59. bölüm / 84
SAKLI MAÇ59
Bölümler 84Şu an: 59
- 1 BÖLÜM 1358 kelime
- 2 BÖLÜM 2588 kelime
- 3 BÖLÜM 3570 kelime
- 4 BÖLÜM 4527 kelime
- 5 bölüm 5277 kelime
- 6 BÖLÜM 6418 kelime
- 7 BÖLÜM 7486 kelime
- 8 BÖLÜM 8453 kelime
- 9 BÖLÜM 9287 kelime
- 10 BÖLÜM 10397 kelime
- 11 BÖLÜM 11280 kelime
- 12 BÖLÜM 12380 kelime
- 13 BÖLÜM 13333 kelime
- 14 BÖLÜM 14333 kelime
- 15 BÖLÜM 15305 kelime
- 16 BÖLÜM 16384 kelime
- 17 BÖLÜM 17453 kelime
- 18 BÖLÜM 18452 kelime
- 19 BÖLÜM 19421 kelime
- 20 BÖLÜM 20563 kelime
- 21 BÖLÜM 21327 kelime
- 22 BÖLÜM 22416 kelime
- 23 BÖLÜM 23342 kelime
- 24 BÖLÜM 24405 kelime
- 25 25272 kelime
- 26 26377 kelime
- 27 27360 kelime
- 28 28388 kelime
- 29 29547 kelime
- 30 30467 kelime
- 31 31460 kelime
- 32 32359 kelime
- 33 33380 kelime
- 34 34604 kelime
- 35 35473 kelime
- 36 36438 kelime
- 37 37450 kelime
- 38 38399 kelime
- 39 39339 kelime
- 40 40497 kelime
- 41 41542 kelime
- 42 42431 kelime
- 43 43341 kelime
- 44 44320 kelime
- 45 45355 kelime
- 46 46376 kelime
- 47 47450 kelime
- 48 48384 kelime
- 49 49313 kelime
- 50 50315 kelime
- 51 51350 kelime
- 52 52281 kelime
- 53 53486 kelime
- 54 54509 kelime
- 55 55474 kelime
- 56 56395 kelime
- 57 57532 kelime
- 58 58475 kelime
- 59 59447 kelime · Okuduğun bölüm
- 60 60394 kelime
- 61 61359 kelime
- 62 62350 kelime
- 63 63405 kelime
- 64 64428 kelime
- 65 65342 kelime
- 66 66393 kelime
- 67 67452 kelime
- 68 68484 kelime
- 69 69557 kelime
- 70 70451 kelime
- 71 71586 kelime
- 72 72658 kelime
- 73 73554 kelime
- 74 74540 kelime
- 75 75654 kelime
- 76 76633 kelime
- 77 77464 kelime
- 78 78809 kelime
- 79 79769 kelime
- 80 80914 kelime
- 81 81606 kelime
- 82 82609 kelime
- 83 83728 kelime
- 84 84 (FİNAL)714 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Göl kıyısındaki loş karanlıktan çıkıp kamp ateşinin aydınlattığı geniş açıklığa adım attıklarında, çam odunlarının çıtırtısı ve hoparlörden yükselen bas sesleri yeniden kulaklarını doldurdu.
Ateşe varmadan birkaç metre önce Pars, Poyraz’ın elini istemeye istemeye bıraktı; parmaklarının uçları son bir kez birbirine sürtünerek ayrıldı. Derin ile Barış sanki aralarında hiçbir şey konuşulmamış gibi son derece doğal bir havayla içecek masasına doğru yönelirken, Poyraz gömleğinin yakasını hafifçe düzeltip ateşin kızıl alevlerinin vurduğu kütüklere doğru adımladı.
Fakat Pars daha iki adım bile atamamıştı ki, kalabalığın arasından hışımla sıyrılan beyaz elbiseli bir silüet yolunu kesti.
"Neredesin sen Pars?!"
Selin’in sesi hem sitem dolu hem de kampın gürültüsünü delecek kadar tizdi. İnce kollarını göğsünde kavuşturmuş, gözlerini kısarak Pars’ın yüzünü tarıyordu. "İçecek almaya gidiyorum dedin, yirmi dakikadır ortada yoksun! Ormanın içinde kayboldun sandım."
Pars ellerini siyah ceketinin ceplerine soktu. Yüzüne saniyeler içinde o bildik, duygusuz ve mesafeli maskesini geçirdi. Başını hafifçe iki yana sallarken sesi dağ ayazı kadar serindi: "Hava aldım Selin. Orman falan yok."
"Benimle kalman gerekiyordu," dedi Selin, ses tonuna yapışkan bir kapris yerleştirip Pars’ın koluna yapışarak. Onu kütüklerin olduğu tarafa, ateşin tam merkezine doğru çekiştirdi. "Müzik de harika çalıyor zaten, bak herkes burada..."
Pars kızı tersleyip dikkat çekmemek için kolunu kurtarmadı ama Selin’in temasını tamamen yok sayarak adımlarını kütüklerin diğer tarafına yöneltti.
Tam o sırada başını kaldırdı.
Ateşin diğer tarafında, alevlerin kızıl kıvılcımlarının ardında Poyraz duruyordu. Elinde tuttuğu karton bardağı yavaşça dudaklarına götürmüştü ama gözleri bardağa değil, dosdoğru Pars’a kilitlenmişti.
Aralarında çatırdayarak göğe yükselen devasa bir ateş vardı; çıtırdayan kütükler, rüzgârda savrulan kül parçaları ve etraflarında dans edip kahkaha atan onlarca takım arkadaşı... Ama ikisi için de zaman bir anda dondu.
Poyraz’ın yeşil gözleri, ateşin turuncu yansımalarıyla adeta erimiş zümrüt gibi parıldıyordu. Selin’in Pars’ın koluna dolanan ellerine tek bir saniye baktı; dudaklarının kenarında öyle alaycı, öyle meydan okuyan ve "O kolların kime ait olduğunu ikimiz de biliyoruz" diyen hınzır bir tebessüm belirdi ki, Pars’ın göğüs kafesinde bir yangın daha patlak verdi. Poyraz başını hafifçe yana eğdi, siyah gömleğinin açık yakasından parlayan o gümüş zinciri tek parmağıyla usulca yakasının içine doğru itti. Hareket o kadar cüretkâr, o kadar bilinçli bir kışkırtmaydı ki, sadece ateşi ve Pars’ı hedef alıyordu.
Pars’ın koyu kahve gözleri kısıldı, bakışları tehlikeli bir tona büründü. Selin’in kulağının dibinde anlattığı hiçbir kelimeyi duymuyordu. Dudaklarının kenarı hafifçe seğirdi; gözleriyle Poyraz’ın dudaklarını, oradan da boynundaki o görünmez izi santim santim süzdü. Bakışları öyle yoğundu, Poyraz’ı oracıkta, herkesin gözü önünde alevlerin arasına çekip yakacak kadar öyle sabırsız bir arzuyla doluydu ki, Poyraz’ın boğazından aşağı inen içecek bile o ateşi söndürmeye yetmedi.
Ateşin iki ucundaydılar; herkes onları sıradan iki takım kaptanı sanıyordu. Fakat aralarından geçen o görünmez elektrik akımı, kamp ateşinin alevlerinden bile daha parlak, daha yıkıcı bir şekilde ikisini de baştan ayağa sarıyordu.
Bölüm etkileşimi
