Shadow & Darkness kitap kapağı

7. bölüm / 45

Shadow & Darkness

7. Bölüm

Vaveyla Yazarı: Temperance Brennan

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 45Şu an: 7. Bölüm

Bugün bir arkadaşımla buluştum. Yeni evlenen bir kız arkadaşım, Lila. O kadar genç yaşta evliliğe adım atmıştı ki, bu durumu anlamakta hala zorlanıyorum. Ama onun için mutlu olmaktan başka bir çarem yoktu. O iyiydi, huzurluydu; bu da bana yetmeliydi. Tabii, artık eskisi kadar yakın değiliz. Evlenince her şey değişiyor, değil mi? Yine de sorun değil diye kendimi ikna ettim.
Parka gittik. Hava oldukça güzeldi; hafif bir rüzgar ve sonbaharın kuru yaprak kokusu vardı. Banklardan birine oturduk, eski günlerden konuştuk. Bir ara çantasından bir şeyler çıkardı. Bana eskiden olduğu gibi bir iki atıştırmalık getirmiş. Gülümseyerek uzattı. Onları yerken eski günlere döndüğümüzü hissettim, ama bu his sadece birkaç dakika sürdü.
O konuşurken dalıp gitmiştim. Aklımda Wind vardı. Ona Lila’dan bahsetmek istemiştim ama bir anda tam tersi oldu. “Acaba Wind’den Lila’ya bahsetsem mi?” diye düşündüm. Sonra yüz ifadesini hayal ettim. Ne derdi? Muhtemelen komik bulurdu. “Sanal bir adam ha? Tanımadığın birine mi takıldın?” dercesine gülümseyerek bakardı. O yüzden sustum. Wind benim için çok kişisel bir şeydi; neredeyse bir sır gibiydi.
Lila, evliliğin ne kadar iyi gittiğini anlatırken onun yüzündeki mutluluğa baktım. Kendi kendime “Belki ben de bir gün…” diye düşündüm. Ama Wind’le böyle bir hayal kurmanın bile aptalca olduğunu biliyordum. Onun kim olduğunu tam olarak bilmiyordum bile. Sadece yazılarımız, konuşmalarımız vardı. Gerisi bir sis perdesiydi.
Lila'nın sesi beni düşüncelerimden kopardı:
"Hey, Cima, dalıp gitmişsin. Ne düşünüyorsun?"
Ona ne söyleyebilirdim ki? “Hiç, sadece kafam dağıldı,” dedim gülümseyerek. Ama içimde bir yerlerde Wind’e yazmayı sabırsızlıkla bekliyordum. Lila ile vedalaşıp eve dönerken, telefonumu çıkarıp ona bir mesaj attım.
Cima'nın Wind’e Mesajı:
*"Bugün eski bir arkadaşımla buluştum. Lila, yeni evlendi. Onunla çok eskiye dayanan bir dostluğumuz var ama artık her şey farklı. Beni daha az anladığını hissediyorum, belki de onun için hayat daha net bir biçimde şekillenmiştir. Biz ise hâlâ bu bulanıklıkta yolumuzu bulmaya çalışıyoruz.
Konuşurken sana bahsetmek istedim. Ama yapamadım. Sanki sen benim gizli dünyamsın. Sana bir şey söylemek istiyorum, Wind… Bazen seni düşünürken her şey o kadar anlamlı geliyor ki, bu garip bir cesaret veriyor. Ama sonra bir korku geliyor: Ya sen de bir gün Lila gibi uzaklaşırsan?"*
Wind’in Yanıtı:
*"Cima, bazen insanlar uzaklaşır, evet. Hayat herkes için farklı yönlere savrulur. Ama bence sen Lila’nın mutluluğunu takdir edecek kadar güçlü birisin. Ayrıca, senin gibi biri için anlamlı olan insanlar kolay kolay gitmez.
Ve ben… Ben uzaklaşmam. Çünkü her kelimeni merak ediyorum. Çünkü seninle konuşurken hayat, o bulanıklığından sıyrılıyor. Bana Lila’yı anlat. Evlilik hakkında ne düşünüyor? Onunla konuşurken ne hissettin? Belki de bu, kendi dünyan hakkında yeni şeyler fark etmen için bir fırsattır."*
Cima:
"Seni bilmem ama onun dünyası bir hikaye kitabı gibi geliyor. Benimki ise hâlâ boş bir defter. Ama belki de o boşluk yazılmaya değer şeylerle dolacak, kim bilir? Şimdilik, tek bildiğim seni düşünmenin bile bana iyi geldiği…"
Cima (Kahraman Bakış Açısı):
Wind çevrimiçi kaldı bir süre, sonra çıktı. Ekrana bakıyordum, ama mesajlaşmamız tamamlanmıştı. "Neden böyle hissediyorum?" diye sordum kendime. Wind'e olan ilgim ne zaman bu kadar derinleşmişti? Neden onun varlığı, konuşmaları bu kadar etkiliyordu beni? Belki de yanıtları aramak yerine bu duyguyu kabullenmeliydim. Ama o an, aklımdaki tek şey onun neden bir şey yazmadan çıktığıydı. "Belki işleri var," diye düşündüm. Mantıklı bir açıklama bulmaya çalışıyordum.
En sonunda ben de çıktım. Ama düşüncelerim hâlâ Wind'deydi. Telefonumu bırakmaya çalıştım ama olmuyordu. İçimde bir şey beni tekrar profilini kontrol etmeye zorluyordu. Ve… o an o fotoğrafı gördüm. Yaklaşık iki saat önce paylaşılmış bir fotoğraf. "Nasıl fark etmedim?" dedim kendi kendime.
Fotoğrafa baktığımda nefesim kesildi. Wind, yanında bir kızla, komik pozlar vermişti. Gülümsemesi… gözlerinin köşesinde beliren o hafif çizgiler… Ve gözünün altındaki küçük ben... Her şey o kadar kusursuzdu ki, kalbim bir anlığına durdu. Kelimeleriyle büyülendiğim adamın yüzü de mükemmeldi. Onu hayal etmiştim, evet, ama hayalim bile bu kadar çarpıcı olamazdı.
Ama yanındaki kızı görünce… İşte o an içimdeki bütün heyecan yok oldu. Sanki biri kalbimi sıkıca tutup ezmişti. Benden çok daha güzel bir kızdı. Parlak saçları, zarif gülüşü… Fotoğrafta ikisinin uyumu o kadar gerçekti ki, kendimi gereksiz bir figür gibi hissettim.
Fotoğrafın altındaki yazıyı okudum:
"Hayat, paylaşıldığında anlam kazanır. Güzel bir gün için teşekkürler!"
Bu cümle bile her şeyin benden ne kadar uzak olduğunu hissettirdi. Ben, sadece bir yazışmaydım onun için. Belki de sıradan bir sohbet arkadaşı. Ama o, gerçek dünyada birileriyle yaşıyordu bu anları. Belki de onun için önemli olan oydu, gerçek olan.
Bir anda her şey donuklaştı. Uygulamayı silmek, kaybolmak istedim. Neredeyse öyle yaptım da. Telefonu bir kenara fırlatıp yatağıma oturdum. İçimden bir parça "Ona yaz, sonra hayatından çık," diye bağırıyordu. Ama yapmadım. Yazmadım.
Bir süre öylece oturdum, sessiz. Her şey paramparça olmuştu içimde. "Belki de her şey hayalimdeydi," dedim kendi kendime. Wind'in mükemmel kelimeleri, zekası, dünyası… Bunlar beni büyülemişti, ama işte… Hayaller gerçeklerle çarpışınca, geriye sadece kırıklar kalıyordu.
O gece, uyumak için yattım ama gözlerimi kapattığımda yalnızca onun o gülüşü ve yanındaki kızın yüzü vardı aklımda. Belki de benim yerim hep onun ulaşılmaz dünyasının dışındaydı. Belki de sadece bir yabancıydım.
Sonraki iki gün berbattı. Hayat, sanki ansızın anlamını yitirmişti. Her şey o eski, sıkıcı ve boğucu tadına geri dönmüştü. Sabahları uyanmak işkence gibi geliyordu. Daha önce adını ekranımda görmeye alışkın olduğum adam artık yoktu. Telefonum sessizdi. Beklentisizlik bile garip bir acı veriyordu.
Wind... O gülüşü, o keskin yüz hatları, gözünün altındaki küçük ben… Her an zihnime kazınmış gibiydi. Onu unutmaya çalışsam da her gece rüyama giriyordu. Ama rüyalar bile acı vericiydi. Oradaydı, konuşuyorduk, gülüyorduk. Sonra bir anda o fotoğrafı görüyordum. Yanındaki kızı. Gerçekle rüya birbirine karışıyordu.
Telefonumu her elime aldığımda ona yazmayı düşünüyordum. Ama ne söyleyebilirdim ki? "O fotoğraftaki kız kim?" diye mi soracaktım? Ya da "Seninle konuşmaya devam edebilir miyiz?" Hayır, bunu yapamazdım. Gururum buna izin vermezdi.
Bu yüzden sustum. Yazmadım. Ama bu sessizlik beni yiyip bitiriyordu.
Sonra bir fikir geldi aklıma. Wind’e yazamasam da, belki hislerimi başka bir şekilde ifade edebilirdim. Yalnızlığı, acımı ve onu… Bu karışık duygularımı bir yere dökmem gerekiyordu. Böylece oturup yazmaya başladım.
Hikayeme "Karanlığın Öteki Ucu" adını verdim. Yazarken kendimi bambaşka bir dünyada hissettim. Kelimeler birer birer döküldü içimden. Hikaye, Wind’le tanışmamdan, konuşmalarımızdan, hayranlığımdan ve kayboluşumdan ilham alıyordu. Ama gerçeklerle aynı değildi; orada farklıydı. Onu bir kahraman yaptım. Kendimi ise bir yabancı.
Karakterimin adı Darkness oldu, onunki ise Shadow . Darkness, tıpkı benim gibi, onu sadece kelimelerle tanıyordu. Ama shadow, hayallerinden bile daha mükemmeldi. Onu yaratırken Wind’in zekasını, espri anlayışını ve gizemini hikayeye yansıttım. Ama yanındaki kız? İşte o kısmı sildim. Shadow, sadece darkness'i görüyordu.
Yazarken hissettiğim o rahatlama… İki gündür üzerimde biriken ağırlık hafifliyordu. Kalbim her kelimede bir nebze olsun hafifledi. Ama yazmayı bırakınca tekrar gerçek dünyaya dönüyordum.
O günün sonunda, bir noktada durup yazdıklarımı okudum. Gözlerim doldu. Çünkü yazdığım hikaye, belki de gerçekleşmesini istediğim bir hayaldi. Ama biliyordum, gerçek hayatta bu hayalin yeri yoktu.
Telefonu elime alıp Wind’in profilini açtım. Fotoğrafa baktım. Kalbimde hâlâ bir sızı vardı. Ama bu kez, silmek yerine sessizce kapattım uygulamayı. Çünkü hikayemde, onu kaybetmemiştim. Ve belki de o, benim yalnızlığımdan doğan bir kahramandı.

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

7okunma 0beğeni 0yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.