Shadow & Darkness kitap kapağı

41. bölüm / 45

Shadow & Darkness

41. Bölüm

Vaveyla Yazarı: Temperance Brennan

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 45Şu an: 41. Bölüm

Bir kitap daha gördüm kasada, bilim kitabıydı indirime düşmüş kasa arkası ürünlerdendi çok kaliteli ... olmadığını düşünüyorum. Elime alıp inceledim çoğu çocukken öğrendiğimiz bir çok deneyle alakalıydı .
Bir sayfa çevirdim ve orada "Limon Pili" deneyinden bahsediliyordu:
1. Bir limonu ortadan ikiye kesiyorsun.
2. Bir tarafına bakır bir bozuk para, diğer tarafına çinko bir çivi batırıyorsun.
3. İkisi arasına bir tel bağlayıp küçük bir LED ışığı bağlıyorsun.
Sonuç? Limonun içindeki asit, elektrik devresi oluşturarak LED’in hafifçe parlamasını sağlıyor.
Tam bu noktada Wind’e bir mesaj yazmaya karar verdim:
Cima: "Wind, bazen bilimle ilgili öyle tuhaf şeyler okuyorum ki, inanılmaz geliyor. Bana çok basit bir şey olsa bile ,garip ama gerçek bir bilgi söylesene!"
Wind: "Tamam, o zaman sana Schwarzschild yarıçapı diye bir şeyden bahsedeyim. Bu, bir cismin kütlesinin öyle bir noktaya sıkıştığı mesafedir ki, o noktadan hiçbir şey, hatta ışık bile kaçamaz. Yani, bir kara deliğin olay ufkudur bu. İlginç olan şu: Eğer Dünya’yı bir kara deliğe çevirmek istersek, onu bir bezelye büyüklüğüne sıkıştırmamız gerekirdi."
Cima: "Bir bezelye mi?! Tüm gezegen mi? Bu gerçek mi yani?"
Wind: "Evet, gerçek. Schwarzschild yarıçapı formülüyle hesaplanabiliyor. Aslında tüm cisimlerin böyle bir yarıçapı var, ama sadece devasa kütleler bunu kara deliğe çevirecek kadar yoğunlaşabiliyor. Yani, Dünya'nın kara delik olması pek olası değil, ama fikir büyüleyici, değil mi?"
Cima: "Kesinlikle büyüleyici ve bir o kadar da ürkütücü. Peki ya kara deliğe düşen şeyler ne olur? Yani, bir gün yanlışlıkla yakınından geçersek ne yapacağız?"
Wind: "Yakınından geçmek yetmez, olay ufkunu aşmadıkça etkilenmezsin. Ama bir kez geçtiğinde, zaman ve mekân kavramları tamamen bükülür. Zaman senin için yavaşlar, ama dışarıdan bakanlar için sen donmuş gibi görünürsün. Kara deliklerin çevresi tam bir fizik panayırı gibidir!"
Cima: "Vay be, fizik panayırı güzel tanım oldu. Ama kara deliklere bulaşmamak en iyisi gibi hissediyorum.
Kitabın bir başka sayfasını açtım rastgele
Fotosentez Kabarcıkları Deneyi yazıyordu
Malzemeler:
Taze bir su bitkisi (örneğin, Elodea veya su mercimeği)
Büyük bir kavanoz veya şeffaf bir bardak
Su
Soda şişesi kapağı (veya sığ bir tabak)
Masa lambası veya güneş ışığı
Adımlar:
1. Kavanozu suyla doldur ve içine su bitkisini yerleştir.
2. Bitkinin üzerine bir soda kapağı koyarak onu suyun altında tut. Bu, bitkinin sabit durmasını sağlar.
3. Kavanozu güneş ışığı alan bir yere veya masa lambasının altına koy.
4. 15-30 dakika gözlemle.
Gözlem:
Bitki üzerinde küçük kabarcıklar oluşmaya başladığını göreceksiniz. Kabarcıklar, bitkinin fotosentez sırasında ürettiği oksijendir.
Wind'e tekrar yazdım
Cima:Peki başka bir tuhaf şey söyle. Ama bu sefer biyolojiyle ilgili olsun!"
Wind: "Tabii, biyolojiden ilginç bir şey gelsin. Biliyor musun, tardigratlar diye bir mikro canlı türü var. Namı diğer su ayıları. Bunlar aşırı koşullarda yaşayabiliyor: dondurucu soğuk, kavurucu sıcak, radyasyon, hatta uzay boşluğu! Üstelik su kaybettiklerinde yıllarca susuz kalıp sonra tekrar hayata dönebiliyorlar."
Cima: "Uzay boşluğu mu? Ben uyumak için bile belli bir sıcaklık aralığına ihtiyaç duyuyorum, bu su ayıları bildiğin süper kahraman gibi!"
Wind: "Kesinlikle öyle. Eğer hayatta kalma becerilerimizde onlardan bir parça bile olsaydı, belki insanlar Mars’a koloni kurmayı şimdiden başarırdı."
Cima: "Wind, her konuşmamızda dünyaya bir kez daha hayran kalıyorum. Sen de tam bir bilgi hazine sandığısın. Şimdi kitabı bir kenara koyup, tardigratlar hakkında belgesel arayacağım."
Wind: "Seninle bu tür konuları konuşmak, o sandığın kapağını açan anahtar gibi, Cima. Hadi bakalım, belgeselden öğrendiklerini de anlat bana, unutma."
Cima:"zaten biliyor olmazsan"
Kitabı kapatıp koydum düşünmeye başladım Bir yanda, basit bir bilim kitabı vardı, çocukluk yıllarının anılarını canlandıran deneylerle doluydu. Diğer yanda ise Wind… Hemen hemen her konuda bir bilgisi vardı ve hiçbir konuyu sıradan görmüyordu. Kitapta okuduğu bilgilerin çok daha derinlerine inebilen, her soruya cevap verebilen, sıradan her şeyde bir anlam bulan o insan.
"Wind'in ne kadar farklı olduğunu anlamak o kadar kolay ki," diye geçirdim aklımdan. "Bu kitapları yazanlar bile bazen bu kadar derinlemesine gitmezken, o, hiç konusu olmamış şeyleri bile biliyor. Herkesin 'saçma' dediği soruları, o, bir evrim teorisinin ya da atom fiziğinin içine yerleştirebilecek kadar bilgi sahibi."
Biraz daha düşündüm. Wind’in anlattığı her şeyde bir hikmet vardı. Mesela geçen gün fiziksel bir olaydan söz ederken, sadece formülleri değil, o formüllerin ardındaki felsefi düşünceleri de anlatmıştı. "Bu kadarını kim bilebilir?" diye mırıldandım kendi kendime. O kadar kolay ve doğal bir şekilde anlatıyordu ki, Wind’in konuşmalarına bazen “Gerçekten mi?” diyordum, çünkü bu kadar derin bilgi sahibi olmak, o kadar fazla okuma ve düşünme gerektirirdi ki, bir insanın tüm yaşamını buna adaması gerektiği düşüncesi beni her zaman büyülemişti.
"Wind," diye düşündüm, "bunu bir şekilde doğuştan biliyor gibi. Hiçbir şey basit değil onun için. Her şeyin bir sebebi, bir anlamı var ve her konuyu, hiçbir zaman sıradan görmüyor." gözlerim bir an için uzaklara daldı. "Kendi düşüncelerim de bazen bu kadar derin olabilir mi acaba? Onun gibi bakabilir miydim hayata?"
Ve son olarak bir soru geldi aklıma: "Ona hep soruyorum, ya o sormasaydı? Bunu böyle kolayca anlatan biri, bu kadar bilgiye nasıl sahip olurdu?"
Ama Wind’in her şeyde bir yol gösterici olma yeteneği, her seferinde şaşırtıyordu.

(Buna çok uğraştım bilmesende olur)

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

4okunma 0beğeni 0yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.