35. bölüm / 84
SAKLI MAÇ35
Bölümler 84Şu an: 35
- 1 BÖLÜM 1358 kelime
- 2 BÖLÜM 2588 kelime
- 3 BÖLÜM 3570 kelime
- 4 BÖLÜM 4527 kelime
- 5 bölüm 5277 kelime
- 6 BÖLÜM 6418 kelime
- 7 BÖLÜM 7486 kelime
- 8 BÖLÜM 8453 kelime
- 9 BÖLÜM 9287 kelime
- 10 BÖLÜM 10397 kelime
- 11 BÖLÜM 11280 kelime
- 12 BÖLÜM 12380 kelime
- 13 BÖLÜM 13333 kelime
- 14 BÖLÜM 14333 kelime
- 15 BÖLÜM 15305 kelime
- 16 BÖLÜM 16384 kelime
- 17 BÖLÜM 17453 kelime
- 18 BÖLÜM 18452 kelime
- 19 BÖLÜM 19421 kelime
- 20 BÖLÜM 20563 kelime
- 21 BÖLÜM 21327 kelime
- 22 BÖLÜM 22416 kelime
- 23 BÖLÜM 23342 kelime
- 24 BÖLÜM 24405 kelime
- 25 25272 kelime
- 26 26377 kelime
- 27 27360 kelime
- 28 28388 kelime
- 29 29547 kelime
- 30 30467 kelime
- 31 31460 kelime
- 32 32359 kelime
- 33 33380 kelime
- 34 34604 kelime
- 35 35473 kelime · Okuduğun bölüm
- 36 36438 kelime
- 37 37450 kelime
- 38 38399 kelime
- 39 39339 kelime
- 40 40497 kelime
- 41 41542 kelime
- 42 42431 kelime
- 43 43341 kelime
- 44 44320 kelime
- 45 45355 kelime
- 46 46376 kelime
- 47 47450 kelime
- 48 48384 kelime
- 49 49313 kelime
- 50 50315 kelime
- 51 51350 kelime
- 52 52281 kelime
- 53 53486 kelime
- 54 54509 kelime
- 55 55474 kelime
- 56 56395 kelime
- 57 57532 kelime
- 58 58475 kelime
- 59 59447 kelime
- 60 60394 kelime
- 61 61359 kelime
- 62 62350 kelime
- 63 63405 kelime
- 64 64428 kelime
- 65 65342 kelime
- 66 66393 kelime
- 67 67452 kelime
- 68 68484 kelime
- 69 69557 kelime
- 70 70451 kelime
- 71 71586 kelime
- 72 72658 kelime
- 73 73554 kelime
- 74 74540 kelime
- 75 75654 kelime
- 76 76633 kelime
- 77 77464 kelime
- 78 78809 kelime
- 79 79769 kelime
- 80 80914 kelime
- 81 81606 kelime
- 82 82609 kelime
- 83 83728 kelime
- 84 84 (FİNAL)714 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
İskelenin tahtaları altlarında hafifçe inlerken gölden vuran soğuk hava, Poyraz’ın dudaklarından dökülen o tek kelimenin sıcaklığını dindirmeye yetmedi.
Pars bir adım attı. Sonra bir adım daha. Aralarındaki o son mesafeyi, yılların getirdiği o zehirli boşluğu ayaklarının altında ezercesine kapattı. Tam Poyraz’ın önünde durduğunda, ikisinin de göğsü aynı düzensiz, yırtıcı ritimle inip kalkıyordu. Aralarında bir nefeslik bile pay kalmamıştı.
"İsteyerek mi sandın?"
Pars’ın sesi gecenin karanlığında fısıltıdan halliceydi ama içinde öyle bir acı, öyle bastırılmış bir öfke taşıyordu ki Poyraz’ın göğüs kafesini delip geçti. Koyu kahve gözleri ay ışığında neredeyse siyah bir girdaba dönüşmüştü.
"O kolyeyi sana verdiğimin ertesi gecesi kapıya dayandılar," dedi Pars, kelimeler boğazına dizilerek. Çenesi kaskatı kesilmişti; o taş duvar gibi duran ifadesi ilk kez parça parça dökülüyordu. "Babamın borçları yüzünden gece yarısı apar topar evi boşalttık. Telefonuma, eşyalarıma kadar her şeyi elimden aldılar. Sana haber verecek tek bir saniyem, tek bir yolum yoktu Poyraz. Günlerce, haftalarca o kahrolası arabanın arka koltuğunda sadece o parkı düşündüm. Geri dönemedim."
Poyraz’ın gözleri titredi. Yıllardır zihninde biriken o terk edilmişlik hissi, "beni öylece unuttu" diye kendini inandırdığı o yalan tek bir cümleyle tuzla buz oldu. Dudakları aralandı ama ses çıkaramadı; göğsündeki sızı o kadar yoğundu ki, parmakları kapüşonlusunun kumaşına gömüldü.
"Döndüğümde ise..." Pars başını hafifçe yana eğdi, bir eli istemsizce havalandı ama havada asılı kaldı. Bakışları Poyraz’ın gözlerinden bir milim bile ayrılmıyordu. "Karşımda aynı çocuk yoktu. Sahaya çıktığında etrafına duvarlar örmüş, beni gördüğünde gözlerinde sadece saf nefret olan bir yabancı vardı. Kolyeyi boynunda gördüm ama... beni sildiğini düşündüm. Seni benden çaldıklarını sandım."
"Seni silmedim," dedi Poyraz, sesi rüzgârın uğultusunu yırtan keskin bir fısıltı gibi çıktı. Gözlerindeki o yeşil alev, Pars’ın karanlığına saplandı. "Sadece... o kadar çok canım yandı ki, beynim seni yok saymadan hayatta kalamazdı. Her gün o sahada canımı dişime takarken, boynumdaki bu zincir her battığında senden nefret ettim. Çünkü beni bıraktığını sandım!"
"Seni asla bırakmadım," dedi Pars.
Bu defa tereddüt etmedi. Havada asılı kalan elini ileri uzattı; uzun, kemikli parmakları Poyraz’ın boynuna, kapüşonlusunun açıkta bıraktığı o sıcak tene dokundu. Parmak uçları, duşta ve sahada bıraktığı o kızarık izin üzerinden kayıp Poyraz’ın boynundaki ince gümüş zincire dolandı.
O temas gerçekleştiği anda ikisinin de nefesi aynı saniyede kesildi. Yılların soğukluğu, tenlerinin birbirine değdiği o tek noktada eriyip kül oldu.
Pars, parmaklarına doladığı gümüş halkayı hafifçe kendine doğru çekti; Poyraz’ın başı istemsizce ona doğru eğildi. Alınları neredeyse birbirine değecek kadar yaklaştı. Pars’ın sıcak, kesik nefesi Poyraz’ın titreyen dudaklarına çarpıyordu.
"Nefret etmek kolaydı Aksoy," diye fısıldadı Pars. Sesinde artık tek bir düşmanlık kırıntısı yoktu; sadece tamamen çıplak, yıllardır saklanan boğucu bir teslimiyet vardı. "Çünkü seni hatırlamak... her saniye canımı yakıyordu. Ama artık bitti. Bir daha benden kaçmana da, başkasının arkasına saklanmana da izin vermeyeceğim."
Poyraz geri çekilmedi. Gözlerini kapatmadı; Pars’ın parmakları boynundaki metali ve tenini dağlarken elini kaldırıp Pars’ın göğsüne koydu. Kazağının altındaki o delicesine atan kalbi avucunun içinde hissettiğinde, aralarındaki tüm sahte düşmanlık son bulmuştu.
Bölüm etkileşimi
