Sevdam kitap kapağı

41. bölüm / 46

Sevdam

40. Bölüm

Vaveyla Yazarı: Fatma Kuzu

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 46Şu an: 40. Bölüm

Nöbetçi doktor, Asaf’ın bu teklifi karşısında kaşlarını çatarak kararlı bir adımla öne çıktı. "Olmaz öyle şey hemşerim! Tıbbi müdahaleden bahsediyoruz burada!" diye bağırdı. "Hasta anafilaktik şoka girebilir, soluk borusu tıkanmak üzere! Yanlış bir dozda ya da kas içi enjeksiyonu bilmeyen biri yaparsa hastayı felç edersin! Müsaade et işimizi yapalım!"

Doktor başıyla arka taraftaki iki iri yarı güvenlik görevlisine ve hasta bakıcılara işaret etti. "Tutun hastayı, çabuk! Damar yolunu açıp sakinleştiriciyi basmamız lazım, vakit kaybediyoruz!"

Asaf tam doktorun üzerine yürümek için hamle yapacaktı ki, iki güvenlik görevlisi ve bakıcılar anında Asaf’ın önüne barikat kurup onu geriye doğru itmeye başladılar. Asaf’ın göğsündeki dikişler bu arbedeyle birlikte yeniden zorlandı, gömleğinden taze kan sızmaya başladı.

"Ulan bırakın! Dokunmayın dedi kız size! BIRAKIN!" diye haykırdı Asaf, devasa gövdesiyle adamları sarsarak. Fakat üç kişi birden üzerine çullanmış, onu sedyeden birkaç adım ötede tutmayı başarmıştı.

O sırada iki kadın hemşire ve doktor, sedyenin üzerindeki İrem’in etrafını sardı. Hemşirelerden biri İrem’in kolunu sabitlemek için sımsıkı tuttu, doktor ise cebinden çıkardığı enjektörün kapağını açtı.

İrem bedenine değen o yabancı, soğuk ve baskıcı elleri hissettiği an adeta feryat etti.

"HAYIR! YALVARIRIM BIRAKIN! DOKUNMAYIN BANA!"

İrem’in çığlığı acil servisin soğuk fayanslarında yankılandı. Çırpındı, bacaklarını savurdu, başını sağa sola vurmaya başladı. O an zihnindeki bütün kâbuslar gerçek olmuştu; yine zapt ediliyor, yine kendi iradesi dışında tutuluyordu.

"ASAF! YARDIM ET! ASAF DOKUNMASINLAR!"

Gözlerinden akan yaşlar şakaklarından aşağı süzülürken, ciğerleri yırtılırcasına sevdiği adamın adını haykırıyordu. O feryat, bir bıçak gibi keskin, bir kurşun gibi ağırdı.

Asaf, İrem’in ağzından dökülen o çaresiz feryadı duyunca gözü tamamen karardı. "İREMMMM!" diye kükredi. Kendisini tutan güvenlik görevlilerini hırsla savurup duvara çarptı.

Fakat tam sedyeye ulaşacağı sırada, doktor iğneyi İrem’in koluna saplamıştı bile.

İrem’in çığlığı bir anda boğazında düğümlendi. Gözleri büyüdü. Bedenine yayılan ağır sakinleştirici, ilacın soğukluğuyla birlikte kaslarını saniyeler içinde gevşetmeye başladı. İrem’in başı yana düştü. Bakışları buğulanırken, hâlâ kapıya doğru ulaşmaya çalışan, kan çanağına dönmüş gözlerle kendisine bakan Asaf’a dikildi.

"A-asaf..." diye fısıldadı İrem, sesi tamamen tükenirken. Dudakları titredi. "Beni... koruyamadın..."

O son fısıltı, sakinleştiricinin etkisiyle kapandığı an, İrem’in göz kapakları tamamen kapandı. Bedenindeki o şiddetli çırpınış yerini derin, yapay bir uykuya bıraktı.

Salona bir anda kapkaranlık, kurşun gibi ağır bir sessizlik çöktü.

Asaf olduğu yerde donakaldı. İki adım ötesindeki sedyeye baktı. Güvenlik görevlileri onu tutmayı bırakmıştı ama Asaf artık hareket edemiyordu. İrem’in o son sözü, "Beni koruyamadın" fısıltısı, göğsüne saplanan yüzlerce kurşundan daha derin bir yara açmıştı kalbinde.

Dizlerinin bağı çözüldü. Koskoca Asaf Bulut, Trabzon’u dize getiren o heybetli kabadayı, sedyenin dibinde dizlerinin üzerine çöktü.

Doktor nefes nefese Asaf’a baktı. "Hayatını kurtardık beyefendi... Birazdan yoğun bakıma alacağız, sabaha kadar uyuyacak."

Asaf doktora cevap vermedi. Yüzünü ellerinin arasına aldı. Göğsündeki taze kan gömleğini ıslatırken, sedyede hareketsiz yatan kızıl saçlı kadına bakıp sessizce, için için omuzları sarsılarak ağlamaya başladı. Bu gece sadece İrem’in krizi değil, Asaf’ın da sığındığı o son umut kalesi yıkılmıştı.

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

5okunma 0beğeni 0yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.