazsanız küserim.”

“Tamam be kızım tamam!” dedi Sarp bıkkınlıkla. Küserdi biliyordu.

Telefonu kapattıktan sonra kenara koydum ve Sarp’a döndüm.“Hemen hazırlanayım çıkarız.” Dedim ayağa kalkarken.

Başını salladı. “Bende bir duşa gireyim.”

O banyoya doğru giderken bende odamıza girdim ve dolaptan rahat lacivert bağlamalı bir takım çıkarttım.

Ben giyinip saçlarımı ve makyajımı yaparken Sarp’da pantolon ve tişört giymiş eline de kot ceketini almıştı.

Kocan 38 yaşında olmasına rağmen en fazla 30 gösteriyor Didem, bu da senin şansın kızım!

Bende çok genç sayılmazdım.Mayıs’ın 28’inde 35 olacaktım.

Çok mu yaşlı bir anne olacaktım ben?

“Sarp!” dedim dolu gözlerimle.

“Efendim yavrum ne oldu? Ağrın mı var?”

“Ben çok yaşlı bir anne mi olacağım?” dedim ağlamaklı bir sesle.

“Bu nereden çıktı şimdi Eflal?”

“Cevap ver!” diye bağırdım.

“Yavrum, gayet genç, güzel, hatta dünyalar güzeli bir anne olacaksın sen.”

Ağlamalarım durdu ve ona döndüm sanki hiçbir şey olmamış gibi.“Gerçekten mi?” diye sordum.

“Gerçekten tabi. Asıl ben yaşlı bir baba olacağım.”

“O biraz doğru olabilir. Ama sen en fazla 30 yaşında gösteriyorsun.”

“Sağol ya. Ne güzel övüyorsun kocanı.” Diye homurdandı.

“Rica ederim.” Son kez aynadan kendimi kontrol ettim ve çantamı da alarak odadan çıkmaya başladım.“Hadi gidelim!”

Evden çıkıp arabaya bindiğimizde Sarp, ful yola odaklanmıştı ama yüzü asıktı. Sanki canı bir şeye sıkılmış gibiydi.

“Sarp, bir şey mi var?”

“Yok, yok güzelim öyle dalmışım.”

“Doğru konuşur musun? Bir şey var belli. Ne oldu?”

“Eflal,” dedi sıkıntıyla. “Umut’un doğum tarihi ne?”

Ne alakaydı şimdi?

Niye bana böyle bir soru soruyordu ki bir şeyden mi şüpheleniyordu?

“23 Eylül 1997’de ne alaka şimdi Sarp? Ne oluyor?”

“Bir şey olduğu yok be yavrum. Merak ettim aklıma takıldı da ondan sordum. Bazen büyüklerimiz biz küçükken farklı doğum tarihi, yılı vs. yazdırırlar ya acaba Umut’u da öyle mi yazdırdılar mezar taşına o yüzden sormak istedim. Kırdıysam seni özür dilerim.”

“Kırmadın. Kırmadın da şaşırdım sadece.”

“Merthan ile gözleriniz çok benziyor.” Dedi bir anda. “Gece dosyaya çalışırken göz göze geldiğimizde fark ettim. Ya da seni özledim ondan dolayı da öyle görmüş olabilirim.”

Güldüm. “Evet, benziyor gözlerimiz geçen bize dosyayı almaya geldiğinde bende fark ettim. Bence sen beni çok özledin gece o yüzden.”

“Yavrum ben seni her dakika özlüyorum ki zaten.”

Eridim, şeker gibi eridim hem de.

“Utandırıyorsunuz yüzbaşım.” Dedim cilveli bir gülüşle.

“Güzelliğini, sana olan özlemimi yüzüne vurmamdan utanıyorsan utan benim güzel karım.”

“Hormonlarımın devreye girmesini ve şuracıkta seni öpmemi istemiyorsan susmanı istiyorum sevgili eşim.” Dedim sitemle.

Hep hormonlarım yüzündendi. Sabır falan kalmamıştı bende artık.

Biz böyle şakalaşırken yol aktı gitti.

Hastanenin önüne geldik. İnip kadın doğum katına çıktık. Sıra bize geldiğinde Lale Hanım, gülümseyerek karşıladı. Elimdeki yarım kalan çikolatayı Sarp’a uzattım.

Gelmeden önce bol bol çikolata yemiştim ki bebeğimiz kendini daha net ve rahat göstersin diye. Bu da Nazenin ablanın tavsiyesiydi.

“Hoşgeldiniz!” dedi neşeyle Lale Hanım. Çok güler yüzlü ve enerjik bir kadındı.

“Hoşbulduk.” Dedik Sarp’la aynı anda.

Hemen yatağa uzandım ve karnımı açtım.

“Baya büyümüşüz. Bugün cinsiyeti öğrenebilme ihtimalimiz çok yüksek. 4 aylık oldu artık. Bakalım kendini gösterecek mi?”

Sarp’ta sağ tarafıma geçip elimi sımsıkı tutarken ekrana bakıyordu.

“Bir tahmininiz var mı bakalım?” dedi Lale Hanım. “Genelde tüm hastalarıma sorarım bakalım bu sefer kiminki doğru çıkacak?”

“Ben o kadar heyecanlıyım ki tahmin edemiyorum. O yetim yok oldu sanki.” Dedim heyecanlı heyecanlı.

“Benim bir tahminim var Lale Hanım.” Dedi Sarp. Başımı hafifçe ona doğru kaldırdım ve gözlerine baktım.

“Nedir?”

“Kız. Kızımız olacak hissediyorum.” Dedi kendinden emin bir şekilde.

“Bakalım da bir an önce öğrenelim o zaman.” Dedi ve kasıklarımın üzerine doğru soğuk jeli döküp probu eline aldı.

Kısa bir süre sessizlik oluştu. Lale Hanımın kaşları çatılınca içimi bir korku kapladı.

Bir şey mi olmuştu?

“Sanırım biraz inatçı çıktık. Kendini saklıyor.” Dedi gülümseyerek.

“Nasıl saklıyor? Niye saklıyor? Bu kötü bir şey mi?” dedim panikle.

“Hayır tabi ki Didemciğim. Gayet normal bir şey şu an onu görmenizi istemiyor. Utanmış. Hiç tatlı bir şeyler yedin mi?”

“Gelirken 1 kilo çikolata yemem dışında tatlı olarak başka neler yiyebilirim? Göstermesi lazım! Hadi bebeğim lütfen! Biraz daha çikolata yersem şekerim tavan yapacak!” dedim sinirle.

“Yavrum, sakin ol.” Dedi Sarp ve boğazını temizledi. “Babam, bize kendini göstermen lazım. Biz seni çok merak ediyoruz ama sen bizi merak etmiyor musun? Ona göre odanı hazırlayacağız.”

Bir şey oldu ekranda.

Lale Hanım, probu gezdirmeye yeniden başladı. “İnanılmaz.” Diye mırıldandı.

“Ne oldu?” diye sordum merakla.

“Kendini göstermeye başladı. Bu kız babasına aşık!” dedi neşeyle.

İkimiz de güldük.

Bir dakika kız.

Kız mı?

Kız.

“Bir saniye ben doğru mu anladım?” diye sordu Sarp. Kelimeleri toparlayamıyordu heyecandan.

“Kızımız mı olacak bizim?” dedim gözlerim dolarken.

“Kızınız olacak Didemciğim. Üstelik babasına aşık bir kızınız olacak.”

“Eflal,” dedi Sarp. Bakışlarımı ona doğru yönelttim. “Kız.” Dedi sadece. Başka bir şey söylemiyordu. Sadece kız diyordu.

“Kız. Bizim kızımız.” Dedim ağlarken.

“Hayırlı olsun. Gelişimi de suyu da gayet iyi. Hatta saçları bile gür olacak belli.İştahın açık olacak bu aylarda. Sağlıklı beslenmen onun gelişimi açısından çok önemli. Ani hareket yapmamaya, ağrın olursa soluna doğru yatmaya özen göster.”Başımı salladım ama duymuyordum bile söylediklerini. Son söylediklerine ek bir şeyler daha söyledi ama sadece başımı sallayabildim.

Toparlanıp hastaneden ayrıldığımızda hala inanamıyorduk.

Çok değişik bir histi kız annesi olmak.

Annem de kız annesiydi.

Neler hissettin anne? O zamanlar benden nefret ettiğin halde hiç kalbinin atışları hızlanmadı mı? Heyecandan konuşabildin mi mesela?Ya da ona alacağın şeyleri, yapacağın odaların hayalini kurmaya başladın mı hiç?

Bendeki de soruydu işte. Elbette hepsinin cevabı hayırdı. Her şeyin sebebi bendim çünkü. Hayatını mahveden kişinin cinsiyetini öğrendiğinde bir de mutlu mu olacaktı?

Arabaya bindiğimizde Sarp’a döndüm. Yüzünde güller açıyordu.

“O gün dilediğin dilek buydu değil mi?”

“Senelerdir dilediğim dilek buydu.”

Anlamıştım.

Sarp’tan o kadar güzel bir kız babası olurdu ki. Leyla’nın 2. Babası gibi olduğunu biliyordum. İçi titriyordu ona. Bizim kızımızı bile daha şimdiden kendine aşık etmişti. Doğunca düşünemiyordum bile.

Art arda telefonlarımıza mesaj gelmeye başlayınca uygulamayı açtım. Gelen mesaj tim ile ortak açtığımız gruptandı.

AYDIN GÖKMEN: ZAHMET EDİP EVLADIM KENDİSİNİ GÖSTERDİ BUGÜN. TİME JUNİOR BAŞÇAVUŞ GELİYOR!

Aydın ve Bengi geçen ayda gidip çocuklarının cinsiyetini öğrenemeden geri dönmüşlerdi.

Bugün tekrar gitmişlerdi ve okuduğuma göre bir oğulları olacaktı. Diğer mesajları okumaya başladım.

SEVGİLİM: KIZIM OLUYOR OĞLUM KIZIM! KIZ BABASI OLUYORUM OĞLUM BEN!

Sanırım sevinmişti.

Sanırım.

Şüpheli.

Delirecekti sevinçten.

NEHİR TOPRAK: Aaa! Hayırlı olsun. Çok sevindim!

ILGIN DİŞLİ: Time anlık extra 2 üye aldık.

BARLAS ÇEVİK: Ilgın, bir şeyler yapıp bu ikisini sollamamız lazım.

ILGIN DİŞLİ: Salak salak konuşma Barlas. Ortak gruptayız.

İLHAN DUMAN: Ha olmasanız düşünüyorsunuz yani Ilgın komutanım?

O kadar komiklerdi ki gülmekten gözlerim yaşarıyordu.

BARLAS ÇEVİK: İlhan, siktir git kardeşim.

URAZ KARAY: Komutanım gelin ikisini beşik kertmesi yapalım. Hem dünürünüzü de biliyorsunuz, tanıyorsunuz. İyi aile. Shipledim gitti.

Sarp’ta Uraz’ın attığı mesajı görmüş olacak ki bana ses kaydını açmam için işaret verdi.

Ses kaydetmek için olan tuşa basılı tutup telefonu ona doğru uzattım. Bir yandan yola bakıyor bir yandan da konuşuyordu.

Pardon kükrüyordu.

“Uraz, oğlum seni bir shiplerim ayağa kalkamazsın. Lan siktir git! Vermiyorum oğlum kızımı! Kimse ümit etmesin! Evlendirmeyeceğim kızımı!”

Kahkaha atıyordum. O kadar sinirlenmişti ki. Kıpkırmızıydı.

“Sarp, sakin olur musun sevgilim. Kızımız daha doğmadı bile!”

“Olsun! Vermeyeceğim ben kızımı! Bilsin herkes şimdiden!”

“Tamam sevgilim, öyle olsun. Verme sen kızını.”

“Öyle olacak. Vermeyeceğim kızımızı.”

Eve gidene kadar bu kavgalar devam etti.

Timden gelen mesajla hepimiz ailenin yeni üyelerini kutlamak için eve gidip bahçeye inmek için hazırlandık.

O kadar güldüm ki son sahneleri yazarken, Uraz'ın boş boğazlılık seviyesi çok başka.

Kurt Timi'ne bir kız geliyor. Ne düşünüyorsunuz? Sizce Sarp ve Didem kızlarının adını ne koyarlar?

Yorum ve oylarınız için şimdiden teşekkür ederim.

Bir sonraki bölümde görüşmek üzereeee!