Shadow & Darkness kitap kapağı

34. bölüm / 45

Shadow & Darkness

34. Bölüm

Vaveyla Yazarı: Temperance Brennan

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 45Şu an: 34. Bölüm

Cima:
Öbür gün dışarıdaydım eve dönüş yolunda. Tam arabaya yetişmek için koşturuyordum, ayakkabımın bağcığı gevşemişti ama fark etmemişim. Birden ayağım kaydı, neredeyse yere yapışıyordum ki biri kolumdan tuttu. Baktım, sarı saçlı, güler yüzlü bir kız. Hemen toparlanıp teşekkür ettim.
Kız:
Hiç önemli değil! İyi misin? Düşeceksin sandım bir an.
Cima:
Evet, evet iyiyim. Aman tanrım, çok utandım şu an.
Kız:
Utanç verici bir şey yok, yolda yürüyen herkes düşebilir. Hatta bazen düşmek en komik şey.
Cima:
Bu kadar rahat birine denk gelmek hoşuma gitmişti. Gülerek ona yeni taşındığımı anlattım.
Ben aslında bu şehre yeni geldim, henüz etrafı pek bilmiyorum. Galiba biraz acemiyim burada.
Kız:
O zaman hoş geldin! Merak etme, burada herkes ilk zamanlar kaybolur ya da düşer. (gülerek ekledi) Ben de ilk taşındığımda metroda yanlış yöne gitmiştim. Bu şehri keşfetmek için biraz şanssızlık şart.
Cima:
Demek bu bir gelenek! O zaman sanırım ben hızlı başlamışım. Daha ilk haftam ve düşmeyi başarıyordum.
Kız:
Kesinlikle doğru yoldasın! Bu arada, ben Mary.
Cima:
Memnun oldum, ben de Cima. Şey, burası nasıl bir yer? Tavsiye edeceğin bir şey var mı?
Mary:
Çok şey var! Ama ilk tavsiyem, ayakkabılarının bağcıklarını bağlamak. Şehir hızlı, düşmeye pek vakit yok.
İkimiz de kahkaha attık. O andan itibaren sohbet koyulaştı. Mary bana şehrin en güzel kafelerini, en uygun alışveriş noktalarını ve en sevdiği parkı anlattı. Beni kendisiyle oraya gitmeye davet etti. O kadar samimiydi ki, bir an için buraya alışmanın o kadar da zor olmayacağını düşündüm.
Yeni bir arkadaş bulmak güzel bir histi. Wind’den sonra birine bu kadar kolay ısınacağımı hiç tahmin etmezdim
Cima:
Pekala Mary, teklifini kabul ediyorum. Beni o meşhur parka götür, eğer düşersem yine kolumu tutman gerekecek! (gülerek)
Mary:
Harika! Pişman olmayacaksın. O zaman yarım saat sonra şu köşede buluşalım, tamam mı? Ama bağcıklarına dikkat et bu sefer!
Cima:
Bağcıklarla savaşa girmeden gelirim, söz! O zaman ben bir annemi arayıp haber vereyim. Görüşürüz!
Mary ile vedalaşıp hemen telefonumu çıkardım. Anneme bir şekilde bu ani planı açıklamam gerekiyordu. Telefon çalmaya başlar başlamaz açtı:
Cima:
Anneciğim, merhaba! Ben dışardayım, sana haber vermek istedim.
Anne:
Dışarda mısın? İyi, hava almak güzel. Ama ne yapıyorsun?
Cima:
Şey... Yeni biriyle tanıştım. İsmi Mary. Çok tatlı biri. Bir parka gitmeyi planlıyoruz, o da şehri tanımama yardım edecekmiş.
Anne:
Mary mi? Güzel bir isim. Peki, bu kadar çabuk arkadaş mı edindin? Ne kadar hoş! Ama dikkat et, kızım. Yeni tanıştığın biri sonuçta.
Cima:
Merak etme, anne. Beni düşmekten kurtardı zaten. Şimdiden kahramanım oldu bile!
Anne:
Pekala, tamam. Ama eve dönüş saatini unutma, olur mu? Akşam yemeğini hazırlıyorum. Çok geç kalma.
Cima:
Anladım, söz veriyorum. Seni ararım dönüşte. Şimdi gitmem lazım, görüşürüz anneciğim!
Telefonu kapatıp derin bir nefes aldım. Mary ile tanışmak gerçekten iyi gelmişti, içimde minik bir heyecan vardı. Belki bu şehirde kendimi kaybolmuş hissetmemin çaresi buydu: yeni insanlar, yeni yerler, yeni hikayeler... Ayakkabılarımı kontrol ettim, bağcıklar tamam.
Ve wind'e yazdım
Cima:
"Wind, hayatımda ikinci kez bir kahramanla tanıştım! Ama bu sefer uçan bir pelerin yerine, parfüm kokulu bir el vardı. Evet, Mary adında bir kız beni koşturmaca sırasında düşmekten kurtardı. Düşünsene, resmen bana "Hayır, Cima, yere düşemezsin!" diyerek elini uzattı! Tabii ki düşen bir efsane olmadığım için kendimi toparladım ve şimdi onunla buluşmaya gidiyorum. Beni kurtaran kahramanımı daha yakından tanıyacağım. Eğer yine düşersem, bu kez bağcıkları suçlamayacağım—direkt yerçekimine dava açıyorum!
Telefonu cebime attım ve buluşma noktasına doğru yürüdüm. Mary çoktan oradaydı, oturmuş bana gülümseyerek el sallıyordu.
Mary:
Tam zamanında geldin, bravo! Bu sefer bağcıklarını kontrol ettin demek.
Cima:
Evet, ama tüm suç bağcıkların değilmiş; tamamen koordinasyon eksikliğimmiş. Asıl kahraman sensin. Ne sıklıkla böyle masum insanları düşmekten kurtarıyorsun?
Mary:
(gülerek) Eh, işte yetenek diyelim. Ama hazır düşme ve kurtarma konusunu bir kenara bırakalım, hadi şu parka gidelim. Sana buranın en güzel köşesini göstereceğim.*
Yolda giderken Mary’nin enerjisi bana iyi gelmişti. Konuşmamız o kadar doğal akıyordu ki, her şeyin bu kadar spontane gelişmesi beni rahatlatmıştı. "Yeni bir başlangıç böyle bir şey demek ki," diye düşündüm içimden.
Mary’nin ince zevkine uyan, sakin ve zarif bir parka gelmiştik. Her köşesi bir sanatçının elinden çıkmış gibiydi; banklar bile öylece durmuyor, adeta hikâye anlatıyordu. Çiçek düzenlemelerinin simetrisi, su yollarının akışı, hepsi dikkatlice düşünülmüştü. Mary, parka hayranlıkla bakarken ben telefonumu çıkardım ve en güzel açıdan birkaç fotoğraf çektim. "Wind bunları görmeli," diye düşündüm.
Cima:
"Wind! Mary Beni buraların en güzel parkına getirdi. Bak, fotoğrafları sana yolluyorum. (Ekliyorum şu an, sabırlı ol.)
Bu park bana senin sanat eserlerinden bahsettiğini hatırlattı. Senin anlattığın gibi bir eser değil belki ama benim gözümde bu park bir tür sanat. Su yollarının kıvrımları, çiçeklerin rengi, bankların yerleşimi... Her şey sanki bir hikâye anlatıyor. Bu da benim gördüğüm sanat—doğanın ve insanın el ele verdiği bir tablo gibi.
Bu arada, burayı gezmek için bir rehber tutmam gerekebilir; Mary bana şehir kızlarının hızlı temposuna nasıl uyum sağlanır, onu öğretmeye kararlı görünüyor! Şimdiden birkaç numara kaptım bile: "Gülümsediğin sürece her şey daha kolay görünür." İyi taktik, değil mi?"*
Mesajı gönderip Wind’in ne diyeceğini merak ederken Mary yanıma gelip eğildi.
Mary:
Birine mi yazıyorsun? Yoksa romantik komedi filmimizin ilk senaryosunu mu tamamlıyorsun?
Cima:
(gülerek) İkisi de değil, sadece bu güzellikleri bir arkadaşımla paylaşıyorum. Ama senaryoyu düşünmedim değil!
Mary gülümseyerek omzuma dokundu ve parkın en güzel köşesini göstermeye koyuldu. Ama benim aklım Wind’den gelecek cevapta ve bu güzellikleri onun nasıl yorumlayacağında kalmıştı.

Sonunda kalkmam gerektiğini söyledim. "Mary, tekrar görüşürüz belki, seninle konuşmak çok güzel ve belki sana rehberlik ederim," diyip telefonunu uzattı. Numaramı istedi, onun telefonuna numaramı yazdım. O da beni kaydetti. En son biraz daha yürüyüp ayrıldık. Evin yolunu tutup mesajlarıma baktım. Wind'den dört mesaj gelmişti:
"Bu çok harika bir tesadüf, Cima! Ve hemen arkadaş edinebileceğini biliyordum. Düşmedin değil mi? Düştüğün an yerçekimine dava açman için avukatımla konuşacağım," gibi birçok güzel mesaj atmıştı ve attığım resime güzel yorumlar yapmıştı.

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

4okunma 0beğeni 0yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.