63. bölüm / 84
SAKLI MAÇ63
Bölümler 84Şu an: 63
- 1 BÖLÜM 1358 kelime
- 2 BÖLÜM 2588 kelime
- 3 BÖLÜM 3570 kelime
- 4 BÖLÜM 4527 kelime
- 5 bölüm 5277 kelime
- 6 BÖLÜM 6418 kelime
- 7 BÖLÜM 7486 kelime
- 8 BÖLÜM 8453 kelime
- 9 BÖLÜM 9287 kelime
- 10 BÖLÜM 10397 kelime
- 11 BÖLÜM 11280 kelime
- 12 BÖLÜM 12380 kelime
- 13 BÖLÜM 13333 kelime
- 14 BÖLÜM 14333 kelime
- 15 BÖLÜM 15305 kelime
- 16 BÖLÜM 16384 kelime
- 17 BÖLÜM 17453 kelime
- 18 BÖLÜM 18452 kelime
- 19 BÖLÜM 19421 kelime
- 20 BÖLÜM 20563 kelime
- 21 BÖLÜM 21327 kelime
- 22 BÖLÜM 22416 kelime
- 23 BÖLÜM 23342 kelime
- 24 BÖLÜM 24405 kelime
- 25 25272 kelime
- 26 26377 kelime
- 27 27360 kelime
- 28 28388 kelime
- 29 29547 kelime
- 30 30467 kelime
- 31 31460 kelime
- 32 32359 kelime
- 33 33380 kelime
- 34 34604 kelime
- 35 35473 kelime
- 36 36438 kelime
- 37 37450 kelime
- 38 38399 kelime
- 39 39339 kelime
- 40 40497 kelime
- 41 41542 kelime
- 42 42431 kelime
- 43 43341 kelime
- 44 44320 kelime
- 45 45355 kelime
- 46 46376 kelime
- 47 47450 kelime
- 48 48384 kelime
- 49 49313 kelime
- 50 50315 kelime
- 51 51350 kelime
- 52 52281 kelime
- 53 53486 kelime
- 54 54509 kelime
- 55 55474 kelime
- 56 56395 kelime
- 57 57532 kelime
- 58 58475 kelime
- 59 59447 kelime
- 60 60394 kelime
- 61 61359 kelime
- 62 62350 kelime
- 63 63405 kelime · Okuduğun bölüm
- 64 64428 kelime
- 65 65342 kelime
- 66 66393 kelime
- 67 67452 kelime
- 68 68484 kelime
- 69 69557 kelime
- 70 70451 kelime
- 71 71586 kelime
- 72 72658 kelime
- 73 73554 kelime
- 74 74540 kelime
- 75 75654 kelime
- 76 76633 kelime
- 77 77464 kelime
- 78 78809 kelime
- 79 79769 kelime
- 80 80914 kelime
- 81 81606 kelime
- 82 82609 kelime
- 83 83728 kelime
- 84 84 (FİNAL)714 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Ateşin çıtırtısı bir anda ölümcül bir sessizliğin içinde yankılanmaya başladı. Kütüklerin üzerinde oturan onlarca kişi, Selin’in zehirli sorusunun ardından gözlerini Poyraz’a dikmişti.
Poyraz bir an bile duraksamadı; gözlerini Selin’in zaferle parıldayan yüzünden usulca ayırdı. Bakışları, alevlerin kızıl kıvılcımlarını delip tam karşısındaki kütükte kaskatı kesilmiş halde oturan Pars’a kilitlendi.
Pars’ın koyu kahve gözleri kısılmış, göğüs kafesi ağır ağır inip kalkıyordu; sanki vereceği cevaba göre bütün kampı yakmaya hazır bir barut fıçısı gibiydi.
Poyraz sağ elini ağır ağır göğsüne götürdü. Uzun parmakları, açık yakasından taşan o ince gümüş zincire ve ucundaki halkaya dolandı. Metali tenine bastırırken dudaklarının kenarında öyle baş döndürücü, öyle meydan okuyan ve çift anlamlı bir tebessüm belirdi ki, gecenin tüm ayazı o kıvrımda buharlaştı.
"Terk edilmek mi?" dedi Poyraz, sesi alçak ama kamp ateşinin etrafındaki herkesin içine işleyecek kadar berrak ve pürüzsüz çıktı. Bir saniye bile gözlerini Pars’tan ayırmıyordu.
"Ben de öyle sanıyordum Selin. Yıllarca bu kolyeyi bana takan kişinin arkasına bakmadan gittiğine, aramızdaki her şeyi bir anda sildiğine inandım. O yüzden boynumda bir öfke gibi taşıdım onu."
Takımdakiler nefeslerini tutmuş dinliyordu; Barış dudaklarını birbirine bastırmış, Derin ise elindeki bardağı sıkarken gözlerini bir Poyraz’a bir Pars’a çeviriyordu.
Poyraz parmaklarını kolyenin üzerinde bir kez daha gezdirdi; gözbebeklerindeki yeşil ateş alevlerin ışığında tehlikeli bir ışıltıyla parladı. Çenesini hafifçe kaldırıp doğrudan Pars’ın ruhuna fısıldar gibi devam etti:
"Ama bazen hayat sana yanıldığını gösterir. Gitmek zorunda kalan birinin aslında hiç vazgeçmediğini... Sadece seni korumak için susup en başa dönmeyi beklediğini anlarsın. Mesaj kime gidiyor diye sordun ya..."
Poyraz başını hafifçe yana eğdi, dudaklarındaki o kışkırtıcı sırıtış derinleşti:
"...o kişi bu kolyenin ne anlama geldiğini çok iyi biliyor. Ve emin ol, geçmişte kalan hiçbir şey yok. Asıl oyun, asıl yangın daha yeni başlıyor."
Ateşin etrafındaki hava sanki bir anda alev aldı. Takımdan birkaç kişinin boğazından istemsiz bir "Vay be..." nidası kaçtı; kimse Poyraz’ın bu kadar derin, bu kadar romantik ve aynı zamanda gözü kara bir cevap vereceğini beklemiyordu. Selin’in yüzündeki o sinsi zafer tebessümü saniyeler içinde donakaldı, dudakları aralandı ama verecek tek bir kelime bile bulamadı.
Pars’ın oturduğu kütükte ise zaman tamamen durmuştu.
Poyraz’ın gözlerinin içine baka baka sarf ettiği "Hiç vazgeçmediğini anlarsın... Asıl yangın daha yeni başlıyor" sözleri, Pars’ın damarlarındaki kanı adeta kaynattı. Ceketinin cebindeki yumruğu çözüldü; dudaklarının kenarında öyle karanlık, öyle sınır tanımaz ve büyülenmiş bir tebessüm kıvrıldı ki, göğsündeki o dört yıllık buz dağı tek bir saniyede eriyip kül oldu.
Gözleriyle Poyraz’ı oracıkta, herkesin önünde yutacak gibi baktı; aralarındaki ateş artık sadece kütüklerde değil, ruhlarında yanıyordu.
Bölüm etkileşimi
