Sevdam kitap kapağı

32. bölüm / 46

Sevdam

31. Bölüm

Vaveyla Yazarı: Fatma Kuzu

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 46Şu an: 31. Bölüm

İrem’in kendi evine geçişinin üzerinden iki gün geçmişti. Dışarıdan bakıldığında her şey yolunda gibiydi; İrem gün içinde salonda oturuyor, bitki çayını içiyor, hatta kitap okumaya çalışıyordu. Ancak gece çöktüğünde zihnindeki o karanlık dehlizler yeniden hortluyordu.

Asaf ise söz verdiği gibi iki gecedir binanın altındaki jipinde nöbet tutuyordu. Göğsündeki sargıları henüz çıkarılmamıştı ama o, soğuk direksiyonun başında gözünü bile kırpmadan üst kattaki dairenin ışığını izliyordu.

Gece yarısı saat ikiye doğru, ansızın fırtına patladı. Maçka dağlarından inen şiddetli rüzgâr, binanın saçaklarını dövmeye, pencereleri zangır zangır titretmeye başladı. Gökyüzünü yaran çakan şimşekler ve ardından gelen patlama gibi gök gürültüsü, İrem’in uykusunun tam ortasına bir bomba gibi düştü.

Rüyasında yine o rutubetli sığınaktaydı. Zihni onu bir anda zincirlerin, demir çubukların ve Kadir’in o meşum kahkahalarının arasına fırlattı.

İrem çığlık atarak uykusundan sıçradı. Göğsü hızla inip kalkıyor, nefes alamıyordu. Şimşeğin çakmasıyla odadaki gölgeler canlandı. İrem yataktan yuvarlanırcasına düştü, halının üzerinde geriye doğru sürüklenerek sırtını gardırobun kapağına çarptı.

"YAPMA! VURMA ARTIK! YETER!" diye haykırmaya başladı.

Elleriyle başını kapattı, kulaklarını tıkadı ama zihnindeki o zincir sesleri susmuyordu. Panik atak krizi bütün bedenini ele geçirmişti. Kalbi duracak gibi çarpıyor, dudaklarından sadece hırıltılı çığlıklar dökülüyordu.

---

Binanın önündeki jipte oturan Asaf, açık olan camdan İrem’in o ciğerleri yırtan çığlığını duyduğu an dünyası başından aşağı yıkıldı. Arabanın kapısını nasıl açtığını, merdivenleri üçer beşer nasıl tırmandığını hatırlamıyordu. Yedek anahtarla dairenin kapısını açtı, doğrudan yatak odasına daldı.

Odadaki manzara Asaf’ın kalbini kezzap gibi yaktı. İrem köşeye sıkışmış, nefessiz kalmış halde çığlık atıyor, kendi saçlarını çekiyordu.

"İrem!" diye bağırdı Asaf.

İrem onun sesini bile algılayamadı. Şimşek bir kez daha çaktı, İrem’in çığlığı odayı kapladı. Asaf kuralı, mesafeyi, kızı korkutma endişesini O an tamamen unuttu. Sevdiği kadının gözlerinin önünde eriyip gitmesine daha fazla dayanamazdı.

Asaf ileriye doğru devasa bir adım attı ve dizlerinin üzerine çökerek İrem’i kucakladı. Onu göğsüne doğru çekip sıkı sıkı, adeta kemikleri kenetlenene kadar sarmaladı.

İrem’in bedenine o temas değdiği an kız adeta çıldırdı.

"BIRAK BEYİ! DOKUNMA! BIRAK!" diye haykırdı İrem. Elleriyle Asaf’ın göğsünü itmeye başladı. Yumruklarını Asaf’ın yaralı omzuna, göğsündeki dikişlerin tam üzerine vuruyor, adamı kendinden uzaklaştırmak için yırtınıyordu. "GİT! DOKUNMA BANA!"

Asaf, göğsündeki dikişlerin patladığını, sargıların altından sıcak kanın gömleğine süzüldüğünü hissetti. Canı acıyordu ama bu acı İrem’in feryadının yanında bir hiçti. İrem ne kadar itmeye çalışsa da Asaf onu bırakmadı, daha da sıkı sarıldı. Kızın başını kendi göğsüne, tam kalbinin üzerine bastırdı.

Çenesini İrem’in saçlarına yasladı ve kulağına eğilip derin, gür ve güven veren bir fısıltıyla konuşmaya başladı:

"Benim... Asaf’ım ben dağ çiçeğim. Bitti... O kâbus bitti, kimse yok burada. Kalbimin sesini dinle... Bak, buradayım. Seni kimseye vermem. Bırakmam seni... Geçti gülüm, geçti..."

İrem, Asaf’ın göğsünde çırpınmaya devam etti. Ama Asaf’ın o katıksız, güçlü kucaklaması ve kulağına fısıldadığı o şefkatli sözler yavaş yavaş zihnindeki duvarları aşmaya başladı. İrem’in kulağı Asaf’ın tam kalbinin üzerindeydi. O davul gibi gümbürdeyen ama sarsılmaz ritim... Kadir’in sesi değil, Asaf’ın nefesiydi.

İrem’in iten elleri yavaş yavaş gevşedi. Yumrukları Asaf’ın kanayan gömleğinin üzerinde takatsizce kaldı. Çığlıkları önce hıçkırıklara, sonra derin iç çekişlere dönüştü.

"Asaf..." diye fısıldadı İrem, sesi tamamen tükenmişti.

"Buradayım..." dedi Asaf, kızın saçlarını öperek. "Buradayım, güvendesin."

İrem’in bedeni o büyük travmanın ve krizin ardından gelen devasa yorgunlukla tamamen gevşedi. Asaf’ın sıcak kollarında, adamın göğsündeki o ritmik kalp atışlarını dinleyerek gözleri kapandı. Güvenin sıcaklığı, korkunun soğukluğunu yenmişti.

Asaf, kucağındaki kadını incitmekten korkarak yavaşça yataktan tarafa taşıdı. Onu yatağa yatırmak istedi ama İrem uykusunda bile Asaf’ın gömleğini bırakmıyordu. Asaf, dikişlerinin sızlamasına aldırmadan yatağın kenarına uzandı. İrem’i kolunun altına aldı, üzerlerini örttü.

İkisi de günlerin, haftaların birikmiş yorgunluğuyla, birbirlerinin kokusunda derin bir uykuya daldılar.

---

Sabahın ilk ışıkları odaya süzüldüğünde, İrem gözlerini açtı.

Boynunda hissettiği sıcak nefes ve belini saran iri bir kolla uyandı. Başını kaldırdığında, Asaf’ın yüzüyle burun buruna geldi. Zihni bir anlık refleksle uyandı; bir erkeğin yatakta bu kadar yakınında olması, bedenindeki temas korkusunu aniden tetikledi.

İrem refleks olarak Kendini aniden geriye doğru çekti ve yataktan fırladı.

İrem’in bu ani hareketiyle Asaf da gözlerini açtı. Karşısında panikle kendisine bakan İrem’i görünce Asaf’ın yüzü bir anda düştü. Bakışlarına derin, tarifsiz bir üzüntü ve mahcubiyet çöktü. Kızı yine korkuttuğunu, sınırlarını ihlal ettiğini düşündü.

Asaf başını öne eğdi, sesi kırık bir şekilde fısıldadı: "Özür dilerim... Gece kriz geçirince kendimi tutamadım. İstemeden sınırını aştım. Ben... ben hemen çıkayım."

Asaf yataktan kalkmak için hamle yaptı. Göğsündeki sızlayan yarayı tutarak doğrulurken, yüzündeki o büyük kabadayının çocuksu çaresizliği ve üzüntüsü o kadar belirgindi ki...

İrem, adamın yüzündeki o samimi acıyı görünce içindeki korku duvarının tamamen yıkıldığını hissetti. Bu adam ona zarar vermek için değil, onu o cehennemden çekip almak için sarılmıştı gece.

İrem titreyen adımlarla Asaf’a doğru bir adım attı.

Asaf başı önde dururken, İrem elini yavaşça ve korkarak kaldırdı. Parmağının uçları titriyordu. Elini Asaf’ın kirli sakallarla kaplı esmer yanağına koydu.

Asaf, o tüy kadar hafif teması hissedince donakaldı. Gözlerini yerden sıyırıp İrem’e baktı.

İrem, korkusuna rağmen elini adamın yanağından çekmedi. Parmaklarıyla Asaf’ın yanağını şefkatle, hafifçe okşadı. Gözlerinden akan tek damla yaş Asaf’ın eline damladı.

İrem, gözlerinin içine bakarak fısıldadı:

"Özür dileme... Sen beni dün gece o karanlıktan çıkardın. Sadece... sadece bana biraz zaman ver Asaf. Bedenim unutana kadar, ruhum iyileşene kadar bana biraz zaman ver..."

Asaf, yanağındaki o küçük dokunuşla ve duyduğu bu sözlerle gözlerini kapattı. Sevdiği kadının eli yanağındayken, ömrü boyunca beklemeye hazır olduğunu hissetti.

"Bir ömür..." dedi Asaf, kızın elinin üzerine kendi elini incitmekten korkarak hafifçe koyarak. "Sana bir ömür zaman veririm dağ çiçeğim..."

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

7okunma 0beğeni 0yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.