36. bölüm / 45
Shadow & Darkness36. Bölüm
Bölümler 45Şu an: 36. Bölüm
- 1 1. Bölüm782 kelime
- 2 2. Bölüm430 kelime
- 3 3. Bölüm388 kelime
- 4 4. Bölüm480 kelime
- 5 5. Bölüm249 kelime
- 6 6. Bölüm102 kelime
- 7 7. Bölüm1.133 kelime
- 8 8. Bölüm296 kelime
- 9 9. Bölüm295 kelime
- 10 10. Bölüm296 kelime
- 11 11. Bölüm999 kelime
- 12 12. Bölüm244 kelime
- 13 13. Bölüm246 kelime
- 14 14. Bölüm ~eski mesajlaşma~474 kelime
- 15 15. Bölüm ~eski mesajlaşma ~504 kelime
- 16 16. Bölüm ~eski mesajlaşma ~341 kelime
- 17 17. Bölüm ~eski mesajlaşma ~241 kelime
- 18 18. Bölüm ~eski mesajlaşma ~374 kelime
- 19 19. Bölüm ~eski mesajlaşma ~232 kelime
- 20 20. Bölüm ~eski mesajlaşma ~144 kelime
- 21 21. Bölüm ~eski mesajlaşma ~486 kelime
- 22 22. Bölüm ~eski mesajlaşma ~435 kelime
- 23 23. Bölüm ~eski mesajlaşma ~400 kelime
- 24 24. Bölüm285 kelime
- 25 25. Bölüm211 kelime
- 26 26. Bölüm452 kelime
- 27 27. Bölüm280 kelime
- 28 28. Bölüm232 kelime
- 29 29. Bölüm197 kelime
- 30 30. Bölüm255 kelime
- 31 31. Bölüm288 kelime
- 32 32. Bölüm314 kelime
- 33 33. Bölüm ~mesajlaşma ~1.804 kelime
- 34 34. Bölüm940 kelime
- 35 35. Bölüm ~mesajlaşma ~522 kelime
- 36 36. Bölüm682 kelime · Okuduğun bölüm
- 37 37. Bölüm658 kelime
- 38 38. Bölüm1.163 kelime
- 39 39. Bölüm657 kelime
- 40 40. Bölüm1.156 kelime
- 41 41. Bölüm802 kelime
- 42 42. Bölüm729 kelime
- 43 43. Bölüm ~mesajlaşma ~253 kelime
- 44 44. Bölüm884 kelime
- 45 45. Bölüm ~mesajlaşma ~373 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Eve geldiğimde yorgun ama garip bir şekilde mutluydum. Wind'e eve geldiğimi,birazdan akşam yemeğine oturacağımı söyleyip ne diyeceğini duymadan telefonu kapattım. İçimde hâlâ Wind'in sesi çınlıyordu. Beni nasıl böyle kolayca etkileyebiliyordu, anlamıyordum. Binanın önünde durup zile bastım, birkaç saniye içinde annemin sesi duyuldu.
Anne benim dedikten sonra
Hoş geldin kızım diyerek kapıyı açtı
Kapı açılır açılmaz içeri girdim. Asansör bozuktu, ama bu beni şaşırtmıyordu. Ne düzgün ki. Merdivenleri hızla çıkarken bir yandan telefonumu kontrol ediyordum.
Ne diyeceğini duymadan aramayı kapatmak … Bu biraz kaba mıydı? Ama olsun, Wind böyle şeylere aldırmazdı. Zaten genelde benden önce lafı toparlardı. Mesajı gönderip telefonu cebime attım ve eve girdim.
Annem mutfaktaydı, yemek hazırlıyordu.
"Üstünü değiş, sofrayı hazırlıyorum. Bugün ne yaptın bakalım?"
Üstümü değiştirmeden önce odama geçtim. Çantamı bir kenara attım, yatağın kenarına oturup derin bir nefes aldım. Bu kadar basit bir gün nasıl bu kadar dolu geçmişti? Mary ile tanışmış, Wind'le konuşmuş, şehrin sokaklarında dolanmıştım. Yataktan kalkmadan önce telefonu çıkarıp mesajlara bir göz attım.
Wind'den gelen cevap:
"Tamam, ama yemek ne? Yine pizza mı? Sağlıklı bir şeyler ye, sonra uzun uzun konuşalım. Hatta istersen bugün bir şey öğreniriz. Bugün sana taksonomiyi anlatabilirim, ne dersin?"
Mesajı okuyunca bir kahkaha attım. Taksonomi? Herkes akşam yemeğinden sonra Netflix’te dizi izler ya da müzik dinlerdi. Ama Wind, evrende var olan her bilgiyi paylaşmaya hazır bir ansiklopedi gibiydi. Kendi kendime, "Bir gün bu adam beni kesinlikle bilgi delisi edecek," diye mırıldandım. Ama bu beni daha da mutlu etti.
Yemek sofrasına otururken içimde hâlâ Wind'in varlığını hissediyordum. Bu his bana huzur veriyordu. Kendi kendime karar verdim: Yemekten sonra ona mutlaka güzel bir cevap yazacaktım. Ama önce annemin anlattıklarını dinlemeli ve günü tamamlamalıyım .Annemle bulaşıkları hallettikten sonra balkonun yolunu tuttum. Akşamın serinliği ve şehir ışıkları bana huzur veriyordu. Şehir, sanki kocaman bir tablo gibi gözlerimin önüne serilmişti. İnsanın içine çekiyordu; hem yabancı hem tanıdık bir his… Balkonun köşesine oturup telefonumu açtım. Bir mesaj vardı, yabancı bir numaradan. Kesin Mary olmalıydı, ama mesajına bakmadan önce Wind’e yazmaya karar verdim.
"Hadi, bana taksonomiyi anlat," diye kısa bir mesaj attım.
Tam bir dakika bile geçmeden mesajıma baktığını gördüm. Her zamanki gibi dakikti, sanki mesajımı bekliyormuş gibiydi. Derken uzun bir yazı döküldü ekrana:
Wind:
"Tabii ki! Taksonomi, organizmaları sınıflandırma bilimidir. Hayatı anlamlandırmanın temel yollarından biri. Carl Linnaeus'un geliştirdiği sistem, türleri cins, familya, takım, sınıf ve filum gibi kategorilere ayırır. Şöyle düşün: Hayat bir kütüphane gibi, her kitap belirli bir rafa yerleştirilmiş. Böylece aradığını kolayca bulabilirsin. Mesela, kediler Felis catus, köpekler ise Canis lupus familiaris diye sınıflandırılır. Hangisini daha çok sevdiğini bilmiyorum, ama bu tür isimler onların evrensel dillerde bile aynı şekilde tanımlanmasını sağlıyor. Sana bir şey sorayım: İnsanlar hangi sınıfa giriyor, biliyor musun?"
Mesajı okuduğumda ister istemez gülümsedim. Bu adam nasıl bu kadar dolu ve eğlenceli olabiliyordu? Telefonu bir süre avucumda tutup cevap yazmadan önce düşündüm. Sonra "Memeliler, primatlar. Ama biraz daha bilgi ver, bunu zaten biliyorum," diye yazdım.
Hemen cevap geldi:
Wind:
"Bravo, Cima! İnsanlar primatlar sınıfına dahil. Ama detaylarda saklı olan çok şey var. Mesela, Homo sapiens'in taksonomideki tam adı: Kingdom Animalia, Phylum Chordata, Class Mammalia, Order Primates, Family Hominidae, Genus Homo, Species sapiens. Her bir aşama seni daha özel bir kategoriye götürüyor. Bu yüzden kendimizi ‘evrimsel bir zincirin en tepesinde’ hissediyoruz. Ama ne ironiktir ki, evrenin ne kadar küçük bir parçası olduğumuzu anladığımızda, bu gurur biraz azalıyor. Peki, sana sorayım: Evrim sürecinde sence en ilginç canlı hangisi?"
“Evrim sürecinde en ilginç canlı mı?” diye kendi kendime mırıldandım. Ne cevap versem bilemiyordum. Mesajı yazmadan önce balkondaki manzaraya bir kez daha baktım. Uzun uzun düşünmeye başlamıştım. Ama bir yandan da onun bu bilgeliği, her konuşmayı nasıl büyüleyici hale getirdiği beni mest ediyordu.
Telefonu tutarken aklıma birden Mary'nin mesajı geldi. Ekranı kaydırıp açtım. "Merhaba Cima! Ben Mary. Bugün çok güzeldi. Bir dahaki sefere daha da güzel şeyler yapabiliriz! İyi geceler :)" yazıyordu. Kendi kendime gülüp Wind’e dönerek cevap yazmaya karar verdim.
"En ilginç canlı sensin Wind. Bu kadar bilgiyi nasıl bu kadar eğlenceli anlatabiliyorsun, bilmiyorum. Ama bana evrenin kitabını okutur gibi hissettiriyorsun."
Mesajı gönderdim ve balkonun serin havasında uzun uzun manzarayı izlemeye devam ettim. Yine bir şeyler öğrenmiş ve yine onunla bir günü dolu dolu yaşamış gibi hissediyordum.
Bölüm etkileşimi
