83. bölüm / 84
SAKLI MAÇ83
Bölümler 84Şu an: 83
- 1 BÖLÜM 1358 kelime
- 2 BÖLÜM 2588 kelime
- 3 BÖLÜM 3570 kelime
- 4 BÖLÜM 4527 kelime
- 5 bölüm 5277 kelime
- 6 BÖLÜM 6418 kelime
- 7 BÖLÜM 7486 kelime
- 8 BÖLÜM 8453 kelime
- 9 BÖLÜM 9287 kelime
- 10 BÖLÜM 10397 kelime
- 11 BÖLÜM 11280 kelime
- 12 BÖLÜM 12380 kelime
- 13 BÖLÜM 13333 kelime
- 14 BÖLÜM 14333 kelime
- 15 BÖLÜM 15305 kelime
- 16 BÖLÜM 16384 kelime
- 17 BÖLÜM 17453 kelime
- 18 BÖLÜM 18452 kelime
- 19 BÖLÜM 19421 kelime
- 20 BÖLÜM 20563 kelime
- 21 BÖLÜM 21327 kelime
- 22 BÖLÜM 22416 kelime
- 23 BÖLÜM 23342 kelime
- 24 BÖLÜM 24405 kelime
- 25 25272 kelime
- 26 26377 kelime
- 27 27360 kelime
- 28 28388 kelime
- 29 29547 kelime
- 30 30467 kelime
- 31 31460 kelime
- 32 32359 kelime
- 33 33380 kelime
- 34 34604 kelime
- 35 35473 kelime
- 36 36438 kelime
- 37 37450 kelime
- 38 38399 kelime
- 39 39339 kelime
- 40 40497 kelime
- 41 41542 kelime
- 42 42431 kelime
- 43 43341 kelime
- 44 44320 kelime
- 45 45355 kelime
- 46 46376 kelime
- 47 47450 kelime
- 48 48384 kelime
- 49 49313 kelime
- 50 50315 kelime
- 51 51350 kelime
- 52 52281 kelime
- 53 53486 kelime
- 54 54509 kelime
- 55 55474 kelime
- 56 56395 kelime
- 57 57532 kelime
- 58 58475 kelime
- 59 59447 kelime
- 60 60394 kelime
- 61 61359 kelime
- 62 62350 kelime
- 63 63405 kelime
- 64 64428 kelime
- 65 65342 kelime
- 66 66393 kelime
- 67 67452 kelime
- 68 68484 kelime
- 69 69557 kelime
- 70 70451 kelime
- 71 71586 kelime
- 72 72658 kelime
- 73 73554 kelime
- 74 74540 kelime
- 75 75654 kelime
- 76 76633 kelime
- 77 77464 kelime
- 78 78809 kelime
- 79 79769 kelime
- 80 80914 kelime
- 81 81606 kelime
- 82 82609 kelime
- 83 83728 kelime · Okuduğun bölüm
- 84 84 (FİNAL)714 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Devasa stadyumun dev projektörleri yeşil çimleri gündüz gibi aydınlatırken, elli bin taraftarın tezahüratları tribünleri adeta bir deprem gibi sallıyordu. Sahaya yayılan sis ve meşale dumanları, finalin o kesif, elektrik yüklü atmosferini havaya kazımıştı.
Tünelin ağzında iki takım yan yana dizildiğinde hakem triosu son kontrollerini yapıyordu. Pars, kaptanlık pazubandını sol koluna geçirmiş, dik duruşu ve mermerden yontulmuş gibi duran yüzüyle tünelin ucundaki ışığa kilitlenmişti. Formasının yakasından hafifçe dışarı taşan siyah deri ip ve ucundaki gümüş yarım halka boynunda dinleniyordu. Hemen sağında, aynı hizada yürüyen Poyraz vardı; altın sarısı saçları ışıkların altında parıldıyor, onun yakasından da aynı gümüşün diğer yarısı göğsüne vuruyordu.
İki kaptan sahaya adım attığı an, tribünlerden kopan uğultu göğüs kafeslerini dövdü. Koç Demir saha kenarında kollarını göğsünde kavuşturmuş, gözünü bir an bile sahaya dikilen çocuklarından ayırmıyordu. Derin yedek kulübesinin önünde sabırsızca tırnaklarını kemiriyor, Barış ise defansın göbeğinde kramponlarını çimlere gömerek kükrüyordu.
Hakemin düdüğüyle birlikte dev randevu başladı.
Ancak ilk dakikalardan itibaren rakip takımın planı gün gibi aşikârdı: Futbol oynamak değil, iki kaptanı fiziksel olarak sindirmek, maçı çirkinleştirmekti. Rakibin orta sahası ve savunması, topun olduğu her yerde kasti tekmelerle, gizli dirseklerle oyunu geriyordu.
Dakika 28’i gösterdiğinde, rakip forvet Barış’ın üzerinden ceza sahası dışından sert bir şut çıkardı. Top direğin dibinden ağlarla buluştuğunda stadyumun yarısı buz kesti, rakip tribünler çılgına döndü.
1 - 0.
Pars orta sahada topu santraya dikerken dişlerini birbirine kenetledi. "Toparlanın!" diye bağırdı takımına. "Daha hiçbir şey bitmedi!"
Poyraz hızla Pars’ın yanına geldi, nefes nefeseydi ama gözlerinde korkunun kırıntısı bile yoktu. "Sakin ol Kaptan," dedi, eliyle Pars’ın göğsüne hafifçe vurarak. "Oyun onların istediği yere kayıyor, tuzağa düşmeyeceğiz."
Fakat asıl fırtına 41. dakikada koptu.
Poyraz, sol kanattan aldığı topla müthiş bir driplinge kalktı. Önündeki beki zarif bir vücut çalımıyla ekarte edip ceza sahasına doğru yöneldiği anda, rakip stoper gözünü karartıp topu tamamen unuttu. Poyraz’ın destek ayağına, bileğinin tam arkasına arkadan çift tabanla, kemik kıran cinsten bir darbe indirdi.
Çaaat!
Poyraz acı dolu, yırtıcı bir çığlıkla havada savrulup çimlerin üzerine sertçe çakıldı. Yerde iki büklüm kıvranırken elleriyle anında sağ bileğini kavradı; acıdan dişlerini öyle bir sıktı ki dudakları kanadı.
Stadyum bir anda cehenneme döndü. Düdük art arda çalarken, Pars’ın gözünün önündeki bütün dünya tek bir saniyede kızıla kesti.
Dört yıl boyunca korumaya yemin ettiği, kimsenin kılına bile dokunmasına izin vermeyeceği bedenin yerde acıyla kıvrandığını gördüğü an, Pars’ın içindeki bütün mantık zincirleri koptu.
Pars, orta sahadan bir kurşun gibi fırladı. Gözleri dönmüştü; adımları çimleri yırtarcasına koştu ve yerdeki faulü yapan rakip stoperin yakasına iki eliyle öyle vahşi bir hırsla yapıştı ki, adamı havaya kaldırıp neredeyse yere vuracaktı.
"Seni öldürürüm!" diye kükredi Pars, sesi stadyumun uğultusunu bile delip geçti. "Seni bu çimlere gömerim lan!"
Hakem koşarak araya girmeye çalıştı, rakip oyuncular Pars’ı tutmak için üzerine çullandı ama Pars kudurmuş bir fırtına gibiydi; önüne geleni savuruyordu. Hakemin eli arka cebine, kırmızı karta doğru gitmek üzereydi ki...
Yerden titreyen, acıdan bembeyaz kesilmiş bir el uzandı.
Poyraz, tek ayağının üzerinde acıyla doğrularak Pars’ın şortunun kenarını, ardından formasını var gücüyle kavradı.
"Pars... Dur!"
Poyraz’ın çatallı, fısıltılı ama emir dolu sesi Pars’ın kulağına ulaştığı anda, Pars’ın rakibin boğazındaki parmakları kaskatı kesildi. Pars başını aşağı indirdi; Poyraz’ın yeşil gözlerindeki acıyı ama bir o kadar da yalvaran o direnci gördü.
"Bırak o pisliği..." dedi Poyraz, acıdan nefesi kesilse de gözlerini Pars’ın gözlerine mıhlayarak. "Bizi böyle bitirmelerine izin verme... Pars, bana bak! Kırmızı kart görürsen biteriz. Bana bak sarı fırtına dedin bana... Dur!"
Poyraz elini yukarı kaydırdı; Pars’ın göğsündeki gümüş yarım halkayı parmaklarının arasına alıp sıktı. Metalin o tanıdık, soğuk dokunuşu Pars’ın damarlarındaki o delirtici zehri bir anda dondurdu. Pars derin, hırıltılı bir soluk verdi. Rakip stoperi tiksinerek geriye doğru savurdu.
Hakem koşup rakip oyuncuya doğrudan kırmızı kartı gösterirken, Pars’a da kavgayı başlattığı için sarı kart çıkardı.
Sağlık görevlileri sahaya daldı. Pars dizlerinin üzerine çöküp Poyraz’ın başını kollarının arasına aldı; sağlıkçıların Poyraz’ın bileğine sıktığı soğutucu spreyin dumanı ikisinin yüzünü kapladı.
"İyi misin? Oynayabilecek misin?" diye fısıldadı Pars, sesindeki o çaresiz, yırtıcı şefkat Poyraz’ın kalbini eritti.
Poyraz dişlerini sıkarak ayağa kalktı; bileğine basarken yüzü acıyla buruştu ama Pars’ın omzuna tutunarak dik durdu. "Bu maçı tribünden izleyeceğimi sanıyorsan çok yanılıyorsun Karaca. O kupayı almadan buradan sedyeyle bile çıkmam."
Koç Demir tünelin ağzında ilk yarı bitiş düdüğüyle birlikte onları bekliyordu.
İlk yarı 1-0 mağlubiyetle, sahada dökülen kanla ve gerilimle kapanmıştı. Ama soyunma odasına giden tünelde, yan yana yürüyen iki kaptanın gözlerindeki o karanlık intikam ateşi, ikinci yarının onlar için değil, rakip için gerçek bir cehenneme dönüşeceğinin habercisiydi.
Geri dönüş fitili ateşlenmişti.
Bölüm etkileşimi
