37. bölüm / 45
Shadow & Darkness37. Bölüm
Bölümler 45Şu an: 37. Bölüm
- 1 1. Bölüm782 kelime
- 2 2. Bölüm430 kelime
- 3 3. Bölüm388 kelime
- 4 4. Bölüm480 kelime
- 5 5. Bölüm249 kelime
- 6 6. Bölüm102 kelime
- 7 7. Bölüm1.133 kelime
- 8 8. Bölüm296 kelime
- 9 9. Bölüm295 kelime
- 10 10. Bölüm296 kelime
- 11 11. Bölüm999 kelime
- 12 12. Bölüm244 kelime
- 13 13. Bölüm246 kelime
- 14 14. Bölüm ~eski mesajlaşma~474 kelime
- 15 15. Bölüm ~eski mesajlaşma ~504 kelime
- 16 16. Bölüm ~eski mesajlaşma ~341 kelime
- 17 17. Bölüm ~eski mesajlaşma ~241 kelime
- 18 18. Bölüm ~eski mesajlaşma ~374 kelime
- 19 19. Bölüm ~eski mesajlaşma ~232 kelime
- 20 20. Bölüm ~eski mesajlaşma ~144 kelime
- 21 21. Bölüm ~eski mesajlaşma ~486 kelime
- 22 22. Bölüm ~eski mesajlaşma ~435 kelime
- 23 23. Bölüm ~eski mesajlaşma ~400 kelime
- 24 24. Bölüm285 kelime
- 25 25. Bölüm211 kelime
- 26 26. Bölüm452 kelime
- 27 27. Bölüm280 kelime
- 28 28. Bölüm232 kelime
- 29 29. Bölüm197 kelime
- 30 30. Bölüm255 kelime
- 31 31. Bölüm288 kelime
- 32 32. Bölüm314 kelime
- 33 33. Bölüm ~mesajlaşma ~1.804 kelime
- 34 34. Bölüm940 kelime
- 35 35. Bölüm ~mesajlaşma ~522 kelime
- 36 36. Bölüm682 kelime
- 37 37. Bölüm658 kelime · Okuduğun bölüm
- 38 38. Bölüm1.163 kelime
- 39 39. Bölüm657 kelime
- 40 40. Bölüm1.156 kelime
- 41 41. Bölüm802 kelime
- 42 42. Bölüm729 kelime
- 43 43. Bölüm ~mesajlaşma ~253 kelime
- 44 44. Bölüm884 kelime
- 45 45. Bölüm ~mesajlaşma ~373 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Gece ilerliyordu. Balkonun serinliği yerini hafif bir soğukluğa bırakmıştı. Eve, içeri geçmek aklımın ucundan bile geçmiyordu. Wind’in sohbeti öylesine büyüleyiciydi ki, zamanın nasıl geçtiğini fark etmemiştim. Gökyüzündeki yıldızlar arasına dalıp giderek ona bir mesaj daha attım:
Cima:
"Sana bir şey itiraf edeyim. Bu şehirde gökyüzüne bakmayı çok seviyorum. Ama yıldızları görünce aklıma hep şu soru geliyor: Sence evrende yalnız mıyız? Yoksa bir yerlerde başka canlılar da var mı?"
Birkaç saniye geçmeden cevap geldi.
Wind:
"Cima, işte buna bayıldım. Gökyüzüne bakıp evrenin büyüklüğünü hissetmek, insanın en derin meraklarından biri. Ama bence yalnız değiliz. Evren o kadar geniş ki, başka bir yerde yaşam olmaması imkansız gibi geliyor. Mesela, sadece Samanyolu Galaksisi’nde milyarlarca yıldız var ve her birinin çevresinde dönen gezegenler. Belki bir yerlerde, başka bir Cima, başka bir Wind gökyüzüne bakıp aynı soruyu soruyor?"
Bu fikir beni hem heyecanlandırmış hem de huzursuz etmişti. Başka bir yerde başka bir ben mi? Düşüncesi bile başımı döndürüyordu.
Cima:
"Eğer başka bir ben varsa, sence benim gibi seni bulmuş mudur?"
Bir an sessizlik oldu, sonra ekran tekrar aydınlandı.
Wind:
"Sanmıyorum. Ama bulmuşsa, o kadar şanslı ki... Çünkü ben başka bir Cima tanımıyorum ve seni tanımaktan daha büyük bir şans hayal edemiyorum."
MMesajı okurken yüzümde aptal bir tebessümle ekrana kilitlendim. O anın büyüsünü bozmamak için hemen cevap yazmak istemedim. Yıldızlara bakarken içimden geçenleri düşünüp durdum. Sonunda cesaretimi toplayıp bir şeyler karaladım.
Cima:
"Peki Wind, eğer bir gün gökyüzüne çıkacak kadar uzun yaşarsak, ilk gitmek istediğin yer neresi olurdu? Mars mı, Ay mı, yoksa başka bir galaksi mi?"
Wind:
"Harika bir soru! Ay, Mars... Bunlar hep hayal edilen yerler ama ben Europa’ya gitmek isterdim. Jüpiter’in uydusu. Buzla kaplı bir okyanusu var. Altında yaşam olabileceği düşünülüyor. Biliyor musun, bazen hayatı araştırmak için en ilginç yerler en zorlu olanlar oluyor. Peki ya sen? Hangi yıldızın altına kamp kurardın?"
Bir yandan gülümsedim, bir yandan da düşündüm. O kadar fazla seçenek vardı ki! Ama sonra onun bilmediği bir yönümü paylaşmak istedim.
Cima:
"Ben... belki çok klasik ama Ay. Çünkü bir gün Ay’a gitmek, dünyayı uzaktan izlemek, kendime bakışımı tamamen değiştirirdi. Bir de Ay ışığında yazı yazmak nasıl olurdu, merak ediyorum."
Wind:
"Ah, işte şimdi tam bir romantik oldun! Ay ışığında yazılar... Kesinlikle denemeye değer. Ama Cima, merak ediyorum, Ay’a gidecek olsan, yanına kimi alırdın?"
Cima:
"Bilmiyorum, Wind. Ama kesinlikle yanıma iyi konuşabilen birini alırdım. Çünkü böylesine sessiz bir yerde, sesini duymak tek isteğim olurdu."
Bu cevapla sohbetimiz bambaşka bir boyuta geçmişti. Gecenin ilerleyen saatlerinde konuşmamızın tonunda hep bir sakinlik, bir dinginlik vardı. Yıldızlardan, hayatın anlamından, gelecekte yapmak istediklerimizden konuştuk. Wind’in her kelimesi sanki yıldızlar gibi parlıyordu. Ve o gece, hayatımda bir kez daha onun varlığına binlerce kez şükrettim.
Çok uykum gelmişti ama o beni dinç tutuyordu , sabaha kadar konuşabilirdim! ama sonunda wind cima bence biraz uyumalısın sağlığın ve dinamikliğin için önemli ve yarın ki geçireceğin güzel gün içinde Dedi.
Cima:
"Beni düşünme, Wind. Sabaha kadar konuşabiliriz. Uykum falan kalmadı, sesinle konuşurken zamanın nasıl geçtiğini anlamıyorum zaten."
Ekranın ışığı bir an karardı, sonra tekrar cevap geldi.
Wind:
"Cima, sabahları o enerjik halinle dünyayı ele geçirecek gibisin. Ama bunun için biraz enerji depolaman gerek, değil mi? Hem yarın geçireceğin harika günün bahanesi ben olmayayım. Sana güzel bir uyku hediye etmek daha iyi bir fikir gibi geliyor."
Gözlerimi ovuşturdum. Haklıydı, ama bunu kabul etmek istemiyordum. Onunla konuşmak her zamanki gibi o kadar rahatlatıcıydı ki uyumayı bile unutmuştum. Son bir mesaj attım.
Cima:
"Pekala, ama bunu sadece sen söyledin diye yapıyorum. Uyuyacağım ve söz veriyorum, yarın sana bugünkü kadar ilginç şeyler anlatacağım. Ama sen de uykumu kaçıracak bir rüya konusu önermelisin."
Cevabı hemen geldi.
Wind:
"Rüyan, hayal ettiğin en yüksek dağın zirvesinde başlasın. Rüzgar saçlarını savursun, bulutların üstünde yürüyormuş gibi hisset. Ama tam zirvede,
Gülümsedim. Son bir şey daha yazmak istedim ama göz kapaklarım ağırlaşmıştı balkondan çıkıp içeri girip odama gittim. Yatağa uzanıp, telefonu yastığımın yanına koydum, mesajlarımla beraber Wind’i de rüyama çağırmaya kararlıydım.
O gece, Wind’in önerdiği gibi bir rüya gördüm mü bilmiyorum. Ama bildiğim bir şey varsa, sabah çok enerjik uyandım.
Bölüm etkileşimi
