35. bölüm / 46
Sevdam34. Bölüm
Bölümler 46Şu an: 34. Bölüm
- 1 Sevdam-Tanıtım104 kelime
- 2 1. Bölüm1.105 kelime
- 3 2. Bölüm1.379 kelime
- 4 3. Bölüm925 kelime
- 5 4. Bölüm774 kelime
- 6 5. Bölüm1.337 kelime
- 7 6. Bölüm847 kelime
- 8 7. Bölüm1.033 kelime
- 9 8. Bölüm1.283 kelime
- 10 9. Bölüm751 kelime
- 11 10. Bölüm683 kelime
- 12 11. Bölüm895 kelime
- 13 12. Bölüm612 kelime
- 14 13. Bölüm1.843 kelime
- 15 14. Bölüm1.064 kelime
- 16 15. Bölüm1.113 kelime
- 17 16. Bölüm682 kelime
- 18 17. Bölüm900 kelime
- 19 18. Bölüm765 kelime
- 20 19. Bölüm594 kelime
- 21 20. Bölüm608 kelime
- 22 21. Bölüm979 kelime
- 23 22. Bölüm700 kelime
- 24 23. Bölüm1.293 kelime
- 25 24. Bölüm686 kelime
- 26 25. Bölüm612 kelime
- 27 26. Bölüm693 kelime
- 28 27. Bölüm670 kelime
- 29 28. Bölüm612 kelime
- 30 29. Bölüm671 kelime
- 31 30. Bölüm726 kelime
- 32 31. Bölüm876 kelime
- 33 32. Bölüm607 kelime
- 34 33. Bölüm629 kelime
- 35 34. Bölüm527 kelime · Okuduğun bölüm
- 36 35. Bölüm651 kelime
- 37 36. Bölüm590 kelime
- 38 37. Bölüm739 kelime
- 39 38. Bölüm674 kelime
- 40 39. Bölüm596 kelime
- 41 40. Bölüm465 kelime
- 42 41. Bölüm563 kelime
- 43 43. Bölüm563 kelime
- 44 42. Bölüm558 kelime
- 45 43. Bölüm638 kelime
- 46 44. Bölüm547 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Televizyondan yayılan cılız ışık ve arkada çalan Karadeniz türküsünün esintisi, odadaki o huzurlu havayı beslemeye devam ediyordu. İrem’in eli hâlâ Asaf’ın nasırlı avucunun içindeydi; parmaklarının ucuyla adamın elini yavaşça okşuyor, içindeki o son korku kırıntılarını da bu küçük temaslarla söküp atmaya çalışıyordu. Asaf ise aldığı her nefeste şükrediyor, gıkını bile çıkarmadan kızın bu minik adımlarının tadını çıkarıyordu.
Derken, Maçka dağlarından kopup gelen o sert poyraz pencere pervazlarını gürültüyle salladı.
Tam o anda, saniyeler içinde bütün mahalle koyu bir karanlığa gömüldü. Elektrikler aniden kesilmiş, televizyonun ışığı ve fondaki hafif müzik bir bıçak gibi kesilmişti.
Odanın içini zifiri bir karanlık kapladı.
İrem daha ne olduğunu anlayamadan, pencerenin hemen dışında gökyüzünü ikiye bölen devasa bir şimşek çaktı. Odayı anlık bir beyazlık kapladı ve hemen ardından yeri göğü inletecek kadar şiddetli, patlama gibi bir gök gürültüsü yankılandı.
O karanlık ve patlama sesi, İrem’in zihnindeki o karanlık mahzenin kapılarını bir anlığına yeniden araladı. Refleks olarak vücudu dehşetle kasıldı. Zihni düşünmeye fırsat bulamadan, içgüdüsel bir korunma güdüsüyle kendini kenara atmak yerine forward fırladı.
İrem, çığlık atmak yerine bir hamlede Asaf’ın göğsüne kapandı.
Kollarıyla Asaf’ın boynunu sıkıca sardı, yüzünü adamın boyun girintisine gizledi. Bütün bedeni bir yaprak gibi titriyordu ama bu kez kaçmıyordu; korkusunu yenmek için sığınacağı tek limana, Asaf’a sarılıyordu.
Asaf, kızın aniden kucağına fırlamasıyla ve boynuna kenetlenmesiyle neye uğradığını şaşırdı. Kalbi bir anda göğüs kafesini kıracakmış gibi çarpmaya başladı. Kolları ilk birkaç saniye havada asılı kaldı; kızı ürkütmekten, teması bozup onu geri kaçırmaktan delicesine korkuyordu.
"İrem..." diye fısıldadı Asaf, sesi karanlıkta yumuşacık bir yankı uyandırarak. "Gülüm... buradayım."
İrem başını Asaf’ın boynundan kaldırmadan, tutunuşunu daha da sertleştirdi. "Bırakma..." diye fısıldadı titreyen sesiyle. "Asaf lütfen, sıkı tut beni... Geçsin."
Bu fısıltı, Asaf’ın içindeki bütün tereddütleri yıktı geçti. Asaf, devasa kollarını yavaşça ve sonsuz bir şefkatle İrem’in sırtına doladı. Onu incitmekten korkan ama asla bırakmayacak olan o güçlü kucaklamasıyla kızı kendi bedenine kenetledi. Bir elini kızın sırtına yerleştirdi, diğer eliyle de İrem’in kızıl saçlarını koruyucu bir tavırla okşamaya başladı.
"Bırakmam..." dedi Asaf, çenesini kızın saçlarının üzerine yaslayarak. "Ölsem bırakmam. Sadece şimşek çaktı dağ çiçeğim, bak buradayım. Yanındayım."
Dışarıda rüzgâr camları dövmeye, şimşekler çakmaya devam ediyordu. Ama odanın içindeki o koyu karanlıkta, iki beden birbirine kenetlenmiş halde duruyordu. İrem, Asaf’ın göğsünden yükselen o tanıdık, güven veren kokuyu içine çekti. Adamın kalbinin ritmik, güçlü atışları kulaklarında bir ninni gibi yankılanıyordu. Zihnini kaplamaya çalışan o eski gölgeler, Asaf’ın sıcaklığı karşısında birer birer eriyip yok oldu.
İrem’in titremesi dakikalar içinde duruldu. Nefes alışverişleri düzene girdi. Artık korkudan değil, aylardır mahrum kaldığı o derin huzurdan dolayı Asaf’ın kucağında gevşiyordu.
Asaf, kızın kollarındaki ağırlığının arttığını, bedeninin tamamen serbest kaldığını hissetti. İrem, Asaf’ın boynuna sarılı halde, onun sıcak göğsünde derin bir uykuya dalmıştı.
Asaf yüzünde tarifsiz bir tebessümle karanlığa baktı. Kızın rahatını bozmamak için gıkını bile çıkarmadı. Oturduğu koltukta biraz geriye yaslandı, İrem’i kucağından ve göğsünden ayırmadan üzerlerine kenardaki battaniyeyi çekti. Onu bir saray mücevherini korur gibi kollarının arasında sabitledi.
"Uyu benim güzel doktorum..." diye fısıldadı Asaf, kızın şakagına dudaklarını hafifçe bastırarak. "Geçti bütün kâbuslar."
Gece boyunca dışarıda fırtına koptu, rüzgâr uludu; ama o küçük salondaki koltukta, Asaf’ın kollarında uyuyan İrem için dünya ilk defa bu kadar güvenli ve sessizdi. İkisi de birbirlerinin nefesinde, sabaha kadar kesintisiz ve huzurlu bir uykuya daldılar.
Bölüm etkileşimi
