16. bölüm / 45
Shadow & Darkness16. Bölüm ~eski mesajlaşma ~
Bölümler 45Şu an: 16. Bölüm ~eski mesajlaşma ~
- 1 1. Bölüm782 kelime
- 2 2. Bölüm430 kelime
- 3 3. Bölüm388 kelime
- 4 4. Bölüm480 kelime
- 5 5. Bölüm249 kelime
- 6 6. Bölüm102 kelime
- 7 7. Bölüm1.133 kelime
- 8 8. Bölüm296 kelime
- 9 9. Bölüm295 kelime
- 10 10. Bölüm296 kelime
- 11 11. Bölüm999 kelime
- 12 12. Bölüm244 kelime
- 13 13. Bölüm246 kelime
- 14 14. Bölüm ~eski mesajlaşma~474 kelime
- 15 15. Bölüm ~eski mesajlaşma ~504 kelime
- 16 16. Bölüm ~eski mesajlaşma ~341 kelime · Okuduğun bölüm
- 17 17. Bölüm ~eski mesajlaşma ~241 kelime
- 18 18. Bölüm ~eski mesajlaşma ~374 kelime
- 19 19. Bölüm ~eski mesajlaşma ~232 kelime
- 20 20. Bölüm ~eski mesajlaşma ~144 kelime
- 21 21. Bölüm ~eski mesajlaşma ~486 kelime
- 22 22. Bölüm ~eski mesajlaşma ~435 kelime
- 23 23. Bölüm ~eski mesajlaşma ~400 kelime
- 24 24. Bölüm285 kelime
- 25 25. Bölüm211 kelime
- 26 26. Bölüm452 kelime
- 27 27. Bölüm280 kelime
- 28 28. Bölüm232 kelime
- 29 29. Bölüm197 kelime
- 30 30. Bölüm255 kelime
- 31 31. Bölüm288 kelime
- 32 32. Bölüm314 kelime
- 33 33. Bölüm ~mesajlaşma ~1.804 kelime
- 34 34. Bölüm940 kelime
- 35 35. Bölüm ~mesajlaşma ~522 kelime
- 36 36. Bölüm682 kelime
- 37 37. Bölüm658 kelime
- 38 38. Bölüm1.163 kelime
- 39 39. Bölüm657 kelime
- 40 40. Bölüm1.156 kelime
- 41 41. Bölüm802 kelime
- 42 42. Bölüm729 kelime
- 43 43. Bölüm ~mesajlaşma ~253 kelime
- 44 44. Bölüm884 kelime
- 45 45. Bölüm ~mesajlaşma ~373 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Cima:
Wind, bugün bir şey oldu. Sabah kahvemi yaparken cezveye şeker koymayı unutmuşum. İlk yudumu aldığımda hayatımın en büyük hatasını yaptığımı fark ettim.
Wind:
Ah, evet, klasik başlangıç hatası. Ben de bir keresinde kahve yaparken su yerine portakal suyu koymuştum. Evet, yanlış duymadın, portakal suyu.
Cima:
Portakal suyu mu? Peki, tadı nasıldı?
Wind:
Tam bir felaketti. Sanki sabah güneşi direkt damağımda patlıyordu. Kahveye hakaret etmek istemem ama o gün kahveyi affetmem biraz zaman aldı.
Cima:
Ben de affedemezdim. Kahve kutsaldır, hele sabah kahvesi. Ama peki, sabahları kahve dışında ne yapıyorsun?
Wind:
Genelde biraz kitap okurum ya da balkonda oturup şehri izlerim. Oslo’nun sabahları gerçekten huzurludur. Sessiz bir melodi gibi. Senin sabahların nasıl geçiyor?
Cima:
Eh, benim sabahlarım pek Oslo melodisi gibi değil. Daha çok "Alarmı bir kez daha ertele!" temalı bir savaş filmi.
Wind:
Hah, evrensel bir mücadele. Peki, gün içinde neler yapıyorsun?
Cima:
Bugün pek bir şey yapmadım aslında. Evde oturdum, biraz kitap okudum, biraz müzik dinledim. Sonra da dışarı çıkıp biraz yürüyüş yaptım. Ama itiraf edeyim, biraz sıkıcı bir gün oldu.
Wind:
Bazen sıkıcı günler de iyidir. İnsan kendine döner. Ama ne tür kitaplar okuyorsun?
Cima:
Genelde romanlar. Ama geçenlerde bir seyahatname okudum. O kadar sürükleyiciydi ki, sanki başka bir ülkede yaşıyormuşum gibi hissettim.
Wind:
Seyahatnameler iyidir. Ben de bir ara İbn Battuta’nın anılarını okumuştum. Hayranlık uyandırıcıydı. Ama bu arada, kitaplardan konuşmuşken, sana bir soru: Hayatının kitabını yazacak olsan, ilk cümlen ne olurdu?
Cima:
Hmmm, zor bir soru. Sanırım "Bu hikaye, kahramanın henüz kendini tanımadığı bir dünyada başlıyor." derdim. Ya seninki?
Wind:
"Ve gökyüzü, her zaman olduğu gibi, gerçeği fısıldıyordu."
Cima:
Bu tam da senin gibi bir cümle. Şairane, ama düşündürücü. Sanırım seni tanıdıkça hayal gücüm genişliyor.
Wind:
Sadece hayal gücün değil, kelimelerin de keskinleşiyor, farkında mısın?
Cima:
Olabilir. Belki de bunun sebebi, karşımda her cümlesiyle beni etkileyen birisinin olmasıdır.
Wind:
Hah, bu bir iltifat mıydı? Teşekkür ederim. Ama senin gibi bir muhatap bulmak da kolay değil, Cima.
Cima:
Peki, Wind. Sence bir gün, bu sohbetlerimizi unutur muyuz?
Wind:
Unutmayız. Çünkü bazı konuşmalar sadece kelime değil, zamanın kendisine işlenir.
Bölüm etkileşimi
