Shadow & Darkness kitap kapağı

1. bölüm / 45

Shadow & Darkness

1. Bölüm

Vaveyla Yazarı: Temperance Brennan

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 45Şu an: 1. Bölüm

Ben Cima. Adımın anlamı ne bilmiyorum. Belki hiçbir zaman öğrenmeyeceğim. Ama önemli değil. Hayatımda anlamını bilmediğim pek çok şey var zaten.
Hikâyem mi? Anlatsam inanmazsınız. Sıradan, taşralı bir hayatım var. Sabah uyanırım, penceremden dışarı bakarım ve manzara hep aynı: Gri, donuk, ve sessiz bir dünya. İnsanlar bu kasabada hayal kurmaz. Çünkü hayal kurmak, ulaşamayacağın şeylere uzanıp eli boş dönmek gibidir. Ama ben farklıydım. En azından öyle olduğumu sanıyordum.
Her şey onunla başladı. Wind. Evet, rüzgar gibi özgürdü, kelimeleriyle savurdu beni. İnternetin derin köşelerinde, bir forumda tanıştık. Orada yazdığı her kelime, benim yaşadığım bu gri dünyadan bir nebze olsun kaçış gibiydi. Onu hiç görmedim. Görmek zorunda da değildim. Onun varlığı, benim için yeterince gerçekti.
"Hayat tuhaf bir oyundur. Bazen piyon olmaktan başka seçeneğin olmaz. Ama biliyor musun? Ben piyon olmayı reddettim."
Böyle yazmıştı Wind. O an, onun diğer insanlardan farklı olduğunu anlamıştım.
Kelimeleri o kadar basitti ki, beni sersemletiyordu. O büyük bir şehirde yaşıyordu, ışıltılı bir hayatın ortasında. İnsanların gıpta ettiği bir düzenin içinde. Ben ise, küçücük bir kasabada, toprak kokusunun ve solgun umutların arasında sıkışıp kalmıştım. Wind’i sadece bir insan değil, bir efsane gibi görüyordum Onun paylaşımları, sıradan insanların yazamayacağı kadar deridi ve zekiydi. Her kelimesinde başka bir dünyanın kapıları açılıyor, her satırında başka bir hayatı fısıldıyord bana Wind, o kadar kusursuz görünüyordu ki, benim çin bir idol olmuştu.
Belki de herkesin ulaşmak istediği o zirvede, yalnız başına duruyordu. Benim için Wind, hayran olunacak, ama asla dokunulamayacak bir figürdü.
Wind’in her paylaşımını büyük bir dikkatle takip ediyordum. Onun fotoğraflarını, yazdığı kısa ama etkileyici metinleri, düşündüğü fikirleri bir hazine gibi biriktiriyordu. Wind’in zekası, dünyaya bakışı, mizahındaki o keskinlik… Hepsi, hiç kimsesin hayatında hiçbir yerde bulamadığı şeylerdi.
"O bir yıldız gibi… Parlak, uzak ve dokunulmaz. Onun gibi biri neden benim gibi sıradan birini fark etsin ki? Onun dünyası gökdelenlerin, ışıkların ve fikirlerin dünyası. Benimki ise… yok olmanın dünyası. Ama yine de... keşke beni fark etse."
Wind’in yazdığı cümlelerin çoğunu defterime not ediyordum. Onları ezberliyor, bazen kendi hayatımla karşılaştırıyordum Wind’in söyledikleri, bana bir yol gösterici gibi geliyordu. Sanki Wind, sadece benim için konuşuyormuş gibiydi.
Bir gün Wind bir paylaşım yaptı:
"Bir gün herkesin maskesi düşer. Ama o gün gelmeden önce, bazen maskelerin ardındaki yalnızlığı görebilen birine ihtiyaç duyarsın."
bu cümleyi okuduğumda içimdeki hayranlık daha da büyüdü. Onun yalnızlığını anlamıştım.
Sonra bir gün, bir mesaj yazmaya cesaret ettim. Çok basitti. Çok çekingen bir cümleydi: "Ya sessiz olanlar sesini bulursa? Belki birileri fark edilmek için çığlık atmıyordur, sadece doğru kişinin duymasını bekliyordur."
Ve ardından bekledim. Bekledim, ama bir cevap gelmedi. Zaman geçti. Saatler, günler... İçimde bir boşluk vardı. Bu kadar uzaktan birinin benim gibi sıradan birini fark etmesi mümkün değildi. Ama bir sabah, rüyalarımdan uyanırken telefonumda bir bildirim gördüm. Bildirimde yazan ad sadece bir kelimeden ibaretti: Wind.
O an, kalbim o kadar hızlı attı ki, gözlerim kararır gibi oldu. Mesajı açtım ve bir kez daha, doğru mu okuduğumu anlamak için defalarca okudum bir an için nefes almayı unuttum Wind, Wind, bana mesaj atmıştı.bana herkesin hayranlıkla izlediği, dokunulmaz o adam…
"O kadar uzak bir yıldız bana dokundu… Bu nasıl mümkün olabilir? Ben… ben bir hiçim. Ama o bana yazdı. Beni fark etti. Belki de rüyadayım."
Telefon ekranına bakarken ellerimtitriyordu. Gözlerim mesajı tekrar tekrar okudu. Yanlış anlamış olabilir miydim? Hayır, bu gerçekti. Wind gerçekten benim adimi yazmıştı. Gerçek bir sesleniş.
Mesajı okumak bile başlı başına bir mucizeydi:
"Sessiz çığlıklar, yankılanmayı hak eder. Senin sesin bir yankı gibi ulaştı bana. Merhaba, Cima."
Sevinçle yatağımda dönüp durdum, yastığımı yüzüme bastırarak kahkahalarla ağladım. Gözyaşlarım mutluluktandı. Bu mesaj, hayatımdaki en büyük zafer gibi hissettirmişti o, benim idolüm… Bana yazdı. Beni fark etti. Wind! O, benim gibi sıradan birini fark etti. Bu bir işaret olmalı. Belki de onun yıldızının ışığında, benim hayatım da biraz parlayabilir."
Cevap yazmadan önce derin bir nefes aldım, Kendi kelimelerimin onun gözünde aptalca görünmesinden korkuyordum. Ama sonra düşündüm: Wind benim sesimi duymuştu. Şimdi sıra ondaydı
Merhaba, Wind. Ulaşılmaz sandığım bir yıldızın ışığına dokunmak gibi bir şey bu. Umarım sana değebilecek kadar güçlü bir sesim vardır.”
Gönder tuşuna bastığımda, sanki hayatındaki her şey bir anda anlam kazanmıştı. Wind artık sadece bir idol değildi. Artık onunla konuşuyordum. Ve bu, dünyamın tamamen değişeceğinin işaretiydi.
Günler geçtikçe, Wind ile benim aramızdaki iletişim daha derinleşti. Başlarda, yalnızca kelimelerle var olan bir bağken, bir süre sonra sanki iki farklı dünya birbirine yakınlaşmış gibi oldu. O kadar çok ortak noktamız vardı ki, bazen onu tanımadığım bir hayatın parçası gibi değil de, yıllardır tanıdığım bir arkadaşım gibi hissediyordum.
Wind, sadece zekasıyla değil, her konuda derinlemesine bilgi sahibi olmasıyla. Sanat, edebiyat, bilim, matematik... Hangi konuyu açsam, o konuda bir derinlik buluyordum bununla etkilemişti beni. Çoğu zaman şaşkınlıkla bakıyordum telefonuma, sanki o anları wind değil, başkası yaşıyormuş gibi. O kadar ince düşünüyordu ki, yazdığı her şey sadece bana hitap ediyordu.

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

9okunma 0beğeni 0yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.