18. bölüm / 84
SAKLI MAÇBÖLÜM 18
Bölümler 84Şu an: BÖLÜM 18
- 1 BÖLÜM 1358 kelime
- 2 BÖLÜM 2588 kelime
- 3 BÖLÜM 3570 kelime
- 4 BÖLÜM 4527 kelime
- 5 bölüm 5277 kelime
- 6 BÖLÜM 6418 kelime
- 7 BÖLÜM 7486 kelime
- 8 BÖLÜM 8453 kelime
- 9 BÖLÜM 9287 kelime
- 10 BÖLÜM 10397 kelime
- 11 BÖLÜM 11280 kelime
- 12 BÖLÜM 12380 kelime
- 13 BÖLÜM 13333 kelime
- 14 BÖLÜM 14333 kelime
- 15 BÖLÜM 15305 kelime
- 16 BÖLÜM 16384 kelime
- 17 BÖLÜM 17453 kelime
- 18 BÖLÜM 18452 kelime · Okuduğun bölüm
- 19 BÖLÜM 19421 kelime
- 20 BÖLÜM 20563 kelime
- 21 BÖLÜM 21327 kelime
- 22 BÖLÜM 22416 kelime
- 23 BÖLÜM 23342 kelime
- 24 BÖLÜM 24405 kelime
- 25 25272 kelime
- 26 26377 kelime
- 27 27360 kelime
- 28 28388 kelime
- 29 29547 kelime
- 30 30467 kelime
- 31 31460 kelime
- 32 32359 kelime
- 33 33380 kelime
- 34 34604 kelime
- 35 35473 kelime
- 36 36438 kelime
- 37 37450 kelime
- 38 38399 kelime
- 39 39339 kelime
- 40 40497 kelime
- 41 41542 kelime
- 42 42431 kelime
- 43 43341 kelime
- 44 44320 kelime
- 45 45355 kelime
- 46 46376 kelime
- 47 47450 kelime
- 48 48384 kelime
- 49 49313 kelime
- 50 50315 kelime
- 51 51350 kelime
- 52 52281 kelime
- 53 53486 kelime
- 54 54509 kelime
- 55 55474 kelime
- 56 56395 kelime
- 57 57532 kelime
- 58 58475 kelime
- 59 59447 kelime
- 60 60394 kelime
- 61 61359 kelime
- 62 62350 kelime
- 63 63405 kelime
- 64 64428 kelime
- 65 65342 kelime
- 66 66393 kelime
- 67 67452 kelime
- 68 68484 kelime
- 69 69557 kelime
- 70 70451 kelime
- 71 71586 kelime
- 72 72658 kelime
- 73 73554 kelime
- 74 74540 kelime
- 75 75654 kelime
- 76 76633 kelime
- 77 77464 kelime
- 78 78809 kelime
- 79 79769 kelime
- 80 80914 kelime
- 81 81606 kelime
- 82 82609 kelime
- 83 83728 kelime
- 84 84 (FİNAL)714 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Koç Demir’in düdüğü havayı bir kırbaç gibi yardığında, takımlar hızla önceki yerlerine dizildi. Ancak sahadaki hava artık antrenman ciddiyetini çoktan aşmış, iki vahşi hayvanın ölümüne kapışacağı bir arenaya dönüşmüştü.
Çamurun içinden kalkan Poyraz, kaskının çene kayışını hırsla sıkarken kramponlarıyla toprağı parçalarcasına çizgiye yerleşti. Soluk teninde beliren kırmızı darbeler ve çenesindeki zonklama umurunda bile değildi; az önce Pars’ın ağırlığı altında ezilen kaburgaları hâlâ yanıyordu ama o saniyelerdeki temasın yarattığı o karanlık kıvılcım gözlerini kör etmişti. Karşısında duran Pars ise tek bir kelime etmeden omuzluklarını yerine oturttu; siyah saçları terden tamamen yüzüne yapışmış, koyu renk gözleri demir kafesin ardından adeta avına kilitlenmiş bir yırtıcı gibi alev alev parlıyordu.
"Yeniden! Bu sefer aynı hatayı istemiyorum, hücum hattı pozisyon al!" Demir’in sesi dağ yamacında yankılandı.
"Down! Set! Hut!"
Poyraz’ın gırtlağını yırtarcasına çıkan komutuyla birlikte top eline fırlatıldı. Bu sefer kenara kaçmadı; doğrudan merkeze, savunmanın kalbine doğru patlayıcı bir hızla depar attı. Önündeki herkesi çiğneyip geçmek, özellikle de ortada bir duvar gibi dikilen o uzun saçlı bedeni yerle bir etmek istiyordu.
Pars da aynı anda harekete geçti. Hiçbir taktiğe, hiçbir çizgi disiplinine uymadan doğrudan Poyraz’ın üzerine atıldı.
İki kaptan, sahanın tam ortasında, bu kez ilkinden katbekat daha vahşi ve kontrolsüz bir şiddetle kafa kafaya çarpıştı. Kaskların birbirine vurmasıyla çıkan madeni patlama sesi tüm sahada yankılandı; amigo kızların bulunduğu kenardan dehşet dolu çığlıklar yükseldi, Selin elleriyle yüzünü kapattı, Derin ise bir adım öne fırlayıp sahaya doğru koşacak gibi oldu.
Darbe o kadar ağırdı ki ikisi birden dengesini kaybedip havalandı ve toprağa çakıldı. Ancak bu sefer düşüşle yetinmediler. Yuvarlanırken Pars, Poyraz’ın göğüs zırhına asıldı; Poyraz ise düşmenin etkisiyle Pars’ın boyunluğuna parmaklarını geçirip onu sertçe altına almaya çalıştı. Çamurlu çimlerin üzerinde birbirlerini hırpalayarak döndüler.
Sonunda Pars sırtını yere çarptığında, Poyraz dizini onun karın boşluğuna bastırarak üzerine çıktı. Pars’ın kafesi Poyraz’ın yüzüne sadece birkaç milim mesafedeydi. İkisinin de kaskları çarpışmanın şiddetiyle eğrilmişti. Hırıltılı, sıcak ve ter kokan solukları birbirlerinin açıkta kalan dudaklarına, yanaklarına çarpıyordu.
Poyraz, Pars’ın yakasını öyle bir hınçla sıkıyordu ki parmakları krampon darbeleri kadar sertti. "Beni durdurabileceğini mi sandın, Karaca?" diye hırladı, sesi kaskın ardından boğuk ama çıldırtıcı bir öfkeyle çıktı.
Pars acıyla inlemek yerine dudaklarını vahşi bir tebessümle araladı. Boştaki eliyle Poyraz’ın ensesine uzandı; eldivenli parmakları Poyraz’ın saç diplerini kavrayıp onu aşağıya, kendi yüzüne doğru sertçe çekti. Kaskların telleri birbirine sürtünüp kıvılcım çıkaracak kadar yaklaştı.
"Durdurmak mı?" diye fısıldadı Pars. Sesi göğsünden kopan bir hırıltı gibiydi ama gözlerindeki o tehlikeli, karanlık arzu Poyraz’ın tüm damarlarındaki kanı dondurdu. "Seni bu sahadan canlı çıkarmayacağım, Aksoy. Bunu sen istedin."
Pars’ın ensesindeki parmakları Poyraz’ı kendine öyle bir kuvvetle bastırıyordu ki, bu bir kavga olmaktan çıkmış, herkesin ortasında yaşanan çıplak, vahşi bir hesaplaşmaya dönüşmüştü. Sahadaki diğer oyuncular donup kalmışken, Koç Demir elindeki metal panoyu yere fırlatarak düdüğüne art arda, kulakları sağır edercesine asıldı.
Bölüm etkileşimi
