Sevdam kitap kapağı

34. bölüm / 46

Sevdam

33. Bölüm

Vaveyla Yazarı: Fatma Kuzu

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 46Şu an: 33. Bölüm

Aynı çatının altında geçen günler, zamanın en şifalı merhem olduğunu ikisine de kanıtlıyordu. Asaf, verdiği söze milimetrik bir sadakatle bağlıydı. İrem’e bir adım yaklaşırken bile izin ister gibi bakıyor, ellerini daima cebinde tutuyor, onun kişisel alanını aşacak en ufak bir hareketten titizlikle kaçınıyordu. Sevdiği kadının sınırlarına duyduğu bu derin hürmet, İrem’in zihnindeki korku duvarlarını her geçen gün biraz daha aşındırıyordu.

İrem artık daha rahat nefes alabiliyordu. Ancak bu kez rolleri değiştiren yeni bir süreç başlamıştı.

Bedeninin bir başkası tarafından dokunulmasına hâlâ hazır olmadığını bilen İrem, zihnindeki travmayı yenmek için kontrolü kendi eline almaya karar vermişti. İnisiyatif kendisinde olduğunda, adımı atan taraf kendisi olduğunda korkusunun azaldığını hissediyordu.

---

Güneşli bir Trabzon sabahında, Asaf salondaki sehpanın üzerinde duran haritayı inceliyordu. Kadir’in kalan adamlarının takibi ve sevkiyat işleriyle ilgili kafası dalgındı. Derin bir iç çekerek elini şakaklarına götürdü, gözlerini kapattı.

O sırada mutfaktan çıkan İrem, elinde iki kupa çayla salona geldi. Asaf’ın o yorgun, omuzlarına dünyayı yüklemiş gibi duran halini görünce adımları yavaşladı. Kupayı sehpanın üzerine bıraktı.

İrem derin bir nefes alarak içindeki o çekingen sesi susturdu. Yavaşça Asaf’ın oturduğu koltuğun yanına yaklaştı.

Asaf başını kaldırdığında, İrem’in ona doğru eğildiğini gördü. İrem, parmak uçları titrese de tereddüt etmeden sağ elini uzattı ve Asaf’ın omzuna hafifçe koydu.

Asaf, omzundaki o kuş tüyü kadar hafif teması hissettiği an nefesini tuttu. Kalbi aniden gümbürdemeye başladı ama İrem’i ürkütmemek için kılı bile kıpırdamadı.

"Çok yoruluyorsun..." dedi İrem, sesi o kadar yumuşak ve şefkatliydi ki. Parmağının ucuyla Asaf’ın omzunu hafifçe okşadı. "Gözlerinin altı yine morarmış. İşleri biraz akışına bıraksan?"

Asaf gözlerini kapatıp kızın omzundaki elinin sıcaklığına odaklandı. "Benim yorgunluğum bir çayına, bir de şu dokunuşuna bakar gülüm," dedi fısıltıyla. "Gerisi mühim değil."

İrem, elini çekmedi. Aksine, parmaklarını Asaf’ın omzunda birkaç saniye daha tuttu. Kendi iradesiyle yaptığı bu küçük temas, yüreğindeki o çığlık atan korku refleksini tetiklememişti. İçinde büyük bir zafer hissetti. Yüzünde hafif, gururlu bir tebessüm belirdi.

---

Aynı günün akşamında, birlikte televizyonda eski bir Karadeniz filmi izliyorlardı. Asaf koltuğun bir ucunda, İrem ise aralarında güvenli bir mesafe bırakarak diğer ucunda oturuyordu.

Dışarıda yağmur hafif hafif atıştırmaya başlarken, odadaki huzurlu sessizlik ikisini de sarmıştı. İrem bir süre Asaf’ın profiline baktı. Sert çene hatları, kirli sakalları ve daima tetikte duran o bakışları... Ama o sert kabuğun altında sadece kendisi için çarpan kocaman bir kalp vardı.

İrem yavaşça yerinde kaydı. Aralarındaki mesafeyi birkaç santim kısalttı.

Asaf onun hareketlendiğini fark edip bakışlarını televizyondan kızın yüzüne çevirdi. İrem gözlerini kaçırmadı. İki elini uzattı ve Asaf’ın sağ elini fırtınada bir limana sığınır gibi iki avucunun arasına aldı.

Asaf’ın eli kocaman, nasırlı ve sıcacıktı. İrem, başparmağıyla Asaf’ın elinin üzerini yavaşça okşamaya başladı.

"Nasırlı ellerin..." dedi İrem, hafifçe gülümseyerek. "Bir kabadayı için çok normal tabii."

Asaf, kızın onun elini tutuşuna, o minik okşayışlarına adeta büyülenmiş gibi bakıyordu. Kendisi elini kıpırdatmıyordu; kontrolün tamamen İrem’de olduğunu hissettirmek istiyordu. İrem onun elini çevirip avucunun içine baksın, parmaklarını gezdirsin diye elini hiç bozmadan sabit tuttu.

"O nasırlar Karadeniz’in yükünden dağ çiçeğim," dedi Asaf, sesi kısılarak. "Ama bak, senin ellerinin arasında küçücük kalıyorlar."

İrem elini yavaşça Asaf’ın bileğine, oradan koluna doğru kaydırdı. Kendi sınırlarını test ediyor, adım adım o duvarları yıkıyordu. Yüzünü Asaf’ın koluna doğru biraz daha yaklaştırdı.

"Korkmuyorum..." diye fısıldadı İrem, gözlerinin içine bakarak. "Sen böyle durdukça, bana saygı duydukça senin yanında hiç korkmuyorum Asaf."

Asaf gözyaşlarına hakim olmak için çenesini sıktı. Kızın ona bu şekilde dokunması, onun başlattığı bu minik yakınlaşmalar Asaf’ın ruhuna cennetten bir ferahlık gibi geliyordu.

"Ben sana kurban olurum..." dedi Asaf, gür sesi titreyerek. "Sen nasıl istersen, ne zaman istersen öyle olacak. Ben sadece senin elinin değdiği yer kadar varım bu dünyada."

İrem başını yavaşça Asaf’ın omzunun hemen yakınına, değmeyecek kadar yakın bir mesafeye koydu. Elini Asaf’ın elinden ayırmadı. O gece, İrem’in başlattığı o küçük temaslar, aralarındaki aşılmaz denilen dağları eritmeye yetmişti. İrem iyileşiyordu; hem de sevdiği adama dokunarak, onun şifasını kendi elleriyle buluyordu.

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

5okunma 0beğeni 0yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.