81. bölüm / 84
SAKLI MAÇ81
Bölümler 84Şu an: 81
- 1 BÖLÜM 1358 kelime
- 2 BÖLÜM 2588 kelime
- 3 BÖLÜM 3570 kelime
- 4 BÖLÜM 4527 kelime
- 5 bölüm 5277 kelime
- 6 BÖLÜM 6418 kelime
- 7 BÖLÜM 7486 kelime
- 8 BÖLÜM 8453 kelime
- 9 BÖLÜM 9287 kelime
- 10 BÖLÜM 10397 kelime
- 11 BÖLÜM 11280 kelime
- 12 BÖLÜM 12380 kelime
- 13 BÖLÜM 13333 kelime
- 14 BÖLÜM 14333 kelime
- 15 BÖLÜM 15305 kelime
- 16 BÖLÜM 16384 kelime
- 17 BÖLÜM 17453 kelime
- 18 BÖLÜM 18452 kelime
- 19 BÖLÜM 19421 kelime
- 20 BÖLÜM 20563 kelime
- 21 BÖLÜM 21327 kelime
- 22 BÖLÜM 22416 kelime
- 23 BÖLÜM 23342 kelime
- 24 BÖLÜM 24405 kelime
- 25 25272 kelime
- 26 26377 kelime
- 27 27360 kelime
- 28 28388 kelime
- 29 29547 kelime
- 30 30467 kelime
- 31 31460 kelime
- 32 32359 kelime
- 33 33380 kelime
- 34 34604 kelime
- 35 35473 kelime
- 36 36438 kelime
- 37 37450 kelime
- 38 38399 kelime
- 39 39339 kelime
- 40 40497 kelime
- 41 41542 kelime
- 42 42431 kelime
- 43 43341 kelime
- 44 44320 kelime
- 45 45355 kelime
- 46 46376 kelime
- 47 47450 kelime
- 48 48384 kelime
- 49 49313 kelime
- 50 50315 kelime
- 51 51350 kelime
- 52 52281 kelime
- 53 53486 kelime
- 54 54509 kelime
- 55 55474 kelime
- 56 56395 kelime
- 57 57532 kelime
- 58 58475 kelime
- 59 59447 kelime
- 60 60394 kelime
- 61 61359 kelime
- 62 62350 kelime
- 63 63405 kelime
- 64 64428 kelime
- 65 65342 kelime
- 66 66393 kelime
- 67 67452 kelime
- 68 68484 kelime
- 69 69557 kelime
- 70 70451 kelime
- 71 71586 kelime
- 72 72658 kelime
- 73 73554 kelime
- 74 74540 kelime
- 75 75654 kelime
- 76 76633 kelime
- 77 77464 kelime
- 78 78809 kelime
- 79 79769 kelime
- 80 80914 kelime
- 81 81606 kelime · Okuduğun bölüm
- 82 82609 kelime
- 83 83728 kelime
- 84 84 (FİNAL)714 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Dağ yolunun virajlarını geride bırakan kulüp minibüsü kamp nizamiyesinden içeri süzüldüğünde, gölün üzerindeki sis yerini pırıl pırıl parıldayan bir ikindi güneşine bırakmıştı. Çam ağaçlarının arasından süzülen rüzgâr artık dondurucu değil; taze, hafif ve ciğerleri dolduran bir özgürlük kokuyordu.
Minibüsün kapısı tıslayarak açıldığında, Pars ve Poyraz basamaklardan yan yana indi.
Üzerlerindeki resmi siyah takım elbiselerin ceketlerini çoktan çıkarmış, kollarını dirseklerine kadar sıvamışlardı. Gömlek yakaları aralıktı; göğüslerindeki o iki yarım gümüş halka, artık saklanacak bir sır değil, kazanılmış büyük bir zaferin madalyası gibi açıkça sallanıyordu.
Ana binanın önündeki geniş avluda onları bekleyen manzara ise görülmeye değerdi.
Haber kamptaki çocuklara Koç Demir’in asistan telefonundan çoktan uçmuştu: Ferit Karaca yönetimden istifa etmiş, lisans soruşturması düşürülmüş ve kulüp resmi olarak Poyraz’dan özür dilemişti. Selin ise sabahın ilk saatlerinde valizlerini toplayıp sessiz sedasız kampı terk etmişti.
Eren elindeki antrenman konisini megafon gibi ağzına dayayıp haykırdı: "Kaptanlar döndüüü!"
Bir anda avludan ıslıklar, marşlar ve coşkulu bağırışlar yükseldi. Barış iki iri adımla öne atılıp ikisini birden devasa kollarıyla sararak neredeyse yerden kesti. "Helal olsun size be! Yemin ederim o moruğun havasını söndürdüğünüzü duyunca soyunma odasında bayram ettik!"
Derin merdivenlerin başında durmuş, elindeki taktik panosunu sallayarak gülümsüyordu. Gözleri Poyraz’ın boynundaki kolyeye, ardından Pars’ın yüzündeki o dört yıldır ilk kez bu kadar parıldayan huzura kaydı. "Sırtınızdaki yükü attığınıza göre artık bahaneniz kalmadı beyler. O kupayı buraya getireceksiniz!"
Poyraz’ın dudaklarında haftalardır ilk kez bu kadar kaygısız, bu kadar sahici bir kahkaha yankılandı. Yeşil gözleri ışıl ışıldı; yanındaki Pars’a kaçamak bir bakış attı. Pars’ın da gözleri kısılmış, omzundaki o kurşun ağırlığı fırlatıp atmış bir adamın dinginliğiyle gülümsüyordu. İki kaptan arasındaki o sessiz anlaşma, etraflarındaki bütün takımı da tek bir yumruk haline getirmeye yetmişti.
"Yeter bu kadar laklak!"
Koç Demir’in kulakları yırtan düdük sesi avluyu kesti. Ağzındaki düdüğü indirip iki elini birbirine vurdu; yüzündeki o demir sertliğin ardında gururlu bir tebessüm saklıydı. "Kutlamayı pazar gecesi kupayı kaldırdığımızda yaparsınız! On beş dakika içinde sahada çift kale dizilişinde olacaksınız! Cehennem gibi bir antrenman sizi bekliyor!"
Yeşil sahanın çimleri üzerine dökülen ter, bu kez korkunun değil, saf bir tutkunun eseriydi.
Antrenman başladığında kamp sahasında daha önce eşi benzeri görülmemiş bir fırtına koptu. Üzerlerindeki o görünmez zincirleri kıran Pars ve Poyraz, sahada adeta tek bir bedenin iki yarısı gibi hareket ediyordu.
Poyraz sol kanattan rüzgâr gibi bindiriyor, ayağına yapışan topla rakip defansı peşine takıyordu. Başını kaldırıp bakmasına bile gerek yoktu; Pars’ın hangi savunma arkasına sarkacağını, hangi saniyede depar atacağını kalbinin atış hızından biliyordu. Ayağının dışıyla ceza sahasına kestiği kavisli top, milimetrik bir hassasiyetle defansın üstünden aşıp Pars’ın göğsüne indi.
Pars topu yere indirmeden, tek bir vole vuruşuyla ağların tavanına mıhladı.
Şaaaak!
Kaleci topun arkasından sadece bakakalmıştı.
Pars yere indiğinde durmadı; adımlarını hızlandırıp orta sahaya doğru koşan Poyraz’a doğru fırladı. Poyraz zıplayarak kollarını Pars’ın boynuna doladı. Pars onu belinden yakalayıp havaya kaldırdı; alnını Poyraz’ın ıslak saçlarına yasladı, ikisinin de göğsündeki gümüş parçalar çarpışıp göğüs kafeslerini yaktı.
"Bunu pazar günü tam doksana asacaksın sarı fırtına," dedi Pars nefes nefese, gözlerinde sönmeyen o vahşi ateşle.
Poyraz kollarını Pars’ın boynunda biraz daha sıktı, dudakları Pars’ın kulağına teğet geçti: "Sen o pası at, gerisini bana bırak Karaca."
Takım kenardan onları büyülenmiş gibi izliyordu. Taktik tahtasında çizilen şablonlar, sahada onların telepatik bağıyla birer sanat eserine dönüşüyordu. Birbirlerinin eksiklerini kapatıyor, sahayı enine boyuna adeta ikiye bölüp yönetiyorlardı. Biri koştuğunda diğeri alanı açıyor; biri pres yaptığında diğeri pas kanalını kilitliyordu. Dört yıllık hasret, yeşil çimlerin üzerinde durdurulamaz bir silaha evrilmişti.
Güneş çam ağaçlarının ardında batarken ve gökyüzü turuncudan kızıla dönerken Koç Demir son düdüğü çaldı.
İki kaptan sahanın ortasında, formaları sırılsıklam ter içinde yan yana duruyorlardı. Bütün taktikler oturmuş, eksikler tamamlanmış ve aralarındaki o kırılmaz bağ sahaya tamamen mühürlenmişti.
Artık önlerinde tek bir gece, ardından da hayatlarının en büyük maçı kalmıştı.
Bölüm etkileşimi
