77. bölüm / 84
SAKLI MAÇ77
Bölümler 84Şu an: 77
- 1 BÖLÜM 1358 kelime
- 2 BÖLÜM 2588 kelime
- 3 BÖLÜM 3570 kelime
- 4 BÖLÜM 4527 kelime
- 5 bölüm 5277 kelime
- 6 BÖLÜM 6418 kelime
- 7 BÖLÜM 7486 kelime
- 8 BÖLÜM 8453 kelime
- 9 BÖLÜM 9287 kelime
- 10 BÖLÜM 10397 kelime
- 11 BÖLÜM 11280 kelime
- 12 BÖLÜM 12380 kelime
- 13 BÖLÜM 13333 kelime
- 14 BÖLÜM 14333 kelime
- 15 BÖLÜM 15305 kelime
- 16 BÖLÜM 16384 kelime
- 17 BÖLÜM 17453 kelime
- 18 BÖLÜM 18452 kelime
- 19 BÖLÜM 19421 kelime
- 20 BÖLÜM 20563 kelime
- 21 BÖLÜM 21327 kelime
- 22 BÖLÜM 22416 kelime
- 23 BÖLÜM 23342 kelime
- 24 BÖLÜM 24405 kelime
- 25 25272 kelime
- 26 26377 kelime
- 27 27360 kelime
- 28 28388 kelime
- 29 29547 kelime
- 30 30467 kelime
- 31 31460 kelime
- 32 32359 kelime
- 33 33380 kelime
- 34 34604 kelime
- 35 35473 kelime
- 36 36438 kelime
- 37 37450 kelime
- 38 38399 kelime
- 39 39339 kelime
- 40 40497 kelime
- 41 41542 kelime
- 42 42431 kelime
- 43 43341 kelime
- 44 44320 kelime
- 45 45355 kelime
- 46 46376 kelime
- 47 47450 kelime
- 48 48384 kelime
- 49 49313 kelime
- 50 50315 kelime
- 51 51350 kelime
- 52 52281 kelime
- 53 53486 kelime
- 54 54509 kelime
- 55 55474 kelime
- 56 56395 kelime
- 57 57532 kelime
- 58 58475 kelime
- 59 59447 kelime
- 60 60394 kelime
- 61 61359 kelime
- 62 62350 kelime
- 63 63405 kelime
- 64 64428 kelime
- 65 65342 kelime
- 66 66393 kelime
- 67 67452 kelime
- 68 68484 kelime
- 69 69557 kelime
- 70 70451 kelime
- 71 71586 kelime
- 72 72658 kelime
- 73 73554 kelime
- 74 74540 kelime
- 75 75654 kelime
- 76 76633 kelime
- 77 77464 kelime · Okuduğun bölüm
- 78 78809 kelime
- 79 79769 kelime
- 80 80914 kelime
- 81 81606 kelime
- 82 82609 kelime
- 83 83728 kelime
- 84 84 (FİNAL)714 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
"Geçmişten kalan bir hesap mı?"
Poyraz’ın dudaklarından dökülen kelimeler bir fısıltıdan farksızdı ama içindeki şüphe göğüs kafesini yırtacak kadar ağırdı. Pars’ın ellerini tutan parmaklarını hırsla geriye çekti; temasın getirdiği o yatıştırıcı sıcaklığın zihnini bulandırmasına izin vermeyecekti.
Bir adım geri çekildi, gözlerini kısıp Pars’ı baştan aşağı süzdü.
Pars’ın saçları dağ ayazından dağılmıştı; nefesi hâlâ hızlıydı ve en önemlisi, o ceketinin yakasından dışarı fırlamış duran gümüş yarım halka... Pars o kolyeyi saklamazdı ama böyle aceleyle, sanki birinin gözüne sokmak ister gibi göğsünün ortasına savuracak kadar da pervasız değildi.
Poyraz’ın bakışları hızla Pars’ın arkasında, kafeteryanın kapısında süklüm püklüm dikilen Barış ve Derin’e kaydı. Barış suçüstü yakalanmış bir çocuk gibi gözlerini tavana dikmişti; Derin ise tırnaklarını avucuna bastırıp dudaklarını ısırıyordu.
"Bana yalan söyleme Karaca!" dedi Poyraz, sesi bu kez kafeteryanın bahçe duvarlarında yankılandı. Çenesini dikleştirdi, yeşil gözlerinde o sahadaki yırtıcı kıvılcımlar çaktı. "Beni salak yerine koymayı hemen şimdi bırak! Koç Demir federasyon evrakları için seni çağırsa, bu ikisi beni burada tutmak için kırk takla atmazdı. Derin masada tir tir titriyor, Barış az kalsın kapıyı kollarını açıp siper edecekti!"
Pars derin bir nefes alıp omuzlarını düşürdü, sakinleşmesi için Poyraz’a doğru yarım adım attı: "Poyraz, bak—"
"Bana 'bak' deme!" Poyraz öne atılıp işaret parmağını Pars’ın göğsüne, tam o gümüş kolyenin üzerine bastırdı. Metalin soğukluğu parmak ucundan tenine işledi. "O kolyeyi niye çıkardın ceketinden? Kime gösterdin onu? Kapıya kim geldi Pars?!"
Havadaki gerilim bir anda kurşun gibi ağırlaştı. Poyraz’ın aklındaki o korkunç ihtimal, saniyeler içinde bütün mantığını ele geçirdi. Gözleri şokla ve aniden gelen o soğuk dehşetle büyüdü.
"O..." dedi Poyraz, sesi çatallandı. Boğazındaki düğüm nefes almasını engelliyordu. "Baban... Baban buradaydı, değil mi?"
Pars’ın yüzündeki o sakin kalmaya çalışan ifade bir anlığına çatladı; gözlerindeki o koyu kahve karanlık derinleşti ama tek bir kelime bile çıkmadı dudaklarından. Bu inkar etmeyen sessizlik, Poyraz için dünyadaki en net cevaptı.
Poyraz iki elini birden saçlarının arasına daldırıp geriye doğru sendeleyerek bir adım attı. Yüzündeki kan tamamen çekilmişti; dört yıl önce parkta, o demir parmaklıkların ardında hissettiği o çaresizlik, o hayatını altüst eden korku bir karabasan gibi üzerine çöktü.
"Buraya geldi..." diye fısıldadı Poyraz, elleri titriyordu. "Bizi buldu. Dün gece o ateşte kolyeyi boynuna taktığımı... bu sabahı... her şeyi öğrendi, değil mi? Tanrım, nasıl bu kadar aptal olabildim? Nasıl hiçbir şey olmayacakmış gibi davranabildim?!"
Poyraz tekrar Pars’a döndü; gözlerinde hem deli gibi bir öfke hem de Pars’ı kaybetme korkusunun getirdiği o çıplak panik vardı.
"Sana ne dedi Pars? Ne tehdidi savurdu bu kez? Beni yine senin üzerinden mi vurdu, yoksa seni tamamen silmekle mi tehdit etti?! Konuşsana! Neden tek başına karşına alıyorsun o adamı?!"
Poyraz’ın göğsü öyle sert inip kalkıyordu ki siyah gömleğinin yakasındaki kendi gümüş halkası tenini acıtıyordu. Pars’ın kendisini korumak için arkasında bir fırtınayı tek başına göğüslemiş olması onu rahatlatmıyordu; aksine, dört yıl önceki o yıkımın bu kez Pars’ı paramparça etmesinden deliler gibi korkuyordu.
Bölüm etkileşimi
