47. bölüm / 48
Sevdam45. Bölüm
Bölümler 48Şu an: 45. Bölüm
- 1 Sevdam-Tanıtım104 kelime
- 2 1. Bölüm1.105 kelime
- 3 2. Bölüm1.379 kelime
- 4 3. Bölüm925 kelime
- 5 4. Bölüm774 kelime
- 6 5. Bölüm1.337 kelime
- 7 6. Bölüm847 kelime
- 8 7. Bölüm1.033 kelime
- 9 8. Bölüm1.283 kelime
- 10 9. Bölüm751 kelime
- 11 10. Bölüm683 kelime
- 12 11. Bölüm895 kelime
- 13 12. Bölüm612 kelime
- 14 13. Bölüm1.843 kelime
- 15 14. Bölüm1.064 kelime
- 16 15. Bölüm1.113 kelime
- 17 16. Bölüm682 kelime
- 18 17. Bölüm900 kelime
- 19 18. Bölüm765 kelime
- 20 19. Bölüm594 kelime
- 21 20. Bölüm608 kelime
- 22 21. Bölüm979 kelime
- 23 22. Bölüm700 kelime
- 24 23. Bölüm1.293 kelime
- 25 24. Bölüm686 kelime
- 26 25. Bölüm612 kelime
- 27 26. Bölüm693 kelime
- 28 27. Bölüm670 kelime
- 29 28. Bölüm612 kelime
- 30 29. Bölüm671 kelime
- 31 30. Bölüm726 kelime
- 32 31. Bölüm876 kelime
- 33 32. Bölüm607 kelime
- 34 33. Bölüm629 kelime
- 35 34. Bölüm527 kelime
- 36 35. Bölüm651 kelime
- 37 36. Bölüm590 kelime
- 38 37. Bölüm739 kelime
- 39 38. Bölüm674 kelime
- 40 39. Bölüm596 kelime
- 41 40. Bölüm465 kelime
- 42 41. Bölüm563 kelime
- 43 43. Bölüm563 kelime
- 44 42. Bölüm558 kelime
- 45 43. Bölüm638 kelime
- 46 44. Bölüm547 kelime
- 47 45. Bölüm502 kelime · Okuduğun bölüm
- 48 46. Bölüm377 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Gecenin karanlığı yerini Maçka dağlarının ardından doğan pırıl pırıl bir güne bıraktığında, evdeki o ağır ve kederli hava tamamen dağılmıştı. İrem, gece boyunca Asaf’ın başucundan bir an bile ayrılmamış; adamın ateşini kontrol etmiş, pansumanını tazelemiş ve elini bir saniye olsun bırakmamıştı.
Asaf uyandığında, İrem’in başını koltuğun kenarına dayayıp elini tutarak uyuduğunu gördü. O an göğsündeki yaranın sızısı silindi; yerine katıksız, sonsuz bir huzur çöktü.
Öğleden sonra Asaf kendisini toparladığında, İrem’e bakıp hafifçe gülümsede. "Akşama doğru seninle bir yere gideceğiz dağ çiçeğim," dedi. "Artık evde hapsolmak yok. Sana bir sözüm var."
İrem önce tereddütle baktı ama Asaf’ın gözlerindeki o sarsılmaz güveni görünce başıyla onayladı. Artık korkmak istemiyordu. Gece Asaf’ın canı için kendi sınırlarını aşmış, o karanlık zindanın kapısını kırmıştı.
---
Akşama doğru, güneş Karadeniz’in dik dağlarının ardında kızıl bir şölen sunarken jip, Zigana Yolu üzerindeki yüksek ve tenha bir yayla düzlüğünde durdu. Etrafta ne bir insan kalabalığı ne de şehir gürültüsü vardı; sadece çam kokulu serin rüzgâr, vadiden süzülen hafif bir sis ve sonsuz bir gökyüzü...
Asaf arabadan inip İrem’in kapısını açtı. İrem dışarı adım attığında, rüzgâr saçlarını savurdu. İrem derin bir nefes aldı. Bedenini yokladı; o eski sıkışma hissi, o panik atak dalgası bu kez gelmiyordu. Zihni sakindi.
Asaf aralarındaki adımları yavaşça attı. Bu kez geride durmadı. İrem’in tam karşısında, gözlerinin içine bakarak durdu.
"Bak etrafına..." dedi Asaf, sesi rüzgârın uğultusuna karışarak. "Burada sadece biz varız. Ne o hastanenin soğuk duvarları var ne de seni inciten o şerefsizlerin gölgesi... Sadece sen ve ben varız."
İrem etrafındaki sonsuz yeşilliğe ve gökyüzüne baktı. Ardından bakışlarını Asaf’a çevirdi. O adamın sert çene hattına, göğsündeki sargılara ve gözlerindeki o katıksız sevdaya baktı. O an içindeki o son korku kırıntısının da rüzgârla birlikte savrulup gittiğini hissetti. Bedenindeki zırh tamamen erimişti.
İrem bir adım attı. Aralarındaki mesafeyi kendi iradesiyle tamamen sıfırladı.
Hiç tereddüt etmeden, ellerini uzatıp Asaf’ın geniş göğsüne koydu. Başını adamın kalbinin tam üzerine, göğüs kafesine yasladı. Kollarıyla Asaf’ın belini sıkıca sardı.
Asaf, kızın bu hesapsız, bu katıksız sarılışı karşısında bir an donakaldı. Nefesi boğazında tıkandı. İrem’in artık kaçmadığını, titremediğini, aksine tamamen ona sığındığını hissettiği an kalbi bir fırtına gibi çarpmaya başladı.
Asaf, devasa kollarını İrem’in sırtına ve beline doladı. Onu incitmekten korkan ama asla bırakmayacak olan o güçlü kucaklamasıyla kızı kendi bedenine kenetledi. Başını İrem’in saçlarının arasına gömdü, kokusunu derin bir nefesle içine çekti.
"Gitti Asaf..." diye fısıldadı İrem, sesi adamın göğsünde yankılanarak. "Korku bitti. Artık zihnimde o adamlar yok... Sadece senin kokun var. Senin kalbinin sesi var."
Asaf gözyaşlarına engel olamadı. Sevdiği kadını daha da sıkı sardı. "Ben sana kurban olurum dağ çiçeğim..." dedi, sesi titreyerek. "Bitti... Geçti bütün kâbuslar. Bundan sonra senin tek bir t teline bile dünya birleşse zarar veremez."
İrem başını Asaf’ın göğsünden kaldırdı. Yeşil gözleri, adamın kan çanağına dönmüş ama mutluluktan parlayan gözleriyle buluştu. İrem parmak uçlarında hafifçe yükseldi. Elini Asaf’ın sakallı yanağına koydu ve dudaklarını Asaf’ın dudaklarına yavaşça, sonsuz bir güvenle bastırdı.
Sis, yaylanın üzerini bir masal perdesi gibi örterken; iki yaralı ruh, geçirdikleri fırtınaların ardından ilk kez bu kadar lekesiz, bu kadar özgür ve korkusuzca birbirlerinin kollarında yeniden doğuyordu.
Bölüm etkileşimi
