Sevdam kitap kapağı

16. bölüm / 46

Sevdam

15. Bölüm

Vaveyla Yazarı: Fatma Kuzu

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 46Şu an: 15. Bölüm

6Maçka’daki ahşap evin huzurlu birkaç gününün ardından Asaf, İrem’in tek başına veya sadece ikisinin olduğu izole bir ortamda tam anlamıyla dinlenemediğine, yaralarının bakımı için konağın imkânlarının daha iyi olacağına karar vermişti. İrem her ne kadar "Ben iyiyim Asaf, kendi başımın çaresine bakarım, konağa gidip yük olmayayım" diye diretse de, Trabzon kabadayısının inatçılığına takılmıştı. Asaf, tek bir kelimeyle konuyu kapatmıştı: "Soru sormak yok doktor hanım, o konağa gidilecek."

Siyah jip, Bulut ailesinin yıllardır dimdik ayakta duran o heybetli, taş konaklarının geniş avlusuna girdiğinde hava hafif hafif kararmaya başlamıştı. Araba durur durmaz, adeta bütün konak halkı avluya döküldü.

Asaf hızlıca sürücü koltuğundan inip arabanın etrafından dolandı ve İrem’in kapısını açtı. İrem tam kendi imkânlarıyla aşağı adım atacakken Asaf bir anda öne atılıp kızın belini ve dizlerinin altını kavrayıverdi.

"Asaf! Ne yapıyorsun, indir beni!" diye fısıldadı İrem, yanakları anında alev alarak. "Yürüyebiliyorum ben, herkes bakıyor!"

"Kıpırdama doktor hanım," dedi Asaf gayet ciddi bir edayla. "Merdivenler dik, ayağın takılır. Ayrıca dikişlerin zorlanmasın."

"Yahu dikişlerim sırtımda, ayaklarımda değil ki Karadeniz ayısı!" dedi İrem, adamın omzuna hafifçe vurarak. "Ayrıca babangil bakıyor, ayıp!"

"Baksınlar," dedi Asaf hiç oralı olmadan. "Öz kızları gibi bekliyorlar seni zaten."

Avlunun ortasında duran Asaf'ın babası Memet Bey, elindeki bastonuna dayanarak onlara doğru adımladı. Yüzündeki o sert, otoriter ifade İrem’i görünce yerini babacan bir tebessüme bıraktı.

"İndir kızı ula aslan parçası!" dedi Memet Bey gür sesiyle. "Kızı helikopter gibi taşıyorsun, rahat bırak biraz. Hoş geldin kızım, çok geçmiş olsun."

Asaf istemeye istemeye İrem’i yere bastırdı ama elini kızın belinden bir saniye olsun çekmedi. İrem derin bir nefes alıp Memet Bey’e gülümsedi. "Hoş bulduk Memet Amca, rahatsızlık veriyorum size de..."

"O ne biçim söz güzel kızım!" diyerek araya girdi annesi Aynur Hanım. Yanına koşup doğrudan İrem’e sarıldı, ama yarasına denk gelmesin diye kollarını sarmalarken adeta pamuklara sarar gibi narin davrandı. "Sen bizim canımızı, oğlumuzu kurtardın. Ne rahatsızlığı! Geç içeri, bak sana ne çorbalar, ne börekler hazırladık."

O sırada Asaf'ın küçük kardeşi Ahsen heyecanla İrem'in yanına sokuldu. "İrem Abla, odanı hazırladık, en güzel çiçekleri koydum başucuna!" Erkek kardeşi Enes ise abisinin elindeki çantaları kaparken sırıtıyordu: "Ağabey, kızı kucağından indirseydin bari, konaktakiler düğün var sanacak!"

Asaf, Enes'e sert bir bakış atınca Enes gülerek içeri kaçtı.

---

Konak halkının İrem’in etrafında pervaneliği daha ilk dakikadan başladı. Konağın en geniş, bahçeye bakan havadar odası İrem için hazırlanmıştı. Yatak, en yumuşak kuş tüyü yorganlarla döşenmiş, komodinin üzeri Ahsen'in topladığı taze kır çiçekleri ve Aynur Hanım'ın hazırlattığı çeşit çeşit meyvelerle doldurulmuştu.

İrem yatağa oturduğunda Aynur Hanım hemen ayaklarının altına bir yastık uzattı. "Şöyle uzat bacaklarını güzel kızım."

Enes kapının aralığından başını uzattı. "İrem Abla bir isteğin var mıdır? Şehirden istediğin bir şey varsa hemen fırlayayım?"

Memet Bey ise kapıda durmuş, "Aynur, çorbayı çok sıcak verme kızıma, boğazı yanmasın. Enes, sen de git sobaya iki odun daha at, oda soğumasın," diye talimatlar yağdırıyordu. Ahsen ise sürahideki suyu tazeliyordu.

İrem bu aşırı ilgi karşısında ne yapacağını şaşırmış, şaşkınlıkla etrafına bakınıyordu. Ama odadaki en abartılı nöbetçi şüphesiz Asaf’tı.

Asaf, odanın ortasında bir o tarafa bir bu tarafa voltaj atıyor, annesinin koyduğu yastığın açısını beğenmeyip düzeltiyor, sonra gidip pencerenin perdesini yarım santim sola kaydırıyordu.

"Asaf," dedi İrem, tutamadığı hafif bir kıkırtıyla. "Yeter gerçekten, başım döndü. Oturur musun lütfen?"

Asaf duraksadı, kaşlarını çatarak İrem’e baktı. "Ne demek oturur musun? Üşüyor musun sen? Bak ellerin soğuk gibi. Ahsen, bir battaniye daha getir!"

"Asaf!" dedi İrem sesini biraz yükselterek. "Ben hasta bakıcı değilim, hastayım evet ama felçli de değilim! Oda sıcaklığı fırın gibi zaten, battaniye getirirsen pişeceğim burada!"

Memet Bey bıyık altından gülerek oğluna baktı. "Ula Asaf, kızı rahat bırak. Bütün konağı ayağa kaldırdın yarım saattir. Doktor olan o, sen değilsin."

"Baba sen karışma," dedi Asaf, ceketini çıkarıp bir kenara atarak. "Ben bunun ne kadar inatçı olduğunu biliyorum. Ağrım yok der, acısını saklar."

Aynur Hanım, Ahsen, Enes ve Memet Bey gülüşerek odadan çıkıp onları baş başa bıraktıklarında İrem dayanamayıp sesli bir kahkaha attı. Yatakta hafifçe doğrulup kollarını bağladı.

"Eee, Asaf Bey?" dedi İrem, gözlerini süzerek. "Görüyorum ki hastabakıcılık kariyerinde hızlı bir yükseliştesin. Başhemşireliğe ne zaman terfi ediyorsun?"

Asaf yatağın kenarına, İrem’in tam yanına oturdu. Yüzüne o sert ama içten içe eriyen ifadesini yerleştirdi. "Dalga geçme doktor hanım. Ben burada senin için endişeleniyorum, sen bana gülüyorsun."

"Nasıl gülmeyeyim Asaf?" dedi İrem, elini uzatıp adamın kucağında duran kocaman, nasırlı elini tutarak. "Trabzon’u dize getiren koskoca Asaf Bulut, gelmiş burada 'Perde yarım santim açık kalmış, battaniye az gelmiş' diye panik yapıyor. Hastanedeki halinden sonra bu korumacı tavırların gerçekten çok komik."

"Komik ha?" dedi Asaf, kızın elini kavrayıp hafifçe sıkarak. "Sen o depoda, o kanların içinde yatarken ben ne hissettim biliyor musun? Aklım gitti, aklım! Şurama," dedi elini kendi geniş göğsüne vurarak, "bir taş oturdu, hâlâ tam kalkmış değil. Şimdi seni böyle kanlı canlı görünce, tek bir kılının bile incinmesine tahammülüm yok. Anladın mı inatçı doktor?"

İrem’in yüzündeki dalga geçen ifade bir anda eridi. Asaf’ın gözlerindeki o derin, katıksız sevgiyi ve yaşadığı o büyük travmanın izlerini gördü. Parmaklarını adamın eline kenetledi.

"Anladım..." dedi İrem, sesi yumuşacık bir ton alarak. "Ama yine de çok abartıyorsun. Bak, Enes bile kapıda nöbet tutuyor. Birazdan Memet Amca ile Aynur Teyze gelip bana kendi elleriyle çorba içirmeye çalışırsa şaşırmayacağım."

"İçirirlerse içeceksin," dedi Asaf, dudaklarında yeniden beliren o muzip tebessümle. "Annemle babam seni benden çok sevdi zaten, beni gözleri görmüyor artık. Ahsen desen sabahtan beri senin etrafında dolanıyor."

"Haklılar," dedi İrem burnunu havaya kaldırarak. "Senin gibi bir Karadeniz ayısının yanında benim gibi tatlı bir gelin adayı bulmuşlar, sevmesinler de ne yapsınlar?"

Asaf tam ceketine uzanacakken 'gelin' lafını duyunca duraksadı. Yüzünü dönüp gözlerini doğrudan İrem’e dikti. "Ne dedin sen? Bir daha söyle bakayım?"

İrem ne söylediğinin farkına varınca yanakları anında pembeleşti. "Hiç... Bir şey demedim. Yanlış duydun."

"Yok yok, gayet net duydum," dedi Asaf, yüzünde kocaman bir zafer tebessümüyle kıza doğru eğilerek. "Gelin adayı dedin sanki? Bakıyorum da narkozun etkisi geçse de zihnindeki planlar değişmemiş doktor hanım."

"Asaf bak kaşınma!" dedi İrem gülerek yastığı tutup Asaf’a doğru fırlattı. "Narkoz falan deme bana yine!"

Asaf fırlatılan yastığı havada kolayca yakaladı. Yastığı kenara koyup İrem’in omuzlarından nazikçe tuttu ve onu yatağa geri yatırdı. Yüzü, İrem’in yüzüne sadece birkaç santim uzaklıktaydı.

"İster narkoz de, ister içimden geldi de..." dedi Asaf, sesi fısıltıya dönüşerek. "Sen bu konağa da, benim hayatıma da geldin ya... Bir daha buradan gidişin yok. Mutfak dolaplarını pembe yapsak da yapmasak da, sen benim gelinimsin artık."

İrem, Asaf’ın derin siyah gözlerine baktı. Kalbi bir kuş gibi göğsünü dövüyordu. "Peki... Mutfak dolapları gerçekten pembe olacak mı?"

Asaf sesli bir kahkaha atarak başını geriye attı. "Ula hâlâ pembe diyor! Yemin ediyorum akıllanmazsın sen!"

Eğildi, İrem’in alnına uzun, sıcak ve koruyucu bir öpücük kondurdu. Dışarıda Karadeniz’in rüzgârı konağın pencerelerini zorlarken, içerideki o oda; Memet Bey, Aynur Hanım, Ahsen ve Enes'in de varlığıyla şenlenmiş, iki sevdalının sataşmaları, gülüşmeleri ve birbirlerine duydukları sonsuz sevgiyle ısınmaya devam ediyordu.

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

8okunma 1beğeni 1yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.