50. bölüm / 50
Sevdam48. Bölüm
Bölümler 50Şu an: 48. Bölüm
- 1 Sevdam-Tanıtım104 kelime
- 2 1. Bölüm1.105 kelime
- 3 2. Bölüm1.379 kelime
- 4 3. Bölüm925 kelime
- 5 4. Bölüm774 kelime
- 6 5. Bölüm1.337 kelime
- 7 6. Bölüm847 kelime
- 8 7. Bölüm1.033 kelime
- 9 8. Bölüm1.283 kelime
- 10 9. Bölüm751 kelime
- 11 10. Bölüm683 kelime
- 12 11. Bölüm895 kelime
- 13 12. Bölüm612 kelime
- 14 13. Bölüm1.843 kelime
- 15 14. Bölüm1.064 kelime
- 16 15. Bölüm1.113 kelime
- 17 16. Bölüm682 kelime
- 18 17. Bölüm900 kelime
- 19 18. Bölüm765 kelime
- 20 19. Bölüm594 kelime
- 21 20. Bölüm608 kelime
- 22 21. Bölüm979 kelime
- 23 22. Bölüm700 kelime
- 24 23. Bölüm1.293 kelime
- 25 24. Bölüm686 kelime
- 26 25. Bölüm612 kelime
- 27 26. Bölüm693 kelime
- 28 27. Bölüm670 kelime
- 29 28. Bölüm612 kelime
- 30 29. Bölüm671 kelime
- 31 30. Bölüm726 kelime
- 32 31. Bölüm876 kelime
- 33 32. Bölüm607 kelime
- 34 33. Bölüm629 kelime
- 35 34. Bölüm527 kelime
- 36 35. Bölüm651 kelime
- 37 36. Bölüm590 kelime
- 38 37. Bölüm739 kelime
- 39 38. Bölüm674 kelime
- 40 39. Bölüm596 kelime
- 41 40. Bölüm465 kelime
- 42 41. Bölüm563 kelime
- 43 42. Bölüm563 kelime
- 44 43. Bölüm558 kelime
- 45 43. Bölüm638 kelime
- 46 44. Bölüm547 kelime
- 47 45. Bölüm502 kelime
- 48 46. Bölüm377 kelime
- 49 47. Bölüm547 kelime
- 50 48. Bölüm510 kelime · Okuduğun bölüm
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Yayladaki o büyülü sözleşmenin ardından, Trabzon’a dönüş yolunda İrem’in yüzünde tatlı bir tebessüm ama bakışlarında hafif bir hüzün vardı. Ailesini yıllar önce kaybetmiş olmanın verdiği o kimsesizlik hissi, kız isteme lafı açıldığından beri içini kemiriyordu. Kimin kapısı çalınacaktı, onu Asaf’a kim teslim edecekti?
Asaf, direksiyonu tutarken kızın bakışlarındaki o dalgınlığı anında fark etti. Uzanıp İrem’in elini tuttu, nasırlı parmaklarını onun narin parmaklarına kenetledi.
"Ne düşünürsün dağ çiçeğim?" dedi Asaf, sesi sıcacık bir güvenle kızı sararken.
İrem derin bir nefes aldı. "Geleneklerimiz... Kız isteme merasimi var Asaf. Benim ne anam var ne babam... Kapısını çalacağımız bir baba ocağım yok."
Asaf hafifçe gülümsedi. "Sen yalnız değilsin ki gülüm. Senin Hasan Amcan var ya... Yıllardır sana öz kızı gibi bakan, fırınından taze ekmeği eksik etmeyen, seni o karanlık günlerinde bir an olsun yalnız bırakmayan Hasan Amca."
İrem’in gözleri parladı. Hasan amca, mahallede ona kol kanat geren, öz kızı gibi koruyan, mahallenin emektar fırıncısıydı.
"Hasan Amca..." dedi İrem fısıltıyla. "Kabul eder mi dersin?"
"Kabul etmek ne kelime," dedi Asaf. "Gidip ellerinden öpeceğiz, rızasını alacağız."
---
Ertesi sabah, İrem ve Asaf mahallenin köşesindeki o mis kokulu fırının önüne geldiler. Un çuvallarının arasında, elinde küreğiyle fırından sıcak ekmek çıkaran yaşlı Hasan Amca, ikisini kapıda görünce küreği kenara koyup unlu ellerini önlüğüne sildi.
"Ooo... Benim güzel kızım gelmiş!" dedi Hasan Amca, gözlerinin kenarı çizgilerle dolarak. İrem’in at atlattığı kâbusları bildiğinden önce temkinli davrandı ama İrem hiç tereddüt etmeden öne atılıp yaşlı adamın nasırlı ellerine sarıldı, hürmetle öptü.
"Hasan Amcam..." dedi İrem, sesi titreyerek.
"Buyur kızım, geçin şöyle oturun. Asaf evlat, sen de hoş geldin," dedi Hasan Amca, gözleriyle Asaf’a derin bir hürmetle bakarak. Asaf’ın İrem için yaptıklarını, onu korumak için canını ortaya koyduğunu mahallede duymayan kalmamıştı.
Tahta sandalyelere oturduklarında İrem konuya nasıl gireceğini bilemedi. Bakışlarını Asaf’a çevirdi. Asaf dikleşti, ellerini dizlerine koyup söze girdi:
"Hasan Amca... İrem’in anası da babası da sensin, biliriz. Bizim bir niyetimiz var. İrem’in rızasını aldım, şimdi de senin rızanı almaya geldik. Müsaaden olursa, bu akşam senin evinden isteyeceğiz kızımızı."
Hasan Amca bir an donakaldı. Elindeki unlu bezi masaya bıraktı. Yaşlı gözleri önce İrem’e, sonra Asaf’a kaydı. Göğsü kabararak derin bir nefes aldı, gözlerinden süzülen tek damla yaşı silmeye çalıştı.
"Demek... demek vakit geldi," dedi Hasan Amca, sesi titreyerek. "Kız istemek ha? Benim evimden..."
Ayağa kalktı, gidip İrem’in başını okşadı, alnından öptü. "Sana kız vermek benim için şereftir Asaf evlat. Sen bu kıza can oldun, şifa oldun. Evim de kapım da sonuna kadar açıktır sana!"
Sonra bir anda duraksadı. Yaşlı adamı tatlı bir telaş sardı. Elini kafasına götürüp fırının içinde dönmeye başladı.
"Eyvah! Akşama ne yapacağız? Ev temizlenecek, Hanife’ye haber vermem lazım! Etsiz kuru fasulye olmaz, baklava nereden alınacak? Kahveler nasıl pişecek? Yahu ben hayatımda ilk defa kız vereceğim, ne yapılır ne edilir hiç bilmem ki!"
Hasan Amca’nın bu çocuksu ve samimi telaşı karşısında İrem ile Asaf kendilerini tutamayarak kahkahalarla gülmeye başladılar. Mahallenin sert fırıncısı, bir anda kız babası olmanın getirdiği o tatlı panikle sağa sola koşturmaya başlamıştı bile.
İrem ayağa kalkıp yaşlı adama yeniden sarıldı. İçindeki o kimsesizlik hissi, Hasan Amca’nın bu içten telaşıyla tamamen silinmiş, yerini kocaman bir aile sıcaklığına bırakmıştı.
Bölüm etkileşimi
