17. bölüm / 84
SAKLI MAÇBÖLÜM 17
Bölümler 84Şu an: BÖLÜM 17
- 1 BÖLÜM 1358 kelime
- 2 BÖLÜM 2588 kelime
- 3 BÖLÜM 3570 kelime
- 4 BÖLÜM 4527 kelime
- 5 bölüm 5277 kelime
- 6 BÖLÜM 6418 kelime
- 7 BÖLÜM 7486 kelime
- 8 BÖLÜM 8453 kelime
- 9 BÖLÜM 9287 kelime
- 10 BÖLÜM 10397 kelime
- 11 BÖLÜM 11280 kelime
- 12 BÖLÜM 12380 kelime
- 13 BÖLÜM 13333 kelime
- 14 BÖLÜM 14333 kelime
- 15 BÖLÜM 15305 kelime
- 16 BÖLÜM 16384 kelime
- 17 BÖLÜM 17453 kelime · Okuduğun bölüm
- 18 BÖLÜM 18452 kelime
- 19 BÖLÜM 19421 kelime
- 20 BÖLÜM 20563 kelime
- 21 BÖLÜM 21327 kelime
- 22 BÖLÜM 22416 kelime
- 23 BÖLÜM 23342 kelime
- 24 BÖLÜM 24405 kelime
- 25 25272 kelime
- 26 26377 kelime
- 27 27360 kelime
- 28 28388 kelime
- 29 29547 kelime
- 30 30467 kelime
- 31 31460 kelime
- 32 32359 kelime
- 33 33380 kelime
- 34 34604 kelime
- 35 35473 kelime
- 36 36438 kelime
- 37 37450 kelime
- 38 38399 kelime
- 39 39339 kelime
- 40 40497 kelime
- 41 41542 kelime
- 42 42431 kelime
- 43 43341 kelime
- 44 44320 kelime
- 45 45355 kelime
- 46 46376 kelime
- 47 47450 kelime
- 48 48384 kelime
- 49 49313 kelime
- 50 50315 kelime
- 51 51350 kelime
- 52 52281 kelime
- 53 53486 kelime
- 54 54509 kelime
- 55 55474 kelime
- 56 56395 kelime
- 57 57532 kelime
- 58 58475 kelime
- 59 59447 kelime
- 60 60394 kelime
- 61 61359 kelime
- 62 62350 kelime
- 63 63405 kelime
- 64 64428 kelime
- 65 65342 kelime
- 66 66393 kelime
- 67 67452 kelime
- 68 68484 kelime
- 69 69557 kelime
- 70 70451 kelime
- 71 71586 kelime
- 72 72658 kelime
- 73 73554 kelime
- 74 74540 kelime
- 75 75654 kelime
- 76 76633 kelime
- 77 77464 kelime
- 78 78809 kelime
- 79 79769 kelime
- 80 80914 kelime
- 81 81606 kelime
- 82 82609 kelime
- 83 83728 kelime
- 84 84 (FİNAL)714 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Koç Demir’in düdüğü, dağ yamaçlarında yankılanan sağır edici bir patlama gibi sahayı ikiye yardı.
Çiğ düşmüş çimlerin üzerinde dizilen oyuncuların kramponları yeri eşeliyor, kaskların kafes demirleri ardından hırıltılı nefesler yükseliyordu. Hücum hattının lideri Poyraz'dı; elindeki deriyi parmak uçlarıyla sıkıca kavramış, sarı saçlarının terden alnına yapışmasına aldırmadan savunma dizilişini tarıyordu. Tam karşısında, savunmanın bel kemiğinde ise Pars vardı. Omuzlarına dökülen koyu renk saçları kaskın kenarlarından taşmış, soluk çenesi kaskatı kesilmişti. Koyu kahve gözleri, demir parmaklıkların ardından doğrudan Poyraz’ın boynuna, o gümüş kolyenin gizlendiği yere kilitlenmişti.
"Set! Hut!"
Poyraz’ın bağırışıyla birlikte iki hat birbirine kurşun gibi çarptı. Plastik ve demir korumalıkların birbirine vurmasıyla çıkan metalik gürültü tüm sahayı inletti.
Poyraz topu göğsüne bastırıp boşalan sağ koridora doğru depar attı. Adımları inanılmaz hızlı ve keskindi; önündeki iki blokçuyu tek bir vücut çalımıyla ekarte etti. Fakat tam son çizgiye yaklaşırken sol tarafından bir gölge gibi fırlayan silüeti fark etti.
Pars, adeta yerçekimini hiçe sayan bir ivmeyle havaya sıçradı.
İki beden, yerden yarım metre yüksekte korkunç bir şiddetle birbirine kilitlendi. Pars’ın omzu Poyraz’ın göğsüne öyle bir sertlikle çarptı ki, ciğerlerindeki bütün hava tek bir patlamayla dışarı boşaldı. Çarpışmanın yarattığı kuru çatlama sesi saha kenarındaki amigo kızların çığlığıyla kesildi; Selin ellerini ağzına götürürken Derin yerinden fırlayıp çizgiye kadar koştu.
İkisi birden ıslak çimlerin üzerine savruldu. Top metrelerce uzağa fırlarken, çamur ve ezilmiş çim kokusu birbirine karıştı.
Poyraz sırtüstü yerdeydi; Pars ise onun tam üzerine, göğsüne bastırarak düşmüştü. Darbenin ağırlığıyla kasklar hafifçe yana kaydı. Poyraz acıyla ve öfkeyle dişlerini sıkarak Pars’ın omuzluklarına yapıştı; onu üzerinden fırlatıp atmak istedi ama Pars tek bir milim bile kıpırdamadı.
Yüzleri arasında bir karış bile mesafe yoktu.
Pars’ın göğsü, Poyraz’ın kalbinin üzerine öyle bir ağırlıkla inip kalkıyordu ki ikisinin de kaburgaları sızladı. Kafeslerin ardından birbirine saplanan bakışlarında katıksız bir vahşet vardı; ama o vahşetin hemen altında, sabah banyonun önünde yarım kalan o yakıcı alev çok daha tehlikeli bir şekilde parlıyordu. Pars’ın sıcak, terli nefesi Poyraz’ın çenesine çarparken parmakları çimlerin üzerinde Poyraz’ın bileğini sertçe kilitledi. Sabahki dokunuşun aynısıydı; öfkeyle maskelenmiş, sınır tanımaz bir sahiplenme gibi.
"Hâlâ çok yavaşsın, Aksoy," dedi Pars, boğuk ve hırıltılı bir fısıltıyla. Sesi sadece Poyraz’ın duyabileceği kadar alçaktı ama tenini dağlayacak kadar yakındı.
Poyraz acıya aldırmadan başını kaldırdı, alnını Pars’ın kaskına vurdu. "Üzerimden kalkmazsan o kaskı kafana geçiririm, Karaca."
İkisi de geri çekilmedi; çamurun içinde, herkesin gözü önünde birbirlerine nefretle sarılmış iki düşman gibi değil, birbirini boğarak yok etmek isteyen ama ayrılmaya da gücü yetmeyen iki delilik abidesi gibi kenetlenip kaldılar.
"Ayrılın! Yeter!"
Koç Demir’in düdüğü kulaklarının dibinde öttüğünde ve takım arkadaşları kollarından tutup onları iki yana savurduğunda bile, gözleri birbirinden kopmadı. Sahadaki herkes bunun ölümcül bir rekabet olduğunu düşünüyordu; oysa ikisi de bu sert çarpışmanın, az önce tenlerine çarpan sıcaklığın yarattığı yangını söndürmeye değil, daha da harlamaya yaradığını çok iyi biliyordu.
Bölüm etkileşimi
