31. bölüm / 84
SAKLI MAÇ31
Bölümler 84Şu an: 31
- 1 BÖLÜM 1358 kelime
- 2 BÖLÜM 2588 kelime
- 3 BÖLÜM 3570 kelime
- 4 BÖLÜM 4527 kelime
- 5 bölüm 5277 kelime
- 6 BÖLÜM 6418 kelime
- 7 BÖLÜM 7486 kelime
- 8 BÖLÜM 8453 kelime
- 9 BÖLÜM 9287 kelime
- 10 BÖLÜM 10397 kelime
- 11 BÖLÜM 11280 kelime
- 12 BÖLÜM 12380 kelime
- 13 BÖLÜM 13333 kelime
- 14 BÖLÜM 14333 kelime
- 15 BÖLÜM 15305 kelime
- 16 BÖLÜM 16384 kelime
- 17 BÖLÜM 17453 kelime
- 18 BÖLÜM 18452 kelime
- 19 BÖLÜM 19421 kelime
- 20 BÖLÜM 20563 kelime
- 21 BÖLÜM 21327 kelime
- 22 BÖLÜM 22416 kelime
- 23 BÖLÜM 23342 kelime
- 24 BÖLÜM 24405 kelime
- 25 25272 kelime
- 26 26377 kelime
- 27 27360 kelime
- 28 28388 kelime
- 29 29547 kelime
- 30 30467 kelime
- 31 31460 kelime · Okuduğun bölüm
- 32 32359 kelime
- 33 33380 kelime
- 34 34604 kelime
- 35 35473 kelime
- 36 36438 kelime
- 37 37450 kelime
- 38 38399 kelime
- 39 39339 kelime
- 40 40497 kelime
- 41 41542 kelime
- 42 42431 kelime
- 43 43341 kelime
- 44 44320 kelime
- 45 45355 kelime
- 46 46376 kelime
- 47 47450 kelime
- 48 48384 kelime
- 49 49313 kelime
- 50 50315 kelime
- 51 51350 kelime
- 52 52281 kelime
- 53 53486 kelime
- 54 54509 kelime
- 55 55474 kelime
- 56 56395 kelime
- 57 57532 kelime
- 58 58475 kelime
- 59 59447 kelime
- 60 60394 kelime
- 61 61359 kelime
- 62 62350 kelime
- 63 63405 kelime
- 64 64428 kelime
- 65 65342 kelime
- 66 66393 kelime
- 67 67452 kelime
- 68 68484 kelime
- 69 69557 kelime
- 70 70451 kelime
- 71 71586 kelime
- 72 72658 kelime
- 73 73554 kelime
- 74 74540 kelime
- 75 75654 kelime
- 76 76633 kelime
- 77 77464 kelime
- 78 78809 kelime
- 79 79769 kelime
- 80 80914 kelime
- 81 81606 kelime
- 82 82609 kelime
- 83 83728 kelime
- 84 84 (FİNAL)714 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Gece yarısını çoktan geçmiş, dağ kampı zifiri bir karanlığa ve mezar sessizliğine gömülmüştü.
204 numaralı odanın içinde Pars, saatlerdir yatağın üzerinde dönüp duruyordu. Üzerindeki örtüyü hışımla bir kenara fırlattı, çıplak ayaklarını soğuk ahşap zemine bastı. Odanın havası sanki oksijeni çekilmiş gibi boğucuydu. Karşıdaki yatak boştu; Poyraz’ın dağınık bıraktığı yastık ve çarşaf, ay ışığının altında buz gibi duruyordu.
Poyraz gelmemişti. Derin’in onu alıp götürdüğü andan beri dönmemişti.
Pars parmaklarını saçlarının arasına daldırıp sertçe çekti. Şakaklarında dayanılmaz bir zonklama vardı; göğsünün tam ortasında patlamaya hazır bir dinamit gibi atan bu şeyin ne olduğunu artık inkâr edemiyordu. Yokluğu, varlığından daha büyük bir işkenceydi. Üzerine siyah kapüşonlusunu geçirip sessizce kapıyı araladı. Odanın içinde daha fazla kalamazdı; elleri ceplerinde, koridorun loşluğunda bir volta atıp durmaya, kapının önünde volta atmaya başladı.
Aynı dakikalarda, koridorun diğer ucundaki kızlar kanadında Poyraz da ayaktaydı.
Derin’in odasındaki küçük kanepede kıvrılmış yatıyordu ama gözünü bir saniye bile kırpamamıştı. Tavanı izlerken göğsündeki gümüş kolye sanki tenini delip geçecek kadar ağırlaşmıştı. Kafasının içinde tek bir fısıltı yankılanıyordu: 204 numaralı oda. Mantığı ona burada, Derin’in yanında kalmanın en güvenli sığınak olduğunu haykırıyordu; fakat içindeki o tehlikeli, karanlık çekim onu o kapının ardındaki adama doğru itiyordu.
Poyraz yavaşça doğruldu. Ayakkabılarını eline alıp kapının kolunu en ufak bir tıkırtı çıkarmadan indirdi ve koridora süzüldü.
Fakat Derin, Poyraz’ın nefes alışverişini bile ezbere bilecek kadar onu iyi tanıyordu. Gece boyu tetikteydi. Kapının hafif çıtırtısıyla birlikte gözlerini açtı, örtüyü üzerinden atıp Poyraz’ın peşinden koridora fırladı.
Poyraz daha erkekler kanadının basamaklarına ulaşamadan, koluna yapışan ince parmaklar onu durdurdu.
"Nereye gittiğini sanıyorsun sen?!"
Derin’in fısıltısı, koridorun sessizliğinde zehirli bir ok gibi çınladı. Poyraz’ı merdiven boşluğunun gölgesine, duvara doğru çekti. Yüzündeki öfke ve hayal kırıklığı karanlıkta bile parlıyordu.
"Derin, bırak," dedi Poyraz boğuk bir sesle, ses tonunu olabildiğince alçak tutmaya çalışarak. "Sadece... hava alacaktım."
"Bana yalan söyleme!" Derin iki eliyle birden Poyraz’ın kapüşonlusuna asıldı, yüzünü onun yüzüne yaklaştırdı. Fısıltısı titriyordu: "O odaya gidiyordun, değil mi? O herifin yanına! Sana kal dedikçe, kendini o yangından koru dedikçe resmen ayaklarınla o ateşe koşuyorsun! Poyraz, kendine gel! Ne yapmaya çalışıyorsun sen? O kolye, o geçmiş... O çocuğun Pars olduğunu bile bile nasıl o kapıdan içeri adım atarsın?!"
Merdivenlerin başında, duvarın kör noktasında duran uzun boylu siyah silüet birdenbire taş kesildi.
Pars, gölgenin içinde tek bir nefes bile almadan donup kalmıştı.
Gözleri karanlıkta kısıldı. Kulağına çarpan fısıltılar koridorun taş zemininden sekip zihnine bir kurşun gibi saplandı: O kolye... O geçmiş... O çocuğun Pars olduğunu bile bile...
Pars’ın soluk tenindeki kan bir anda çekildi, tırnakları avuçlarının içine gömüldü. Yıllardır zihninde silikleşen, duşta ve iskelede tek bir ışıltısıyla başını döndüren o gümüş metalin ne anlama geldiği, bir yapbozun kayıp parçası gibi tek bir fısıltıyla yerine oturdu.
Gölgenin ardında bekleyen Pars, merdiven boşluğunda yüzleşen o iki kişiyi izlerken; aralarındaki oyunun artık bir kuralı, bir sınırı kalmadığını çok iyi biliyordu.
Bölüm etkileşimi
